• BIST
    116.531
  • Altın
    158,593
  • Dolar
    3,7404
  • Euro
    4,4932
  • Mobil Sayfamız
  • Facebook Sayfamız
  • Twitter Sayfamız
  • Google Plus Sayfamız
  • RSS Servisimiz
  • Android Uygulamamız
  • iOS Uygulamamız
Tarihi Kürt liderlerini aşağılamanın dayanılmaz hafifliği-1
Sosyal medyada birçok konuda olduğu gibi Kürt tarihine ilişkin de lakayt bir dil kullanılıyor. Cumhuriyetin kuruluş sürecinde Kürt liderlerine yönelik aldatıldıkları söylemi, tarihi bir tespit olarak değil dönemin şahsiyetlerine sövmenin aracı kılınıyor
10 Kasım 2017 / 20:33

Zafer Burakmak yazdı... 

Sosyal medyada birçok konuda olduğu gibi Kürt tarihine ilişkin de lakayt bir dil kullanılıyor. Gençlerin Cumhuriyetin kuruluş sürecinde Kürt ileri gelenlerine yönelik aldatıldıkları söylemi, tarihi bir tespit olarak değil dönemin şahsiyetlerine adeta sövmenin bir aracı kılınıyor. Cumhuriyetin kuruluş dönemlerinde Kürt ileri gelenlerinin, Mustafa Kemal ve arkadaşlarının “Kürtlerin kavmi haklarının da verileceği” sözlerine inandıkları tarihsel bir gerçek. Çünkü Osmanlı’nın son dönemlerinde siyasiler ve fikir adamları arasında Kürtlere bir özerkliğin verilebileceği tezi hakim bir düşünceydi zaten. Mustafa Kemal de bu yönde açıklamalar yapmıştı. Örneğin, 1919’da Diyarbekir Mebusu Kemal Bey’e gönderdiği telgrafta bağımsız bir Kürt devletini isteyenleri eleştirirken Kürtlerin haklarına ilişkin “İdare usulü, ırkların haklarının korunması gibi arada halledilecek aile meseleleri” tespitinde bulunmuştur. Yine Cemilpaşazade Kasım Bey’e çektiği telgrafta da şöyle diyordu; “Kürt kardeşlerimin hürriyet ve refah ve ilerlemesinin vasıtalarını sağlamak için sahip olmaları gereken her türlü hukuk ve imtiyazların verilmesine tamamen tarafım.”  10 Ocak 1920’de İzmit Kasrı’nda gazetecilerle yaptığı toplantıda “…Binaenaleyh başlı başına bir Kürtlük tasavvur etmekten ise bizim Teşkilat-ı Esasiye Kanunu mucibince zaten bir nevi mahalli muhtariyetler teşekkül edecektir. O halde hangi livanın ahalisi Kürt ise onlar kendi kendilerini muhtar(özerk) olarak idare edeceklerdir.” İfadelerini kullanırken, TBMM Gizli Celse Zabıtlarında yer alan, 22 Temmuz 1922 tarihli Mustafa Kemal imzalı bir talimatta ise “1… Kürtlerle meskûn menatıkta ise hem siyaseti dahiliyemiz ve hem de siyaseti hariciyemiz noktai nazarından tedricen mahalli bir idare iltizam etmekteyiz. 2- Milletin kendi mukeadderatlarını bizzat idare etmeleri hakkı bütün dünyada kabul olunmuş bir prensiptir. Biz de bu prensibi kabul etmişizdir.” denilmişti.

Görüldüğü üzere Kürtlerin haklarının verileceği düşüncesi sürekli dillendirilmiştir. Buna rağmen Kürt ileri gelenlerinin aldatılmalarını eleştirmek elbette tabiidir. Kürtlere haklarının verileceğini belirten kurucu kadronun, daha sonra bir kıyım gerçekleştirmesinde ve bugüne kadar süregelen bir sorunda, dönemin Kürt aşiret reislerinin ve şeyhlerin payları elbette sorgulanacaktır. Ancak yapılacak analizlerin, bugünün ideolojik bakışlarından arındırılması, dönemin anlaşılması için temel bir kaide olarak belirlenmelidir. Anakronizm olarak ifade edilen, tarihi kendi dönem ve şartları yerine bugünün gözüyle değerlendirme hastalığına düşülmemesi daha net bir perspektif sunmada kilit önemdedir.  

Kürt liderlerin kurucu kadro ile ortak hareket etmelerinin hangi şart ve ruh haline dayandıkları dikkate alınmalı değil midir? Klavye başındaki gençlerin sosyal medya üzerinden hakaretler yağdırarak yaptıkları analizlerde dönemin ağır şartları dikkate alınıyor mu? Bugün herhangi bir şirketin ceo’suna hayran hayran bakan gençlerin, yüzlerce köyü, büyük bir ekonomi ve ticareti ve hatta dış ilişkileri yöneten, bir kısmı dış dünya ile ciddi ilişkileri bulunan dönemin eğitimli, (birçoğu) birkaç dil bilen aşiret reislerine cahil sıfatlarıyla saldırmaları ne kadar doğru?

Döneme ilişkin yapılan analizlerde iki noktanın dikkatten kaçtığını düşünüyorum. Birincisi bölgedeki demografik yapının bugün üzerinden değerlendirilmesi. İkincisi de bununla ilişkili olarak Kürt coğrafyasında yaşanan etnik ve dini temelli çatışmalar ve bunun sonucunda dünyada oluşan Ermeni hassasiyeti ve bir Ermeni devletinin kurulma niyeti.

Öncelikle Kürtlerin, bölgedeki en büyük güç olmalarına rağmen demografik yapının bugün görüldüğü gibi olmadığı bilinmelidir.

Osmanlı Devleti’nin yaptığı üç nüfus sayımında, Vilayet-i Sitte olarak tanımlanan Erzurum, Van, Bitlis, Diyarbakır, Sivas ve Mamuretü’l-Aziz’deki Ermeni nüfus şöyle belirlenmişti; 1987’de 555 bin 902, 1906 yılındaki sayımda 561 bin 774 ve 1914’teki nüfus sayımında 636 bin 306. Başka kaynaklar, Birinci Dünya Savaşı’ndan önce Diyarbakır’ın yaklaşık yüzde 30’unun Ermeni, Keldani ve Süryani gibi gayri Müslimlerden oluştuğunu belirtir.  1914 yılında yapılan nüfus sayımına göre Diyarbekir Vilayeti’nde yaşayan 492 bin 101 kişiden, 65 bin 850’si yani toplam nüfusun %13,38’i Ermeni’dir. Yine, 179.380 nüfusa sahip Van’da ise 67 bin 792 (%37,79) Ermeni yaşıyordu. Toplam nüfusu 309 bin 999 olan Bitlis’te Ermeni nüfus, 117 bin 492 (%37,9) olarak belirlenmişti. Yine başka kaynaklarda Hakkari sancağında 165 bin Kürde karşın 97 bin Hıristiyan bir kavim olan Nasturi’nin olduğu belirtilmektedir. Bu rakamlara, Sultan II. Abdülhamit’in korktuğu“Ermenilerin çeşitli oyunlarla ve entrikalarla kendi sayılarını olduğundan fazla gösterme çabası” ve yine dikkat çektiği “Rusya’dan ülkeye olası Ermeni akımı” tezlerinin ne kadar etkili olduğu bilinmiyor. Ancak, Ermeni ve diğer gayri Müslim nüfusun..

Yazı için tıklayınız...

Bu haber 794 kez okudu
YORUM YAZ
UYARI: Haberler ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik eden yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorum - Analiz Kategorideki Diğer Haberler
Dayatma yemin metni ile Meclis'ten kovmak
"Zana’nın tahliye ve vekilliği, hatalarından dersler çıkarmış “Yeni Türkiye” olarak ifade edilen sürecin Kürtler tarafına yansımasıydı. Şimdi tersinden bir sürecin sembolüne döndü. Hem de “Türkiye milleti” gibi meşru ve haklı bir söylem üzerinden."
Afrin soruları
"Bu şartlar altında Suriye’de üretilecek çözümden Türkiye ne kadar pay istiyor? Daha da önemlisi, askeri seçeneğe başvurarak bunu alabileceğine inanıyor mu?"
Kuraklığın lafı yetti gıda fiyatları artıyor
Hükümet, gıda fiyatlarını düşürmek için kırmızı et, hububat, bakliyat gibi birçok üründe gümrük vergilerini düşürdü. 2018'de beklenen kuraklık, ramazan ayının hasat öncesine denk gelmesi özellikle yılın ilk yarısında gıda fiyatlarının artıracak gibi.
Adı Resmi Gazete’de yayınlanmış ama kimsenin tanımadığı bir adamın hikayesi...
"Başına gelenlerle kimsenin ilgilenmediği, bu kadar kritik günlerden geçerken de mağduriyeti kimsenin umurunda olmayan bu ülkenin sıradan bir genç vatandaşı o. Adı Resmi Gazete’de çıkmış olmasına rağmen..."
ABD’nin YPG yatırımı ve Afrin denklemi
ABD’nin yeni adımı YPG’nin bir örgüt formatından çıkarılarak bir orduya dönüştürülmesi anlamına geliyor. Bu hamle birkaç katmanda Suriye’nin ve bölgenin geleceğini etkileyecek bir mahiyete sahip.
Mısır'daki siyasi idamları durdurmak için somut adımlar atabilmek
İhvan'ın tutuklu liderleri ve onların aileleri kendi sınavlarını başarıyla vermekteler. Ancak, hür dünyanın(!) yöneticileri, önderleri, aydınları, gazetecileri ve aktivistlerinin Mısır’daki idamlarla ilgili sınavlarını başarıyla verebildiğini söylemek mü
Ortadoğu yazarı: Biz muhalefetteyiz ama fikrimiz iktidarda
MHP'nin yayın organı Ortadoğu yazarı Yıldıray Çiçek "MHP bugün fikrinin iktidarını yaşamaktadır. Düşman cephesinin çıldırması da bu yüzdendir" dedi.
Bu hukuki ihtilafa bakacak bir merci yok
"Yerel mahkeme Anayasa Mahkemesi’ne “Görev gaspı yapıyorsun” derse, bu ihtilafa bakacak daha üst bir mahkeme yok! Çünkü Anayasa Mahkemesi’nin kararları “kesin ve bağlayıcı”dır. Aksi düşünülmediği için bir merci tayin edilmemiştir"
Adaletten sinyal bekleyenler...
"Eğer, bu konuda yeni bir içtihad ve kriter geliştirilmezse, müphemlik ortadan kaldırılmazsa “güçlü olanlar ya da güçlü tanıdıkları olanlar kurtuluyor” gibi şikayetler de bitmez."
Avrupa - Türkiye - Ortadoğu: Kim dönüşüyor, kim dönüştürüyor?
Mültecilerden radikalizme, başarısız devlet deneyimlerinden ekonomik darboğaza kadar Avrupa'nın komşu bölgelerinde yaşanan meseleler Avrupa'daki siyasal manzarayı dönüştürüyor, toplumsal kaygıları çok ciddi manada kaşıyor.
Bilmediğiniz şeyler var!
"Herhalde hiç kimse bize MHP ve Devlet Bahçeli’nin niyet konusunda ‘’Bilmediğiniz şeyler var’’ diyemez. Biz hem MHP’yi hem de Devlet Bahçeli’yi gayet iyi biliyoruz. Burada bilmediğimiz aslında AK Parti’nin ne istediğidir?"
Selvi: AİHM, Türkiye'yi Avrupa Konseyi'ne taşıyabilir
Selvi, AYM'nin tutuklu gazeteciler Şahin Alpay ve Mehmet Altan hakkında verdiği 'hak ihlali' kararının Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nden (AİHM) de çıkabileceğini ve " AİHM’nin Türkiye’yi, Avrupa Konseyi’ne taşıması tehlikesinden söz ediliyor" dedi
  • Güncel
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Eylem ve Etkinlikler
  • Dünya
Ehliyet sınavlarında 'tablet' dönemi başladı HDP'li Altan Tan hakkında 15 yıla kadar hapis istemi Hakkari'de kayak keyfi Kısmen buz tutan Gölcük Gölü havadan görüntülendi Kanal İstanbul'un güzergahı resmen belli oldu Emniyet Özel Harekat Daire Başkanlığı kaldırıldı Bozdağ'dan 'Mor Beyin' açıklaması Van Gölü için 100 milyon liralık arıtma tesisi YÖK'ten görevlendirmelere ilişkin yönetmelik değişikliği Posof'ta eğitime kar engeli
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
YAZARLARIMIZTÜMÜ
ÇOK OKUNANLAR
    GAZETELER
    NAMAZ VAKİTLERİ
    İmsak
    Güneş
    Öğle
    İkindi
    Akşam
    Yatsı
    Haksöz Haber Radyo Selam | Tevhidin Adaletin ve Özgürlüğün Sesi
    © Copyrigth 2015 yonelishaber.com tüm hakları saklıdır.
    Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır ve linklerin sorumluluğu alınmaz. Yazılım ve Teknik Destek : AmdYazılım
    • Rss Servisi
    • Google+ Sayfası
    • Twitter Sayfası
    • Facebook Sayfası