• BIST
    106.816
  • Altın
    145,637
  • Dolar
    3,5223
  • Euro
    4,1300
  • Mobil Sayfamız
  • Facebook Sayfamız
  • Twitter Sayfamız
  • Google Plus Sayfamız
  • RSS Servisimiz
  • Android Uygulamamız
  • iOS Uygulamamız
Aysel Tuğluk
Aysel TuğlukTüm Yazlıları
12 Nisan 2013 Cuma 10:21
Türk-Kürt barışı üzerine

 

Mevsimin bahara dönmeye başladığı bu zamanlarda kanımca Türkiye siyaseti ve Kürt meselesi açısından epeyce yenilikler yaşayacağız. Bu artık kaçınılmaz. Zira Ortadoğu ’da taşlar çoktandır yerinden oynadı. Mısır’da ‘Bahar’ daha yeni başladı. Suriye’deki gelişmeler hayli dikkat çekici. Ve Kürtler, silahlı mücadele ile kazandıkları mevzileri siyasi/demokratik mücadele ile korumanın yollarına bakıyorlar.

Yeni yıla İmralı görüşmeleri ile girdik. Bu sürecin nasıl seyredeceği ve nasıl sonuçlanacağı halen belirsiz. ‘İhtiyatlı iyimserlik’ sürüyor. Açık ki bu yeni dönem yeni şeyler getirecek ve gerektirecek. Eski şeyler de inatla varlığını sürdürecek. Trajik sonuçlara da pekâlâ hazır olmalıyız.

Demokratik dönüşüm/değişim zamanı

Evet, Türkiye Kürt meselesinde yeni boyutlarla tanışacak ve çözüm baskısını her alanda daha belirgin hissedecek. Sorun, şiddet/çatışma zemininden siyaset/müzakere zeminine taşınıyor çünkü. Devlet ve iktidar, Öcalan ve Kürt hareketinde gelişen eğilim ve inisiyatif bu yönlüdür. Bu bağlamda demokratik mücadelenin gereği ve geleceği üzerine durup düşünmek, tartışıp kararlar almak bizler için ivedi bir görev ve gündem olmaktadır. Değişimi önce kendimizde başlatmak, sonra devleti değişime zorlamak ilkesel bir yaklaşım olacaktır.

2013 yılının tüm yönleriyle sıkı bir mücadele yılı olacağı kesin, kanımca Mısır’daki yeni Tahrir mücadele dalgasından ciddi olarak öğrenmemiz gereken bir ders var. O da demokratik mücadeleyle günümüzde totaliter yapılara ve uygulamalara engel olmanın mümkün olduğudur. Bu 2. Dünya Savaşı’nda mümkün değildi ama bugün imkân dahilindedir. O yüzden Türkiye’deki etkin mücadele güçleri bazı hususlarda büyük sorumluluk altındadır.

Özellikle legal–demokratik Kürt siyasetinin bu sorumluluğa uygun davranma konusunda ciddi olarak düşünmesi gerekiyor. Bunun için söylemden eyleme, siyaset üretme ve yapma biçiminden mücadele tarzına kadar demokratik–yasal ve meşru çerçevede değişim ihtiyacını tespit etmek ve bunun pratik iradesini göstermekle sorumluyuz.

Kürt siyaseti faaliyet göstereceği alanı özerk, demokratik ve çoğulcu bir siyaset alanı olarak kurumsallaştırmalı; demokratik toplumu ve demokratik siyaseti kuracak yeni paradigmayla daha etkili bir siyasi özne olarak varlık kazanmalıdır. Hakeza, sivilleşme ve demokratikleşme perspektifiyle (İmralı görüşmelerine hem bağlı kalarak hem de bağımsız olarak) yeni bir siyasal okuma eşliğinde siyasetini tam bu noktadan yeniden tasarlamaya ve örgütlemeye başlamalıdır. Özcesi, kimliğini koruyan ama karakterini olgunlaştıran bir dönüşüm ve değişim sürecine girmek ve bu süreci büyük bir kararlılıkla tamamlamak gerekiyor. Tüm Kürtleri temsil gücü ve kabiliyeti açısından da bu elzemdir.

Bu süreçle paralel olarak, özellikle dost-ortak ve yabancıların eleştirilerini ciddiye alarak Kürt siyasetinin ‘benmerkezci’ yaklaşımlardan süratle kurtulması da önem arz ediyor. Zira karşı karşıya bulunduğumuz totaliterlik tehlikesi büyüktür ve bu tehlikeyi atlatma konusunda Kürt siyasi hareketinin mücadelesi çok önemli bir bileşendir. Aynı zamanda ortak platformlarda, kurumlarda Türkiyeli demokrat-devrimci güçlerin inisiyatiflerini, görev ve sorumluluk almalarını tüm gücümüzle desteklemeliyiz. Yer yer merkezi ve yerel kadrolar düzeyinde görülen Türkiye’nin demokrasi mücadelesini küçümseyen, taktik olarak gören anlayışlarla kendi içinde mücadele etmelidir. Özellikle son dönemde sıklıkla dile getirilen ‘kopuş, duygusal kopuş’ söyleminden çıkıp Demokratik Cumhuriyet’in demokratik mücadeleyle inşası konusunda net davranılmalıdır.

Çatışma ortamına müdahale

Elbette tüm sorumluluğu Kürt siyasetine yüklemek doğru olmaz. Şimdilik az olabilir ancak Türkiye’deki demokratik siyaset güçlerinin etkisini de kimse göz ardı edemez. Sadece güçlü bir örgütlenmeleri ve gelenekleri yok. Hakeza geçmiş kurumsal yapılardan kaynaklanan sorunlar nedeniyle kıyıda kenarda duran çok sayıda insan var. O insanları kazanmaktan söz etmek ziyadesiyle kibirlilik olur. Onlarla her zaman ilişkilenip birlikte neler yapılabileceğini tekrar tekrar tartışmalıyız.

Mevcut iktidarın kafasına koyduğunu yapma konusunda ısrarlı davrandığı her durumda görülüyor. Ancak ne zaman ki karşısında ciddi bir tepki, bir muhalefet görüyorsa hemen geri adım atmak zorunda kaldığını çok sayıda örnekten de biliyoruz. O açıdan demokratik mücadele asla savsaklanamaz. Oluşacak demokratik mücadele cephesi sadece totaliter yapıyı geriletme gündemine de sahip olmamalı. Gerektiğinde çatışma ortamına müdahale edecek ve taraflara “DUR” diyebilecek bir inisiyatif ve güçte olmalıdır.

Belirtilen tüm bu hususlar ışığında barış, toplumsal mücadelenin adım adım inşa ettiği ilişkiler sistematiği olarak kavranmalı ve devleti adım adım çözüme ve demokrasiye zorlama üzerine kurulmalıdır.

Bu temelde toplumsal barıştan yana herkesi kapsayan Demokrasi Kongresi toplanmalı, süreci ve görevleri analiz ederek inisiyatif almalıdır.

Unutmayalım ki barış ve çözüm ne sadece İmralı görüşmeleriyle ne de sadece Kürtlerin talep ve mücadelesiyle gelir, gerçekleşir...

Ve son söz: Egemenler, siyasal ve sosyal olarak kutuplaşmamızı, parçalanmamızı, az olmamızı çok istiyorlar. Bizlerin ise yani çok olanların parçalanmaya karşı demokratik birlik ve çatışmaya karşı toplumsal-siyasal barış dışında seçeneğimiz yok...

Not: Yazının önceki bölümünde yazarın titri hataen “ BDP milletvekili” olarak yazılmıştır. Özür dileriz.

BİTTİ

Radikal

Bu haber 19769 kez okudu
YORUM YAZ
UYARI: Konu ile ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik eden yorumlar onaylanmamaktadır.
  • Güncel
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Eylem ve Etkinlikler
  • Dünya
MEB Teşkilat Yönetmeliğinde değişiklik Meslek öğrenmek isteyenler için yaş ve takvim şartı kaldırıldı İki üniversite 23 öğretim üyesi alacak Kahramanmaraş'ta 4.3 büyüklüğünde deprem Ege Denizi'nde deprem Harput Kapı gün yüzüne çıkarılacak KPSS branş sıralamaları sistemde PTT, sözleşmeli 2500 personel alacak "Domuz çiftliği İstanbul'un suyunu kirletiyor" iddiası yalan çıktı Bakımını yaptığı araçları kundaklayıp görüntüsünü çekmiş
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
YAZARLARIMIZTÜMÜ
ÇOK OKUNANLAR
    GAZETELER
    NAMAZ VAKİTLERİ
    İmsak
    Güneş
    Öğle
    İkindi
    Akşam
    Yatsı
    Haksöz Haber Radyo Selam | Tevhidin Adaletin ve Özgürlüğün Sesi
    © Copyrigth 2015 yonelishaber.com tüm hakları saklıdır.
    Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır ve linklerin sorumluluğu alınmaz. Yazılım ve Teknik Destek : AmdYazılım
    • Rss Servisi
    • Google+ Sayfası
    • Twitter Sayfası
    • Facebook Sayfası