• BIST
    106.926
  • Altın
    151,318
  • Dolar
    3,6718
  • Euro
    4,3287
  • Mobil Sayfamız
  • Facebook Sayfamız
  • Twitter Sayfamız
  • Google Plus Sayfamız
  • RSS Servisimiz
  • Android Uygulamamız
  • iOS Uygulamamız
Tiran ve Sanafir sadece ada değil
Mısır cuntasının Suudi Arabistan'a devrettiği Tiran ve Sanafir adalarının tarihine ve devrin Mısır toplumundaki tepkisine değinen Yeni Şafak yazarı Taha Kılınç, Suudi Arabistan'ın Camp David Anlaşması'na uyacağını ve adalardaki ABD askerlerini yazdı.
17 Haziran 2017 / 12:26

Taha Kılınç'ın yorumu;

Mısır, 2013’te ülkenin demokratik şekilde seçilen ilk cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin askeri darbeyle devrilmesinden bu yana en gergin günlerini yaşıyor. Gerilimin sebebi, Sina Yarımadası’nın doğusunda yer alan Tiran ve Sanafir adlı iki adanın, Suudi Arabistan’a devredilmesi. Abdulfettah Sisi yönetimi bunun bir “emaneti geri verme” olduğunu savunsa da, ülke çapındaki milyonlarca kızgın protestocu, Mısır topraklarının ‘satıldığı’ kanaatinde. Parlamentodan sokaklara, her yerde öfkeli gösterileri ve ateşli sloganlar atan insanları görmek mümkün. Hepsinin de ağzında aynı cümle: “Tiran ve Sanafir, Mısır’a aittir!”

Mısır’la Suudi Arabistan arasındaki ada tartışmasının mazisi oldukça eski. Kızıldeniz’in kuzey ucundaki iki körfezden Akabe’nin denize açıldığı noktada yer alan Tiran ve Sanafir, 1950’ye kadar Suudi Arabistan’ın kontrolü altındaydı. İsrail’in kurulmasıyla birlikte bölgedeki Arap topraklarına saldırılar başlayınca, dönemin Suudi Arabistan Kralı Abdulaziz, Tiran ve Sanafir’i Mısır’ın himayesine bıraktı. Kral Abdulaziz’le Mısır Kralı Faruk arasında varılan mutabakata göre, adalar Mısır donanması tarafından İsrail’in tehditlerine karşı korunacaktı.

Mısır’ın sonraki yöneticileri Muhammed Enver Sedat ve Muhammed Husni Mubarek de, çeşitli zamanlarda yaptıkları resmi açıklamalarla adaların Suudi Arabistan’a ait olduğunu teyit etti. 1979’da Mısır’la İsrail arasında imzalanan Camp David Anlaşması uyarınca İsrail’in Sina Yarımadası’ndan tamamen çekilmesi gerektiğinden, adaların Suudi Arabistan’a devri de geciktirildi. Riyad ve Kahire yönetimleri, anlaşmanın uygulanmasından önce adaların devri durumunda, İsrail’in buraları “üçüncü bir ülkenin toprağı” olarak değerlendirip işgal edeceğinden çekiniyordu. Böylece 1982’ye kadar ertelenen devir-teslim, çeşitli nedenlerle günümüze kadar gerçekleşememiş oldu.

2015 başında tahta oturan Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz’in geçtiğimiz yılın nisan ayında Mısır’a yaptığı ziyarette, adalar konusu resmen çözüme kavuşturuldu. İki ülke arasında imzalanan anlaşmayla, Tiran ve Sanafir adalarının Suudi tarafına devri kesinleştirildi, Mısır’a da bunun karşılığında en az 25 milyar dolarlık bir yatırım, ekonomik destek ve hibe sözü verildi. Anlaşma kapsamında, adalar üzerinden, Sina Yarımadası’yla Suudi Arabistan’ın birbirine karayoluyla bağlanması üzerinde de görüş birliğine varıldı.

Mısır yönetimi, Suudi Arabistan’la özellikle Suriye meselesi yüzünden yaşadığı gerginlik nedeniyle, anlaşmanın yürürlüğe konmasını bir yıldan fazla geciktirdi. Hükümet konuyu önce basının oldukça eleştirel biçimde tartışmasını ve aleyhte kamuoyu oluşmasını sağladı; ardından mahkemeler anlaşmayı geçersiz sayan kararlar aldılar. Ancak sonrasında Kahire ile Riyad yeniden birbirine yaklaşınca, bu defa Sisi iktidarı adaların devriyle ilgili kanunu hızlıca meclisten geçirdi ve resmileştirdi.

Basına yansıyan ayrıntılara göre, anlaşmadan önce İsrail özel olarak bilgilendirildi. Akabe Körfezi’nden serbest geçiş, İsrail açısından oldukça hayati bir mevzu, çünkü Eylat Limanı’nın Kızıldeniz’le bağlantısı buradan gerçekleşiyor. 1957 ve 1967’de adaları iki kez işgale yeltenen İsrail, Camp David Anlaşması’yla birlikte adaların kullanılarak Kızıldeniz’e erişiminin engellenmesine dair endişelerinden de kurtulmuştu. Adaların Suudi Arabistan’a devriyle birlikte yeniden erişim riskinin doğmaması için, İsrail’e güvence verildiği belirtiliyor.

İsrail gazetesi Haaretz’in kıdemli Ortadoğu analistlerinden Zvi Bar’el’in yorumuna göre, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Adil el Cubeyr’in “Adalarla ilgili olarak, Mısır’ın imzaladığı uluslararası bütün anlaşmalara saygılı olacağız” açıklaması, Camp David’in Riyad tarafından zımnen tanınması anlamına geliyor. Enver Sedat’ın Camp David’e imza atmasının Arap dünyasında doğurduğu öfkeyi düşününce, 30 küsur sene sonra gelinen nokta elbette dikkat çekici.   

Tiran ve Sanafir’in devrinden sonra Suudi Arabistan’ın adaları askeri amaçlarla kullanmayacağı konusunda Mısır ve İsrail’e teminat verdiği de kaydediliyor. Tiran adasında hâlen ABD’nin öncülüğünde bir ‘barış gücü’ konuşlanmış durumunda. Bu birliğin akıbeti de muhtemelen Suudi Arabistan’ın vereceği karar doğrultusunda belli olacak; ancak bilhassa ABD ile yeniden başlayan yakın münasebetler çerçevesinde mevcut durumun korunabileceği de düşünülüyor.

Mısır’la Suudi Arabistan arasındaki ada diplomasisini, son haftalarda Ortadoğu’nun en sıcak konusu olan Katar ablukasıyla birlikte düşününce, Riyad-Tel Aviv ilişkilerinde yeni bir diyalog penceresinin daha açıldığı söylenebilir. Katar’ın Müslüman Kardeşler ve Hamas üzerinden sıkıştırılması en çok İsrail’i sevindirmişti malum. Şimdi, Suudi Arabistan ve İsrail’in yakından istişare etmek durumunda kalacağı yeni bir bölgesel ortak payda meydana çıkmış görünüyor.

Tüm bunların üzerine Mısır, İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs’ın Akdeniz’de üzerinde çalıştıkları devasa doğalgaz yataklarını eklediğimizde, Katar kuşatmasının bir başka boyutunun ipuçlarına daha ulaşmamız mümkün. Meselenin sırrı belki de Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Muhammed bin Selman’ın “Ortadoğu’yu Avrupa’ya bağlayacak alternatif bir rota oluşturacağız” cümlesinde gizlidir.

Yeni Şafak

Bu haber 883 kez okudu
YORUM YAZ
UYARI: Haberler ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik eden yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorum - Analiz Kategorideki Diğer Haberler
Ahlaki realizm ve dış politika: AB'nin mültecilerle sınavı
Türkiye’nin Suriyeli mülteci ve göçmenler özelinde benimsediği politika ne kadar gerçekçi ise AB’nin politikaları o kadar gerçekçi olmaktan uzak.
"Korkularımın gerçek nedeni Kürtleri kaybediyor oluşumuzdur"
"Korkularımın gerçek nedeni Kürtleri kaybediyor oluşumuzdur. Kürtleri altın tepside İran’a teslim ediyor oluşumuzdur. Bu durum ödümü kopartıyor. Uykularımı kaçırıyor.”
D-8 ülkeleri yerli paralarla ticareti hızlandırır mı?
"D-8 gerçek manada hedefine ulaşırsa, D-8’in mimarı olan rahmetli Erbakan’ın İslam ülkeleri arasında hayal ettiği ekonomik ve siyasi entegrasyon da gerçekleşmiş olacaktır."
Irak'ta yeni dönem ve Türkiye
"İran-Irak’ın bölgesel projeksiyonuna bu ölçekte destek sunması veya sessiz kalması bu ülkelerden Türkiye’nin bölgesel konulardaki siyasetine bir destek mi getirecek?"
Ruhun mahiyeti nedir?
Abdulhakim Beyazyüz, Kur'an ayetleri ışığında "Ruh" kavramını inceliyor.
Küresel sahnede birleşik Avrupa’ya ihtiyaç var mı?
"Bu süreçte bölgede de dünyada da çok şey değişti. Her şeyden önce bizim Avrupa Birliği’ne girmemizi destekleyen Avrupa solu artık iktidarda değil."
Kendi savaşından kaçıp başkasının savaşında ölmek/öldürmek
Yeryüzünde herhangi bir ülkenin vatandaşı olmayan bir bireyin, insan olma gerçeğini hangi devletin belirleyeceği ve saydığımız hakları kimin vereceği insan-hak kavramlarının en temel sorunları arasında. İran'ın Afgan sığınmacıları Suriye'de...
Kerkük operasyonu ve eski düzenin sonu
Irak hükümeti referandumun ardından IKBY'ye yönelik uyarılarını fiili müdahaleye çevirdi ve IKBY Haziran 2014'te DEAŞ'ın genişlemesinden önceki sınırlara dönmek zorunda kaldı.
Sosyalist rejimler birer vahşet rejimiydi
Milyonlarca insanı bir ütopya uğruna acımasızca öldüren rejimler, ideolojik renkleri ne olursa olsun, birer vahşet rejimi olmaktan başka ne olabilir? Aynı veya benzer şeyleri faşistler tarafından yapılınca kınayan birçok kişi, iş sosyalist cinayet ve katl
TEOG’un Aşil Topuğu veya yeni sınav sistemi için bir öneri
"Hormonlu olsun veya olmasın, sayısız okulun farklı sebeplerle aynı standartta not vermediği bir ortamda çözüm ne olmalı? Eğitim emektarı, sınıf geçme notunun yerleştirmeye etkisinin ortadan kaldırılmasını öneriyor."
Kerkük’ten zafer çıkarmak
Irak güçlerinin İran destekli Haşdi Şabi milislerini de yanına alarak Kerkük’e saldırmasının ardından Kerkük’de yaşanabileceklere dikkat çeken Habertürk yazarı Nihal Bengisu Karaca ‘Kerkük’ten zafer çıkarmak’ başlıklı yazıyı köşesine taşıdı.
Her yıl kural değiştiren ÖSYM'ye: Madem kaldıracaktınız neden getirdiniz?
Bir önceki sınavda birçok öğrencinin canını yakan uygulamaların bu sene bir açıklamayla kaldırılmasını sorgulayan Abbas Güçlü, "Madem kaldırılacaktı, neden getirdiniz?... Sınavı iptal edilenlerden özür dilenecek mi?" diye sordu.
  • Güncel
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Eylem ve Etkinlikler
  • Dünya
İl halk kütüphanelerinden 24'ünün çalışma süresi uzatıldı Gmail, Youtube, android market vb uygulamalar ile izleniyoruz Sürücü Kursu sınavında değişiklik Müftülüğe Nikah Yetkisi Veren Madde Kabul Edildi HDP Bursa il başkanı tutuklandı Frankfurt Başkonsolosluğundan polise "PKK" tepkisi Rektör atamaları Resmi Gazete'de Yolcu otobüsü ile pancar yüklü tır çarpıştı: 1 ölü, 20 yaralı Deniz Baykal hastaneye kaldırıldı Ardahan'da kar yağışı ve sis yol kapattı
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
YAZARLARIMIZTÜMÜ
ÇOK OKUNANLAR
    GAZETELER
    NAMAZ VAKİTLERİ
    İmsak
    Güneş
    Öğle
    İkindi
    Akşam
    Yatsı
    Haksöz Haber Radyo Selam | Tevhidin Adaletin ve Özgürlüğün Sesi
    © Copyrigth 2015 yonelishaber.com tüm hakları saklıdır.
    Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır ve linklerin sorumluluğu alınmaz. Yazılım ve Teknik Destek : AmdYazılım
    • Rss Servisi
    • Google+ Sayfası
    • Twitter Sayfası
    • Facebook Sayfası