• Mobil Sayfamız
  • Facebook Sayfamız
  • Twitter Sayfamız
  • Google Plus Sayfamız
  • RSS Servisimiz
  • Android Uygulamamız
  • iOS Uygulamamız
Sosyalist rejimler birer vahşet rejimiydi
Milyonlarca insanı bir ütopya uğruna acımasızca öldüren rejimler, ideolojik renkleri ne olursa olsun, birer vahşet rejimi olmaktan başka ne olabilir? Aynı veya benzer şeyleri faşistler tarafından yapılınca kınayan birçok kişi, iş sosyalist cinayet ve katl
20 Ekim 2017 / 10:56

Serbestiyet'ten Atilla Yayla'nın "Ekim Devrimi’nin 100. yılı münasebetiyle: Sosyalist rejimler birer vahşet rejimiydi" başlıklı yazısı;

Siyasal rejimler çeşitli ölçütlerle değerlendirilebilir. Benim için en önemli ölçüt insanların hayat hakkına saygıdır. Zira insan hayatı kutsaldır. Bir insanın hayatı bir başkası tarafından hiçbir amaç ve değer uğruna elinden alınamaz. Hiçbir ideoloji, tasavvur, din, siyasal proje veya toplumsal ütopya, insanları öldürmeyi meşrulaştıramaz.

 

Ne insanlar birer melek, ne de insanlık tarihi meleklerin tarihi. Tarih boyunca insanlar birbirlerinin hayat hakkına haksız ve gereksiz yere zarar verdi. Kötü insanlar hemcinslerine birçok kötülük yaptı. İnsanların uğradığı en büyük kötülükler, organize gruplardan kaynaklandı.

 

Siyasal yönetimlerin sicili bu bakımdan çok kabarık. Bugün devlet adını verdiğimiz siyasal yapılar, geçmişte insanları kitleler halinde yok etti. Bu bakımdan rekor hangi çağa ve kime ait? Bu soruya birçok insan “20. yüzyıla” ve “faşist rejimlere” diye cevap verecektir. 20. yüzyıl doğru ama rekorun faşistlere ait olduğu yanlış. Rekortmen, sosyalist rejimler. İstisnasız her sosyalist rejim bir insan mezbahası gibi çalıştı. Sayılamayacak kadar çok insanı alçakça yollar ve usullerle katletti. Nüfusbilimci Rudolph Rummel sosyalist rejimlerdeki toplam siyasî cinayet sayısının 200 milyon civarında olduğunu tahmin ediyor. Bu rakamdan Sovyetler Birliği’nin payına düşen 61 milyon civarında. Çin 80 milyonla başı çekiyor. Diğer sosyalist ülkeler de çaplarına göre katliam pastasından pay almaktan geri durmadı.

 

Sosyalist ülkelerdeki bu akıl almaz insan kıyımı, sosyalizmden bir sapma mıydı? Başka bir deyişle, Marx’ın ve Engels’in çizgisi siyasî amaçlı kitle cinayetlerine onay vermez miydi? Ne yazık ki bu suale “evet” cevabı vermek imkânsız. Öyle olsaydı, 20. yüzyılda kurulan kırk kadar sosyalist ülkenin biri olsun bu canilik ve cellatlık uygulamasının dışına düşerdi. Böyle bir sosyalist ülke hiç olmadı. Çünkü Marx ve Engels’in açtığı yoldan başka bir istikamete gidilemezdi. Yuri Maltsev’in dediği gibi, “Yirminci Yüzyıl sosyalizminin dehşetengiz karakterlerinden Lenin, Stalin, Mao ve Pol Pot, Marx ve Engels’in Komünist Manifesto’sunun beklenen sonucuydu.” Komünist Manifesto’da öngörülen sistem, onun inşasına direnecek insanları sinek gibi ezecek güce sahip bir merkezî otoriteyi öngörmekteydi. Bu otorite yaratıldı ve insanların hayatları bozuk para gibi fütursuzca harcandı.

 

Rus sosyalistleri şiddeti (terörü) hem Çarlık rejimini yıkmada, hem ülke içi egemenlik mücadelesinde rakiplerini tasfiye etmede, hem de sosyalist rejimin inşasına kendi hak ve özgürlükleri için direnen işçi, köylü, şehirli, asker ve aydın tabakalarını yok etmede acımasızca kullandı. Vahşeti meşrulaştıracak ideolojik gerekçeler üretildi. “Sınıf düşmanı” ve “halk düşmanı” gibi terimler -- Fransız Devrimi’nden de ilham alarak -- yaratılıp kullanıldı.

 

Sovyet sosyalistlerinin hem Rus halkına, hem işgal ettikleri yerlerin halklarına verdikleri zararla  ilgili genel çalışmalar var. Ancak belirli kesimlere yönelik terörle ilgili araştırmalar daha az. Bu meyanda çocukların başına gelenler bazen teferruat gibi görülüp ihmal ediliyor. Oysa çocuklara yapılan zulüm belki en korkuncu. Çünkü çocuklar her halükârda masum ve savunma imkânından tamamen yoksun.

 

Sovyetler Birliği “yeni bir insan” ve “yeni bir toplum” yaratma yolunda “eski düzene ait” gördüğü her toplumsal kuruma müdahale etti. Bu kurumlar arasında en başta aile ve din yer almaktaydı. Önde gelen komünistlerden Madam Smidovich “aileyi yılların birikmiş tozundan arındırmak için sarsmalıydık ve öyle de yaptık” dedi. Sivil toplumun en önemli unsuru olan aile etkisizleştirilmeden, bireyi atomize eden ve tüm ara kurumları ortadan kaldırarak onu devleşmiş bir devletle karşı karşıya bırakan bir sistem yaratılamazdı.

 

Çocuklar topluma müdahalelerden ve aileye yönelik saldırılardan en çok etkilenenlerdi. Ayrıca “toplumsal temizlik” çocuklara doğru uzatıldı.  Eski bir Sovyet vatandaşı olan, sosyalist rejimin özelliklerini yaşayarak öğrenen iktisat profesörü Yuri Maltsev’in anlatımıyla, Çar II. Nicholas ve eşi Alexandra ile beş çocuklarının Lenin’in emriyle infaz edilmesinden sonra çocuk cinayetleri kural halini aldı. Katliamlar anasız ve/ya babasız kalan milyonlarca çocuğun bu sefer devlet tarafından başka türlü bir baskı altına alınmasına yol açtı. Milyonlarca aile yerinden yurdundan sökülüp Sibirya’nın soğuk, yaşamaya elverişsiz topraklarına sürüldü. Çok sayıda çocuk korkunç şartlar altında yapılan sürgün yolculuklarında öldü. Menzile ulaşanlar da ağır yaşama şartları altında hayatını kaybetti. Ölen çocukların cesetleri ya toplu mezarlara gömüldü, ya da yol kenarları ve kamp kıyılarındaki çukurlara atıldı.

 

Çocuklara yönelik zulüm yasal bir form da aldı. Stalin 1935’te Sovyet Ceza Kanunu’nun çocukların on iki yaşından sonra öldürülmesine izin veren 12. maddesini yürürlüğe soktu. “Armut dibine düşer” mntığının ürünü olan bu madde, annesi-babası “halk düşmanı” ilân edilip hapse atılmış veya infaz edilmiş ailelerin çocuklarının devlet tarafından toplanması ve (kendilerini işkence, kötü muamele, açlık, tecavüz gibi kötülüklerin beklediği) kamplara gönderilmesi için kullanıldı.

 

Milyonlarca insanı bir ütopya uğruna acımasızca öldüren, özellikle de masum çocuklara akla hayale gelebilecek en büyük kötülükleri yapan rejimler, ideolojik renkleri ne olursa olsun, birer vahşet rejimi olmaktan başka ne olabilir? Aynı veya benzer şeyleri faşistler tarafından yapılınca kınayan, failleri lânetleyen birçok kişi, iş sosyalist cinayet ve katliamlara gelince neden susuyor? Bu tavır insanlıkla, ahlâkla, adaletle nasıl bağdaştırılabilir?

 

Görmezden gelmek, üstünü kapatmak, susmak hakikati değiştirmiyor. 20. yüzyılda hayat bulan bütün sosyalist rejimler, masum insanları hapishanelere tıkmayı, sürgüne göndermeyi, uydurma suçlarla tek tek veya topluca katletmeyi meşru, mübah ve hattâ gerekli gören, insana hiç saygı duymayan, bu bakımdan sicilleri faşist rejimlerinkinden çok daha kötü olan vahşet rejimleriydi.

SERBESTİYET

Bu haber 1444 kez okudu
YORUM YAZ
UYARI: Haberler ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik eden yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorum - Analiz Kategorideki Diğer Haberler
Dayatma yemin metni ile Meclis'ten kovmak
"Zana’nın tahliye ve vekilliği, hatalarından dersler çıkarmış “Yeni Türkiye” olarak ifade edilen sürecin Kürtler tarafına yansımasıydı. Şimdi tersinden bir sürecin sembolüne döndü. Hem de “Türkiye milleti” gibi meşru ve haklı bir söylem üzerinden."
Afrin soruları
"Bu şartlar altında Suriye’de üretilecek çözümden Türkiye ne kadar pay istiyor? Daha da önemlisi, askeri seçeneğe başvurarak bunu alabileceğine inanıyor mu?"
Kuraklığın lafı yetti gıda fiyatları artıyor
Hükümet, gıda fiyatlarını düşürmek için kırmızı et, hububat, bakliyat gibi birçok üründe gümrük vergilerini düşürdü. 2018'de beklenen kuraklık, ramazan ayının hasat öncesine denk gelmesi özellikle yılın ilk yarısında gıda fiyatlarının artıracak gibi.
Adı Resmi Gazete’de yayınlanmış ama kimsenin tanımadığı bir adamın hikayesi...
"Başına gelenlerle kimsenin ilgilenmediği, bu kadar kritik günlerden geçerken de mağduriyeti kimsenin umurunda olmayan bu ülkenin sıradan bir genç vatandaşı o. Adı Resmi Gazete’de çıkmış olmasına rağmen..."
ABD’nin YPG yatırımı ve Afrin denklemi
ABD’nin yeni adımı YPG’nin bir örgüt formatından çıkarılarak bir orduya dönüştürülmesi anlamına geliyor. Bu hamle birkaç katmanda Suriye’nin ve bölgenin geleceğini etkileyecek bir mahiyete sahip.
Mısır'daki siyasi idamları durdurmak için somut adımlar atabilmek
İhvan'ın tutuklu liderleri ve onların aileleri kendi sınavlarını başarıyla vermekteler. Ancak, hür dünyanın(!) yöneticileri, önderleri, aydınları, gazetecileri ve aktivistlerinin Mısır’daki idamlarla ilgili sınavlarını başarıyla verebildiğini söylemek mü
Ortadoğu yazarı: Biz muhalefetteyiz ama fikrimiz iktidarda
MHP'nin yayın organı Ortadoğu yazarı Yıldıray Çiçek "MHP bugün fikrinin iktidarını yaşamaktadır. Düşman cephesinin çıldırması da bu yüzdendir" dedi.
Bu hukuki ihtilafa bakacak bir merci yok
"Yerel mahkeme Anayasa Mahkemesi’ne “Görev gaspı yapıyorsun” derse, bu ihtilafa bakacak daha üst bir mahkeme yok! Çünkü Anayasa Mahkemesi’nin kararları “kesin ve bağlayıcı”dır. Aksi düşünülmediği için bir merci tayin edilmemiştir"
Adaletten sinyal bekleyenler...
"Eğer, bu konuda yeni bir içtihad ve kriter geliştirilmezse, müphemlik ortadan kaldırılmazsa “güçlü olanlar ya da güçlü tanıdıkları olanlar kurtuluyor” gibi şikayetler de bitmez."
Avrupa - Türkiye - Ortadoğu: Kim dönüşüyor, kim dönüştürüyor?
Mültecilerden radikalizme, başarısız devlet deneyimlerinden ekonomik darboğaza kadar Avrupa'nın komşu bölgelerinde yaşanan meseleler Avrupa'daki siyasal manzarayı dönüştürüyor, toplumsal kaygıları çok ciddi manada kaşıyor.
Bilmediğiniz şeyler var!
"Herhalde hiç kimse bize MHP ve Devlet Bahçeli’nin niyet konusunda ‘’Bilmediğiniz şeyler var’’ diyemez. Biz hem MHP’yi hem de Devlet Bahçeli’yi gayet iyi biliyoruz. Burada bilmediğimiz aslında AK Parti’nin ne istediğidir?"
Selvi: AİHM, Türkiye'yi Avrupa Konseyi'ne taşıyabilir
Selvi, AYM'nin tutuklu gazeteciler Şahin Alpay ve Mehmet Altan hakkında verdiği 'hak ihlali' kararının Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nden (AİHM) de çıkabileceğini ve " AİHM’nin Türkiye’yi, Avrupa Konseyi’ne taşıması tehlikesinden söz ediliyor" dedi
  • Güncel
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Eylem ve Etkinlikler
  • Dünya
Ehliyet sınavlarında 'tablet' dönemi başladı HDP'li Altan Tan hakkında 15 yıla kadar hapis istemi Hakkari'de kayak keyfi Kısmen buz tutan Gölcük Gölü havadan görüntülendi Kanal İstanbul'un güzergahı resmen belli oldu Emniyet Özel Harekat Daire Başkanlığı kaldırıldı Bozdağ'dan 'Mor Beyin' açıklaması Van Gölü için 100 milyon liralık arıtma tesisi YÖK'ten görevlendirmelere ilişkin yönetmelik değişikliği Posof'ta eğitime kar engeli
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
YAZARLARIMIZTÜMÜ
ÇOK OKUNANLAR
    GAZETELER
    NAMAZ VAKİTLERİ
    İmsak
    Güneş
    Öğle
    İkindi
    Akşam
    Yatsı
    Haksöz Haber Radyo Selam | Tevhidin Adaletin ve Özgürlüğün Sesi
    © Copyrigth 2015 yonelishaber.com tüm hakları saklıdır.
    Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır ve linklerin sorumluluğu alınmaz. Yazılım ve Teknik Destek : AmdYazılım
    • Rss Servisi
    • Google+ Sayfası
    • Twitter Sayfası
    • Facebook Sayfası