• BIST
    109.330
  • Altın
    155,894
  • Dolar
    3,8638
  • Euro
    4,5501
  • Mobil Sayfamız
  • Facebook Sayfamız
  • Twitter Sayfamız
  • Google Plus Sayfamız
  • RSS Servisimiz
  • Android Uygulamamız
  • iOS Uygulamamız
Üniversite giriş sistemi nasıl olmalı?
Bu memlekette eğitim sadece sınav sistemi değişirken konuşuluyor.
23 Eylül 2017 / 09:25

Karar gazetesinden Turgay Polat'ın yazısını ilginize sunuyoruz;

Hazır Cumhurbaşkanımız tartışmaya açmışken bence memleketin en büyük sorunu olan sınavlar konusunda yazmak istedim. Çünkü bu memlekette eğitim sadece sınav sistemi değişirken konuşuluyor. Bu üzücü ama neyse en azından konuşuluyor deyip sevinelim. Benim eğitimci olarak 20 yıllık profesyonel yaşantımda birçok konuda kendimi yenileme fırsatı buldum. Bütün dünyaya baktığımda eğitimci olarak üzüldüğüm ve değiştirmeye gücüm yetmediği için kahrolduğum tek şey üniversitelerimizin öğrenci alım sistemidir. Düşünebiliyor musunuz, bu çağda halen 2 milyonu aşkın genç insanın 12 yıllık eğitiminde tanımak ve yönlendirmek yerine bir sınavla geleceğe yönlendiren bir sisteme sahibiz. Bu çocukların kişisel özellikleri kimsenin umurunda değil. Ben maalesef tüm dünyayı incelediğimde aklımda tek cümle oluşuyor “Çok kötü bir üniversite giriş sistemine sahibiz ve dünyada bizim kadar gençlerine eziyet eden ülke yok.” Bunu söylerken inanın çok sağlam dayanaklarım var.

***

Lise eğitimi ve onun devamı üniversiteye geçiş sisteminin her yıl ne kadar öğrencimizi yok ettiğini hiç düşündünüz mü? Bir düşünün 1974’den bugüne tam 43 yıldır uygulanan ve her yıl milyonlarca öğrencinin katıldığı bir sınav. Sadece bu yıl 2.2 milyon aday. Bir hesap yapın Allah aşkına bu çocuklar günde 2 saat test çözse biz bu yıl 2 milyar saat test çözüyoruz. Bu akla ziyan bir iş değil de nedir? Bunun yerine daha farklı şeyler öğretseydik memleket ne olurdu bir düşünün. Yine düşünün her yıl bu sınavdan soruların tamamına yakını yapan ilk 1000 öğrenci yani 42 bin “dahi” olmalıydı. Peki nerede bu “dahi” ler. Sonuç olarak; sizce bu sistem doğru yönlendirme yapabiliyor mu? Üniversite sınavları liseyi esir almış en iyi lise en iyi dershane olmuş durumda. Kişisel beceri ve yetkinlikleri gelişmesi için lisede en ufak bir çabamız yok. Varsayalım üniversite sınavı başarılı ve önemli 4 yıllık lisede tek amacımız bu sınava hazırlık olarak yürütülüyor. Sizce bu sağlıklı mı? Hadi bunu da geçelim, ABD Çalışma Bakanlığı’nın bir araştırması lütfen sıkı durun “lisede okuyan öğrenciler üniversiteden mezun olduklarında yüzde 65’i şu an olmayan yeni bir mesleği yapacaklar” diyor. Yani? Yanisi şu, sizin bugünün doğrularıyla yaptığınız eğitim maalesef gelecekte çocuklarımızın başarısız olmasına yol açacak bu kesin. Üstüne üstlük bizim eğitim sistemimiz bugünden de geri durumda.

Oysa tek başına sınav oldukça anlamsız ve çağdışı. Bunun yerine elbette konulacak bir sürü yöntem var. Örneğin öğrencileri 12 yıllık eğitim yaşamını baz alarak üniversiteler öğrenci seçebilir. Öğrenciler sınava hazırlanmak yerine becerilerini geliştirmek için dersler alır, kurslar alır ve bir CV oluşturur. Bu CV, öğrencinin ders başarıları, öğrencinin eğitim almak istediği alanla ilgili “essey”leri alınır. Bu süreç hem okulları geliştirir hem de her adımı gelişmeyi, yeni bir öğrenmeyi ve en önemlisi de kabul sürecinde sadece öğrencinin kişisel yapısını temel alan muhteşem bir süreç olur. Açıkçası ülke olarak çocuklarımızı ve onları okutacak üniversiteleri bu süreçten mahrum bırakmamızı ve neden halen bu sisteme geçmediğimizi anlayamıyorum.

Tabii benim en büyük itirazım gençlerin yani gelecek insan kaynağımızın sadece akademik başarıya bağlı yönlendirilmesi ki bu çok ama çok sağlıksız bir süreç. Hele hele bu çağda her gencin daha iyi yetiştirilmesi gerekirken biz bir sınav ve bir merkezi yerleştirme dediğimiz ucube ile uğraşıyoruz. En azından çocuklarımızın bu sistemde kendilerini gerçekleştirmeleri için bir çözüm önermek istiyorum. Sistemi toptan değiştirmek şu an olası değil ama en azından bu sistem kimin ne olacağına karışmasın. Kimin reklamcı olacağına çözdüğü coğrafya sorusu, kimin mühendis olacağına tarih soruları değil, üniversiteler karar versin.

Peki çözüm ne? Üniversiteler için bir değil birden fazla, sürekli defalarca girilebilecek sınavlar yapalım. Bu sınavların sonuçlarını isteyen üniversite istediği gibi bir kriter olarak kullanabilsin. Ama bu sadece bir kriter olsun. Bunun sonucuna göre üniversiteler her bölüm için başvuru barajları açıklayabilsin. Bu durumda isteyen üniversite istediği barajı koyarak öğrenci havuzunu genişletip daraltabilir. Böylece öğrenci havuzunu belirleme şansı olur. Sonra her üniversite başvurma hakkı olan öğrenciden lisede yaptıkları projeler, yetenekleri, sosyal sorumluluk çalışmaları ve ilgilerine göre başvurular alsınlar. Sonra üniversiteler öğrenciler bu başvuru kriterlerine göre kabuller ve eğer vakıf ise burslar versinler. Sonuçta ABD bunu yüz yıldır yapıyor neden biz yapmayalım? Eğer üniversiteye girişte sınav yerine yukarıda saydığım özellikler öne çıkarsa liselerde de eğitim değişir ve öğrenciler proje yapmaya, sosyal sorumlulukla uğraşmaya, okumaya ve kendini geliştirmeye başlarlar.

***

Ben buna hızlıca geçilmesini beklemiyorum ama en azından çağrım 2018 ÖSYS’de işe merkezi yerleştirmeyi kaldırarak başlayalım. Öğrenciler sınav puanlarını alsınlar ve üniversiteleri belirledikleri barajı geçenler o üniversiteye başvursun. Üniversite isterse o bölüm için mülakat, uygulama vb. çalışmalarla öğrencilerini seçsin. Bu Türkiye’de olmaz diyebilirsiniz. Bu sistemi 4 yıldır Türkiye’de uygulayan üniversite var. Lütfen Apply BAU’yu inceleyin bakın neler oluyor. Bu uygulama tüm üniversitelere yayıldığında iddia ediyorum iki yıl içinde üniversitelerimiz daha üretken, öğrencilerimiz daha mutlu olacaklardır.

KARAR

Bu haber 813 kez okudu
YORUM YAZ
UYARI: Haberler ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik eden yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorum - Analiz Kategorideki Diğer Haberler
Kudüs, İslam dünyası ve İstanbul zirvesi
İstanbul'da gerçekleştirilen İslam İşbirliği Teşkilatı Olağanüstü Liderler Zirvesi tarihi bir öneme sahipti. Teşkilatın kurulmasına zemin hazırlayan sebepler ve kendine biçtiği misyon, zirvede açık bir şekilde ortaya çıktı.
Çoklara galebe çalan yiğitler
Zafer Burakmak'ın yorumu;
AK Parti-MHP ittifakı, baraj ve sistemde son durum ne?
"Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde, Cumhurbaşkanı’nın partisinin Meclis’te mümkün olan en yüksek vekil sayısıyla çoğunluğu kazanması elzem görülüyor. Bu nedenle, barajın düşürülmesine sıcak bakılmıyor."
Kudüs üzerine
"Çünkü liderlerin diktatörlükleri önce halklarını, bu uğurda işledikleri günahlar ise sonraki süreçte kendilerini boğuyor. Bugün işlenen her suç, yarınlarını da ipotek altına alıyor.Ve bu hal devam ettikçe İsrail gibi rejimlerin adımları hızlanıyor, poli
Kürt tedirginliği sürdükçe
Türkiye, giderek Kürt kimliğini ‘yadırgayan’ bir siyasi tahayyül geliştirdiği ve bunu milliyetçi bir çerçeve içine oturtarak çatışmayı hedeflediği ölçüde, hem genelde Ortadoğu’da hem de ABD, Rusya ve İran karşısında kırılgan hale geldi.
Trump’ın Kudüs hamlesi uluslararası hukukun açık ihlalidir
ABD büyükelçiliğinin Kudüs'e taşınmasına ilişkin bu hamlenin “Filistin sorunu” açısından birçok anlamı ve sonucu olacaktır. İsrail-ABD penceresinden bakıldığında ise, bugün iki devletli çözüm olasılığı masadan kalkmış görünüyor.
Dünya tam olarak öyle bir yer değil
"Demek ki dünyada kimsenin elinde mutlak güç yok. Kimsenin elinde asla yanılmaz ve yenilmez planlar yok.... Bütün bunlar kıymetini bilenler için daha ümitvar bir dünya vaad ediyor."
Kudüs ve Derinleşen İşgale Karşı Safları Netleştirmek!
Eğer gerçekten de şu veya bu ülkenin, ordunun, süper devletin değil; Rabbul Alemin’in Kadir-i Mutlak olduğuna ve ondan başka da güç ve kudret sahibi bulunmadığına iman ediyorsak perspektifimiz, tutumumuz, kaygı ve özlemlerimiz bu inancımızı yansıtmalıdır.
Ali Abdullah Salih’in Öldürülmesi ve Husiler (1)
Site yazarlarımızdan Metin Aldemir, Yemen'deki gelişmeleri yazı dizisine konu aldı.
Yerlilerin Gözyaşları (Yerlilerin Yok Edilişinin Kısa Tarihi)
Site yazarlarımızdan Ömer Arslan, İspanya sömürge tarihindeki zulümleri konu alan "Yerlilerin Gözyaşları" kitabını değerlendirdi.
ABD budur
Bu, ABD’nin kararıdır. ABD budur. Ilımlısıyla ve ılımsızıyla…
Ambargoyu ‘delme’nin uzun hikayesi
Karar gazetesi yazarı Yıldıray Oğur, ABD'deki mahkemeye taşınan İran'a ambargoyu delme meselesini uzun bir yazı ile anlaşılır bir şekilde tüm boyutlarıyla ele almış.
  • Güncel
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Eylem ve Etkinlikler
  • Dünya
ÖSYM'den 2017-YDUS adaylarına sınav saati uyarısı HDP eski Sakarya il başkanına 3 yıl 9 ay hapis cezası Çavuşoğlu: Afrin'e istediğimiz zaman gireriz Türkiye'de 1,5 milyon güvenlik görevlisi var Bozkırda 'bal ormanları' kuruldu Bakanlıktan egzoz muayenesine sıkı takip Eğitime kar engeli 8 ilde naylon fatura operasyonu: 90 kişi hakkında gözaltı kararı Bolu Dağı'nda tırların geçişine izin verilmiyor Uygunsuz asansörlere ceza yağdı
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
YAZARLARIMIZTÜMÜ
ÇOK OKUNANLAR
    GAZETELER
    NAMAZ VAKİTLERİ
    İmsak
    Güneş
    Öğle
    İkindi
    Akşam
    Yatsı
    Haksöz Haber Radyo Selam | Tevhidin Adaletin ve Özgürlüğün Sesi
    © Copyrigth 2015 yonelishaber.com tüm hakları saklıdır.
    Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır ve linklerin sorumluluğu alınmaz. Yazılım ve Teknik Destek : AmdYazılım
    • Rss Servisi
    • Google+ Sayfası
    • Twitter Sayfası
    • Facebook Sayfası