• BIST
    105.840
  • Altın
    160,737
  • Dolar
    3,8842
  • Euro
    4,5831
  • Mobil Sayfamız
  • Facebook Sayfamız
  • Twitter Sayfamız
  • Google Plus Sayfamız
  • RSS Servisimiz
  • Android Uygulamamız
  • iOS Uygulamamız
TEOG’un Aşil Topuğu veya yeni sınav sistemi için bir öneri
"Hormonlu olsun veya olmasın, sayısız okulun farklı sebeplerle aynı standartta not vermediği bir ortamda çözüm ne olmalı? Eğitim emektarı, sınıf geçme notunun yerleştirmeye etkisinin ortadan kaldırılmasını öneriyor."
20 Ekim 2017 / 10:46

Serbestiyet yazarı Berat Özipek, dün yazdığı TEOG konusuna bugün de devam etti. Kaldırılan TEOG'un en zayıf noktasını irdeleyen Özipek, yeni sistemde temel hissiyatın adillik vasfına yönelik olması gerektiğini belirtiyor. 

Özipek'in "TEOG’un Aşil Topuğu veya yeni sınav sistemi için bir öneri" başlıklı yazısı şöyle;

Mevcut TEOG sisteminin eşitlikçi tarafı muhafaza edilerek yapılacak bir değişiklik, yaşadığımız sıkıntılı süreci fırsata çevirebilir.

Yeni sistemin açıklanmasına az kaldı ve Eğitim Bakanlığını etkilemek için paha biçilmez değerdeki günlerden geçiyoruz.

Belki de geçtik gitti bile. Ama açıklanmamış sistemde umut vardır diyerek, onu daha adil bir çizgiye çekmek için gayret sarf etmek gerek.

 

Emektar bir eğitimciyle bunu konuşuyoruz.

TEOG’un kaldırılacağı yönündeki açıklamadan memnun olduğunu söyleyerek başlıyor. Önce şaşırıyorum ama dinleyince TEOG’u daha ileri bir noktadan eleştirdiğini anlıyorum.

 

Aşil topuğuna dikkat

İdeal bir sistemin çocukların hakkına girmeye izin vermeyecek biçimde düzenlenmesi konusunda hemfikiriz. Bu bağlamda o da TEOG’un “genel sınav” boyutuna itiraz etmiyor.

 

Ama önemli bir uyarıda buluyor.

TEOG genel sınavda alınan nottan ibaret değil ve onun “okul notu” boyutunun, ondan beklenen eşitliği ve adaleti ciddi biçimde zedelediğini dile getiriyor.

 

Şöyle ki:

Malum, TEOG’un yüzde 70’i bütün öğrencilere aynı anda aynı sorularla uygulanan genel sınavda aldığı nottan, yüzde 30’u ise “okul başarı puanı”ndan geliyor.

 

İlk bakışta okul başarı puanının yüzdesi düşük olduğu için etkisinin de düşük olduğu zannedilse de öyle değil. Kıdemli eğitimci, öğrencinin iyi bir okula gitmesini veya gitmemesini belirleyecek olan asıl rakamın tam da burada oluştuğunu ifade ediyor.

 

Ona göre sistemin müdahaleye açık tarafı veya zayıf noktası da burada. Çünkü objektif davranıp, öğrenciye hak ettiği notu veren öğretmenler ve okullar, o çocukları genel sıralamada onbinlerce kişinin altına düşürüyor. Annesinin veya babasının imkanlarıyla okudukları özel okullarda sübjektif notlarla ortalaması yükseltilen çocuklar ise hiç hak etmedikleri halde, daha iyi okullara yerleşebilecek puanlar alıyorlar.

 

Aslında bazı okulların kendi öğrencilerini avantajlı kılmak için “hormonlu not” verdikleri öteden beri biliniyor. Bakanlık da bu konuda inceleme yapıp ceza kesiyor. Ama ne kesilen cezalar çocuğun çalınan geleceğini geri getiriyor, ne de hak etmeyenlerden hak etmediklerini geri almak gibi bir sonuç doğuruyor.

 

“Geçme notu” ile “yerleştirme notu” birbirinden ayrılmalı

Hormonlu olsun veya olmasın, sayısız okulun farklı sebeplerle aynı standartta not vermediği bir ortamda çözüm ne olmalı? Eğitim emektarı, sınıf geçme notunun yerleştirmeye etkisinin ortadan kaldırılmasını öneriyor.

“Altıncı, yedinci ve sekizinci sınıflarda, örneğin matematik dersinden bir sınavı öğretmen yapıyorsa, bir sınavı da bakanlık genel sınav şeklinde yapsın” diyor. Aynı şekilde üniversiteye girişteki OBP'nin hesaplanmasının da dokuzuncu, onuncu, onbirinci ve onikinci  sınıflarda yapılacak merkezi sınavlarla olmasının objektiviteyi getireceğini söylüyor.

“Öğrencinin yıllar içinde bu genel sınavlardan aldığı notların bileşkesi belirlesin onun yerleşeceği okulu” diyor ve ekliyor: “Sınıf geçmeye ise hem öğretmenin yaptığı sınav, hem de genel sınavın toplamı tesir etsin.”

 

Bu yöntemin birçok bakımdan ilave avantajı olacağına da dikkat çekiyor.  

Öğrencinin yerleştirme sınavının zamana yayılmasının daha sağlıklı bir başarı belirleme yöntemi olacağının altını çiziyor.

Velilerin, okul idaresinin ve öğretmenlerin öğrencinin durumu ile ilgili erken tedbir alabilmelerinin, mümkün olduğunu düşünüyor.

Velilerde öğrenciyle ilgili gerçek beklentilerin oluşabileceğini de.

“Robert Kolej öğrenci seçerken çok rasyonel davranıyor. Alacağı öğrencilerin en başarılı öğrenciler olmasına özen gösteriyor ve okul notlarına değil TEOG notlarına bakıyor” diyor, Pervin Kaplan’ın konuyla ilgili yazısına atıfla ve ekliyor: “Okul notlarının katılmasıyla hesaplanan sübjektif puanı değil, öğrencinin genel sınavdan aldığı objektif puanı geçerli kabul ediyor, kendisi için öğrenci kabul ederken.”

 

Her sistemin önceliği adalet olmalı

Bu ülkede çocuklar eşit şartlarda çıkmıyorlar hayat kavgasına.

Bazı aileler her imkânı çocuklarının önüne sererken, bazılarının gücü sadece mahalledeki okula göndermeye yetiyor.

Ama yapısal adaletsizlikle malul bir ülkede genel sınav, her şeye rağmen “aşağıdakiler”in “yukarı” çıkması için bir fırsat oluyor.

Yapılması gereken, onun eşitlikçi özünü zedeleyen bütün delikleri tıkamak olmalı. “Okul puanı” bu sistemin topuğundaki ufak bir delik. Ama aynı zamanda etkisi bir çocuğun geleceğini belirleyecek kadar büyük bir delik.

Bu veya başka bir öneri size makul gelebilir veya gelmeyebilir. Ama eşitlikçi bir sınav sistemine ihtiyacımız olduğu açık ve bunun üzerine herkes bildiğini söylemeli.

Bir adalet meselesi aslında bütün konuştuğumuz.

Yarışa zaten epeyce zor şartlarda giren dezavantajlı çocuk, bütün engelleri atlatıp tam öne geçecekken, rakibine verilen “doping” anlamına gelen fazladan notla geri kalıyorsa, bu sistemin tıkanması gereken deliği var demektir.

Yeni sınav sistemi nasıl olursa olsun, toplu iğne başı kadar bir deliğe (örneğin “takdir marjına”) yer vermemeli.

Çünkü oradan girecek ateş, o dezavantajlı çocuğun geleceğini yakar. Onun vebalini de kimse üstüne almak istemez herhalde.

SERBESTİYET

Bu haber 1320 kez okudu
YORUM YAZ
UYARI: Haberler ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik eden yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorum - Analiz Kategorideki Diğer Haberler
Paranın kısa tarihi hikâyesi
Yeni Şafak yazarı Yaşar Süngü, bugünkü köşesinde paranın kısa bir tarihini özetlemiş.
14 Kasım 2017 ve Okkupert
"Batılı devletlerle Rusya ve müttefikleri/uyduları arasında yeni bir soğuk savaş başlarsa, 14 Kasım 2017 tarihi bu savaşın kilometre taşlarından biri olarak kayda geçebilir."
Yeni sistemin bu yanlışlarından geri dönülmeli
Özgür Eğitim-Sen Genel Başkanı Abdulbaki Değer ortaöğretime geçişte uygulanacak yeni sisteme ilişkin eleştirilerini ve uyarılarını dile getiriyor.
Muhafazakar Kimlik Krizi ve Bir İlhad Dalgası Olarak Atatürkçülük
Kemalist resmi ideolojiye karşıtlığımız bazılarının zannettiği ya da görmek istediği gibi bir takıntı ya da alışkanlık veya şartlanmışlık değildir. Aynı şekilde salt politik de değildir; öncelikle ideolojik bir tutumdur, yani akidevidir!
Suudi Arabistan balistik füze tehdidi altında
Yemen’de belirli bölgelerde kontrolü elinde bulunduran Husi güçlerinin Suudi Arabistan’ı hedef alan son balistik füze saldırısı, Riyad açısından tehdidin giderek artmakta olduğunu gösteriyor.
Demircan Hoca’dan Ali Bulaç çıkışı
Bu şahsi kefalet yazısını bir kenara not edin; hatta varsa aklınızın, vicdanınızın ya da tanıklıklarınızın size kefil olmayı emrettiği başka tutuklular, onların adlarını da ekleyip öyle okuyun.
Kaldırın Kürtçeyi, Ankara’dan Bakan Yardımcısı geliyor!
"Öyle ya Ankara’dan gelenler görmeden Kürtçe tabela kaldırıldı diyelim, ya sokakta Kürtçe konuşan Yüksekovalılara rast gelirlerse ne yapacaklar? 9. Kolordu Komutanı Korgeneral Hayri Kıvrıkoğlu gibi azarlayacaklar mı?"
Adalete açılan bir kapı
Karar gazetesi yazarı Yıldıray Oğur, FETÖ soruşturmalarını geniş bir çerçevede ele alırken, yönetici kadrosundaki örgüt üyeleri ile legal bir cemaat yapılanmasına üye olduğunu düşünenlerin aynı maddeyle muamele görmesine Yargıtay'ın itiraz kararını işled
Boğazlar hakkında bir hatırlatma
"Türkiye’den bir düşünce kuruluşu ya da bir üniversite Moskova’da Montreux rejimi hakkında bir toplantı düzenleyebilir"
Çıkmaz sokak
100 yıl önce İngilizlerin ve Fransızların bölgeye attığı neşterlerin yarası hâlâ kanamaya devam ederken, bugün onların yerini ABD ve Rusya almış durumda.
Kırmızı et üretimi bitiyor; olsun, ithalata devam!
Kırmızı et üretimi ilk 9 ayda, geçen yıla göre yüzde 12 geriledi. Üçüncü üç aylık dönemde kırmızı et üretimindeki gerileme yüzde 23 oranına ulaştı.
Değişim üzerine düşünmek
İnsan, özgür iradesine "düşünme" erdemini giydirdiği oranda fıtratına uygun değişim gösterirken; alt yapısında düşünce kısırlığı olan bir irade ile yola çıktığında ise değişimin acımasız yönüyle karşılaşacaktır.
  • Güncel
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Eylem ve Etkinlikler
  • Dünya
İkinci el araçta 'kilometre' oyununa son KYK burs ve kredi sonuçları açıklandı 'Türkiye'de ombudsmanlık kararları yüzde 53 uygulanıyor' Antalya'yı şiddetli yağış, fırtına ve hortum vurdu 'Terör örgütü üyelerinin en az 15 çocuğu var' Canikli: S-400 füzeleri satın alındı AK Partili Belediye Başkanı Tüm Camilerde 10 Kasım Mevlidi Okuttu YKS Temel Yeterlilik Sınavı tarihleri belli oldu Türkiye'de 27 bin 592 kişi organ nakli bekliyor Danıştay üyesi meslekten çıkarıldı
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
YAZARLARIMIZTÜMÜ
ÇOK OKUNANLAR
    GAZETELER
    NAMAZ VAKİTLERİ
    İmsak
    Güneş
    Öğle
    İkindi
    Akşam
    Yatsı
    Haksöz Haber Radyo Selam | Tevhidin Adaletin ve Özgürlüğün Sesi
    © Copyrigth 2015 yonelishaber.com tüm hakları saklıdır.
    Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır ve linklerin sorumluluğu alınmaz. Yazılım ve Teknik Destek : AmdYazılım
    • Rss Servisi
    • Google+ Sayfası
    • Twitter Sayfası
    • Facebook Sayfası