• BIST
    105.840
  • Altın
    160,342
  • Dolar
    3,8842
  • Euro
    4,5831
  • Mobil Sayfamız
  • Facebook Sayfamız
  • Twitter Sayfamız
  • Google Plus Sayfamız
  • RSS Servisimiz
  • Android Uygulamamız
  • iOS Uygulamamız
Tarihi Kürt liderlerini aşağılamanın dayanılmaz hafifliği-2
Sosyal medyada, Cumhuriyetin kuruluş sürecindeki Kürt ileri gelenlerine yönelik "aldatıldıkları" söyleminin aşağılama argümanı olarak kullanıldığını belirten Zafer Burakmak, dönemin Kürtlerin kaygılarını ve politikalarının dayanaklarını irdelemeyi sürdü
12 Kasım 2017 / 12:55

Zafer Burakmak'ın yorumu;

Bir önceki yazımızda, Kürt gençleri arasında Cumhuriyetin kuruluş dönemlerindeki tarihi Kürt liderlerine yönelik aşağılayıcı ifadeleler kullanılmasına değinmiştik. "Döneme ilişkin yapılan analizlerde iki noktanın dikkatten kaçtığını" belirtirken ilk hususu işlemiştik. 

İkinci dikkate alınması gereken nokta ise, toplumun önemli bir oranını oluşturan gayri Müslim kesim ile yaşananlar ve Batılı ülkelerin üzerlerinden geliştirmeye çalıştıkları siyasetlerdir. Osmanlı Devleti’nin zayıfladığı ve toprak kaybetmeye başladığı dönemlerde diğer birçok farklı coğrafyadaki gibi Kürdistan’daki gayri Müslimlerin de Batılı güçler ile ilişkilerinde bir yoğunlaşma meydana gelmişti.  Bölgede cirit atan misyonerler, sadece Hıristiyanlığı yaymayı amaçlamıyorlardı elbet. Kürtlerde gittikçe artan korku, Botan Beyliği’ndeki Tiyare bölgesindeki her tarafa hakim yüksek bir tepede kale gibi inşa edilen bir okul ve yurtla birlikte yükseliyordu. Sonunda bölgedeki gayri Müslim tebaa olan Nasturiler,  sürekli ödedikleri vergileri ödemeyi reddettiler.  Bunun üzerine  hakimiyeti kaybetmek istemeyen Botan Beyi Bedirhan’ın 1843 yılındaki saldırısı ile büyük bir kıyıma uğradılar. Yaşanan bu elim hadise, Kürdistan’daki gayri Müslim topluluklar ve Kürtler arasında büyük bir gerilim oluşturdu. Gayri Müslimler büyük bir facia yaşarken, Kürtler ise Batılı devletlerin baskısı altında kalan kendi devletleri olan Osmanlı’nın, üzerine büyük bir güç gönderdiği Bedirhan Bey’in tutuklanmasına ve sürgününe şahit oldular. Yıllarca kendileriyle yaşayan azınlıklarla birçok kez sorunlar yaşamışlardı ancak bu kez dışarıdan bir güç, Hıristiyanlar lehine liderlerini tutuklayacak bir sonuç doğurmuştu.

Bir diğer kırılma ise 1877-78 Osmanlı-Rus savaşlarında yaşanmıştı. Doğu eyaletlerinin bir kısmını işgal eden Ruslara Ermeni yapılanmaları da destek vermişti. Bu gelişme, Kürtler ve Ermeniler arasındaki gerginlikleri çatışmalara sürükledi. Kimi Kürt aşiret birlikleri bazı yerlerde Ermenilerin mallarını yağmalasa da İngiltere gibi güçlerin itirazlarıyla mallar hükümet tarafından iade ediliyordu. Ancak aynı durum Kürtler için geçerli değildi. Zorda kalan Osmanlı, bırakın Kürtleri, topraklarını bile korumaktan acizdi. Kürtler kendi topraklarında kendilerini sahipsiz hissetmişler ve aralarındaki azınlıkların arkasındaki güçlerden korkmuşlardı.

1915’te Van’ın Ruslar tarafından işgal edilmesi bu fay hattını harekete geçirdi. Ermeni silahlı birliklerinin de desteğiyle Van’daki Kürt nüfus, katliam ve sürgüne maruz kaldı. Yine Bitlis de işgal edilmiş ve Kürt aşiretlerinin Osmanlı güçleriyle birlikte harekete geçmesiyle Rus birlikleri püskürtülmüştü. Bu gelişmeler ardından İttihat ve Terakki hükümetinin uyguladığı Ermeni tehciri, büyük katliam ve felaketlere yol açtı. Dönemin Van Valisi Haydar Bey, 1915-1918 arası gelişmelere ilişkin İstanbul’a gönderdiği raporda, vilayette Ermeni ve Nasturilerin nüfusundan bir şey kalmadığını belirtirken, Müslüman nüfustan ise işgaldeki saldırılar ile kaçış ve dönüş yollarında “yüzde 80’inin telef olduğunu” belirtiyordu. Valiye göre eski nüfustan ancak on beşte biri kalmıştı. Diğer iller de benzer süreçler yaşamışlardı.

Kimi zaman katleden kimi zamanlar katledilen Kürtler, hükümetin tehcir politikasının desteğiyle büyük bir Ermeni kıyımına imza attı. Sonraki süreçlerde de çatışmalar sürdü. Özellikle 1919’da Güney Kafkasya’da bir Ermenistan Cumhuriyeti’nin kurulması ardından burayı üs olarak kullanan Ermeni gruplarının sınır bölgelerine yönelik saldırıları devam etmiştir. Yine günümüzde Irak Kürdistanı olarak belirlenen bölgede İngilizlerle savaşan Kürtler, aslında İngilizlerle değil İngiliz topçu ve hava desteğindeki Ermeni ve Nasturilerle savaşıyorlardı. Kürtler, Ermenilerin arkasında Rus, Nasturilerin arkasında ise İngiliz desteğini açıkça görmüşlerdi.

Yine İstanbul ile İtilaf Devletleri arasında imzalanan Mondros Mütarekesi’nde Kürtlerin yaşadığı Vilayet-i Sitte’nin, “Altı Ermeni Vilayeti” olarak anılması, Ermeni devletinin kurulacağı korkusunu pekiştirmiştir. Ermenilerin tehcir ve katliamlarındaki dâhilleri Kürt liderleri ciddi anlamda korkutmuştur. İtilaf Devletleri, bölgeye gönderdikleri subaylarıyla Ermeni devleti kurmanın zeminini yoklamışlar, nüfus sayımları yapmışlardı. Kürtler lehine verilen nüfus sayımlarına karşın tehlike çanları sürmektedir. Örneğin bölgede bir inceleme yapan İngiliz Edward William Charles Noel isimli istihbarat subayı sunduğu raporda, Kürtlerin açık ara çoğunlukta olduğunu belirtip Kürtler lehine görüş bildirirken şu hususları da belirtmekten geri kalmaz;”Bu bölgeye ya “Doğu Vilayetleri” ya da “Ermenistan ve Kürdistan” denmelidir. Sınırlar ayrılmadan coğrafi ilişkilerin çözümünü daha ileriki bir tarihe bırakmak gerekiyor… Bir süre birleşik yaşamalıdır ki bu halklar hem ekonomik açıdan güçlensin hem de toplumsal ve siyasal açıdan stabil hale gelsin. Daha sonra sağlıklı bir ayrılma programı veya çözümü uygulayabilirler…”

Tüm bu Büyük Ermenistan raporlamalarına karşın, Osmanlı’nın geleceğinin konuşulduğu Paris Barış Konferansı’nda önce Ermeniler açıkça Van, Erzurum, Trabzon, Diyarbakır, Sivas ve Adana gibi illerin Ermenistan’a verilmesini talep etmişler, ardından ise Kürtler adına bağımsız bir Kürdistan için faaliyet yürüten Şerif Paşa’nın, Ermeniler ile birlikte bir mutabakata vardığı açıklamaları gelmiştir. Birleşik Büyük Ermenistan ve Bağımsız Kürdistan’ın kurulmasından söz edilen mutakabatta sınır konusu tamamen İtilaf Devletleri’ne bırakılmıştır. İtilaf Devletleri’nin Ermeni ve Nasturi desteğini bilen Kürtler, topraklarının kendilerinden alınacağı korkusunu iliklerine kadar yaşamışlardır.  

Tüm bu korkuları kendi lehlerine kullanmak isteyen Mustafa Kemal ve arkadaşları, birlikte hareket edebilecekleri çağrıları yapmışlardır(yazının en başındaki vaatlerle). Cumhuriyetin kurucu kadrosu, her fırsatta Büyük Errmenistan planlarını ve gelişmeleri Kürt kamuoyuna duyurmaya çalışmışlardır. Ermenilerin büyük devletler tarafından desteklendiğini gören Kürt ağa ve şeyhleri de tercihlerini, tekrar hilafeti ayağa kaldırma hedefli ve kendilerine özerk bir yönetim sözü veren bu kesimle hareket etmekten yana kullanmışlardır. Hilafet ve saltanatın tekrar hakim kılınacağı üzerinden verilen bu destek, günün şartlarının da dayatması üzerine gerçekleşmiştir. Verilen sözlerin tutulmadığını gören Kürt liderler, itiraz seslerini yükseltmişler ve başka çarelerinin kalmadığını gördükleri noktada da isyan etmişlerdir. Ancak Bolşevik yayılmacılığına karşı durulacağı, hilafet ve saltanatın kaldırılacağı ve Osmanlı’nın kaybedilen topraklar da dahil tüm iddialarından vazgeçilmesi şartı ile yeni rejimin Batılı devletlerce kabul edilmesi, Kürtlere ihtiyaç duyulmadığı günleri getirmiştir. Hatta Kürtlere karşı, Batılı devletlerin rejime destek verdiği dönemler olmuştur. Fransa’nın, Şeyh Said İsyanı’nda Suriye’de kontrolündeki demiryollarını Ankara’nın hizmetine vermesi gibi. İttihat ve Terakki geleneğinden gelen kadrolar, akamete uğrayan uluslaştırma sürecini, büyük bir hızla Kürtlere de uygulamış ve önce ileri gelenler isyanlar gerekçesiyle büyük bir kıyıma uğratılmış, ardından koca bir toplum baskılanmıştır.

Bugünden  baktığımız tarih, tüm bunları göze almadan değerlendirildiğinde yazının en başında belirttiğimiz sorunlar baş göstermektedir. Kürt gençleri, dönemin gerçekliği ve toplumsal psikolojik travmalarından azade yapacakları her değerlendirmenin, en kolay şey olan tarihi kişilikleri bir kalemde silme yanlışına düşmek anlamına geleceğini bilmelidir.

PKK VE ÖCALAN ETKİSİ

Bununla birlikte döneme dair yapılan analizlerde bilinçli bir çabanın etkisini de es geçmemek gerekiyor. Kürt meselesi üzerine ilgi duyan PKK tabanının bu konularda Kürt ileri gelenlerine dair diğer kesimlerden daha sert bir tutum takındığı şaşırtıcı bir durum gibi görülebilir. Fakat bu sonuç, bilinçli bir çabanın yansımasıdır aslında. PKK, Kürt tarihini daha çok Medler üzerinden başlatırken, övücü ifadelerin kullanıldığı bu sürecin ardından İslam’ın kabul edilmesiyle zayıf düşüldüğünü ve toplumsal dinamiklerini kaybettiğini ileri sürmektedir. Örneğin Murat Karayılan, İslam’ın bir kırılma yarattığını ve ulusal bir yaklaşım sergileyemedikleri için toplumsal kayıplara neden olduğunu söyler. Kürtlerin, tarih sahnesinde yeteri düzeyde var olamamalarını İslamiyete bağlayan Karayılan,  M.Ö. 6. yüzyıldaki Med İmparatorluğu deneyiminden sonra İslamiyeti kabul ettikleri...

Yazının devamı için tıklayınız...

Bu haber 369 kez okudu
YORUM YAZ
UYARI: Haberler ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik eden yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorum - Analiz Kategorideki Diğer Haberler
Beş, on, on beş çocuk…
"Her ne kadar Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre nüfusu en hızlı artan bölge olsa da Kürt toplumundaki çocuk sayısında da ciddi düşüş yaşanıyor. Türk toplumunu daha erken bir dönemde etkisi altına alan az çocuk anlayışının, Kürtlere de...."
İktidar niçin Atatürk’çü oldu?
Karar gazetesi yazarı Etyen Mahçupyan, iktidarın Atatürkçülük seviciliğine ilişkin analizler yapıyor.
Ekin Kitap Kafe ve Okur-Yazar Buluşmaları Üzerine
Hem yazarların anlattıklarını hem de onların anlatımlarını biraz detaylıca araştırınca çeyrek yüzyıldan fazladır, üreten bir toplum olmaktan çok, tüketen bir toplum olduğumuzu ve geçmişin mirasından nemalandığımızı görmek üzücü bir durum.
Milli ve yerli Rusçuluk
"Darbe ve PKK konusunda haklı olarak ABD’ye kızarken ve ilişkiler soğurken, bir kurtarıcı, tek alternatif gibi Rusya’nın pazarlanması, Putin’in sirklerde hayvan tebiyeciliği yapan danışmanının bile tvlerde kendine bu PR faaliyeti içinde yer bulabilmesi..
Paranın kısa tarihi hikâyesi
Yeni Şafak yazarı Yaşar Süngü, bugünkü köşesinde paranın kısa bir tarihini özetlemiş.
14 Kasım 2017 ve Okkupert
"Batılı devletlerle Rusya ve müttefikleri/uyduları arasında yeni bir soğuk savaş başlarsa, 14 Kasım 2017 tarihi bu savaşın kilometre taşlarından biri olarak kayda geçebilir."
Yeni sistemin bu yanlışlarından geri dönülmeli
Özgür Eğitim-Sen Genel Başkanı Abdulbaki Değer ortaöğretime geçişte uygulanacak yeni sisteme ilişkin eleştirilerini ve uyarılarını dile getiriyor.
Muhafazakar Kimlik Krizi ve Bir İlhad Dalgası Olarak Atatürkçülük
Kemalist resmi ideolojiye karşıtlığımız bazılarının zannettiği ya da görmek istediği gibi bir takıntı ya da alışkanlık veya şartlanmışlık değildir. Aynı şekilde salt politik de değildir; öncelikle ideolojik bir tutumdur, yani akidevidir!
Suudi Arabistan balistik füze tehdidi altında
Yemen’de belirli bölgelerde kontrolü elinde bulunduran Husi güçlerinin Suudi Arabistan’ı hedef alan son balistik füze saldırısı, Riyad açısından tehdidin giderek artmakta olduğunu gösteriyor.
Demircan Hoca’dan Ali Bulaç çıkışı
Bu şahsi kefalet yazısını bir kenara not edin; hatta varsa aklınızın, vicdanınızın ya da tanıklıklarınızın size kefil olmayı emrettiği başka tutuklular, onların adlarını da ekleyip öyle okuyun.
Kaldırın Kürtçeyi, Ankara’dan Bakan Yardımcısı geliyor!
"Öyle ya Ankara’dan gelenler görmeden Kürtçe tabela kaldırıldı diyelim, ya sokakta Kürtçe konuşan Yüksekovalılara rast gelirlerse ne yapacaklar? 9. Kolordu Komutanı Korgeneral Hayri Kıvrıkoğlu gibi azarlayacaklar mı?"
Adalete açılan bir kapı
Karar gazetesi yazarı Yıldıray Oğur, FETÖ soruşturmalarını geniş bir çerçevede ele alırken, yönetici kadrosundaki örgüt üyeleri ile legal bir cemaat yapılanmasına üye olduğunu düşünenlerin aynı maddeyle muamele görmesine Yargıtay'ın itiraz kararını işled
  • Güncel
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Eylem ve Etkinlikler
  • Dünya
ALES temel soru kitapçığı ve cevap anahtarı yayımlandı İkinci el araçta 'kilometre' oyununa son KYK burs ve kredi sonuçları açıklandı 'Türkiye'de ombudsmanlık kararları yüzde 53 uygulanıyor' Antalya'yı şiddetli yağış, fırtına ve hortum vurdu 'Terör örgütü üyelerinin en az 15 çocuğu var' Canikli: S-400 füzeleri satın alındı AK Partili Belediye Başkanı Tüm Camilerde 10 Kasım Mevlidi Okuttu YKS Temel Yeterlilik Sınavı tarihleri belli oldu Türkiye'de 27 bin 592 kişi organ nakli bekliyor
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
YAZARLARIMIZTÜMÜ
ÇOK OKUNANLAR
    GAZETELER
    NAMAZ VAKİTLERİ
    İmsak
    Güneş
    Öğle
    İkindi
    Akşam
    Yatsı
    Haksöz Haber Radyo Selam | Tevhidin Adaletin ve Özgürlüğün Sesi
    © Copyrigth 2015 yonelishaber.com tüm hakları saklıdır.
    Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır ve linklerin sorumluluğu alınmaz. Yazılım ve Teknik Destek : AmdYazılım
    • Rss Servisi
    • Google+ Sayfası
    • Twitter Sayfası
    • Facebook Sayfası