• BIST
    109.330
  • Altın
    155,894
  • Dolar
    3,8638
  • Euro
    4,5501
  • Mobil Sayfamız
  • Facebook Sayfamız
  • Twitter Sayfamız
  • Google Plus Sayfamız
  • RSS Servisimiz
  • Android Uygulamamız
  • iOS Uygulamamız
Rusya ile ABD arasında ipler kopuyor mu?
ABD Kongresi'nin yaptırım kararı ve Moskova'nın karşı hamlesinin ardından Rusya-ABD ilişkileri Obama’nın görevden ayrılmasından önceki durumuna geri dönmüş gibi görünüyor.
03 Ağustos 2017 / 08:47

Doç. Dr. Emre Erşen

Donald Trump ABD başkanı seçildiğinde bu gelişmenin Obama döneminin son birkaç yılında oldukça gergin seyreden Rusya-ABD ilişkilerinde yeni bir başlangıca vesile olacağını öngörenlerin sayısı hiç de az değildi. Trump’ın özellikle seçim kampanyası döneminde Putin yönetimiyle ve Rusya’yla ilişkilerle ilgili verdiği olumlu demeçleri de bu kanının iyice güçlenmesine neden olmuştu. 

Ancak Trump’ın iş başında bulunduğu altı ay süresince Rusya-ABD ilişkilerinin geliştirilmesi adına atılan bazı ufak ve sembolik adımlar dışında kayda değer bir gelişme yaşanmadı. Nitekim geçtiğimiz haftalarda ABD Kongresi’nin iki kanadını oluşturan Senato ve Temsilciler Meclisi, Başkan Trump’ın beklentilerini bertaraf etmek istercesine Rusya’ya uygulanan yaptırımların uzatılması ve kapsamının genişletilmesi konusunda önemli adımlar attı.

Moskova ise buna misilleme olarak ABD’nin Rusya’daki diplomatik temsilciliklerinde çalışan personel sayısında 755 kişilik bir kısıtlamaya gidileceğini duyurdu. Bugün itibarıyla Rusya-ABD ilişkileri adeta Obama’nın görevden ayrılmadan önceki durumuna geri dönmüş gibi görünüyor. Peki gerçekten iki ülke arasındaki ipler tamamen kopma noktasında mı? Bu durum Rusya-ABD ilişkilerinin yakın dönemdeki seyrini nasıl etkileyebilir?

Trump köşeye mi sıkıştı?

2014 yılında Rusya’nın Ukrayna olaylarının hemen arkasından Kırım’ı kendisine bağlaması ve ülkenin doğusunda bulunan Donbass bölgesindeki ayrılıkçılara destek vermesi gerekçesiyle ABD, AB ve diğer bazı ülkeler bazı Rus vatandaşlarına ve şirketlerine yönelik çeşitli yaptırımlar uygulamaya başlamışlardı. Ukrayna sorununun çözümsüz kalması üzerine bu yaptırımlar bugüne kadar genişletilerek sürdürüldü.

Putin yönetiminin ABD başkanlık seçimlerinde yaptırımların devamını savunan Demokrat Parti’nin adayı Hillary Clinton’a karşı Trump’a destek vermesinin de en önemli nedenlerinden birisinin bu olduğu iddia ediliyor. Hatta Kremlin’le bağlantılı olduğundan şüphe duyulan bazı Rus bilgisayar korsanlarının Clinton’un seçim kampanyasını yürüten Demokratik Ulusal Komite’nin e-posta yazışmalarını ifşa ettikleri FBI da dâhil çeşitli kurum ve yetkililer tarafından açıkça dile getirildi.

Daha ilginç olan ise Trump’ın kampanyasında etkin rol oynayan isimlerin birçoğunun henüz seçimler yapılmadan önce başta Rusya’nın ABD büyükelçisi Sergey Kislyak olmak üzere çeşitli Rus yetkililerle görüştüğünün ortaya çıkmasıydı. Nitekim Trump’ın ulusal güvenlik danışmanı olarak seçtiği Michael Flynn bu mesele üzerine hemen istifa etmek zorunda kaldı. Ardından Trump’ın Adalet Bakanı olarak atadığı Jeff Sessions’un da daha önceki beyanlarının aksine seçimlerden önce Rus büyükelçiyle iki kez görüştüğü anlaşıldı.

Ayrıca Trump’ın oğlunun ve damadının da yine seçimlerden önce bazı Rus işadamları ve avukatlarla bir araya geldikleri ortaya çıktı. Bu görüşmelerde yaptırımların kaldırılması da dâhil olmak üzere Rusya’ya bazı sözlerin verildiği iddiaları ABD’de gündemi sarstı. Nitekim Trump’ın mayıs ayında FBI Başkanı James Comey’i görevden alması da ABD kamuoyunda bu iddiaları örtbas etmeye yönelik bir girişim olarak algılandı.

Yaptırımların hafifletilmesi Kongre'nin onayına bağlı

Tüm bu gelişmeler üzerine hem Temsilciler Meclisi’nde hem de Senato’da özel soruşturma komisyonları kuruldu. Ayrıca eski FBI başkanlarından Robert Mueller de özel yetkili savcı olarak Rusya’nın iddia edildiği gibi ABD başkanlık seçimlerine müdahale edip etmediğini araştırmak üzere görevlendirildi.

Her ne kadar Trump Rusya’yla ilişkilerine dair ortaya atılan bu iddiaları reddetse de Kongre’yi ikna etmekte pek de başarılı olamadığı bu son yasa tasarısıyla birlikte iyice ortaya çıkmış gibi görünüyor. Zira ABD’de yasa haline gelen yaptırımların kaldırılması Başkan’ın dışında ayrıca Kongre’nin de onay sürecinden geçmek zorunda. Dolayısıyla bu son yasayla Trump’ın Kongre’ye danışmadan Rusya’ya uygulanan yaptırımları hafifletmesi veya kaldırmasının önüne geçilmiş oluyor.

Gerek Temsilciler Meclisi’nde gerekse de Senato’da Trump’ın partisi Cumhuriyetçilerin çoğunlukta olduğu düşünülecek olduğunda senatör ve delegelerin bu konuda Başkan’a duydukları güvensizliğinin boyutları daha iyi anlaşılabilir. Nitekim haziranda Senato’da yapılan oylamada yasa tasarısının 2’ye karşı 97 oyla kabul edilmesi oldukça dikkat çekici.

Trump’ın tasarıyı nihai olarak veto etme yetkisi bulunsa da böyle bir hareketin Rusya’yla ilişkileri konusunda kamuoyundaki şüpheleri daha da güçlendireceği söylenebilir. Ayrıca Kongre’nin Rusya’ya yaptırımlar konusundaki kararlı tutumunun devam etmesi nedeniyle tasarının Trump’ın vetosuna rağmen yasalaşma olasılığının da yüksek olduğunu belirtmek gerek.

Moskova’nın tepkisi

Tüm bu gelişmeler Trump’ın Başkan seçilmesiyle birlikte Rusya-ABD ilişkilerinde yeni bir balayı dönemine girileceğine dair ümitleri tamamen boşa çıkarmış görünüyor. Özellikle Moskova’nın bu konuyla ilgili olumlu beklentilerinin yerini hızla öfke ve karamsarlığa bıraktığını gözlemlemek mümkün.

Obama’nın görev süresi dolmadan hemen önce giderayak 35 Rus diplomatını, Rusya'nın Amerikan seçimlerine müdahale ettiği gerekçesiyle sınır dışı etmesine Putin’in verdiği tepki oldukça yumuşak olmuş ve yeni yönetime belli bir kredi tanımak adına misilleme yapmayı tercih etmemişti.

Ancak bu son yaptırım tasarısının Kongre’de kabul edilmesi üzerine Putin’in Amerikan diplomatik temsilciliklerindeki personel sayısında 755 kişilik kısıtlamaya gitme kararı, Trump’a tanınan kredinin vadesinin dolduğunu gösteriyor. Putin’in bu meseleyle ilgili yaptığı açıklamada da yakın gelecekte Rusya-ABD ilişkilerinde olumlu bir değişim olacağına yönelik ümidini kaybettiğini ve bundan böyle hiçbir şeyi yanıtsız bırakmayacaklarını göstermenin zamanının geldiğini söylemesi dikkat çekiyor.

Rusya’nın ABD ile ticaret hacminin çok da yüksek olmadığı düşünüldüğünde Kongre’den geçen bu tasarının Moskova’yı neden bu kadar rahatsız ettiği sorusu akla gelebilir. Ancak yasa tasarısında özellikle enerji alanında getirilen kısıtlamaların Rus şirketlerle ortaklık kurmuş olan bazı Avrupalı şirketler üzerinde de etkisi olabileceğinden bahsediliyor.

Her ne kadar AB ülkeleri en son haziran ayında Rusya’ya uyguladıkları yaptırımları altı ay daha uzatma kararı aldılarsa da AB’nin Rusya’nın toplam ticaretindeki payının neredeyse yüzde 50’ye yakın olduğunu özellikle belirtmek gerek. Nitekim Almanya başta olmak üzere pek çok Avrupa ülkesinin özellikle enerji alanında Moskova’yla oldukça yakın ilişkileri bulunuyor.

Örneğin Almanya’nın tamamlanmasına büyük önem verdiği ve enerji alanında önemli bir yatırım olan Kuzey Akım-2 doğalgaz boru hattı projesi bazı Doğu Avrupa ülkelerinin sert tepkilerine rağmen devam ediyor. ABD yaptırımlarının Kuzey Akım-2 gibi önemli projeler üzerindeki muhtemel yansımaları ekonomik olarak son birkaç senedir ciddi sıkıntılar yaşamakta olan Rusya açısından oldukça olumsuz sonuçlara neden olabilir.

Jeopolitik yansımalar

Elbette tüm bu saptamaları yaparken ABD yaptırımlarının jeopolitik yansımalarını da unutmamak gerek. Bu yaptırımlar Rusya’nın senelerdir dünya siyasetinde oluşturmaya çalıştığı “büyük güç” imajını zayıflattığı için Putin yönetiminde tepki ve hatta öfke yaratıyor.

Nitekim daha önce pek çok yorumcunun da dikkat çektiği üzere Rusya’nın son dönemde Ortadoğu’da hızla artan etkisinin kaynağında da aslında Batı’nın yaptırımlarından kurtulma arzusu yatıyor. Bu bakımdan Moskova’nın özellikle Suriye meselesinde ele geçirmiş olduğu nüfuzu ABD’ye karşı önemli bir pazarlık unsuru olarak kullanmaya devam edeceği söylenebilir.

Ayrıca Kongre’den geçen yasa tasarısında Rusya dışında İran ve Kuzey Kore’ye de yaptırımların yer aldığı düşünüldüğünde bu son gelişmenin Moskova ile Tahran arasında süregelen stratejik işbirliğini daha da güçlendirmesi şaşırtıcı olmayacaktır. Ortadoğu politikasını İran’ın bölgede artmakta olan etkinliğini sınırlandırma hedefi üzerine kurduğu iddia edilen Trump yönetimi için ise bu elbette pek arzu edilir bir gelişme değil.

Bu noktada geçtiğimiz temmuz ayında yapılan G-20 zirvesi kapsamında Putin ve Trump arasında ilk kez gerçekleşen yüz yüze görüşme sonrasında iki ülkenin Suriye’nin güneybatı bölgesinde bir çatışmasızlık bölgesi oluşturulması için anlaşmış olduklarına özellikle dikkat çekmek gerek. Kongre’nin yasa tasarısının onaylanması durumunda bu anlaşmanın tehlikeye girmesi mümkün.

Öte yandan Suriye meselesindeki karmaşık jeopolitik denklemin Washington ve Moskova’yı belli bir siyasi ve askeri diyalog içinde kalmaya zorladığını da unutmamak gerek. Nitekim Trump yönetiminin nisan ayında Suriye rejimini hedef alan füze saldırısı sonrasında dahi Rusya ve ABD arasındaki Suriye diyaloğunun tamamen kopmadığı görülüyor. Ayrıca bölgedeki DEAŞ tehdidiyle mücadele de halihazırda her iki ülkenin de en öncelikli hedeflerinden birisi olmaya devam ediyor.

Rusya ve ABD’nin Ortadoğu dışında da birlikte çalışmalarını gerektiren konular var. Örneğin Kongre’nin son yasa tasarısının hedefinde olan bir diğer ülke olan Kuzey Kore’yle ilgili olarak diplomatik bir adım atabilmek için Trump yönetiminin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin daimi üyeleri olan Rusya ve Çin’le anlaşması gerekiyor.

Öte yandan ABD ve Rusya’nın dünyada en fazla nükleer başlığa sahip iki ülke olduğu düşünüldüğünde nükleer konularla ilgili olarak da Moskova-Washington diyaloğunun sürmesi gerektiği açık. Nitekim ABD Dışişleri Bakanı Tillerson’ın nisan ayında Moskova’ya yaptığı ziyarette “dünyanın önde gelen iki nükleer gücünün böyle [kötü] bir ilişkisi olamaz” şeklindeki demeci de bu duruma işaret ediyor.

Sonuç olarak ABD Kongresi’nin kabul ettiği son yasa tasarısının Rusya-ABD ilişkilerinin yakın dönemde düzelmesini oldukça zorlaştırdığı söylenebilir. Yine de iki ülkenin Suriye, Ukrayna, Kuzey Kore, nükleer silahlar ve uluslararası terörizm gibi pek çok meselede birbirlerine ihtiyacı olduğunu unutmamak lazım. Dolayısıyla iki ülkenin ilişkilerini değerlendirirken konjonktürel gerginliklerin biraz ötesine bakarak küresel ve bölgesel düzeyde şekillenen işbirliği ve rekabet dinamiklerini de anlamaya çalışmakta büyük fayda var.

[Marmara Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi olan Doç. Dr. Emre Erşen'in uzmanlık alanı Rus dış politikası, Türkiye-Rusya ilişkileri ve Avrasya jeopolitiğidir.]

AA

Bu haber 751 kez okudu
YORUM YAZ
UYARI: Haberler ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik eden yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorum - Analiz Kategorideki Diğer Haberler
Kudüs, İslam dünyası ve İstanbul zirvesi
İstanbul'da gerçekleştirilen İslam İşbirliği Teşkilatı Olağanüstü Liderler Zirvesi tarihi bir öneme sahipti. Teşkilatın kurulmasına zemin hazırlayan sebepler ve kendine biçtiği misyon, zirvede açık bir şekilde ortaya çıktı.
Çoklara galebe çalan yiğitler
Zafer Burakmak'ın yorumu;
AK Parti-MHP ittifakı, baraj ve sistemde son durum ne?
"Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde, Cumhurbaşkanı’nın partisinin Meclis’te mümkün olan en yüksek vekil sayısıyla çoğunluğu kazanması elzem görülüyor. Bu nedenle, barajın düşürülmesine sıcak bakılmıyor."
Kudüs üzerine
"Çünkü liderlerin diktatörlükleri önce halklarını, bu uğurda işledikleri günahlar ise sonraki süreçte kendilerini boğuyor. Bugün işlenen her suç, yarınlarını da ipotek altına alıyor.Ve bu hal devam ettikçe İsrail gibi rejimlerin adımları hızlanıyor, poli
Kürt tedirginliği sürdükçe
Türkiye, giderek Kürt kimliğini ‘yadırgayan’ bir siyasi tahayyül geliştirdiği ve bunu milliyetçi bir çerçeve içine oturtarak çatışmayı hedeflediği ölçüde, hem genelde Ortadoğu’da hem de ABD, Rusya ve İran karşısında kırılgan hale geldi.
Trump’ın Kudüs hamlesi uluslararası hukukun açık ihlalidir
ABD büyükelçiliğinin Kudüs'e taşınmasına ilişkin bu hamlenin “Filistin sorunu” açısından birçok anlamı ve sonucu olacaktır. İsrail-ABD penceresinden bakıldığında ise, bugün iki devletli çözüm olasılığı masadan kalkmış görünüyor.
Dünya tam olarak öyle bir yer değil
"Demek ki dünyada kimsenin elinde mutlak güç yok. Kimsenin elinde asla yanılmaz ve yenilmez planlar yok.... Bütün bunlar kıymetini bilenler için daha ümitvar bir dünya vaad ediyor."
Kudüs ve Derinleşen İşgale Karşı Safları Netleştirmek!
Eğer gerçekten de şu veya bu ülkenin, ordunun, süper devletin değil; Rabbul Alemin’in Kadir-i Mutlak olduğuna ve ondan başka da güç ve kudret sahibi bulunmadığına iman ediyorsak perspektifimiz, tutumumuz, kaygı ve özlemlerimiz bu inancımızı yansıtmalıdır.
Ali Abdullah Salih’in Öldürülmesi ve Husiler (1)
Site yazarlarımızdan Metin Aldemir, Yemen'deki gelişmeleri yazı dizisine konu aldı.
Yerlilerin Gözyaşları (Yerlilerin Yok Edilişinin Kısa Tarihi)
Site yazarlarımızdan Ömer Arslan, İspanya sömürge tarihindeki zulümleri konu alan "Yerlilerin Gözyaşları" kitabını değerlendirdi.
ABD budur
Bu, ABD’nin kararıdır. ABD budur. Ilımlısıyla ve ılımsızıyla…
Ambargoyu ‘delme’nin uzun hikayesi
Karar gazetesi yazarı Yıldıray Oğur, ABD'deki mahkemeye taşınan İran'a ambargoyu delme meselesini uzun bir yazı ile anlaşılır bir şekilde tüm boyutlarıyla ele almış.
  • Güncel
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Eylem ve Etkinlikler
  • Dünya
ÖSYM'den 2017-YDUS adaylarına sınav saati uyarısı HDP eski Sakarya il başkanına 3 yıl 9 ay hapis cezası Çavuşoğlu: Afrin'e istediğimiz zaman gireriz Türkiye'de 1,5 milyon güvenlik görevlisi var Bozkırda 'bal ormanları' kuruldu Bakanlıktan egzoz muayenesine sıkı takip Eğitime kar engeli 8 ilde naylon fatura operasyonu: 90 kişi hakkında gözaltı kararı Bolu Dağı'nda tırların geçişine izin verilmiyor Uygunsuz asansörlere ceza yağdı
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
YAZARLARIMIZTÜMÜ
ÇOK OKUNANLAR
    GAZETELER
    NAMAZ VAKİTLERİ
    İmsak
    Güneş
    Öğle
    İkindi
    Akşam
    Yatsı
    Haksöz Haber Radyo Selam | Tevhidin Adaletin ve Özgürlüğün Sesi
    © Copyrigth 2015 yonelishaber.com tüm hakları saklıdır.
    Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır ve linklerin sorumluluğu alınmaz. Yazılım ve Teknik Destek : AmdYazılım
    • Rss Servisi
    • Google+ Sayfası
    • Twitter Sayfası
    • Facebook Sayfası