• BIST
    109.330
  • Altın
    155,894
  • Dolar
    3,8638
  • Euro
    4,5501
  • Mobil Sayfamız
  • Facebook Sayfamız
  • Twitter Sayfamız
  • Google Plus Sayfamız
  • RSS Servisimiz
  • Android Uygulamamız
  • iOS Uygulamamız
Türkiye'yi nasıl soydular?
"Adam hem gözlerimizin içine bakarak tarihî bir eseri soymuş, hem de bunun için para almış. Pes doğrusu!"
21 Eylül 2017 / 08:25

"Ülkemizden kaçırılan eserlerden bazıları tespit edilip hukuk mücadelesi verilerek geri alınınca seviniyoruz." diyen Karar gazetesi yazarı Beşir Ayvazoğlu, hukuk yoluyla Türkiye'ye getirilen Herakles Lahdi gibi eserlerin devede kulak mesabesinde olduğunu yazdı

Avrupa ve Amerika müzelerinde teşhir edilenler dışında, depolarının da Türkiye'den çalınan eserlerle dolu olduğunu belirten Ayvazoğlu, Fransızların Ayasofya çinilerini tadilat oyunuyla fabrikasyon üretimi ile nasıl değiştirdiklerini örnek verdi.

Ayvazoğlu'nun yazısından bir kısım şöyle;

Aşağı yukarı üç yüz yıldır kimi arkeolog, kimi mimar, kimi sanat tarihçisi, kimi bilmem ne kılığında gelip ülkemizi talan eden Avrupalı soyguncular o kadar pervasız davranmışlar ki, inanılır gibi değil. Milli Saraylar Daire Başkanlığı tarafından yayımlanan sanat, tarih ve mimarlık dergisi Milli Saraylar’ın dokuzuncu sayısındaki “Ayasofya Haziresi’nde Bulunan Türbelerdeki Çinilerin Kaçırılma Öyküsü” başlıklı yazıda anlatılan hikâye ibret vericidir. Yıllar önce bir vesileyle naklettiğim bu akıllara durgunluk veren hadiseyi hatırlatarak hafızaları tazelemek istiyorum.

***

Arkeolog ve sanat tarihçisi Jale Dedeoğlu’nun anlattığına göre, geçen yüzyılın sonlarında Türkiye’ye gelerek başta Sultan II. Abdülhamid olmak üzere devrin ileri gelen devlet adamlarıyla tanışmanın bir yolunu bulan dişçi Albert Dorigny, bu ilişkilerini kullanarak Evkaf Nezareti’ne bir dilekçe verir. Hazret, Ayasofya Camii haziresindeki II. Selim Türbesi’nin girişinde, solda altmış çiniden panonun onarılması için izin istemektedir. Osmanlı yetkililerinin akıllarına kötü bir şey gelmez istenen izni veriverirler. Panonun çinileri tek tek sökülüp Paris’e götürülür, 1882-1896 yılları arasında güya tamir edildikten sonra geri getirilerek yerlerine monte edilir.

Aslında açıkgöz bir koleksiyoner ve şeytana pabucu ters giydirecek cinsten bir sahtekâr olduğu anlaşılan dişçinin bu restorasyon için Osmanlı Devleti’nden yüklü bir para aldığını ayrıca belirtmeye gerek var mı? Adam hem gözlerimizin içine bakarak tarihî bir eseri soymuş, hem de bunun için para almış. Pes doğrusu!

Yazıda, II. Selim türbesinde tamir edilmek bahanesiyle değiştirilen çinilerin sahte olduğunun ne zaman fark edildiği belirtilmemiş. Sonunda renk ve teknik farklılığı tespit edilir ve Gaston Migeon adlı yazarın Paris’te, 1922 yılında yayımlanan Musee Du Louvre l’Orient Musulman adlı eserinden panonun Louvre Müzesi’nin “Art of Islam” bölümünde 3919/2265 envanter numarasıyla teşhir edildiği öğrenilir.

Kültür Varlıkları Müzeler Genel Müdürlüğü, II. Selim Türbesi’nden çalınan çinilerin geri alınması için bunların Paris’e götürüldüğü tarihten 111 yıl sonra (2003) bir çalışma başlatır. Üç yıl süren bu çalışma sonunda anlaşılacaktır ki, soygun, söz konusu panoyla sınırlı değil. Aynı türbenin içindeki bordür çinileri, ulama çini karolardan oluşan panoların bir kısmı, III. Murad Türbesi’nin güneybatı duvarındaki kitabe, çini panonun üst sırası ve bordür çinileri... Sadece bunlar mı? “I. Mahmud Kütüphanesi kitaplık bölümündeki ulama çini karo ve bordürlerden oluşan panolar, süpürgelik çinileri, koridor bölümünden kitaplık bölümüne geçişte sağ ve sol duvarda bezeli servi motifli panolar, bunların etrafındaki çini karo ve bordürler, okuma salonunun girişinde sağda bulunan ulama çini karo ve bordürlerden oluşan çini pano...” Evet, hepsi imitasyondur, yani sökülüp yerlerine sahteleri yerleştirilmiştir.

Bu soygun hakkında bazı gazetelerde çıkan haberler üzerine, İTÜ’den emekli bir profesör, Ayasofya Müzesi yetkililerini arayarak doktorasını Fransa’da Louvre Müzesi bursuyla yaptığını, tezi üzerinde çalışırken Paris’teki Musee Des Arts Decoratifs, Musse De Sevres ve Louvre müzelerinin depolarında çok miktarda Osmanlı çinisi gördüğünü, arşivinde bunların fotoğraf ve fişlerinin bulunduğunu bildirir. Uzmanlar fotoğrafları inceleyince görürler ki, bunlar, yerlerine imitasyonları konulan çinilerdir. Ve sahte çiniler incelenir; hepsinin arkasında “Choisy-le-Roi Seine” damgası sırıtmaktadır. Bu demektir ki, Osmanlı yetkilileri adamların iyi niyetlerinden asla şüphe etmedikleri -veya birileri tarafından göz yumulduğu- için bunları kontrol etmeye bile ihtiyaç hissetmemişler.

***

Hâlâ yerlerinde duran sahte çiniler, meğerse Paris’e on bir kilometre uzaklıkta, Seine Nehri’nin diğer yakasındaki bir kasabada faaliyet gösteren bir porselen fabrikasında imal edilmiş. Yukarıda “... veya göz yumulduğu için” dedim. Son zamanlarda, Osman Hamdi Bey’in Ayasofya haziresindeki padişah türbeleriyle Piyale Paşa Camii çinilerinin Fransızlar tarafından sökülerek götürülmesine göz yumduğu, öyle değilse bile, gözünün önündeki bu eserlerin soyulduğunu fark edemediği için sorumluluğun ona ait olduğu iddia ediliyor.

***

Avrupa, sadece bizim ülkemizi değil, bütün dünyayı soyup soğana çevirmiştir. Indiana Jones filmlerini bir de bu gözle seyretmek gerektiğini düşünüyorum.

Zavallı Jön Türkler, Paris, Londra, Viyana gibi mamur şehirleri görüp “Diyâr-ı küfrü gezdim beldeler kâşâneler gördüm” diye sızlanır, bizim şehirlerimizin viraneliğinden şikâyet ederlerdi. O şehirlerin Asya’da, Afrika’da, Amerika’da birçok medeniyetin yok olması ve milyonlarca masumun kanı, canı pahasına kurulduğunu nereden bileceklerdi.

Devletin uzman birimler kurarak ülkemizde hâlâ cirit attıklarından şüphe etmediğim soygunculara göz açtırmaması, daha da önemlisi bu soyguncuların taşeron olarak kullandıkları aşağılık hainlerle mücadele etmesi şart.

Bu haber 929 kez okudu
YORUM YAZ
UYARI: Haberler ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik eden yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorum - Analiz Kategorideki Diğer Haberler
Kudüs, İslam dünyası ve İstanbul zirvesi
İstanbul'da gerçekleştirilen İslam İşbirliği Teşkilatı Olağanüstü Liderler Zirvesi tarihi bir öneme sahipti. Teşkilatın kurulmasına zemin hazırlayan sebepler ve kendine biçtiği misyon, zirvede açık bir şekilde ortaya çıktı.
Çoklara galebe çalan yiğitler
Zafer Burakmak'ın yorumu;
AK Parti-MHP ittifakı, baraj ve sistemde son durum ne?
"Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde, Cumhurbaşkanı’nın partisinin Meclis’te mümkün olan en yüksek vekil sayısıyla çoğunluğu kazanması elzem görülüyor. Bu nedenle, barajın düşürülmesine sıcak bakılmıyor."
Kudüs üzerine
"Çünkü liderlerin diktatörlükleri önce halklarını, bu uğurda işledikleri günahlar ise sonraki süreçte kendilerini boğuyor. Bugün işlenen her suç, yarınlarını da ipotek altına alıyor.Ve bu hal devam ettikçe İsrail gibi rejimlerin adımları hızlanıyor, poli
Kürt tedirginliği sürdükçe
Türkiye, giderek Kürt kimliğini ‘yadırgayan’ bir siyasi tahayyül geliştirdiği ve bunu milliyetçi bir çerçeve içine oturtarak çatışmayı hedeflediği ölçüde, hem genelde Ortadoğu’da hem de ABD, Rusya ve İran karşısında kırılgan hale geldi.
Trump’ın Kudüs hamlesi uluslararası hukukun açık ihlalidir
ABD büyükelçiliğinin Kudüs'e taşınmasına ilişkin bu hamlenin “Filistin sorunu” açısından birçok anlamı ve sonucu olacaktır. İsrail-ABD penceresinden bakıldığında ise, bugün iki devletli çözüm olasılığı masadan kalkmış görünüyor.
Dünya tam olarak öyle bir yer değil
"Demek ki dünyada kimsenin elinde mutlak güç yok. Kimsenin elinde asla yanılmaz ve yenilmez planlar yok.... Bütün bunlar kıymetini bilenler için daha ümitvar bir dünya vaad ediyor."
Kudüs ve Derinleşen İşgale Karşı Safları Netleştirmek!
Eğer gerçekten de şu veya bu ülkenin, ordunun, süper devletin değil; Rabbul Alemin’in Kadir-i Mutlak olduğuna ve ondan başka da güç ve kudret sahibi bulunmadığına iman ediyorsak perspektifimiz, tutumumuz, kaygı ve özlemlerimiz bu inancımızı yansıtmalıdır.
Ali Abdullah Salih’in Öldürülmesi ve Husiler (1)
Site yazarlarımızdan Metin Aldemir, Yemen'deki gelişmeleri yazı dizisine konu aldı.
Yerlilerin Gözyaşları (Yerlilerin Yok Edilişinin Kısa Tarihi)
Site yazarlarımızdan Ömer Arslan, İspanya sömürge tarihindeki zulümleri konu alan "Yerlilerin Gözyaşları" kitabını değerlendirdi.
ABD budur
Bu, ABD’nin kararıdır. ABD budur. Ilımlısıyla ve ılımsızıyla…
Ambargoyu ‘delme’nin uzun hikayesi
Karar gazetesi yazarı Yıldıray Oğur, ABD'deki mahkemeye taşınan İran'a ambargoyu delme meselesini uzun bir yazı ile anlaşılır bir şekilde tüm boyutlarıyla ele almış.
  • Güncel
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Eylem ve Etkinlikler
  • Dünya
ÖSYM'den 2017-YDUS adaylarına sınav saati uyarısı HDP eski Sakarya il başkanına 3 yıl 9 ay hapis cezası Çavuşoğlu: Afrin'e istediğimiz zaman gireriz Türkiye'de 1,5 milyon güvenlik görevlisi var Bozkırda 'bal ormanları' kuruldu Bakanlıktan egzoz muayenesine sıkı takip Eğitime kar engeli 8 ilde naylon fatura operasyonu: 90 kişi hakkında gözaltı kararı Bolu Dağı'nda tırların geçişine izin verilmiyor Uygunsuz asansörlere ceza yağdı
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
YAZARLARIMIZTÜMÜ
ÇOK OKUNANLAR
    GAZETELER
    NAMAZ VAKİTLERİ
    İmsak
    Güneş
    Öğle
    İkindi
    Akşam
    Yatsı
    Haksöz Haber Radyo Selam | Tevhidin Adaletin ve Özgürlüğün Sesi
    © Copyrigth 2015 yonelishaber.com tüm hakları saklıdır.
    Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır ve linklerin sorumluluğu alınmaz. Yazılım ve Teknik Destek : AmdYazılım
    • Rss Servisi
    • Google+ Sayfası
    • Twitter Sayfası
    • Facebook Sayfası