• BIST
    105.840
  • Altın
    160,737
  • Dolar
    3,8842
  • Euro
    4,5831
  • Mobil Sayfamız
  • Facebook Sayfamız
  • Twitter Sayfamız
  • Google Plus Sayfamız
  • RSS Servisimiz
  • Android Uygulamamız
  • iOS Uygulamamız
Suudiler ve Lübnan krizi: Türkiye için fırsat mı, tehdit mi?
Suudi Arabistan'daki yolsuzluk operasyonu ve Lübnan'da eş zamanlı yaşanan gelişmeler Ortadoğu'da yeni bir çatışma dinamiği yaratabilir mi?
11 Kasım 2017 / 10:39

Geçtiğimiz hafta sonu Suudi Arabistan'da "yolsuzlukla mücadele" kampanyası olarak başlayan süreç muhtemelen Ortadoğu'da yeni bir dalgalanmanın geleceğine işaret ediyor. Yaşananlar sadece Suudi Arabistan'daki bir iktidar değişimiyle açıklanamayacak boyutlar taşıyor. Eğer iktidar değişikliği Ortadoğu'da yeni bir çatışma dinamiği yaratırsa bundan mutlaka Türkiye de etkilenir.

Operasyonların hedefi ne?

DW Türkçe'de yer alan Serhat Ekmen imzalı analizde konu farklı boyutlarıyla ele alınıyor.

Ekmen'in analizlerinden bir kısmı şöyle; Veliaht Prens Muhammed bin Salman'ın öncelikli hedefinin iktidar devrini tam ve sancısız yapmak olduğu görülüyor. Ancak, yolsuzluk suçlamasıyla gözaltına alınan kişilere bakıldığında olan bitenin sadece iktidarın devriyle sınırlı olmadığı düşünülmeli. 200 kişiye ulaşan gözaltı ve tutuklama listesindeki kişiler dört kategoriye ayrılabilir: Bin Selman'ın "modernleşme" projesine itiraz edebilecek din adamları, güvenlik ve istihbarat kurumlarında değişime direnebilecek üst düzey aile üyeleri ve onlara yakın kişiler, Bin Selman'a muhalif olsun ya da olmasın büyük bir sermayeyi kontrol eden tanınmış figürler ve üst düzey yargı mensupları.

...

Eğer, olan biten, sadece ülke içindeki gelişmelerle sınırlı kalsaydı, Suudi Arabistan'daki rejim ve darbe ilişkisi üzerinden yapılacak değerlendirmeler yeterli olabilirdi. Fakat, yakalama dalgasının öncesinde Lübnan Başbakanı Saad Hariri'nin istifası ve tutuklamalar devam ederken Yemen'den Suudi Arabistan'a atılan füzeden Riyad'ın Hizbullah'ı ve dolayısıyla Lübnan'ı sorumlu tutması Bin Salman'ın krallık yolunun, sadece ülke içinde döşenen taşlardan ibaret olmadığını gösteriyor.

Çatışma kapıda mı?

Krallık içinde yaşanan değişime iç politika ve ekonomik gelişmeler eksenli bakanlar, İran ve Hizbullah karşıtı söylemlerin içeride yaşanan sürecin üstünü örtmek için kullanılan bir perde olduğunu düşünüyor. Ancak büyük olasılıkla Suudi Arabistan'ın Lübnan'a yönelik savaş tehditleri Muhammed Bin Salman'ın rüştünü ispat etmek için tetikleyeceği küçük çaplı bir çatışmadan daha fazlasına neden olacak.

Suudi Arabistan'ın Katar'da "başarısız" baskı politikası, Yemen'de tersine dönen güç gösterisi ve Suriye'de iflas eden Esad karşıtı politikası aslında Suudilerin son birkaç yıldır hiç çekinmeden Ortadoğu'da askeri tırmanma yaratabilecek seçeneklere yöneldiğini gösterdi. Yani, "Suudi ordusu hazır değil", "ekonomisi çatışmalardan zarar görür", "İran'a karşı kaybedeceği bir savaşa girmez", "içerideki tepkilerden çekinir" şeklindeki savların hepsini Arap Baharı sonrası Suudi dış politikası çoktan boşa çıkarmış durumda.

Neden Lübnan?

Suudi Arabistan ile İran arasında pek çok çatışma sahası olabilir, fakat en muhtemeli Lübnan. Pek i neden?  İran'ın bölgede Irak, Suriye, Yemen ve Lübnan'da doğrudan, Bahreyn ve Katar'da dolaylı etkisi güçlü.  Irak ve Suriye'de Suudi Arabistan'ın İran'a karşı etki üretmesi ihtimali çok zayıf. Yemen'de ise alabileceği koalisyon desteği sınırlı. Oysa, Lübnan'da İsrail'in dolaylı desteği çoktan alınmış durumda. Fakat, bu dolaylı stratejik desteğin sahada görünür bir taktik desteğe dönüşüp dönüşmeyeceği şüpheli. Başka bir deyişle, İsrail, Hizbullah'ın Suriye'deki macerasının sonuna gelindiği bir dönemde, örgüt daha da güçlenmeden bir askeri harekat başlatabilir mi? Aslında, İsrail'in iç politikadaki sıkışmışlığı ve Filistin cephesinden tehdit algılamaması, olası bir operasyon ihtimalini yükseltiyor. Ancak, 2006 savaşından ciddi dersler çıkartan İsrail'in Lübnan'da Hizbullah'a saldırması için daha ciddi gerekçeler lazım.

Özetle, Suudi Arabistan, İranla doğrudan çatışmaya girecek güçte değil, İsrail istekli ama çekingen. Üstelik, Suriye ve Yemen örnekleri İran'ın daha geniş alanda ve daha çok sayıda "vekil"i devreye sokabileceğini gösterdi. Bu nedenle, çatışma kararı geçmişe göre daha riskli ama hala çok yüksek.

Türkiye nasıl etkilenir?

Peki, bu süreç Türkiye'yi nasıl etkiliyor? Türkiye şu ana kadar olaylara Suudi Arabistan'ın içişleri perspektifinden yaklaştı. Bu nedenle Muhammed Bin Salman'ın hamlelerini en azından resmi düzeyde uzaktan izliyor. Riyad da Katar krizi ve Kuzey Irak'taki referanduma verilen sosyal medya desteğinden sonra Ankara'yla ilişkilerini düzeltmese de gerginleştirecek bir adım da atmadı. Muhtemelen, iki ülke de Lübnan merkezli gelişmelerin Türkiye'ye büyük bir zarar vermeyeceğini düşünüyor.

Lübnan'da bir çatışma, Hizbullah'ın kaçınılmaz olarak Suriye'deki varlığını azaltmasıyla sonuçlanacaktır. Bunun Esad yönetimini zayıflatacağı açık. Fakat, Türkiye artık 2 yıl öncesinde olduğu gibi Şam yönetimini devirme politikası izlemeye geri dönmeyecektir. Yine de Hizbullah'ın devreden çıkması ya da ağırlığını Lübnan'a vermesi Suriye'de Türkiye'ye duyulan ihtiyacı artıracaktır. Bu ihtiyaç artışı, Türkiye'nin YPG'yle mücadelesinde arayıp da bulamadığı bir bölgesel konjonktür yaratabilir.

Olası bir Lübnan çatışmasında ABD ve müttefikleri Türkiye'nin Suriye'de YPG'ye yönelik operasyonuna karşı hamle yapmakla uğraşamayacağı gibi, İran ve Rusya'nın Türkiye'ye Suriye'de artan ihtiyacı dengeleri Türkiye lehine çevirebilir. Fakat, elbette bu olasılık Lübnan merkezli bir gelişme çerçevesinde geçerli. Muhammed bin Salman, Lübnan'da sonuç almaya çalışmanın maliyetini yüksek bulur da hedefine yeniden Müslüman Kardeşler-Katar bağlantısını oturtursa bu durum Türkiye-Suudi Arabistan ilişkilerinde yeni bir gerginlik dönemine tekabül eder.

Özetle, Türkiye şimdilik temkinli bir biçimde bekliyor,ancak olayların gidişatı Türkiye için fırsat da yaratabilir, tehdit de . Son 10 yıldaki krizlerdeki erken tavırların aksine bu sefer Türkiye'nin, dikkatli ama sonuç alıcı adımlar atmak için uygun zamanı kolluyor olması en güçlü olasılıktır.

Bu haber 706 kez okudu
YORUM YAZ
UYARI: Haberler ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik eden yorumlar onaylanmamaktadır.
İslam Dünyası Kategorideki Diğer Haberler
Erbil'de Peşmerge komutanı ölü bulundu
Erbil Polis Dairesinden yapılan açıklamada, Erbil'de bir Peşmerge komutanının cesedinin bulunduğu belirtildi.
Suudi Arabistan, Berlin Büyükelçisini geri çağırdı
Riyad yönetimi, Almanya Dışişleri Bakanı Gabriel'in açıklamalarının ardından Berlin Büyükelçisini "istişare" amaçlı geri çağırdığını duyurdu.
Refah Sınır Kapısı 3 günlüğüne açıldı
Mısır yönetiminin Refah Sınır Kapısı'nı üç günlüğüne çift yönlü olarak açtığı bildirildi.
Tutuklu Prenslere: 800 Milyar Doları Verin Özgür Olun
Suudi sarayı, gözaltına aldırdığı prenslere mal varlıklarını devretmeleri karşılığında serbest bırakma teklifi götürdü.
Fas ve Çin 'Kuşak ve Yol projesinde' anlaştı
Fas ve Çin arasında Kuşak ve Yol projesinin inşa sürecinin hızlandırılmasıyla ilgili anlayış muhtırası imzalandı
Doğu Guta'da son 24 saatte 4'ü çocuk 15 sivil katledildi
Suriye'de gerginliği azaltma bölgesi olarak belirlenen Doğu Guta'da, Esed rejiminin saldırılarında son 24 saatte 4'ü çocuk 15 sivil öldü. Rejim güçleri, muhaliflerin cephe hatlarına klor içerikli kimyasal silahla saldırdı
Suriye'de iki İran askeri daha öldürüldü
İran ordusundan iki askerin Suriye'deki çatışmalarda öldürüldüğü belirtildi.
Yemen'de silah deposunda patlama: 15 ölü
Yemen'in kuzeydoğusundaki Cevf vilayetinde bir silah deposunda meydana gelen patlamada, 15 kişinin öldüğü bildirildi
İşgal güçleri 30 Filistinliyi daha gözaltına aldı
İsrail askerleri, işgal altındaki Batı Şeria'da 30 Filistinliyi gözaltına aldı.
PYD Eşbaşkanı: ABD askerleri kalmalı
Demokratik Birlik Partisi (PYD) Eşbaşkanı Şahoz Hasan, “Türkiye ve İran'ın müdahalesi sürdükçe ABD askeri Suriye'de olmalı” dedi.
Bedii hakkındaki 'ikinci müebbet' cezasına onama
Mısır'da Yüksek Mahkeme, İhvan Rehberlik Konseyi Başkanı Bedii hakkındaki ikinci müebbet hapis cezasını da onadı.
Kuveyt'te zorunlu askerlik geri geldi
Kuveyt'te zorunlu askerlik yasasının tekrar yürürlüğe girdiği bildirildi.
  • Güncel
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Eylem ve Etkinlikler
  • Dünya
İkinci el araçta 'kilometre' oyununa son KYK burs ve kredi sonuçları açıklandı 'Türkiye'de ombudsmanlık kararları yüzde 53 uygulanıyor' Antalya'yı şiddetli yağış, fırtına ve hortum vurdu 'Terör örgütü üyelerinin en az 15 çocuğu var' Canikli: S-400 füzeleri satın alındı AK Partili Belediye Başkanı Tüm Camilerde 10 Kasım Mevlidi Okuttu YKS Temel Yeterlilik Sınavı tarihleri belli oldu Türkiye'de 27 bin 592 kişi organ nakli bekliyor Danıştay üyesi meslekten çıkarıldı
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
YAZARLARIMIZTÜMÜ
ÇOK OKUNANLAR
    GAZETELER
    NAMAZ VAKİTLERİ
    İmsak
    Güneş
    Öğle
    İkindi
    Akşam
    Yatsı
    Haksöz Haber Radyo Selam | Tevhidin Adaletin ve Özgürlüğün Sesi
    © Copyrigth 2015 yonelishaber.com tüm hakları saklıdır.
    Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır ve linklerin sorumluluğu alınmaz. Yazılım ve Teknik Destek : AmdYazılım
    • Rss Servisi
    • Google+ Sayfası
    • Twitter Sayfası
    • Facebook Sayfası