• BIST
    94.635
  • Altın
    144,935
  • Dolar
    3,5853
  • Euro
    3,9192
  • Mobil Sayfamız
  • Facebook Sayfamız
  • Twitter Sayfamız
  • Google Plus Sayfamız
  • RSS Servisimiz
  • Android Uygulamamız
  • iOS Uygulamamız
Mehmet Ülsen
Mehmet ÜlsenTüm Yazlıları
05 Şubat 2012 Pazar 15:12
Şapka Kanunu ve İskilipli Atıf Hoca

Müdafaayı icap edecek bir suç yoktur! Vicdanınıza kalmıştır, demişti. İdam edileceği sabah saati sormuş, sabah namazını kılıp idam sehpasına yürümüş. Son sözün nedir? Sualini, Kelime-i Şehadetle cevap

YAKIN TARİHİN GİZLİ GERÇEKLERİ ŞAPKA KANUNU VE İSKİLİPLİ ATIF HOCA

Düşünün ki bir sabah uyandınız ve TV'yi açıp haberleri dinliyorsunuz. Şöyle bir altyazı veya haber geçiyor: Dün akşam TBMM'nin oy çokluğuyla almış olduğu bir karar sonucu "Başörtüsü" takma artık zorunlu hale geliyor. Karar bu ayın on beşinde Resmi Gazetede yayınlanıp yürürlüğe girecek. Başörtüsünü kamusal alanda takmayan memurlara soruşturma açılacak, mahkemeye sevkedilecekler. Kararın uygulanması ve hayata geçirilmesi için gerekirse para ve hapis cezaları devreye sokulacak. Halkın "Başörtüsü" kararına uyup uymadığını denetlemek için şehir sokaklarında kolluk görevleri hazır bulundurulacak...

Ne oldu? Şaşırdınız mı? Ülkemiz, vatanımız elden mi gidecek, telaşa mı kapıldınız? Korkmayın, bu devlet sizin için, menfaatiniz için, en iyisini düşünür. Bunu zorbalık olarak görmeyin. Bu kararı veren Meclis, bu halkın oy çokluğuyla başa geldi. Cumhurun görüşünü temsil ediyor. İtiraz edenleriniz elbette ki çıkacak, çıkmalıdır. Ama biz bunun da hesabını yaptık. Onları, yani karşı çıkanları, tepki göstereni, devlet eli ile, devlet terbiyesi ile ıslah edeceğiz. Bazı canlar elbet yanacak, acı çekecek olanlar olacak, ama olsun, tüm bunları ilerleme, gelişme adına yaptığımızı bir gün şüphesiz idrak edeceksiniz. Teşekkürünüzü sonra yaparsınız... Anlattıklarımız kabus gibi geldi, değilmi? Bunun bir hayal olduğunu düşünüp çabuk toparlandınız. Ama bu anlattıklarımız, bundan tam 85 yıl önce bu topraklarda kurgulandı ve hayata geçirildi. Bunlar bu ülkenin acı ve yaşanmış gerçekleri...

İnanmadınız değil mi? Gelin şöyle bir geçmişi hatırlayıp o günlere bir kez daha dönelim.
Yer   :    TBMM
Tarih :   15 Kasım 1925. 671 sayılı kanun 1.Madde:
TBMM azaları ile idare-i umumiye ve hususiye ve mahalliyeye ve bilumum müessesata mensup memurin ve müstahdemin Türk milletinin iktisa etmiş olduğu şapkayı giymek mecburiyetindedir. Türkiye halkının da umumi serpuşu şapka olup buna münafi (zıt-aykırı) bir itiyadın devamını hükümet meneder.

Tarih: 28 Kasım 1925.Mustafa Kemal'in Kastamonu ziyareti gerçekleşir.Halka karşı bir konuşma yapar. Mustafa Kemal'in Kastamonu konuşmalarına hakim fikirler şu yönde olacaktı:

"Türkiye medeni olmaya mecburdur. Zira medeniyet ateşi karşısında durulamazdı. O karşısında duranları ateşiyle yakar, geçerdi. Türkiye halkı aile hayatı ile, yaşayış tarzı ile medeni olduğunu göstermek zorundadır.Medenilik; iç ve dış görünüşler, şekil ve esas bakımından zorunludur.Bizim alelacayip kıyafetlerimiz milli midir? Hayır. Beynelmilel midir? Hayır. Şu halde kıyafetsiz bir millet olamaz.Turan kıyafetini araştırıp canlandırmaya lüzum yok. Medeni ve milletler arası kıyafet, milletimiz için laik bir giyimdir. Bu giyimi alacağız. Bunu açık söylemek isterim."

Hayata geçirilen Şapka kanunu, sembolik düzeyde laikleşmenin en önemli sacayaklarından biriydi. Kanunun iki amacı vardı denilebilir:
1- Avrupa'yla ortak özellikler, benzerlikler taşımak.
2- Geleneksel olan her şeyden kopmak.
Şapka kanunu ile yeni bir kültür ve yeni bir insan tipi oluşturulacaktı. Şapka, toplumdaki egemen insan tipinin ve oluşturulmak istenen hayatın adeta bir sembolü olacaktı. Başörtünün İslami bir sembol olması gibi, yani. Zorla dayatılan bu sembol, birçok insanın zulme maruz kalmasına sebep, bir çok insanın canına mal olacaktı.

Fes ve sarığı kaldırmak aslında dinin somut izlerini, sembollerini ortadan kaldırmak demekti. Yani ortada bir semboller savaşı vardı. Nitekim galip taraf devrimci seçkinler ve oligarşik zümre olacaktır. Zorla dayatılan bu kanun ile halktan birçok kimse idam sehpalarına çıkarılır, türlü zulümler işlenir.

Şapkaya en sert tepkinin gösterildiği yer Rize'dir. Hamidiye kruvazörü Rize kıyılarını topa tutar ve halkı sindirir. Şapka bulmak için dükkân önlerinde uzun kuyruklar oluşur. Erkek şapkası bulamayanlar süslü kadın şapkası giymek zorunda kalır. Yoksa kanunun demir pençesi üzerlerinde olacaktır. (İnanmıyorum demeyin! Evet, bütün bu yazılanlar yaşandı!)

Şapka, İstiklal Mahkemelerinin en önemli dava konusu haline gelir. Yeni yasanın uygulanması için gerekli bütün önlemler alınır. "İstanbul'da komiserler kendilerine bağlı memurlarla birlikte büyük köprünün Galata ayağının başını ve şehrin başlıca yollarını tuttular. Fes ya da kalpak giyinmiş olan herkesi tutuklayarak, başlıklarını ellerinden alıyorlar ve karşılaştıkları sarıklıların ise ellerindeki belgeler kontrolden geçiriliyordu. En küçük karşı koyma, suçlunun(!) tutuklanmasına neden oluyordu.

İstiklal Mahkemesinin ünlü hakimlerinden Kel Ali, şapka inkılabından bir yıl önce bir mahkemeyi izlemeye gelen gazetecinin şapka giydiğini görünce sert tepki göstermiş ve "Baban da mı şapka giyerdi?" demiştir. Tabii aynı Kel Ali bir yıl sonra şapka inkılabına karşı çıktıkları gerekçesi ile onlarca kişinin idam kararını vermiş, çok sayıda kişiye de 5-15 yıl arası hapis cezaları vermiştir.

İletişim imkânlarının kısıtlı olmasından dolayı halk, devrimleri kolay kolay kavrayamazken, Şapka kanunu ile devrimin icraatlarını bizzat müşahede etti ve tepki gösterdi. Bu tepkiler yer yer kanla bastırıldı, insanlar mahkemelere sevk edildi. Birçok kimse 10-15 yıla varan hapis cezalarına çarptırıldı, İdam cezaları verildi. Kayseri'de 1, Rize'de 8, Maraş'ta 7, Erzurum'da 24, Giresun'da 2 kişi idam edildi.

Şapka inkılabına karşı Sivas'ta, Kayseri'de, Erzurum'da, Rize'de, Maraş'ta, Giresun'da protesto yürüyüşleri yapıldı. Erzurum'da Halkın protesto yürüyüşünde 23 kişi açılan ateş sonucu öldürüldü.

Sonuç; Şapkaya muhalefetten dolayı 57 kişi idam edilir, 23 kişi açılan ateş sonucu öldürülür.

Önceleri İttihat Terakkiyi ve Meşruti idareyi destekleyen İskilipli Hoca*, II.Meşrutiyetin ilanından kısa bir zaman sonra muhalefete geçecek ve şu değerlendirmeyi yapacaktır:

"II.Meşrutiyetin ilanından beri Kanunu İlahiye itaat etmek, zikredilen usul, emir-nasihatlere itina,  özen göstermeme, ayniyle eski istibdadın takip eylediği hastalıklı yol üzere hareket edilmekte ve fazladan olarak millet arasında nifak, şikak, dinsizlik ve ahlaksızlığın çoğalmasıve yayılmasına çalışılmak yüzünden hükümetin gittikçe aşağılara düşmesi ve çatlaması selim akıl sahiplerine gizli olmasa gerektir." 

İskilipli Hoca, yeni yönetim tarafından, işte bu fikirleri yüzünden sevilmez ve düşman olarak kabul görür, İstiklal Mahkemelerinde yargılanır. Hilafetin kaldırılması, Şapka kanunu, İstiklal Mahkemelerinin tavrı yakın arkadaşı Akif'i de bunaltmış ve hicret etmesine sebep olmuştur.
Öz yurdunda garip, öz vatanında parya! Dedikleri bu olsa gerek...
İskilipli hoca yargılanmaya başlar. Mahkemede savcılık hoca hakkında 3 yıl hapis talebinde bulunur. Ama hâkimler idam cezası kararı verir. Mahkeme heyetine göre suç, yasaklanan bu kitabın isyancılar tarafından okunması, kitabın basımı yasak olduğu halde bastırılması(!) için gayret gösterildiğidir.

Şapka kanunundan bir buçuk yıl önce yazdığı "Frank Mukallitliği ve Şapka" adlı risalesinden dolayı İstiklal Mahkemesince ölüme mahkum edilmişti.

Atıf Hoca, yargılanmış olduğu bu küçük risalesinde nelere değinmişti, kısaca:
 
Batı medeniyetinin ancak insanın hayvani ve cismani yönüne hizmet ettiğini düşünüyordu.
Müslümanların Müslüman olmayanlara kılık kıyafet ve kültürel alışkanlıkları itibariyle benzemeye çalışmalarının caiz olmadığını anlatıyordu. Müslümanları iman-amel bütünlüğüne ve kültürel asalet konusunda duyarlı olmaya çağırıyordu.
İnsanların inandıklarını kılık kıyafetlerine yansıttıklarını, hatta yansıtmaları gerektiğini söylemiş, bir Müslümanın kılık kıyafetiyle toplumun diğer inanç ve düşünce kesimiyle ayrışması gerektiğini savunmuştu. Toplumun Batılıların giyim kuşam ve davranış tarzlarını benimsemeleri onun bu duyarlılığını harekete geçirmiş ve bu risaleyi yazmasına araç olmuştu. Söz konusu risalesi, Şapka Devriminin hemen ardından, şapka devrimine İslami gerekçelerle muhalefet edenlerin temel referanslarından sayıldı.

Savunmasında kendisi bu risaleyi ilgili kanunun çıkmasından önce yayımlamış olduğunu söylediği halde, içeriğiyle ilgili görüşlerinden vazgeçmemiş olduğunu ancak kanuna karşı bir harekette de bulunmadığını beyan etmişti.

İskilipli Hocanın savunma hakkını kullanmaması, herhalde görmüş olduğu rüyanın etkisiyledir.
Yeni dönemin şartlarına uymayacağını ima ederek savunma bile yapmayan İskilipli Hoca, hayatı pahasına olsa bile, sonradan gelecek olan nesle aslında bir şeyler anlatmaya çalışacaktı:
1- Hak yolunda zalim, müstebit yönetimin eliyle darağacına gitme ve şahadete ermenin önemi.
2- Müslüman er kişinin böyle bir devlet anlayışı ile arasına mesafe koyması gerektiğini hatırlatma.
 
Ankara İstiklal Mahkemesinin bir adı da "Dört Aliler Mahkemesi" dir. İddia makamı dört Alilerden Necip Ali'dir. Mahkemede iddianameyi okumuş ve sanıklardan Babaeski Müftüsü Ali Rıza Efendi'nin idamını, Atıf Hoca ile dokuz arkadaşının üçer seneden az olmamak üzere hapse konmalarını, Tahirül Mevlevi ile beş arkadaşının sürgün edilmelerini, Ömer Rıza Doğrul'un (Akif'in Mısırlı damadı) yurtdışına çıkarılmasını talep etmişti.
Tahirül Mevlevi o günleri şöyle anlatır: Hücrede kör ışık altında müdafaalarımızı yazmakla meşguldük. Müdafaasını yazarken uykuya dalmış olan Atıf Hoca aniden uyandı ve yazdığı kağıtları toplayıp yırttı. Tatlı bir tebessümle sırtını taş duvara dayayıverdi. Ben: -Hocam, pek çabuk uyandınız? Sualine: Uykudan murad hasıl oldu, Resulullah Efendimizi rüyamda gördüm, bana: Atıf! Bize gelmek istemiyor musun ki böyle pek meşgulsün?, buyurdu. Bu iltifatı seniyyelerinden sonra müdafaaname yazmaktan teeddüp ederim, dedi.

Mahkeme salonunda müdafaası sorulunca:

-Müdafaayı icap edecek bir suç yoktur! Vicdanınıza kalmıştır, demişti. İdam edileceği sabah saati sormuş, sabah namazını kılıp idam sehpasına yürümüş. Son sözün nedir? Sualini, Kelime-i Şehadetle cevaplamıştı...

Son anlarında kurbanının yanında bulunmayı adet edinmiş bulunan İstiklal Mahkemesi üyesi Kılıç Ali'nin ilk işi, Atıf Hoca'nın idamının hemen ardından sarığını çıkarttırmak olmuştu. Bununla da yetinmeyen Klıç Ali, son nefesini veren İslam alimine darağacındayken elindeki şapkayı giydirmişti. Hafız Cevdet Soydanses ve Dr. Rıza Nur bu durumu şöyle anlatıyor: "İskilipli Hocanın asılmasında tam boynuna ilmek geçirilirken, Kılıç Ali de sarığı alıp başına bir şapka geçirmiş. ...Ve küfürler etmiş. Zavallı bu şekilde saatlerce teşhir edilmiş."

Rabbimizden tüm şehitlerimize Allahtan rahmet diliyoruz, şehidimizi dualarımızdan eksik etmeyelim, amin.

*1876 Çorum İskilip kazası doğumludur. Medrese tahsilini tamamladı, Darülfünun İlahiyat'tan mezun oldu. Arapça öğretmenliği yaptı. Dersiam olarak Fatih Camii'nde dersler verdi. O dönem meşhur olan jurnallemeden  nasibini aldı, yurtdışına çıktı. 1908 II. Meşrutiyetin ilanından sonra İstanbul'a döndü. Sebilürreşat ve Sıratı Müstakim dergilerinde yazılar yazdı. 31 Mart vakasında suçlu bulunup sürgün edildi. Eğitimde umum müdürlüklere getirildi. Bu sıralarda ilim ve fikir çevrelerinde şöhreti hayli yaygınlaştı. İstanbul'a gelen İslam Uleması, yabancı bilginler ve Avrupalı müsteşrikler kendisiyle görüşürlerdi.

Mustafa Sabri, Said Kürdi ve diğer arkadaşları ile "Müderrisler Cemiyeti" ni kurdu. Cemiyetin devamı olan "Teali İslam Cemiyeti" nin başkanlığını yaptı.

İslam toplumunda istişarenin, meşveretin, şuranın ne büyük ehemmiyetler taşıdığı ile ilgili makaleler kaleme aldı. Batıyı taklit etmek ve küfre götüren yollar (Taklit/Tahkik) konularında sıklıkla yazılar yazdı. İslam dini nazarında Batı medeniyetinin meşru olan ve olmayan yönleri hakkında yazıları elde mevcuttur.

Daha geniş bilgi almak isteyenler için Bkz: www.iskilipliatifhoca.com/

Kaynaklar:
1-Halife Sonrası Şartlarda İslamcılığın Öz-Diyar Algısı. Yasin Aktay.İslamcılık c.6 İletişim Yay.
2- Mikusch. Gazi Mustafa Kemal. S.354/364
3- Cumhuriyet Tarihi. Ahmet Cemil Ertunç.Pınar Yay.2003 3.Baskı.
4- Türkiyede İslami Oluşumlar ve Siyaset-İslamcılık.Hulusi Şentürk.Çıra Yay.2011.
5-Bir Başka Açıdan Kemalizm.Abdurrahman Dilipak. Beyan Yay.1988.
6- Tarihi Gerçekler c:2.Mustafa Müftüoğlu.Seha Neşriyat.
7- İslamcılık Akımı.Tarık Zafer Tunaya.İst.Bilgi Üniv.Yay.2003.
8-İslamcıların Siyasi Görüşleri-1. İsmail Kara.Dergah Yay.2001.

Bu haber 8993 kez okudu
YORUM YAZ
UYARI: Konu ile ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik eden yorumlar onaylanmamaktadır.
  • Güncel
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Eylem ve Etkinlikler
  • Dünya
Sınırda gözetleme balonu dönemi ekimde başlıyor Yeni KHK ile 3 bin 974 kişiye ihraç Hakkari'de Nisan ayında kayak yarışması Serviste patlamanın sebebi bomba TSK'dan Afrin bölgesine askeri sevkiyat Kene kabusu geri geldi Erdoğan'dan Makedonya'ya 'Sağduyu' çağrısı Rica ediyorum: OHAL Komisyonu hayata geçsin! “Durum iki taraf için de sinir bozucu” Alt ve üst yapı sorunu mahalleliyi çileden çıkardı
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
YAZARLARIMIZTÜMÜ
ÇOK OKUNANLAR
    ALINTI YAZARLARTÜMÜ
    GAZETELER
    NAMAZ VAKİTLERİ
    İmsak
    Güneş
    Öğle
    İkindi
    Akşam
    Yatsı
    Haksöz Haber Radyo Selam | Tevhidin Adaletin ve Özgürlüğün Sesi
    © Copyrigth 2015 yonelishaber.com tüm hakları saklıdır.
    Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır ve linklerin sorumluluğu alınmaz. Yazılım ve Teknik Destek : AmdYazılım
    • Rss Servisi
    • Google+ Sayfası
    • Twitter Sayfası
    • Facebook Sayfası