• BIST
    116.531
  • Altın
    158,593
  • Dolar
    3,7404
  • Euro
    4,4932
  • Mobil Sayfamız
  • Facebook Sayfamız
  • Twitter Sayfamız
  • Google Plus Sayfamız
  • RSS Servisimiz
  • Android Uygulamamız
  • iOS Uygulamamız
Üç Kitap, Bir Albüm Ve Karpuz
Ahmet Maruf Demir'in yorumu;
31 Aralık 2017 / 17:54

Sabah kahvaltısını iyicene yapmıştı. İyi bir sabah kahvaltısı tüm öğünleri galebe çalabilirdi. Bunu iyi bilmişti. Tereyağına ekmeğe sürerdi. Sonrasında tereyağının üstüne çalakaşık eylediği balı süzerdi. Çok severdi böylece her ikisini de. İkisinin de nimetten olduğunu bellemişti. Her nimette Rabbine hamd etmişti. Pekmezi de severdi. Çatalına, dilimlediği ekmeklerden birini takar, ekmeği pekmez kasesine banar ve ekmeğin bir sünger gibi çektiği pekmezi de öylece yerdi. Rabbine, yediği her lokmanın sonrasında şükretmişti. Bütün bu nimetleri kendisine verdiği için sevinmişti.

Yoğurt, peynir, zeytin kahvaltılık her ne varsa sofrasında hepsi bulunmuştu. Bir de hafta boyunca dilim dilim edilmiş karpuz her sabah kahvaltısında kendisine eşlik etmişti. Hepsinden yemişti. Sadece dilim dilim edilmiş olan karpuza hiç dokunmamıştı. Bir önceki gün de sofrada karpuz olmuştu. Ama o, diğer nimetlerden yine yemiş, yine bir karpuza dokunmamıştı. Ondan önceki gün de karpuza dokunmamıştı. Ondan önceki günün, önceki gününde de karpuza dokunmamıştı. Ondan önceki günün, önceki gününün, önceki gününde de karpuza hiç dokunmamıştı. Geçen hafta sonundan beridir, kahvaltıda, Allah her ne nimet verdiyse yemiş, karpuza hiç ama hiç dokunmamıştı.

O gün erkenden kalkmıştı. Güneş ışığını yaşadığı şehrin üzerine henüz yansıtmıştı. Gidilecek yolu, yapılacak işi vardı. Kahvaltısını yapmıştı üstelik. Üstünü giyinmiş, saçlarını taramış, çantasını almış ve evinden dışarı çıkmıştı. Arabasına "bismillah" diyerek binmiş; arabasının kontağını "bismillah" diyerek çevirmiş ve "bismillah" diyerek gaz pedalına basmıştı. O gün de bir hafta sonuydu. Yolu uzundu. Gidilecek yolu, yapılacak işi vardı. Düşünecek vakti ise çoktu. Yeni aldığı "Temmuz Türküsü"[1] albümün cd'sini, aracın teybine bir önceki gün yerleştirmiş, fakat dinleyememişti. Bu yüzden de kontağı çevirir çevirmez, arabanın teybi otomatik açılmış ve bir müzik çınlatmıştı kulağını.

O ki afyonu patlamış olmayı değil, güneşin üzerine doğmayı istemişti her zaman. Ne yazıktı ki o gün bu isteğini yerine getirememişti. O gün sabah namazını kaçırmıştı. Uyuyakalmıştı. Uyuya kaldığı için de kendine kızmıştı. Pişman olmuştu. İçi içini yemişti. Bu yüzden de tam açılmamış olan gözlerine, hatta yüreğine, iyi gelmişti bu müzik. "Güzel" demişti. Müziğin ardından da su gibi bir ses yakalamıştı bu kez ruhunu: "göğün rahlesine ebabiller konmamış, zamanı onaran ezanlar ak bir muştu gibi yayılmamıştı yeryüzüne. Ayın on dördü yeni selamlamıştı... " diyen o ses tarafından, selamlandığını hissetmişti.

Bu duru sesin sahibini tanımıştı. Ki sesin sahibi, okumuş olduğu "Nureddin Zengi Romanı"nın[2] aynı zamanda yazarıydı da. Kitabı okumaya başlar başlamaz, "Nureddin Zengi"nin kılıcındaki kabza gibi bulmuştu kendisini cenk meydanında. Kimi zaman"Nureddin Zengi"nin atının üzengisi olmuş, ümmet coğrafyasını adım adım dolanmıştı. Kimi zaman da "Nureddin Zengi"nin sırtındaki eskimiş aba olmuş, ta Mina'dan Kudüs'ü seyre dalmıştı. Daha önce kendisi bir uçurumun yamacındaymış da; aracın hoparlörlerinden,"imanla çarpan kalp inan sarsılmaz, kitabın içinden süzülenlere şeytanlar hiç dokunamaz"  diyen sanatçının sesi gibi; tutmuştu ellerinden "Nureddin Zengi"nin avazı da kendisini. Bilemişti öfkesini. Göstermişti nihai hedefi kendisine. Sabah namazını kaçırdığı için de bu yüzden daha çok kızmıştı o sabah nefsine!

"Uyan artık yiğidim!" derken cd'deki ses, kayıtsız kalamamıştı bu nidaya. Müziğin sesini epey bir yükseltmişti. Nakaratta, "kapıları açacak coşkun miras kaldı" sözlerini terennüm ederken cd'deki ses; Halep'in, Ruha'nın, Antakya'nın, Kahire'nin, Kudüs'ün kapılarını açan "Nureddin Zengi"yi ne de çok özlemişti. "Yiğidim turab mısın... Düş müsün serap mısın... Sancaktar Musap mısın..." diye ardından ah çektirirken bu kez cd'deki ses; ah ne de çok özlemişti dinin nuru olan Zengi'yi!

Evinden çıkalı epey olmuştu. Güneş artık ısısını yavaş yavaş hissettirmişti. Arabanın ön camından yansıyan güneş ışığı gözlerini rahatsız etmeye başlamıştı. Bundan sebep torpidoya uzanmış, torpidoyu açmış ve güneş gözlüğünü çıkarmıştı. Bir eliyle direksiyon hakimiyetini kaybetmemek için uğraşırken, diğer eliyle de gözlüğünün camlarını gömleğinin iç kısmıyla silmeye çalışmıştı. Başarmıştı da. Ardından güneş gözlüklerini takmıştı. Gözleri şimdi daha bir rahatlamıştı. Eşini düşünmüştü. Çocuklarını. Geride bıraktıklarını. Bir evden, bir mahalleden, bir şehirden değil de; kendinden kaçar gibi bir hâl sarmıştı her yanını. Henüz kamyonlar, tırlar, şehirlerarası otobüsler yolları istila etmemişti. Üzerinde seyir halinde olduğu yol tenhaydı. Sarıldığı bu halet-i ruhiyeden kurtulmak için de gaz pedalına yüklenmekte her hangi bir tereddüt yaşamamıştı. Gaz pedalına tam anlamıyla abanmıştı. Kendinden kaçmak ister tarzda bir tavır takınmıştı. Kendinden yine kendine kaçtığını ise o an anlayamamıştı.

Hatırlamıştı. "Kaçak Yolcu"[3] diye mırıldanmıştı. Nitekim okuduğu bir diğer kitap da o olmuştu. "Ne maceraydı ama!" demişti, içinden konuşarak. "Kaçak Yolcu"yu okumuş ve kitabı bitirmeden de kalkarsa eğer cihattan kaçacağını zannetmişti. Cd'deki ses de o an da sanki onun bu düşüncelerine eşlik etmişti: "Dağ başında kış olmaz mı... Yiğit sever dağlanır da kavgası olmaz mı?" demişti. Kendisi de bu sözler üzerine gülümsemişti. Gülümsemesi ise uzun sürmemişti. Evinden, eşinden, çocuklarından, şehrinden epey bir uzaklaşmıştı. Kıvrım kıvrım akan yola dalıp gitmişti. Böyle akıp giderken yollar arabasının tekerleri altında, her defasında ya bir şehir ya bir insan ya da bir düşünce bırakmıştı arkasında.

Eylül sonuydu. Havalar daha soğumamıştı. Son birkaç yıldır da bahar ayları hiç yaşanmamıştı. Mevsimler ya kıştan direk yaza ya da yazdan direk kışa geçmişlerdi. Bilim adamları bu konuda çok konuşmuşlardı. Devletler ekolojik konferanslar düzenlemişlerdi. Bir hal çaresine düşünmüş ama en nihayetinde para babalarının müdahalesiyle de hiçbir şey yapamamışlardı. O gün ise ilginç bir şekilde hava aniden kararmıştı. Allah'tan hava kararmıştı. Afganistan dağlarındayken, "Kaçak Yolcu"nun yanı başında patlayan o bombanın sağır eden sesi gibi bir ses çınlatmıştı kulağını. Bir şimşek çakmıştı ardından. Allah'tan şimşek de çakmıştı. Öyle ki ansızın çakan şimşeğin sesiyle kendine gelmişti. Nihayetinde seyir halinde olduğu yolun birkaç metre ilerisinde keskin bir viraj ile karşılamıştı. O haldeyken, şarampole yuvarlanma tehlikesini atlatmıştı. Neyse ki tehlike de artık geride kalmıştı. Güneş gözlüklerini çıkarmıştı. Hafif hafif çiseleyen yağmurun toprakla buluşmasına, cd'deki sesle beraber eşlik etmişti. Eşlik derken şarkıya, "Kaçak Yolcu"nun koluna saplanan şarapnel parçasının acısı gibi bir acı hissetmişti yüreğinde: "Halil'im oy, yiğidim oy... Cenk senin, meydan senin oy... Halil'im oy, şehidim oy... Şeref senin, şan senin oy." dercesine!

Her birkaç dakika da bir cd'deki şarkıların biri biter, diğeri başlardı. Yeni bir şarkı daha başlamıştı. Yeni bir müzik, yeni bir söz. Cd'deki ses daha ilk dizeleri söyler söylemez, irkilerek "Aman Allah'ım" demişti. Sadece irkilerek! Hem daha dikkatli olmuştu. Geride kalan o keskin viraj olayından sonra dalıp gitmemeye çalışmıştı. "Ey şehit. Karanlığı deviren. Ey umut süvarisi. Sen gelip, aşkın bahçelerinde. Tuttun güller gibi..."

Yazının tümü için tıklayınız...

Bu haber 243 kez okudu
YORUM YAZ
UYARI: Haberler ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik eden yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorum - Analiz Kategorideki Diğer Haberler
Dayatma yemin metni ile Meclis'ten kovmak
"Zana’nın tahliye ve vekilliği, hatalarından dersler çıkarmış “Yeni Türkiye” olarak ifade edilen sürecin Kürtler tarafına yansımasıydı. Şimdi tersinden bir sürecin sembolüne döndü. Hem de “Türkiye milleti” gibi meşru ve haklı bir söylem üzerinden."
Afrin soruları
"Bu şartlar altında Suriye’de üretilecek çözümden Türkiye ne kadar pay istiyor? Daha da önemlisi, askeri seçeneğe başvurarak bunu alabileceğine inanıyor mu?"
Kuraklığın lafı yetti gıda fiyatları artıyor
Hükümet, gıda fiyatlarını düşürmek için kırmızı et, hububat, bakliyat gibi birçok üründe gümrük vergilerini düşürdü. 2018'de beklenen kuraklık, ramazan ayının hasat öncesine denk gelmesi özellikle yılın ilk yarısında gıda fiyatlarının artıracak gibi.
Adı Resmi Gazete’de yayınlanmış ama kimsenin tanımadığı bir adamın hikayesi...
"Başına gelenlerle kimsenin ilgilenmediği, bu kadar kritik günlerden geçerken de mağduriyeti kimsenin umurunda olmayan bu ülkenin sıradan bir genç vatandaşı o. Adı Resmi Gazete’de çıkmış olmasına rağmen..."
ABD’nin YPG yatırımı ve Afrin denklemi
ABD’nin yeni adımı YPG’nin bir örgüt formatından çıkarılarak bir orduya dönüştürülmesi anlamına geliyor. Bu hamle birkaç katmanda Suriye’nin ve bölgenin geleceğini etkileyecek bir mahiyete sahip.
Mısır'daki siyasi idamları durdurmak için somut adımlar atabilmek
İhvan'ın tutuklu liderleri ve onların aileleri kendi sınavlarını başarıyla vermekteler. Ancak, hür dünyanın(!) yöneticileri, önderleri, aydınları, gazetecileri ve aktivistlerinin Mısır’daki idamlarla ilgili sınavlarını başarıyla verebildiğini söylemek mü
Ortadoğu yazarı: Biz muhalefetteyiz ama fikrimiz iktidarda
MHP'nin yayın organı Ortadoğu yazarı Yıldıray Çiçek "MHP bugün fikrinin iktidarını yaşamaktadır. Düşman cephesinin çıldırması da bu yüzdendir" dedi.
Bu hukuki ihtilafa bakacak bir merci yok
"Yerel mahkeme Anayasa Mahkemesi’ne “Görev gaspı yapıyorsun” derse, bu ihtilafa bakacak daha üst bir mahkeme yok! Çünkü Anayasa Mahkemesi’nin kararları “kesin ve bağlayıcı”dır. Aksi düşünülmediği için bir merci tayin edilmemiştir"
Adaletten sinyal bekleyenler...
"Eğer, bu konuda yeni bir içtihad ve kriter geliştirilmezse, müphemlik ortadan kaldırılmazsa “güçlü olanlar ya da güçlü tanıdıkları olanlar kurtuluyor” gibi şikayetler de bitmez."
Avrupa - Türkiye - Ortadoğu: Kim dönüşüyor, kim dönüştürüyor?
Mültecilerden radikalizme, başarısız devlet deneyimlerinden ekonomik darboğaza kadar Avrupa'nın komşu bölgelerinde yaşanan meseleler Avrupa'daki siyasal manzarayı dönüştürüyor, toplumsal kaygıları çok ciddi manada kaşıyor.
Bilmediğiniz şeyler var!
"Herhalde hiç kimse bize MHP ve Devlet Bahçeli’nin niyet konusunda ‘’Bilmediğiniz şeyler var’’ diyemez. Biz hem MHP’yi hem de Devlet Bahçeli’yi gayet iyi biliyoruz. Burada bilmediğimiz aslında AK Parti’nin ne istediğidir?"
Selvi: AİHM, Türkiye'yi Avrupa Konseyi'ne taşıyabilir
Selvi, AYM'nin tutuklu gazeteciler Şahin Alpay ve Mehmet Altan hakkında verdiği 'hak ihlali' kararının Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nden (AİHM) de çıkabileceğini ve " AİHM’nin Türkiye’yi, Avrupa Konseyi’ne taşıması tehlikesinden söz ediliyor" dedi
  • Güncel
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Eylem ve Etkinlikler
  • Dünya
Ehliyet sınavlarında 'tablet' dönemi başladı HDP'li Altan Tan hakkında 15 yıla kadar hapis istemi Hakkari'de kayak keyfi Kısmen buz tutan Gölcük Gölü havadan görüntülendi Kanal İstanbul'un güzergahı resmen belli oldu Emniyet Özel Harekat Daire Başkanlığı kaldırıldı Bozdağ'dan 'Mor Beyin' açıklaması Van Gölü için 100 milyon liralık arıtma tesisi YÖK'ten görevlendirmelere ilişkin yönetmelik değişikliği Posof'ta eğitime kar engeli
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
YAZARLARIMIZTÜMÜ
ÇOK OKUNANLAR
    GAZETELER
    NAMAZ VAKİTLERİ
    İmsak
    Güneş
    Öğle
    İkindi
    Akşam
    Yatsı
    Haksöz Haber Radyo Selam | Tevhidin Adaletin ve Özgürlüğün Sesi
    © Copyrigth 2015 yonelishaber.com tüm hakları saklıdır.
    Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır ve linklerin sorumluluğu alınmaz. Yazılım ve Teknik Destek : AmdYazılım
    • Rss Servisi
    • Google+ Sayfası
    • Twitter Sayfası
    • Facebook Sayfası