Formula 1 Tarihinin en ilginç Monaco GP’leri-haberi

Önümüzdeki hafta sonu Monaco GP’si yapılacak. Monaco’daki yarış, motor sporlarında “Triple Crown” (üç taç) olarak bilinen unvanın, üç önemli sac ayağından birisidir. Formula 1’de Monaco GP, ABD’deki Indianapolis 500 ve LeMans 24 saat yarışlarını kazanan pilotlar çok özel olarak adlandırılır.

Belki de pilotlar demek hata. Çünkü bunu tarihte sadece bir pilot, Graham Hill kazandı. Fernando Alonso, bu başarıyı tekrarlamak için denemeler yapsa da henüz başarılı olamadı.

Bu yarış, özellikle günümüz arabalarının çok geniş ve uzun olmaları nedeniyle geçişe olanak vermiyor. Bu nedenle gençler tarafından pek sevilmiyor. Ancak ilginçtir ki, her ne kadar diğer pistlerden az geçiş olsa da seyrettiğim en heyecanlı ve sürprizle sonuçlanan yarışlar da burada gerçekleşti. Şimdi bu yarışların bazılarını sizlere aktararak yavaş yavaş Monaco GP’sine ısınmaya başlayalım istiyorum.

Kimsenin Kazanmak İstemediği Yarış (The Race Nobody Wanted to Win):

1982 Monaco GP’si, en ilginç yarışlardan biri olarak tarihe geçti. Hatta geçenlerde hayata gözlerini yuman efsane sunucu Gordon Murray anılarında bu yarışı, “Gelmiş geçmiş en çılgın yarış.” olarak nitelemiştir.

Resim 1: Kimsenin kazanmak istemediği yarış.

Ferrari ve Renault şampiyonluk için iddialı iki takımdı. Ferrari’nin turbo motoru, alt devirlerde Renault kadar verimli olmadığı için dar sokaklarda ilk sırayı Renault’lar kapatmıştı.

Sorunsuz bir startın ardından takım arkadaşı Prost’un önünde lider olan Rene Arnoux, on dördüncü turda spin atarak yarış dışı kaldı. Bunun üzerine Prost liderliği devraldı ve yarışın son iki turuna girerken yarışı kontrol etti. Bu turda hafifçe yağmurun çiselemeye başlamasıyla arabasının kontrolünü kaybetti ve kendini bir anda bariyerlerde buldu.

Ricardo Patrese, kendisine sunulan bu hediyeyi hemen kabul etti ve liderliği devraldı. Sadece 2 km boyunca lider gittiği yarışın en yavaş virajı olan Loews’de arabasının kontrolünü kaybetti. Motoru çalışır durumda olsa da arabasının burnu gitmesi gereken istikametin tersini gösteriyordu.

Patrese, daha arabasını döndürmeye vakit bulamadan Ferrari pilotu Pironi onu geçti ve liderliği devraldı. Arabasının burnu hasarlı olan Pironi, arabasını yolda tutmak için büyük mücadele veriyordu. Derken lider olarak bir turu yeni bitiren Pironi, Casino tünelinde yakıtının bitmesiyle yolda kaldı.

Gözler ikinci sıradaki Andre de Cesaris’i arıyordu. Liderliği onun devralması gerekiyordu. Ancak beklenen an bir türlü gelmedi. Bir süre sonra kameralar Andre’nin arabasını gösterdiğinde, şokun boyutu artmıştı. Andre arabasını kenara çekmiş ve inmişti. Onun da yakıtı bitmişti.

Yarış bir anda, sürpriz bir şekilde Derek Daly’nin ellerine gelmişti. Yağmur yarışlarında araç kontrolüyle ün salan Derek, kariyerinin ilk galibiyetine ulaşmak üzereydi ki vites kutusu arızasıyla yolda kaldı. Derek’in kariyerinde kazanmaya en çok yaklaştığı yarışlardan biri buydu. Derek, kariyeri boyunca yarış kazanamadı.

Herkesin şaşkın bakışları arasında, liderken spin atarak geriye düşen Ricardo Patrese finiş çizgisini geçti. Kendisi de yarışı nerede bitirdiğini bilmiyordu. Ama kazanmıştı. Bu galibiyet, aynı zamanda kariyerinin ilk galibiyetiydi. Liderlik son 2 turda tam 5 kere el değiştirmiş, piyango en sonunda Patrese’ye vurmuştu. 

1984 Monaco GP’si: Yarım kalan yarış

1984 sezonuna iki dev pilotun, Niki Lauda ve Alain Prost’un çekişmesi damga vurdu. Monaco’da bir McLaren pilotu, Alain Prost sıralamalarda ilk sırayı almıştı. Yanındaki cepte diğer yetenekli pilot Nigel Mansell, hemen arkalarında iki Ferrari pilotu vardı.

Yarış yağış altında yapılacaktı. Bunun bir handikabı vardı. Tünelin asfaltı, önceki seanslarda mekanik arıza yaşayan arabaların mekanik aksamlarından akan yağlarla kirlenmişti. Bu da sabahki ısınma turlarında ıslak lastiklerle tünele giren arabaların kaymalarına neden oluyordu. Niki Lauda, Ecclestone’u kenara çekmiş, “Tünelin altı beşinci viteste geçilen bir buz pisti gibi. Bunun çaresine bakılması lazım.” demişti. Ecclestone, Kraliyet ailesinin desteğiyle tüneldeki yağların yıkanarak temizlenmesini sağladı. Böylece pistin tek kuru bölgesi olan tünel de ıslanmıştı. 

Henüz start’ta ortalık karıştı. İlk virajda kaza yapan üç pilot büyük bir trafik karmaşasına neden oldu. İyi start alan Niki Lauda, yarış temposu sayesinde süratle yükseldi ve üçüncülüğe oturdu.

İkinci Mansell büyük bir inatla lider Prost’u yakından takip ediyordu. BMW-Brabham pilotu Corrado Fabi kaygan tünelde arabasının kontrolünü kaybetmiş, Prost da kaza bölgesinden azami dikkatle geçmek isterken Mansell aradan sıyrılmıştı. Mansell böyle bir pilottu, fırsatçı ve içgüdüsel. 

Genç Nigel Mansell, Monaco GP’sinin on ikinci turunda, on iki numaralı arabasıyla, kariyerinde ilk defa lider olmuştu. Ancak liderliği sadece 4 tur sürdü. Casino yokuşuna tırmanırken kaygan zeminde arabasının kontrolünü kaybetti ve kendisini bariyerlerde buldu. Nigel aynı zamanda böyle de bir pilottu. Kariyeri boyunca kritik anlarda hatalar yaptı.

Liderliği yeniden Prost devralmıştı. Ancak pistte, Formula 1’deki ilk sezonunu geçiren çok hızlı bir genç vardı: Ayrton Senna. Yarışa on üçüncü sıradan başlamasına rağmen ıslak zeminde süratle yükselmiş ve ikinci sıradaki Niki Lauda’nın arkasına yerleşmişti. Derken yirmi birinci turda onu da geçti ve ikinciliğe yükseldi. 

Senna, ikinciliğe yükselmişti yükselmesine ama tüm bu geçişler ve ikili mücadeleler sırasında liderle arasındaki fark açılmıştı. Prost, 35 saniye farkla lider durumdaydı. Yarışı seyrederken, yarışın bu şekilde biteceğini düşündüğümü hatırlıyorum. Zaten tuttuğum pilot Niki Lauda da yarış dışında kalmıştı, pek keyfim yoktu.

Aslında normal koşullarda Senna’nın kullandığı Toleman, lider Prost’un McLaren’ından tur başına 2,5 saniye kadar yavaş bir arabaydı. Bu, motor sporları için dağlar kadar büyük bir fark demek.

Fakat Senna, Lauda’yı geçtiği andan itibaren çok hızlandı. Senna, Lauda’yı geçtikten sonraki ilk turlarda Prost’tan 2 saniye, turlar ilerledikçe 3 saniye, daha sonra tur başına 4,5 saniye hızlı turlar atmaya başladı. İki pilot arasındaki fark kısa sürede eridi. Yirmi yedinci turda, 35 saniyelik fark 15 saniyeye inmişti bile. Daha yarışın yarısı bile bitmemişti. Yağış arttıkça Senna hızlanıyordu. Arabasının hafiflemesinin de etkisiyle yarışın en hızlı turunu bu koşullar altında atmıştı. Bu tur, Senna’nın kariyerindeki ilk en hızlı tur derecesiydi. 

Yarışa heyecan geri gelmişti. Fakat yirmi dokuzuncu turda lider Prost, start düzlüğünden geçerken kenardaki hakemlere el salladı. Prost, aşırı yağış nedeniyle yarışın durdurulmasını talep etmişti. Sonra otuzuncu turda bir daha el salladı. Bir sonraki turda hakemler aşırı yağış nedeniyle kırmızı bayrak sallayarak, yarışı sonlandırdı. Yarışın %75’i tamamlanmadığı için pilotlara normalde almaları gerekenin yarısı kadar puan verildi. Prost 9 puan yerine 4,5; Senna 6 puan yerine 3; üçüncü Arnoux ise 4 yerine 2 puan aldı.

Prost, o yarışta istediğini elde etmiş gibi görünse de aslında sezonu bu yarışta kaybetti. Sezon sonunda takım arkadaşı Niki Lauda, sadece yarım puan farkla şampiyon oldu. Eğer Prost el sallamasaydı ve yarış tamamlansaydı, Prost yarışı ikinci bitirse dahi, alacağı 6 puanla sezonu şampiyon bitirecekti.

Böylece 1984 Monaco hem sezonun şampiyonunun belirlenmesinde dramatik bir rol oynadı hem de büyük yeteneğin doğuşuna vesile oldu.

1996 Monaco GP’si: Üç arabanın bitirdiği yarış

Yakın tarihin en dramatik ve sürpriz sonuçla biten yarışlarından biri de yine yağmurlu havada yapılan, 1996 Monaco GP’siydi. 22 arabalık grid adeta şampiyonlar ligi gibiydi.

Pilotların “bazıları” Schumacher, Hakkinen, Hill, Alesi, Frentzen, Villeneuve, Brundle, Berger, Herbert, Coulthard, Fisichella, Verstappen, Barrichello idi.

Islak zeminde başlayan yarışın daha ilk turunda ünlülerden bazıları yarış dışında kalmıştı bile. Pole’den başlayan Schumacher kalkışta patinajda kaldı ve hemen yanındaki Damon Hill’e geçildi. Ondan 6 viraj sonra da arabasının kontrolünü kaybederek bariyerlere çarptı ve yarış dışı kaldı.

Açılış turunda yarışa veda eden Schumacher’e Brundle, Fisichella ve Jos Verstappen da eşlik etti. 78 turluk yarışın yedinci turda yarış dışı kalan pilot sayısı dokuzdu. Ekran başındakiler, ortaya çok ilginç bir sonucun çıkacağı sezmeye başlamıştı.

Frentzen, pistte kalan ve çok yavaş olan tek Ferrari’yi geçmeye çalışırken ön kanadını kırdı. Birkaç tur sonra Ferrari pilotu Irvine, pilotaj hatasıyla yarış dışı kaldı. Mekanik, elektronik arızalar, kazalar ve onlarca pilotaj hatasının sonunda 3 araba finişi görebildi. Ayrıca yarış, 2 saat süre sınırına takıldı ve 78 tur yerine 75 turda bitti. 

Ligier-Mugen-Honda’nın Fransız pilotu Olivier Panis, elinde Fransa bayrağıyla şeref turu atarken, eminim yarışı kazandığı için en az bizim kadar şaşkındı. Bu zafer, onun ilk ve son yarış galibiyetiydi. Bu, aynı zamanda Formula 1’in efsane takımlarından olan, harika mavi renge sahip Ligier’nin son yarış galibiyetiydi.

Yarışı sadece üç pilot bitirmesine rağmen kurallar gereği 6 pilota puan verildi. Yarışı bitiren ve podyumda yer alan üç pilota ek olarak yetmiş dördüncü turda mekanik arızayla yarış dışı kalan Frentzen dördüncü olarak puan aldı.

Diğer iki puanı da ikili mücadele sırasında kaza yaparak yarış dışı kalan iki Fin pilot, Hakkinen ve Salo aldı.

İşte böyle… Monaco her ne kadar kolay geçişe izin vermese de kazaları, sürprizleri ve heyecan verici gelişmeleriyle hep özel bir yarış olarak kalacak.

  • fırat keskin

Kaynak :fanatik

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir