• BIST
    99.639
  • Altın
    141,393
  • Dolar
    3,5032
  • Euro
    3,9191
  • Mobil Sayfamız
  • Facebook Sayfamız
  • Twitter Sayfamız
  • Google Plus Sayfamız
  • RSS Servisimiz
  • Android Uygulamamız
  • iOS Uygulamamız
"Ve Allah İnsan İle Konuştu" Kitabı Üzerine Söyleşi
Sahaf programı sunucusu Ebru Kazan, Ahmet Maruf Demir ile yeni çıkan kitabı "Ve Allah İnsan İle Konuştu" üzerine bir söyleşi gerçekleştirdi.
18 Haziran 2017 / 15:40

Ebru Kazan'ın Röportajı;

Radyo Selam yayın yönetmenimiz ve aynı zamanda da bir misyona dönüşmüş olan Ezber Bozan programının yapımcı ve sunuculuğunu yapan Ahmet Maruf Demir'in ikinci kitabı geçen ay okuyucuları ile buluştu. Kitap, D.Bakır merkezli yayın evi olan Seyda Yayınların tarafından basılmış. Kitabın adı ise bir hayli dikkat çekici: "Ve Allah İnsan İle Konuştu."

"Ve Allah İnsan İle Konuştu" isimli ikinci kitabı ile okuyucularına selam çakan değerli ağabeyimiz ve yayın yönetmenimiz Ahmet Maruf Demir ile bizlerde bu vesileyle bir söyleşi gerçekleştirmek istedik. Yine aynı radyoda, "Sahaf" programı ile her çarşamba gerçekleştirdiğimiz programımızda geçen hafta yer verdiğimiz kitap değerlendirmemizi bu söyleşiyle pekiştirmiş olduk dersek de abartmış olmayız. Yazarın ikinci kitabı olması ve ilk anlatı türü çalışması olmasına rağmen yoğun bir beğeni almasının nedenlerini öğrenmeye çalıştık. İşin mutfak bölümüne girip, elimizden geldiğince kitabı okuyanlar tarafından özellikle de sosyal medyada sıkça sorulan soruların cevaplarını aramaya koyulduk. Sözü daha da uzatmadan... Yazarın kendisi dururken fazla söze ne hacet! deyip sizi bu güzel söyleşi ile başbaşa bırakıyoruz.

E.K- Selamun Aleykum Hocam. Nasılsınız?

A.M.D- Aleykum Selam. Allah razı olsun. Rabbimize hamdolsun. İyi olmaya çalışıyoruz.

E.K- İkinci kitabınız hayırlı olsun. Öncelikle sizleri tebrik ederim. Geçen hafta Sahaf programımda kitabınızı işlemeye çalıştım.  Çok beğendiğimi burada da ifade etmek istiyorum. Sosyal medya hesabımdan da özet mahiyetinde bir paylaşımda bulundum. Güzel bir çalışma olmuş. Allah razı olsun. Soruma da geçecek olursam, merak ettiğim ilk şey kitap kapağı. Şu hat çalışması. Ne demek ve neden tercih edildi?

A.M.D- Eyvallah. Çok teşekkür ederim. Çok mutlu oldum. Çok sevindim. Allah razı olsun. Sahaf programınızı, haliyle yayın yönetmenliğinizi de yaptığım için dinledim. Siz programınızı icar edip, kitap ile alakalı değerlendirmenizi yaparken çok karışık duygular içine girdiğimi bilmenizi isterim. Düşünün. Üzerinde yıllarca uğraştığınız bir eser hasıl oluyor. Ve biri kalkıp onca yıl üzerine titrediğiniz bir çalışmayı bir saatlik bir değerlendirmeye tabi tutuyor. Bu durum haliyle önce sizi tedirgin ediyor. Korkutuyor. Bir de tabi işin ucunda sizler gibi kitap kurdu olan birisi de varsa bu daha bir zor oluyor. Ama, Rabbime hamdediyorum. Hem sizin değerlendirmeniz hem de neredeyse şuana kadar geri dönüş yapan tüm okurlarımız, ki ben onlara kardeş demek istiyorum. Kardeşlerimiz, hep olumlu geri dönüşlerde bulundular. Sonsuz kere hamdolsun.

Sorunuza gelirsek, kitap kapağı yayın evine ait. Genç bir kardeşimiz var. Aziz Erdem. Sağolsun emeği epey geçti. Sabrını çok zorladım çünkü. Hat, Allah lafzının farklı bir formu. İlk önüme geldiğinde harekeleri de vardı. Şeddesi, esresi, örtresi üzerindeydi yani. Tabi bu durum gözümü rahatsız etti. Sürekli sadeliği istememden, sevmemden kaynaklanan bir şey galiba bu. O yüzden kaldırılmasını istedim. Bir de harekelerin olması dini bir kitap havası kazandırabilirdi. Elbette kitap İslam'i bir düşünce yapısının tezahürü. Fakat yine de ilk hali beni tedirgin etti. Sonuçta da son halini bu şekilde aldı. Dediğim gibi bu konuda Aziz kardeşime teşekkür ediyorum. Hakikaten çok sabırlı çıktı. Öyle ki kitap kapağı bittiğinde "ağabey kapağı ben değil sen yaptın" demişti. (Hala daha ödemediğim bir yemek borcum da var kendisine.) Hamdolsun. Göze hoş gelen bir biçimi var. Başta ki elif ile sonradan gelen lafzın birleşmesiyle de göğe doğru açılan avuç şekli oluşuyor. Bu da duam olsun istedim.

E.K- Bu kitabı yazmanıza sebep olan şey neydi? İlk kaleme almaya başladığınızda sizi hangi olay etkiledi?

A.M.D- Aslında tek bir nedeni yok. Birden çok neden sıralayabiliriz. Zira kitabın içeriğine de baktığınızda bu nedenler, aslında dertler demek daha doğru. Bunlarda kendisini gösteriyor. Yazarın notu bölümünde kısaca ifade ettik. Beş yıl önce yazılan bir hikaye aslında bu. Başlığı ise "Masadaki Mektup"tu. Uzun yıllar öylece duruyordu klasörümüzde. Daha sonra bir ara bir piyese dönüştürüp, acaba tiyatro oyunu haline getirebilir miyiz? sorusunu sorduysak da, bu soruya kendimizce karşılık veremedik.

Malum olduğu üzere de, Ekin Yayınları o çok istediğimiz "Huma'ya Mektup" şiir kitabımızı geçen yıllarda bastı. Sevgili editörümüz Murat Ayar ağabeyin "Ahmet Maruf Demir şiir kitabı Huma'ya Mektup matbaadan çıktı" paylaşımını görünce, o sevinç, o heyecan, o moral, o motivasyon haliyle "Masadaki Mektup" klasörü birden yeniden açıldı. Geceli gündüzlü yaklaşık 15 günlük bir süre zarfında da taslak oluştu. Daha sonrasında eklemeler, çıkarmalar, okutmalar, okutmalar, okutmalar... Tam da burada müsaade ederseniz sizlerinde aracılığıyla teşekkür etmem gereken bazı isimler var.

E.K- Tabi ki. Ne demek. Bizler de merak ediyoruz. Kimler acaba bu isimler?

İlk şiir kitabımda da bana sürekli destek veren; eleştiri ve katkılarıyla her vakit yanımda olan, yanımda duran sevgili, değerli Ali Emre/Ali Değirmenci ağabeyime çok ama çok ama teşekkür ediyorum. Ki bu kitapta da yine yapmış olduğu eleştiriler ve vermiş olduğu moral, motivasyon ile de yanımda oldu. Onca yoğunluğuna rağmen hem de. O dönemde kendisi de birkaç kitabıyla, Temmuz dergisinin çıkma aşması ve özellikle de "Nureddin Zengi" romanıyla ilgileniyordu. "Nureddin Zengi" romanı da yeni çıktı bu arada. Tavsiye edilir.

Bir diğer değerli ağabeyim olan Adem Özköse'ye de teşekkür etmek istiyorum. Kendisi de yine bu kitap macerasında rahatsızlık verdiğim üstatlardan biri oldu. Sağolsun, o da yine onca yoğunluğuna rağmen kitabı okudu. Eleştiri ve katkılarıyla yol gösterdi. Onunda kitabı "Kaçak Yolcu" çıktı. Duyurulur. Değerli Dr. Murat Koç'a da teşekkürü bir borç biliyorum. O da  beni kırmayıp elinden geleninden fazlasını yaptı. Kitabı okudu, yol gösterdi. Ve Haşim Ay. Ameliyat süreci yaşıyordu. Tashih etmesi gereken yığınca yazı ve onca dosya elinin altından olmasına rağmen elinden geleni yapmaya çalıştı. Sağolsun.

Bütün ağabeylerime, üstatlarıma yeniden, yineden teşekkür ediyorum. Tabi ailemi de unutmamak gerek. Başta değerli eşim olmak üzere bütün aile bireyleri de bu hususta yanımda olmaya çalıştılar. Allah razı olsun hepsinden.

E.K- Kitabınızın toplum üzerindeki iz düşümüz sizce nasıl olacak?

A.M.D- Bu konuda kanaat belirtmek hayli zor. Ancak kitaptaki meramımız anlaşıldığı ölçüde bu soru cevabını bulacaktır. Hayal dünyasında yaşamıyoruz. O yüzden hayalci olmamak lazım. Lakin, isteğimiz özellikle şuan içimizde yaşadığımız şehrimiz, D.Bekir'imizin bu kitaptan istifade etmesidir. Silkelenmesine, kendine gelmesine vesile olmasıdır. Kanaatim, D.Bekir'in yüreğini fethedebilirsek eğer bu kitaptaki düşünceler ile o vakit dünyayı da fethedebiliriz! İşte bu hayal değildir! Fetihten kastımda kavramın asıl anlamı. İşgal etmekten bahsetmiyorum! Dolayısıyla "Ve ALLAH İnsan İle Konuştu" kitabı, bu şehre bir yönüyle ithaf edilmiş de diyebiliriz. Kitap okunduğunda ne demek istediğimiz daha iyi anlaşılacaktır.

E.K- Kitapta İthaf bölümü de var zaten. Orada da 15 Temmuz sürecini işliyorsunuz. 15 Temmuz önemli bir süreçti. Bu konuda bir şeyler söylemek ister misiniz?

A.M.D- Sorunuza cevap vermeden önce şunları söyleyeyim. Bir önceki sorunuzda vermiş olduğum cevapta, özellikle, "bir yönüyle D.Bekir'e ithaf edilmiş diyebiliriz" dedim. Asıl ithaf sizinde söylediğiniz gibi bir bölüm olarak kitaptaki yerini alıyor. Başta, Allah'ın İzniyle 15 Temmuz Şehitleri olmak üzere Allah, din, ümmet, onur ve şerefi için canlarıyla bedel ödeyen bütün şehitlerimize ithaf ettik kitabı.

15 Temmuz için ise başta radyo programım olmak üzere birçok platformda duygularımı dile getirdim. Bu sorunun cevabı bir hayli uzun olabilir. O yüzden özetle kitaptan alıntı yaparak cevap vereyim: "Evlat! Budur sana mirasım. Tüm bu anlattıklarımı, yaşadıklarımı unutmayacaksın. Sen de çocuklarına anlatacaksın. Baban - Ki o nasıl bir şairdir?! Ki o nasıl bir yazardır?!- kalemi, o gece dökülen kanlardan utandı. Kalemi utandığından, mürekkebi kurudu. Mürekkebi kuruduğundan o mübarek kıyamı yazamadı.

Evlat! Kelimelerin kifayetsiz kaldığından dolayı; babanın hiçbir vakit yazamayacağı ve anlatamayacağı bu mübarek destana, işte içinde yaşadığın bu halk/ın imza attı."

E.K- Öğrendiğimize göre kitabın birinci baskısı daha ilk ayını doldurmadan tükenmek üzere. Bu daha ilk baskısında nasıl tepkiler ve yorumlar ile karşılaştınız?

A.M.D- Doğrusu bu kadarını beklemiyordum. Tabi şuna da her zaman inandım. Bir işte samimiyseniz, o iş er ya da geç menziline varır. Yanlış hatırlamıyorsam, Cüneyd-i Bağdadi'ye ait olsa gerek; "Eğer ki kişi bir talipte samimi ise o talibine muhakkak ulaşır." Bu böyle oldu her zaman benim için. Uzun yıllardır şiar edinirim kendime hep bu sözü. Kalpten kalbe giden bir yol olduğuna inanlardanım. Onun adı da muhabbettir. Yani, dostluk, yarenlik ve sevgi. Bunlar hepsi de muhabbet kavramında bir araya geliyor. Muhabbette, son kertede Muhammed (as)'e vardırıyor zaten.

Bundan dolayıdır ki geri dönüşler şuana kadar hep olumlu oldu. Beğeniler, mükemmel görenler, bir solukta okudum diyenler, yatsı namazı sonrası sahura kadar bitirileceğini söyleyenler... Hamdolsun.

E.K- Peki, eleştiri?

A.M.D- Eleştiri olmazsa olmaz. Eleştiri olmalı. Muhakkak olmalı. Olmalı ki yosun tutmayalım. Mübalağa olacak belki ama Müslüman kalemler olarak engin bir çağlayana dönüşelim. Bentleri çiğneyip aşalım. Hamdolsun. Kitabımız içinde bu geçerli oldu. Onca okumamıza rağmen gözden kaçan harf düşmesi, anlatım bozuklukları kardeşlerimiz tarafından yakalanmış. Gelen eleştiriler hep bu noktada oldu. İkinci baskı nasip olursa birinci baskıda üzerinde durduğumuzdan daha fazla durmamız gerekecek galiba!

E.K- Kitabınızı okuyan kitlenin profili daha çok hangi kesim oluşturuyor? Sizce muhatabını buldu mu?

A.M.D- Güzel soru. Teşekkür ederim. Kitabı olduğunca basit bir dille yazmaya çalıştık. Daha çok gençler istifade etsin amaçlı. Fakat ilginç olan, şuana kadar her yaş grubundan kitaba karşı bir muhabbetin oluştuğu. Hamdolsun.

Şunu da belirtmekte fayda görüyorum. Mesela, Muş'tan Özgür-Der Hasköy Şube Başkanı Çelebi Kartal ağabeyimizin, kendisinin, bu kitabı ortaokul ve liseli öğrenciler arasında atölye çalışması yapacağını söylemesi asıl olandı. Derdimiz bu yani. Yine, Tatvan'dan, Van'dan da bazı arkadaşlar da aynı hissiyatı belirtiler. Sevindirici şeyler bunlar.

E.K- Şimdi de birkaç özel soru sormak istiyorum, müsaadenizle. Kitabı okuyanlar arasında çokça sorulan sorular, konuşulan konular aslında. Mesela, bunlar arasında Murat'ın siz olduğu, aslında kendinizi anlattığınız söz konusu ediliyor. Murat siz misiniz?

A.M.D- Eyvallah. Bu soru özelden de epey bir soruldu bana. Şöyle söyleyeyim. Her yazar her yazdığı yazı da, her şair de her yazdığı şiirde kendisinden azade değildir. Bunu uzatabiliriz. Sanatın, edebiyatın her alanında bu geçerlidir. Muhakkak bu alanlarda derdi olanlar yaşadıklarını anlamlı kılabilmek için ya da yaşanmasını isteyip ama yaşanamayanları yaşatabilmek için yazarlar, çizerler, konuşurlar... Bizim de elbette yaşadıklarımız bu kitapta kendisine yer edinmiştir. Zaten biraz önce ifade ettiğim nedenlerden dolayı bu kaçınılmazdır. Lakin, asıl soruya gelirsek ben Murat değilim. Murat'ta ben değilim. Kitabın bütünlüğüne bakıldığında görülecektir ki yoğun bir kurgu var. Siyasi, analiz tarzı bir üslup olarak da değil de tahkiye diliyle kaleme almamızdan sebep de bu yüzdendi. Genelde daha çok bizleri zahiren tanıyanlar bu yakıştırmada bulunuyorlar. Ama, Murat. Bilmiyorum ama bana kalırsa benden çok farklı. Yine de böyle düşünen herkese teşekkür ediyorum. Sağolsunlar.

E.K- Bir de Hatice Hanım var. Kızları Zeynep Azra. Daha sonra  Sümeyye, Muhammed Zeyyad Bey vd. Bunlarda mı kurgu yoksa hayatınızdan kesitler var mı?

Evet. Hatice Hanım. Bakın onu da bu kez de eşimi tanıyanlar onunla ilişkilendiriyorlar. Hayır, ben Murat ya da eşim Hatice Hanım değil deyince de "çok gerçekçi olmuşlar" deyip şaşırıyorlar. Hatice hanım da Murat bey de olması istenilen tipler aslında. Tıpkı ebedi bir hayat istememiz gibi bir şey. Cennette işte bu ebedi hayatın karşılığı malumunuz. Fıtratın arzularından şelale bir nevi.

Zeynep Azra ise kızlarım Zeynep Nida ve Meryem Azra'nın birleşiminden oluşan isim. Bir hatıra olsun. Zeynep Azra yerine başka bir isim ya da bir erkek çocuğu da olabilirdi. Ama o zamanda onlar için bir hatıra olmazdı. Zeynep Azra karakteri önemliydi. Muhakkak bir çocuğun olması gerekiyordu ki Hatice Hanım D.Bekir gezisine okuyucuyu çıkarabilsin. Sümeyye karakteri ise bir yaranın tezahürü aslında. Bu cümlemin ne anlama geldiğini kitabı okuyanlar çok daha iyi anlayacaklardır. Muhammed Zeyad Bey, Ebe Ceren Hanım, Kapıcı Çağdaş (Burada Ebe Ceren ve Kapıcı Çağdaş isimlerinde iyi niyetli olmadığımı itiraf edeyim. Bu meslekleri küçümsemek için söylemiyorum. Fakat yılladır bu topluma seküler isim sahibi olanları hep ceo, fabrikatör; Ayşe'yi, Ali'yi de hep düşük profilli gösterdiler. Biraz intikam koktuğu doğrudur. ) Dilara...

Kendileri ile arada bir görüşüyoruz.

E.K- Nasıl yani?

Siz sormadan ben tüyo vermek istedim. Hikayenin devamını bekleyenler var.

E.K- Doğru. Sona saklamıştım. O zaman sorayım. Seri kitaplar arasına girecek mi bu hikaye?

Samimi söylüyorum. Hikayenin devamını falan hiç düşünmemiştim. Hatta bu soru ile karşı karşıya kaldığımda da çok şaşırmıştım. O yüzden de söyledim ya; karakterlerin kendileri ile arada bir görüşüyoruz. Daha doğrusu bu aralar ara ara görüşüyoruz. Bakalım artık. Hayırlısı.

E.K- Son sorum ise Dilara. Dilara gerçek mi yoksa o da mı kurgu?

A.M.D- Dilara hem gerçek hem hayal. Kitabın bütünlüğünde olduğu gibi. Etrafımıza baktığımızda yığınca Dilara görüyoruz. Dilara duyuyoruz. Dilara okuyoruz. Bir derdiniz var ise Dilaraları bulmanız hiç de zor değil. Dilaraların bulundukları durumlara üzülmemeniz, ağlamamanız; sözüm ona dertlerine bir çare olmak istememeniz içten bile değil. Kitabı okudunuz. Dilara'nın mektubuna verilen cevapta da zaten bu çırpınışları muhakkak sizlerde hissetmişsinizdir.

E.K- Bu güzel ve samimi söyleşi için teşekkür ederim. Şahsen de hikayenin devamını beklediğimi ben de belirtmek istiyorum.

A.M.D- Devamı ile alakalı hayırlısı olsun inşaALLAH. Nihayetinde daha bir tek cümle bile yazılmış değil.

Ben de teşekkür ediyorum. Hem Radyo Selam Sahaf Programınızda kitabımızı konu edindiğiniz, hem sosyal medya hesaplarından paylaşımlarınız hem de bu söyleşi için.  Allah razı olsun. Madem bu teveccühü gösterdiniz. Ben de şöyle bir katkı sunmak isterim. Ebru Kazan İle Sahaf Programı Her Çarşamba Saat 14:00'de Radyo Selam'da. Kaçırmayın!

E.K- Sağolun. 

88397

Bu haber 3240 kez okudu
YORUM YAZ
UYARI: Haberler ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik eden yorumlar onaylanmamaktadır.
toprak toprak
2 hafta önce yazıldı.
Allah razi olsun E.K , in guzel sorulari icin. Guzel bir soylesi olmus.
Çelebi
2 hafta önce yazıldı.
Ozellikle universite ve lise gençlerinin okuyup değerlendirmesini yapması gereken bir kitap.AQllah razı olsun.kalemine yüreğine sağlık.
Ahmet Maruf Demir

3

0
2 hafta önce yazıldı.
Allah razı olsun ağabey... Haber, yazı ve bu gibi paylaşımların altına yazılacak bir yorum zaten. Onu da eksik etmiyorsun. Rabbim yar ve yardımcın olsun her daim. Her şey için çok ama çok teşekkürler. Allah mahçup etmesin inşallah
Röportaj Kategorideki Diğer Haberler
'Süreç'in iki tâyin edici faktörü'
Akademisyen Vahap Coşkun'a göre Kürt sorunu açısından önümüzdeki kısa dönemde yaşanacaklar Türkiye içindeki şartları da etkileyecek ve bu yüzden çok kritik.
Yayla: Bürokratik vesayet tamamen ortadan kalkacak
Anayasa değişikliğine ilişkin konuşan Yayla: “Türkiye’de bir sistemsizlik var. Seçilmiş Cumhurbaşkanlığı ile bu sistemin bu yanlışlığı iyice açığa çıktı. Birçok konu var ama belki de en önemlilerinden biri bürokratik vesayet tamamen ortadan kalkıyor. "
"Kürt gençleri artık Suriye, İran ve diğer diktatörlükler için ölmemeli"
T-KDP, KADEP ve KDP-Bakur’un yeni parti girişiminde sona yaklaşıldı. PKK'den ayrılan Nizamettin Taş gibi isimlerin kurduğu PWD’nin de içerisinde yer alması beklenen bu partileşme girişimini KDP Bakur Başkanı Sertaç Bucak değerlendirdi.
"Kürt sorununda atılacak adımlar var"
Türkiye’nin IŞİD sonrası döneme ilişkin “arka bahçesindeki Kürtlere dair bir tahayyülü” olması gerektiğini söyleyen Miroğlu’na göre,Kürt sorunu bir demokrasi sorunu ve başta yurttaşlık tanımı olmak üzere siyasi temsil konusunda da atılacak adımlar var
Moore: Görüşüyoruz ama silah vermiyoruz
İngiltere Büyükelçisi Richard Moore, "YPG ile temaslarımız var. Fakat bu o kadar önemli bir şey değil. Biz YPG’nin, PKK ile bağlantılarını biliyoruz" dedi. "Bir devlet kurma, oluşum yapma sözü, hakkı kesinlikle bir başkasına ya da PYD’ye ait değildir
'İdlib Diken Üstünde'
Kızılay Başkanı Kınık, ateşkes kapsamı dışındaki grupların rejimle ve kendi aralarındaki çatışma riski nedeniyle İdlib'de yaşayanların diken üstünde olduğunu belirtti.
"Kürtleri, Erdoğan ve AK Parti ile kavgada koçbaşı yaptılar"
Sol ve Kemalistlerin, Kürtleri AK Parti ve Erdoğan'a karşı savaşlarında bir koçbaşı olarak kullandıklarını belirten HDP'li Altan Tan, "başkalarının kavgasının aleti durumuna düştük" itirafında bulundu.
"HDP, PKK'sız Bir Gelecek Tahayyül Edebilmeliydi"
Akademisyen Vahap Coşkun’a göre HDP de en başta PKK’nın hendek siyasetini yanlış buluyordu, ancak PKK eleştirileri ihanet olarak tanımlayınca HDP bunun karşısında duramadı.
Hawrami: PKK derhal Sincar'dan çekilmeli
Türkiye Gazetesi yazarı Ceren Kenar, . Irak Kürdistan’ın bölgesel ilişkileri konusunda en yetkin isimlerden olan Hemin Hawrami ile Erbil’de görüşmüş. IŞİD'in Musul'u ele geçirmesinden, Başika'ya ve PKK'nin Sincar'daki varlığına cevaplar var...
"Laikliğin tanımında bile, dini yönetme, hükmetme isteği vardır"
Tatvan Özgür-Der’de Çelebi KARTAL’ın yapmış olduğu Laiklik ve İslam adlı seminerinin üzerine kendisiyle gerçekleştirdiğimiz röportajımız;
Musul'da 'felâket' uyarısı
Sürgündeki Iraklı Sünni siyasetçi Tarık Haşimi, Irak yönetimi ve koalisyon güçlerinin daha önceki deneyimleri göz ardı ederek, Musul operasyonunda sivillerin hayatını tehlikeye attığını savundu. Haşimi, Telâfer’de mezhep katliamı uyarısı yaptı.
Eski Musul Başkonsolosu: Erbil tehdit altında
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve eski Musul Başkonsolosu Öztürk Yılmaz, “Irak’taki IŞİD varlığına biz müdahale edecek güçteyken, Bağdat yıkıcı bir siyaset izleyip bizi devre dışı bırakırsa bunun sonuçlarına da katlanmak zorunda” dedi.
  • Güncel
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Eylem ve Etkinlikler
  • Dünya
DEÜ'de 12 akademisyen açığa alındı Elazığ'daki düğünde elektrik panosu patladı: 14 yaralı Şırnak'ta saldırı; 3 asker yaşamını yitirdi Erzurum'da 3,4 büyüklüğünde deprem TSK'nın Olası Afrin Operasyonunun Detayları Netleşiyor Engelli memur sayısı 50 bine yaklaştı Şırnak'ta 6 PKK üyesi teslim oldu Yeni KHK yayımlandı Üniversite tercih kılavuzu yayımlandı Helikopterlere engel tanıma sistemi geliyor
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
YAZARLARIMIZTÜMÜ
ÇOK OKUNANLAR
    ALINTI YAZARLARTÜMÜ
    GAZETELER
    NAMAZ VAKİTLERİ
    İmsak
    Güneş
    Öğle
    İkindi
    Akşam
    Yatsı
    Haksöz Haber Radyo Selam | Tevhidin Adaletin ve Özgürlüğün Sesi
    © Copyrigth 2015 yonelishaber.com tüm hakları saklıdır.
    Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır ve linklerin sorumluluğu alınmaz. Yazılım ve Teknik Destek : AmdYazılım
    • Rss Servisi
    • Google+ Sayfası
    • Twitter Sayfası
    • Facebook Sayfası