• BIST
    99.639
  • Altın
    141,393
  • Dolar
    3,5032
  • Euro
    3,9191
  • Mobil Sayfamız
  • Facebook Sayfamız
  • Twitter Sayfamız
  • Google Plus Sayfamız
  • RSS Servisimiz
  • Android Uygulamamız
  • iOS Uygulamamız
Tiran ve Sanafir sadece ada değil
Mısır cuntasının Suudi Arabistan'a devrettiği Tiran ve Sanafir adalarının tarihine ve devrin Mısır toplumundaki tepkisine değinen Yeni Şafak yazarı Taha Kılınç, Suudi Arabistan'ın Camp David Anlaşması'na uyacağını ve adalardaki ABD askerlerini yazdı.
17 Haziran 2017 / 12:26

Taha Kılınç'ın yorumu;

Mısır, 2013’te ülkenin demokratik şekilde seçilen ilk cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin askeri darbeyle devrilmesinden bu yana en gergin günlerini yaşıyor. Gerilimin sebebi, Sina Yarımadası’nın doğusunda yer alan Tiran ve Sanafir adlı iki adanın, Suudi Arabistan’a devredilmesi. Abdulfettah Sisi yönetimi bunun bir “emaneti geri verme” olduğunu savunsa da, ülke çapındaki milyonlarca kızgın protestocu, Mısır topraklarının ‘satıldığı’ kanaatinde. Parlamentodan sokaklara, her yerde öfkeli gösterileri ve ateşli sloganlar atan insanları görmek mümkün. Hepsinin de ağzında aynı cümle: “Tiran ve Sanafir, Mısır’a aittir!”

Mısır’la Suudi Arabistan arasındaki ada tartışmasının mazisi oldukça eski. Kızıldeniz’in kuzey ucundaki iki körfezden Akabe’nin denize açıldığı noktada yer alan Tiran ve Sanafir, 1950’ye kadar Suudi Arabistan’ın kontrolü altındaydı. İsrail’in kurulmasıyla birlikte bölgedeki Arap topraklarına saldırılar başlayınca, dönemin Suudi Arabistan Kralı Abdulaziz, Tiran ve Sanafir’i Mısır’ın himayesine bıraktı. Kral Abdulaziz’le Mısır Kralı Faruk arasında varılan mutabakata göre, adalar Mısır donanması tarafından İsrail’in tehditlerine karşı korunacaktı.

Mısır’ın sonraki yöneticileri Muhammed Enver Sedat ve Muhammed Husni Mubarek de, çeşitli zamanlarda yaptıkları resmi açıklamalarla adaların Suudi Arabistan’a ait olduğunu teyit etti. 1979’da Mısır’la İsrail arasında imzalanan Camp David Anlaşması uyarınca İsrail’in Sina Yarımadası’ndan tamamen çekilmesi gerektiğinden, adaların Suudi Arabistan’a devri de geciktirildi. Riyad ve Kahire yönetimleri, anlaşmanın uygulanmasından önce adaların devri durumunda, İsrail’in buraları “üçüncü bir ülkenin toprağı” olarak değerlendirip işgal edeceğinden çekiniyordu. Böylece 1982’ye kadar ertelenen devir-teslim, çeşitli nedenlerle günümüze kadar gerçekleşememiş oldu.

2015 başında tahta oturan Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz’in geçtiğimiz yılın nisan ayında Mısır’a yaptığı ziyarette, adalar konusu resmen çözüme kavuşturuldu. İki ülke arasında imzalanan anlaşmayla, Tiran ve Sanafir adalarının Suudi tarafına devri kesinleştirildi, Mısır’a da bunun karşılığında en az 25 milyar dolarlık bir yatırım, ekonomik destek ve hibe sözü verildi. Anlaşma kapsamında, adalar üzerinden, Sina Yarımadası’yla Suudi Arabistan’ın birbirine karayoluyla bağlanması üzerinde de görüş birliğine varıldı.

Mısır yönetimi, Suudi Arabistan’la özellikle Suriye meselesi yüzünden yaşadığı gerginlik nedeniyle, anlaşmanın yürürlüğe konmasını bir yıldan fazla geciktirdi. Hükümet konuyu önce basının oldukça eleştirel biçimde tartışmasını ve aleyhte kamuoyu oluşmasını sağladı; ardından mahkemeler anlaşmayı geçersiz sayan kararlar aldılar. Ancak sonrasında Kahire ile Riyad yeniden birbirine yaklaşınca, bu defa Sisi iktidarı adaların devriyle ilgili kanunu hızlıca meclisten geçirdi ve resmileştirdi.

Basına yansıyan ayrıntılara göre, anlaşmadan önce İsrail özel olarak bilgilendirildi. Akabe Körfezi’nden serbest geçiş, İsrail açısından oldukça hayati bir mevzu, çünkü Eylat Limanı’nın Kızıldeniz’le bağlantısı buradan gerçekleşiyor. 1957 ve 1967’de adaları iki kez işgale yeltenen İsrail, Camp David Anlaşması’yla birlikte adaların kullanılarak Kızıldeniz’e erişiminin engellenmesine dair endişelerinden de kurtulmuştu. Adaların Suudi Arabistan’a devriyle birlikte yeniden erişim riskinin doğmaması için, İsrail’e güvence verildiği belirtiliyor.

İsrail gazetesi Haaretz’in kıdemli Ortadoğu analistlerinden Zvi Bar’el’in yorumuna göre, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Adil el Cubeyr’in “Adalarla ilgili olarak, Mısır’ın imzaladığı uluslararası bütün anlaşmalara saygılı olacağız” açıklaması, Camp David’in Riyad tarafından zımnen tanınması anlamına geliyor. Enver Sedat’ın Camp David’e imza atmasının Arap dünyasında doğurduğu öfkeyi düşününce, 30 küsur sene sonra gelinen nokta elbette dikkat çekici.   

Tiran ve Sanafir’in devrinden sonra Suudi Arabistan’ın adaları askeri amaçlarla kullanmayacağı konusunda Mısır ve İsrail’e teminat verdiği de kaydediliyor. Tiran adasında hâlen ABD’nin öncülüğünde bir ‘barış gücü’ konuşlanmış durumunda. Bu birliğin akıbeti de muhtemelen Suudi Arabistan’ın vereceği karar doğrultusunda belli olacak; ancak bilhassa ABD ile yeniden başlayan yakın münasebetler çerçevesinde mevcut durumun korunabileceği de düşünülüyor.

Mısır’la Suudi Arabistan arasındaki ada diplomasisini, son haftalarda Ortadoğu’nun en sıcak konusu olan Katar ablukasıyla birlikte düşününce, Riyad-Tel Aviv ilişkilerinde yeni bir diyalog penceresinin daha açıldığı söylenebilir. Katar’ın Müslüman Kardeşler ve Hamas üzerinden sıkıştırılması en çok İsrail’i sevindirmişti malum. Şimdi, Suudi Arabistan ve İsrail’in yakından istişare etmek durumunda kalacağı yeni bir bölgesel ortak payda meydana çıkmış görünüyor.

Tüm bunların üzerine Mısır, İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs’ın Akdeniz’de üzerinde çalıştıkları devasa doğalgaz yataklarını eklediğimizde, Katar kuşatmasının bir başka boyutunun ipuçlarına daha ulaşmamız mümkün. Meselenin sırrı belki de Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Muhammed bin Selman’ın “Ortadoğu’yu Avrupa’ya bağlayacak alternatif bir rota oluşturacağız” cümlesinde gizlidir.

Yeni Şafak

Bu haber 490 kez okudu
YORUM YAZ
UYARI: Haberler ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik eden yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorum - Analiz Kategorideki Diğer Haberler
Bir yanda 'can derdine' düşmüş bir baba, öte yanda 'canlı yayın' derdindekiler...
"Bazı vatandaşlar ne yapıyor peki? Bu ölüm anını 'ölümsüzleştirmek' için video çekiyor, selfie yapıyor. İçlerinden iki kadın ise internetten canlı yayına girişiyor. 'Canlı' yayın... Bir yanda 'can derdine' düşmüş bir baba, öte yanda 'canlı yayın'
Yargıyı 'düzeltmek' kimin sorumluluğu?
"Meclis çoğunluğu AK Parti’nin elinde olduğuna göre ‘çalışıp çabalamakla’ kast edilen ne olabilir? Acaba ideolojik koalisyon ortağı MHP mi yargının düzeltilmesine karşı çıkıyor?"
Atanamayan öğretmenlerin suçu!
"Öğretmen olmak için ilk aşamada kriter koymak yerine diplomadan sonra kriter getirmek de herhalde dünyada bir sadece bize mahsus. Sormazlar mı adama: Öğretmen yap(a)mayacağın adama niye diploma verdin?"
Perinçek yargıyı niye öptü?
“Acaba devletten tasfiye edilenlerin yerine Perinçek'in adamları mı sızıyor? Tasfiye kararları, FETÖ adı altında bütün dindar kadroların devletten tasfiyesi boyutunda ve Perinçek'in kripto adamları eliyle mi yapılıyor?” sorularının ortada dolaştığı bir
Bonzai öldürüyor Türkiye, gençliğine sahip çık!
"Yaklaşık 5 yıldır piyasada olan Bonzai yüzünden ölenlerin sayısı her geçen gün artıyor. Neredeyse her gün yol ortasında Bonzai yüzünden kendinden geçen bir gencin haberiyle karşılaşıyoruz."
Sabrımızı Zorluyorlar
"Şuan için bütün oyunlar bu kesim üzerinden oynanmaktadır. Çünkü fark edilmiştir ki bu kesimdir..."
Herhangi bir dine inanan % 86, deist % 6, ateist % 4, agnostik % 4
"Şu sonuca bakar mısınız; iman ettim dediği kitabın manasını bir kere okuyan insan sayısı sadece % 10, okumayan % 60, görüş yok % 23. ."
“Dindar-seküler ulema” projesi
Katar krizinde Körfez ülkelerindeki ulemanın duruşunu irdeleyen Yeni Şafak yazarı Taha Kılınç, "Arap yöneticiler, ulema sınıfının gelecekteki başka meselelerde ‘sorun’ çıkarmasının tamamen önüne geçmek için, medya gücünden de destek alıyor" yazdı.
Kuşatılmış Zihinler
"Zalimler,pratik zulümler ve kahredici katliamlar yaparak kahramanlaşır. Üstelik zulümle mayalanmış kahramanlıklarını ilan etme görevi, işgal ettikleri toprakların kullanılmış evlatlarına düşüyor."
Trump, Çin'i küresel bir yalnızlığa mı, liderliğe mi itti?
Karbon salımında dünya ikincisi olan ABD’nin, Trump’ın Paris iklim anlaşmasından çekilme kararıyla birlikte, Çin’i küresel bir ‘yalnızlığa’ mı, yoksa ‘liderliğe’ mi ittiği pek çok uzman tarafından sorgulanıyor.
Taşgetiren'den AK Parti'ye medya dili uyarısı
“Yeterli medya gücümüz var, biz nasıl olsa muhalefeti döveriz” gibi bir yaklaşım, toplumda fark edilirve bir süre sonra çıkmaza girer..."
Katar ablukasına karşılık Trump'la darbe pazarlığı
Kimi yorumcular, Selman bin Abdülaziz’in oğlu Muhammed’in babasından sonra amcasının oğlunu devreden çıkarmak için Trump ile gizli bir işbirliği yaptığını ve buna karşılık Katar’ın kıskaca almasında babasını ikna ettiğini söylüyorlardı.Gelişmeler haklı çı
  • Güncel
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Eylem ve Etkinlikler
  • Dünya
DEÜ'de 12 akademisyen açığa alındı Elazığ'daki düğünde elektrik panosu patladı: 14 yaralı Şırnak'ta saldırı; 3 asker yaşamını yitirdi Erzurum'da 3,4 büyüklüğünde deprem TSK'nın Olası Afrin Operasyonunun Detayları Netleşiyor Engelli memur sayısı 50 bine yaklaştı Şırnak'ta 6 PKK üyesi teslim oldu Yeni KHK yayımlandı Üniversite tercih kılavuzu yayımlandı Helikopterlere engel tanıma sistemi geliyor
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
YAZARLARIMIZTÜMÜ
ÇOK OKUNANLAR
    ALINTI YAZARLARTÜMÜ
    GAZETELER
    NAMAZ VAKİTLERİ
    İmsak
    Güneş
    Öğle
    İkindi
    Akşam
    Yatsı
    Haksöz Haber Radyo Selam | Tevhidin Adaletin ve Özgürlüğün Sesi
    © Copyrigth 2015 yonelishaber.com tüm hakları saklıdır.
    Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır ve linklerin sorumluluğu alınmaz. Yazılım ve Teknik Destek : AmdYazılım
    • Rss Servisi
    • Google+ Sayfası
    • Twitter Sayfası
    • Facebook Sayfası