• BIST
    99.639
  • Altın
    141,393
  • Dolar
    3,5032
  • Euro
    3,9191
  • Mobil Sayfamız
  • Facebook Sayfamız
  • Twitter Sayfamız
  • Google Plus Sayfamız
  • RSS Servisimiz
  • Android Uygulamamız
  • iOS Uygulamamız
Ömer Arslan
Ömer ArslanTüm Yazlıları
07 Nisan 2017 Cuma 14:22
Tamam, oyun bitti dağılıyoruz

Bugün dünyanın birçok yerinde insanlar, güne ABD’nin Suriye’yi vurduğu haberi ile uyandı. Diktatör Esed’ın İdlib’e gerçekleştirdiği ve çoğu çocuk olmak üzere 100 den fazla şehit ve 500’ün üzerinde yaralının olduğu kimyasal silahlı saldırısına cevap verilmiş!

TSİ 04:45 sularında ABD’nin Akdeniz’de bulunan deniz üssünden, Esed rejimine ait Şayrat hava üssünün 59 adet Tomahawk füzesiyle vurulduğu çok geçmeden belli oldu. Bu da ABD’nin Suriye’yi değil sadece kimyasal silahlı saldırının yapıldığı bir üssün hedef alındığını gösteriyor. Zaten ilerleyen saatlerde devletlerin yaptıkları peş peşe açıklamalar da gelince, arama motorlarına “3. Dünya Savaşı” yazanların çölde bir serap gördüklerini görmüş olduk.

Pentagon yaptığı açıklamada bu operasyonun tek seferlik bir operasyon olduğunu ifade etti. Trump saldırıdan sonra “masum çocukların öldürülmesine seyirci kalamazdım, sorumluluğum vardı” dedi. Esed rejimi; saldırıyı beklediklerini ve üssün çoğunun boşaltıldığını açıkladı. Rusya ise saldırıdan telefonla haberdar olduklarını veS-s400 hava savunma sisteminin kapalı olduğunu ifade edince, olayın birkaç yüz milyon dolarlık bir tiyatro olduğunu anlamış olduk.

Suriye’de yaklaşık yedi yıldır her türlü silahlarla katledilen ve halka karşı kılını kıpırdatmayan ABD’nin böyle bir hamlesi ne anlama geliyor bunun üzerine ileriki zamanlarda uzun uzun tartışmalar olacağı muhakkak. Çünkü ne Esad ilk kez kimyasal silah kullanıyordu, ne de ilk kez savaş suçu işleniyordu. Yaklaşık yedi yıldır rejim ve işbirlikçileri neredeyse Suriye’de kullanmadıkları silah kaldı mı bilemiyoruz. Her türlü konvansiyonel silahın kullanıldığı yaklaşık 700 bin insanın ( ki içinde çocuk, kadın her yaştan insan var) katledilmesi meselesi önümüzde duruyor. Yani buradan şunu anlıyoruz emperyalizmin bir bloğunun başı olan ABD “kimyasal silah kullanma öbür türlü nasıl öldürüyorsan öldürebilirsin” mesajı verdi.

Gözden kaçmaması gereken bir başka önemli bir boyut da ABD başkanı Trump’ın yapmış olduğu “güvenliğimiz için bu operasyonun kaçınılmaz olduğu” açıklaması. İnsan düşünmekten kendini alamıyor. Suriye, ABD’nin güvenliğini nasıl tehdit ediyor? ABD’nin Suriye’ye herhangi bir sınırı var da biz mi bilmiyoruz? İşin biraz daha detayına girince “güvenliğim” derken İsrail’in güvenliğinden bahsettiğini Netenyahu’nun da operasyona tam destek verdiklerini ve toprak güvenliğine vurgu yapmasından anlıyoruz.

Peki bu tiyatro tamamen anlamsız bir oyun muydu? Kim, kime ne tür mesajlar verdi bunlar elbette ki işin uzmanları tarafından değerlendirilecektir. Siyasetin, hele de savaş siyasetinin sürekli değiştiğini, müttefik olmanın veya ihtilaflı olmanın sabit bir şey olmadığını ve hemen değişebileceğini biliyoruz. Bundan 3 gün önce Esad’ın devrilmesi önceliklerinin olmadığın açıklayan ABD, hemen 3 gün sonra Suriye’de bir üssü vurabiliyor. Suriye’de “benden izinsiz kuş uçamaz istediğim zaman asarım, keserim” diyen Rusya ve İran kınamakla yetinebiliyor.

Bu operasyonun uluslararası arena da elbette bir karşılığı vardır ve ilerleyen zamanlarda bunları göreceğiz. Birkaç göstermelik değişim olabileceği gibi batılı devletlerin siyasetleri tamamen de değişebilir. Obama döneminde Suriye’de oldukça pasif kalan ve sahayı Rusya’ya terk eden ABD’nin, ben buradayım mesajı da olabilir. Veya savaşın son demlerine de gelmiş olabiliriz. Bunlar şuan birer soru işaretinden ibaret tahminler. Fakat değişmeyecek olan yine Müslüman halkın payına ölümün, acının ve gözyaşından başka bir şey düşmeyeceği gerçeği. Suriye rejiminin son yaptığı “ bu saldırıya karşılık terörün üzerine daha kararlılıkla gideceğiz” açıklaması bunun göstergesi olabilir.

Netice de Müslümanlar beldelerde maalesef hep biz savaşıyoruz ama hep onlar kazanıyor. Bizim kanlarımız ve acılarımız üzerinden birbirlerine mesaj veriyor birbirlerini cezalandırıyorlar. Bilmem kaç bin kilometre öteden gelip topraklarımızda hüküm sürüyorlar.

Bir çift lafta İslam’ın hamisi İran’a!

Müslümanların Kudüs hassasiyetini yıllardır kullanan İran’ın, müttefiki Rusya’nın Doğu Kudüs’ü Siyonist rejimin başkenti olarak tanıyan ilk ülke olarak kayıtlara geçmesine karşın hala tek kelime etmiş değil. Bu da İran’ın içi kof bir ülke olduğunu ve Müslümanlardan başka hiç kimseyle sorunu olmadığını da bir kez daha kanıtlamış oluyor. Bakalım ona hamilik rolünü biçenler bu olayı nasıl açıklayacaklar. 

Bu haber 1798 kez okudu
YORUM YAZ
UYARI: Konu ile ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik eden yorumlar onaylanmamaktadır.
  • Güncel
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Eylem ve Etkinlikler
  • Dünya
DEÜ'de 12 akademisyen açığa alındı Elazığ'daki düğünde elektrik panosu patladı: 14 yaralı Şırnak'ta saldırı; 3 asker yaşamını yitirdi Erzurum'da 3,4 büyüklüğünde deprem TSK'nın Olası Afrin Operasyonunun Detayları Netleşiyor Engelli memur sayısı 50 bine yaklaştı Şırnak'ta 6 PKK üyesi teslim oldu Yeni KHK yayımlandı Üniversite tercih kılavuzu yayımlandı Helikopterlere engel tanıma sistemi geliyor
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
YAZARLARIMIZTÜMÜ
ÇOK OKUNANLAR
    ALINTI YAZARLARTÜMÜ
    GAZETELER
    NAMAZ VAKİTLERİ
    İmsak
    Güneş
    Öğle
    İkindi
    Akşam
    Yatsı
    Haksöz Haber Radyo Selam | Tevhidin Adaletin ve Özgürlüğün Sesi
    © Copyrigth 2015 yonelishaber.com tüm hakları saklıdır.
    Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır ve linklerin sorumluluğu alınmaz. Yazılım ve Teknik Destek : AmdYazılım
    • Rss Servisi
    • Google+ Sayfası
    • Twitter Sayfası
    • Facebook Sayfası