• BIST
    116.531
  • Altın
    158,593
  • Dolar
    3,7404
  • Euro
    4,4932
  • Mobil Sayfamız
  • Facebook Sayfamız
  • Twitter Sayfamız
  • Google Plus Sayfamız
  • RSS Servisimiz
  • Android Uygulamamız
  • iOS Uygulamamız
Siyaset üstü bir siyaset; Beka meselesi
"Ama -şimdilerde olduğu gibi- her sorunu getirip bekaya bağladığında ve sanal korkulardan varlığına dair tehditler çıkardığında, geleceği yakalama şansı azalır. O sebepten tüm siyasi aktörlerin mer’i beka siyaseti ile yüzleşmeleri gerekir."
26 Ekim 2017 / 08:54

Vahap Coşkun, Türkiye siyasetinde yerleşik olan ve 15 Temmuz sonrası birçok uygulamanın zeminini teşkil eden 'Beka meselesi'ni yazdı. Coşkun, güvenlikçi politikalara zemin olarak gösterilen 'Beka meselesi'nin tüm dünyada ön plana çıktığını belirtirken Türkiye'de ise meselenin tarihsel kökenlerinin bulunduğunu kaydetti.

Vahap Coşkun'un Kurdistan24'te yazdığı “Beka' Siyaseti" başlıklı yazısı şöyle;

Şükrü Hanioğlu, Türkiye’nin yetiştirdiği en önemli tarihçilerden biri. Güncel meseleleri tarihi bir perspektifle analiz eden Hanioğlu, ülkenin siyasi düşünce hayatına değerli katkılarda bulunuyor.

Son yazısında* Hanioğlu, Türkiye siyasetinde her daim revaçta olan “beka” kavramını el aldı. Ona göre beka siyasetinin düşünsel arka planında salt bir “güvenlikçi ideoloji”nin bulunduğunu varsaymak meseleyi hafif almak olur. Böylesi bir indirgemeciliğe düşmemek gerekir. Bu tarz siyasetin dünya çapında ön plana çıkmasını sağlayan üç önemli neden bulunur: Bunlar; korumacılığın ağır darbeler alması, bireyselleşmenin tırmanması ve “güvensizlik”in kurumsallaşmasıdır.

Yani bu tarz siyasetin cazibe kazanması Türkiye’ye has bir durum değildir. Modern toplumun taşıdığı bazı özelliklerden ötürü bütün dünyada beka odaklı siyasetin yükseldiği söylenebilir. Bununla birlikte Türkiye’de beka kavramına yapılan vurgunun çok daha fazla olduğu da su götürmez.

“Siyaset üstü bir siyaset”

Hanioğlu bu durumu tarihi ve güncel sebeplere bağlar. Tarihi sebep, Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılmasıdır. İmparatorluğun Batı karşısında güç kaybetmesiyle birlikte bürokratlar ve münevverler, bütün siyasi ve entelektüel mesailerini devleti korumaya ve kurtarmaya adarlar. Ancak yoğun bir faaliyet gösterilmesine karşın bir muvaffakiyete ulaşılamaz ve imparatorluk çöker. Sonsuza kadar yaşayacağı düşünülen devletin yıkılması, büyük bir düşünsel sarsıntı da beraberinde getirir.

Bu düşünsel sarsıntı, Osmanlı’nın küllerinin üzerinde kurulan Cumhuriyet’e de tesir eder. Cumhuriyet’in banileri, her vesile ile yeni devletin kalıcılığını ve sonsuza kadar yaşayacağını dillendirirler. Atatürk, gençliğe bağımsızlığı ve Cumhuriyet’i ilelebet müdafaa ve muhafaza etmesi vazifesi verir.

Kurucu kadroda beka kaygısı derindir, dolayısıyla bütün bir siyaset de “beka endişesi”nin etrafında örülür. Zaman içinde bu endişeler kendini çeşitli şekillerde üretir, farklı kesimler tarafından içselleştirilir ve geniş bir toplumsal zemin kazanır. Böylece “neredeyse tüm dünyanın ‘düşmanlık’ beslediği bir yapıyı ‘koruma’ Türkiye’de siyaset üstü bir ‘siyaset’ haline gelir.”

Ülkelerin genetiğiyle oynamak

Beka kaygısını tetikleyen güncel sebepler ise iki başlık altında toplanabilir: Biri, 15 Temmuz darbe girişimidir. Devletin içine çöreklenmiş kapalı devre bir yapının eseri olan darbe teşebbüsü, toplumsal endişeyi en üst katmana çıkardı. Söz konusu yapının yabancı güçlerle irtibatlı olması ve “müttefik” olarak bilinen ülkelerin de darbeye karşı sessiz kalmaları, toplumda zaten var olan “bölünme” korkusunu daha da derinleştirdi.

Mevcut konjonktürden kaynaklanan diğer sebep ise, Ortadoğu’da yaşanan baş döndürücü gelişmeleridir. Büyük güçlerin Ortadoğu coğrafyasını yeniden tanzim ettiği, bölgedeki bütün ülkelerin genetiğiyle oynandığı ve bu çerçevede er-geç sıranın Türkiye’ye geleceği düşüncesi toplumun büyük bir çoğunluğu tarafından paylaşılan bir düşünceye dönüştü. Bilhassa komşu ülkeler Irak ve Suriye’de yeni devlet yapılarının ortaya çıkması ve sınırların değişmesi ihtimalinin belirmesi Türkiye’nin varlığını sürdürme noktasındaki endişelerini büyüttü.

Siyasetin altını oymak

Taşlarını hızla yerinden oynadığı ve yer değiştirdiği bir süreçte, beka kavramının siyasetin merkezine yerleşmesi doğaldır. Ancak hemen her meselenin bu kavram etrafında açıklanmaya çalışılmasının birtakım marazlar doğuracağı unutulmamalıdır.

Bunlardan ilki, gerçek bir siyasi tartışmayı olanaksız kılmasıdır. Siyasi iktidarlar, bütün tartışmaları “varlık-yokluk” eksenine sıkıştırmada son derece isteklidirler. Çünkü korkuları köpürterek halkı teslim almak, iktidarların tercihlerini sorgulanamaz kılar. Endişeleri abartılması, kitlelerin iktidar etrafında kümelenmesine hizmet eder. İktidar da toplumdan her icraatının otomatik olarak ülkenin hayrına kabul edilmesini talep eder. İçinden geçilen sıkıntılı durumda eleştiriye yer olmadığını –bazen alenen bazen zımnen- söyler. Yapılan her eleştiri vatanın birliğine ve bütünlüğüne yönelmiş bir tehdit olarak yaftalanır.

Siyasetin nihayetinde bir tercih olduğu, iktidarın alternatifler arasında bir seçim yaptığı, tüm seçimler gibi bu seçimin de hata içerebileceği düşüncesine hoş gözle bakılmaz. İktidarın memleketi selamete çıkarmak için çalıştığını, onun tercihlerini sorgulamanın memleketin düşmanlarının ekmeğine yağ sürdüğü belirtilir. İstenen herkesin “siyaset üstü siyasetin” etrafında kenetlenmesidir. Gerçekte ise bu, siyasetin altının oyulmasından başka bir şey değildir. 

Geleceği ıskalamak

Diğer bir maraz da, geleceği kaçırma tehlikesidir. Siyaset sürekli bir varlık-yokluk cenderesine sokulduğunda, Hanioğlu’nun işaret ettiği üzere, başlıca üç mühim netice doğar: “Beka dışında tüm hedefler ikinci plana atılır”“olağanüstülük olağanlaştırılır” ve “hikmet-i hükümet merkezi yaklaşımı egemen kılınarak çoğulcu tartışmayı dışlama eğilimi” baş gösterir. Geleceği kurmak ve kurtarmak açısından, arzu edilen bir tablo değildir bu. Çünkü:

“Varlığı sürdürmek şüphesiz ‘geleceğimiz’ için ‘gerek koşul’dur. Ancak onun ‘yeter koşul’ da olduğunu varsaymak, Türkiye'nin demokrasi liginde alt kümelere düşmesi, hukuk devleti idealinden uzaklaşması ve çoğulculuğa sırt çevirmesi benzeri olumsuzluklar doğurabilecektir.”

Her ülke gibi Türkiye’nin de bir beka meselesi vardır. Buna dair tedbirler alması da doğaldır. Ama -şimdilerde olduğu gibi- her sorunu getirip bekaya bağladığında ve sanal korkulardan varlığına dair tehditler çıkardığında, geleceği yakalama şansı azalır. O sebepten tüm siyasi aktörlerin mer’i beka siyaseti ile yüzleşmeleri gerekir.

*(Şükrü Hanioğlu, “Beka” kadar “Gelecek”i düşünmek, Sabah, 22.10.2017)

KURDİSTAN24

Bu haber 800 kez okudu
YORUM YAZ
UYARI: Haberler ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik eden yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorum - Analiz Kategorideki Diğer Haberler
Dayatma yemin metni ile Meclis'ten kovmak
"Zana’nın tahliye ve vekilliği, hatalarından dersler çıkarmış “Yeni Türkiye” olarak ifade edilen sürecin Kürtler tarafına yansımasıydı. Şimdi tersinden bir sürecin sembolüne döndü. Hem de “Türkiye milleti” gibi meşru ve haklı bir söylem üzerinden."
Afrin soruları
"Bu şartlar altında Suriye’de üretilecek çözümden Türkiye ne kadar pay istiyor? Daha da önemlisi, askeri seçeneğe başvurarak bunu alabileceğine inanıyor mu?"
Kuraklığın lafı yetti gıda fiyatları artıyor
Hükümet, gıda fiyatlarını düşürmek için kırmızı et, hububat, bakliyat gibi birçok üründe gümrük vergilerini düşürdü. 2018'de beklenen kuraklık, ramazan ayının hasat öncesine denk gelmesi özellikle yılın ilk yarısında gıda fiyatlarının artıracak gibi.
Adı Resmi Gazete’de yayınlanmış ama kimsenin tanımadığı bir adamın hikayesi...
"Başına gelenlerle kimsenin ilgilenmediği, bu kadar kritik günlerden geçerken de mağduriyeti kimsenin umurunda olmayan bu ülkenin sıradan bir genç vatandaşı o. Adı Resmi Gazete’de çıkmış olmasına rağmen..."
ABD’nin YPG yatırımı ve Afrin denklemi
ABD’nin yeni adımı YPG’nin bir örgüt formatından çıkarılarak bir orduya dönüştürülmesi anlamına geliyor. Bu hamle birkaç katmanda Suriye’nin ve bölgenin geleceğini etkileyecek bir mahiyete sahip.
Mısır'daki siyasi idamları durdurmak için somut adımlar atabilmek
İhvan'ın tutuklu liderleri ve onların aileleri kendi sınavlarını başarıyla vermekteler. Ancak, hür dünyanın(!) yöneticileri, önderleri, aydınları, gazetecileri ve aktivistlerinin Mısır’daki idamlarla ilgili sınavlarını başarıyla verebildiğini söylemek mü
Ortadoğu yazarı: Biz muhalefetteyiz ama fikrimiz iktidarda
MHP'nin yayın organı Ortadoğu yazarı Yıldıray Çiçek "MHP bugün fikrinin iktidarını yaşamaktadır. Düşman cephesinin çıldırması da bu yüzdendir" dedi.
Bu hukuki ihtilafa bakacak bir merci yok
"Yerel mahkeme Anayasa Mahkemesi’ne “Görev gaspı yapıyorsun” derse, bu ihtilafa bakacak daha üst bir mahkeme yok! Çünkü Anayasa Mahkemesi’nin kararları “kesin ve bağlayıcı”dır. Aksi düşünülmediği için bir merci tayin edilmemiştir"
Adaletten sinyal bekleyenler...
"Eğer, bu konuda yeni bir içtihad ve kriter geliştirilmezse, müphemlik ortadan kaldırılmazsa “güçlü olanlar ya da güçlü tanıdıkları olanlar kurtuluyor” gibi şikayetler de bitmez."
Avrupa - Türkiye - Ortadoğu: Kim dönüşüyor, kim dönüştürüyor?
Mültecilerden radikalizme, başarısız devlet deneyimlerinden ekonomik darboğaza kadar Avrupa'nın komşu bölgelerinde yaşanan meseleler Avrupa'daki siyasal manzarayı dönüştürüyor, toplumsal kaygıları çok ciddi manada kaşıyor.
Bilmediğiniz şeyler var!
"Herhalde hiç kimse bize MHP ve Devlet Bahçeli’nin niyet konusunda ‘’Bilmediğiniz şeyler var’’ diyemez. Biz hem MHP’yi hem de Devlet Bahçeli’yi gayet iyi biliyoruz. Burada bilmediğimiz aslında AK Parti’nin ne istediğidir?"
Selvi: AİHM, Türkiye'yi Avrupa Konseyi'ne taşıyabilir
Selvi, AYM'nin tutuklu gazeteciler Şahin Alpay ve Mehmet Altan hakkında verdiği 'hak ihlali' kararının Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nden (AİHM) de çıkabileceğini ve " AİHM’nin Türkiye’yi, Avrupa Konseyi’ne taşıması tehlikesinden söz ediliyor" dedi
  • Güncel
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Eylem ve Etkinlikler
  • Dünya
Ehliyet sınavlarında 'tablet' dönemi başladı HDP'li Altan Tan hakkında 15 yıla kadar hapis istemi Hakkari'de kayak keyfi Kısmen buz tutan Gölcük Gölü havadan görüntülendi Kanal İstanbul'un güzergahı resmen belli oldu Emniyet Özel Harekat Daire Başkanlığı kaldırıldı Bozdağ'dan 'Mor Beyin' açıklaması Van Gölü için 100 milyon liralık arıtma tesisi YÖK'ten görevlendirmelere ilişkin yönetmelik değişikliği Posof'ta eğitime kar engeli
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
YAZARLARIMIZTÜMÜ
ÇOK OKUNANLAR
    GAZETELER
    NAMAZ VAKİTLERİ
    İmsak
    Güneş
    Öğle
    İkindi
    Akşam
    Yatsı
    Haksöz Haber Radyo Selam | Tevhidin Adaletin ve Özgürlüğün Sesi
    © Copyrigth 2015 yonelishaber.com tüm hakları saklıdır.
    Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır ve linklerin sorumluluğu alınmaz. Yazılım ve Teknik Destek : AmdYazılım
    • Rss Servisi
    • Google+ Sayfası
    • Twitter Sayfası
    • Facebook Sayfası