• BIST
    104.123
  • Altın
    145,971
  • Dolar
    3,4910
  • Euro
    4,1702
  • Mobil Sayfamız
  • Facebook Sayfamız
  • Twitter Sayfamız
  • Google Plus Sayfamız
  • RSS Servisimiz
  • Android Uygulamamız
  • iOS Uygulamamız
Referandum kararının siyasi ve stratejik boyutu
Tarihi bir dönemecin başındayız ve bu kritik dönemde Türkiye’nin Irak Kürtlerinin yanında durması, sadece geçmişin günahından kurtulmanın tarihi bir fırsatı olmakla kalmaz; kalıcı bir güven duygusunu tesis etmenin de zeminini teşkil eder.
22 Haziran 2017 / 11:20
Bekir Özipek'in yorumu;

Toplumların tarihinde önemli karar anları vardır. Devletler, hükümetler, rejimler gelir geçer, ama o kritik anda alınan doğru veya yanlış tutum, kuşaklar boyunca kalıcı olur; bütün politikaların ötesinde, ilişkilerin doğasını belirler.

 

Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin (IKYB) bağımsızlık kararı karşısında Türkiye’nin alacağı tutumun da tarihi bakımdan böyle bir etkisi olabilir.

 

Türkiye bu tarihi dönemeçte Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ni yalnız bırakmamalı. Bu hem ahlaki, hem siyasi bakımdan doğru olur.

 

Neyi bilebiliriz?

 

Kürt Sorunu inkarla başlayan bir sorundu ve Cumhuriyetin başlangıcında bu yapıldı. Ama sonra, köprülerin altından çok su aktı. Kemalist Tek Parti’nin mağduru olan geniş kesimler “çevre”den “merkez”e yürümeye başladılar.

 

Yürüyenler kusursuz demokratlar değillerdi elbette. Ama her halükarda o sorunu başımıza açanlardan niteliksel olarak farklıydılar ve gücü ellerine aldıkları ölçüde kırılanı yapıştırmaya da çalıştılar. Önce Kürtlere nefes aldıran Menderes, Özal ve Erbakan dönemlerinde, ardından son 15 yıldaki Ak Parti reformlarıyla Erdoğan döneminde, barış içinde birlikte yaşamanın ahlaki ve hukuki zemini önemli ölçüde yeniden oluşturuldu. Elbette atılması gereken adımlar bitmedi ama Kürtler bu yöneliş ve çabayı takdir ettiler ve birlikten yana durdular.

 

Yarın tarih ne getirir? Kürtler ve Türkler bu iradeyi muhafaza edebilir mi? Tarihin nasıl akacağının mutlak bilgisine sahip olamayız ve bütün zamanlar için geçerli bir cevap mümkün değil bu sorulara. Ama şunları rahatlıkla söylemek mümkün:

  • Bugün Kürtler ayrılmıyorsa, bu bağımsız bir Kürdistan’ın yokluğundan değildir. Birliğin teminatı ulus-devlet değildir. Hatta o ulus-devlete rağmen, bir arada yaşama iradesinin daha güçlü olmasındandır.
  • Birliğin teminatı ordu da değildir. Kürtlerle Türklerin beraberliğinin hikmeti bu değildir. Ayrılmak isteyen bir halkı hiçbir ordu ilanihaye engelleyemez. Ve bugün “biz” berabersek, bu Kürtler ayrılmak istemediği içindir.
  • Sınırların hemen ötesinde bağımsız bir Kürdistan’ın olmayışı, zannedildiği gibi ayrılıkçı talepleri azaltmaz, hatta çoğu kez artırır. Milliyetçilikler çağı henüz sona ermemiştir ve bağımsız bir Kürdistan’ın olmayışı, bir Kürt ulus-devleti idealini ortadan kaldırmadığı gibi, aksine her zaman onu canlı tutar.
  • Türkiye’nin sınırları dışındaki bir Kürdistan, bu idealin başka yerde realize edilmesi bakımından milliyetçiliğin hayaletini önemli ölçüde başından atarak Türkiye’yi rahatlatıcı bir etki bile yapabilir. Aksi halde geç milliyetçilik rahatsızlığıyla malul veya yaşadığı acıları ulus-devlet eksikliğinden zanneden pek çok Kürt için bağımsız bir Kürdistan bir ukde olarak kalmaya devam eder.
  • Kürdistan’a kol kanat geren, oranın imarı ve demokrasisinin gelişmesi için yapıcı bir rol oynayan bir Türkiye, geçen yüzyılın başındaki inkarla işlenen ilk günahın affına ve Türkiyeli Kürtler nezdinde “biz” duygusunun pekişmesine de katkı yapar.

Birlik ve beraberliğin her daim geçerli tek bir formülü yoktur. Hatta milletin bile. Ama her durumda adaleti tesis etmek isteyenler için ortak bir formül vardır. Bu formül, kural izleyici olmaktan, ahlaki olan ile faydalı olanı keyfi biçimde ayırmadan, Türk veya Kürt olmaktan bağımsız olarak, izlenmesi gereken adil davranış kurallarını anlamaya ve tatbik etmeye yönelmekten ibarettir.

 

Asıl olan budur ve sonucuna bakılmaksızın izlenmesi gereken de

.

Bu yüzden de Türkiye eski korkularına yenilmemeli ve amaç birlik ve beraberlikse, bunun da yolunun adaletten geçtiğini anlamalı.

 

Bazı kaygılar anlamlı ama statüko da adil değil

 

IKBY’nin bağımsızlık talebi meşrudur. Ancak bu elbette kararın getireceği siyasi sonuçlara ilişkin bazı kaygı ifadelerinin anlamlı olabileceği gerçeğini değiştirmiyor.

 

“Bölgemizde yeterince sorun var. Yeni bir sorun alanı oluşturulmasının doğru  olmadığını düşünüyoruz” diyor Başbakan Yıldırım. Bu haklı bir kaygı; ama çözüm Kürdistan’ın bağımsızlığına karşı çıkmak değil.

 

Doğru, yaşadığımız coğrafyada yeterince sorun var; fazlasıyla ulus-devlet de. Ama ulus-devletler çağında çözüm realiteyi reddetmek değil. Özellikle de etnik kimliğe dayalı bir ulus-devlet formunda yaşayıp, başkasından bunu aşmasını beklemek de ne makul, ne ahlâki.

 

Şurası doğru, Kürdistan’ın bağımsızlık kararı, bölgedeki çatışma potansiyelini aktüel hale getirmek isteyen güçler tarafından manipüle edilebilir. Örneğin ABD başta IKBY’nin kararına keskin bir biçimde karşı çıkmayacağı sinyallerini verip, sonrasında Irak ve İran ile onları karşı karşıya bırakıp, çatışmanın derinleşmesinin taşlarını döşeyebilir. Tıpkı daha önce defalarca yaptığı gibi, son olarak da Suriye’de yaptığı gibi.

 

Ama aksi durumun, yani fiilen ayrılmış ve devlet olmuş bir iradeyi Bağdat’a bağlılığa zorlamanın uzun vadede daha az çatışma potansiyeli arz etmediğini de görmek gerek.

 

Böyle bir ortamda Türkiye’nin izlemesi gereken en sağlıklı politika, bağımsızlık kararının bir çatışma ve savaşa sebebiyet vermemesini sağlayacak basiretli bir yaklaşımla, bölge ülkelerini sürecin sağlıklı bir şekilde yürütülmesine yöneltmek olmalı. ABD’nin Arabistan ve Katar’dan açıktan haraç istediği bir zamanda, Kürtlerle Irak rejimini çatıştırıp, her ikisini de bu haracı gönüllü verebilecekleri bir duruma düşürmeyi deneyeceğini öngörmek için iflah olmaz bir Amerikan karşıtı olmak gerekmiyor. Ama onlar kullanabilir diye bölgesel statükoya teslim olmak da. Çünkü o statüko, aynı zamanda bütün bu sorunları ve çatışmaları üreten zemini de ifade ediyor.

 

Elbette Erbil'in yapması gerekenlere dair bazı haklı beklentiler de var. Özellikle bağımsızlık sonrası azınlık hakları konusundaki kaygılar giderilmeli. Türkiye'nin IKBY’ye desteği, oradaki Arap, Türkmen, Süryani, Êzidi ve Ermeni birey ve toplulukların haklarının garanti altına alınmasını kolaylaştırılabilir veya o şarta bağlanabilir; ki bu da ahlaki ve siyasi bakımdan doğrudur.

 

Tarihi bir dönemecin başındayız ve bu kritik dönemde Türkiye’nin Irak Kürtlerinin yanında durması, sadece geçmişin günahından kurtulmanın tarihi bir fırsatı olmakla kalmaz; kalıcı bir güven duygusunu tesis etmenin de zeminini teşkil eder.

SERBESTİYET

Bu haber 780 kez okudu
YORUM YAZ
UYARI: Haberler ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik eden yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorum - Analiz Kategorideki Diğer Haberler
Fındığın adaletle, işçiliğinin Kürt Sorunu ile ilgisi
"Meselenin bir işçi hakları sorununun da ötesinde bir öneme sahip olduğu unutulmamalı. Bu alanda yaşanan hak ihlalleri, Türkiye’nin en büyük sorunu olan Kürt sorununa da olumsuz yansımaktadır."
MGK'dan duygusal değil rasyonel bir siyaset dili çıktı
"Cuma akşamı gerçekleşen MGK sonrasındaki açıklama yazılı ve görsel basında genelde “sert” nitelemesiyle birlikte yansıtıldı. Oysa açıklama var olan koşullar altında sertten ziyade “dengeli” olarak anılmayı hakkediyor."
Üniversite giriş sistemi nasıl olmalı?
Bu memlekette eğitim sadece sınav sistemi değişirken konuşuluyor.
Ahmet Taşgetiren'i Star'dan ayıran yazısı
Ahmet Taşgetiren, Star’ın sansürlediği cevabi yazısında Hüseyin Gülerce’nin Cem Küçük’ün vekaletiyle Pelikancı Ak Trol şebekesine dahil olduğunu belirtmiş ve ayrıca Mehmet Metiner’i de tiye almış.
Trump dünyaya ne dedi?
BM Genel Kurul’unda Trump’ın yaptığı konuşmanın ana çerçevesi, devlet-güç-güvenlik-ulusal çıkar-refah kavramlarıyla örülmüştü. Bu çerçeve, dünyayı hak, hukuk, insan, demokrasi, mağdur halklar gibi kavramlar üzerinden görmeme anlamına gelir...
Alerjik tepkiler
“Kürdistan” kelimesine bile gösterilen menfi tepkiler genellikle ‘alerjik reaksiyon’a benziyor ve pek çok Türkiyeli Kürt üzerinde (de) tahkir etkisi yapıyor. Basın-yayın organlarında ve hele sosyal medyada söz konusu ‘alerjik reaksiyonlar’ had safhada."
BM kürsüsünde ‘modern zamanlar’ Hitler’i
"Bu ifade tarzı ve hedeflerin “toplu yok etmeye” dayandırılması tehlikelidir ve “Önce Amerika” diyerek en sağdan merkeze, oyları toplayarak gelen bir “süper güç başkanının” beyninin arkasında “Hitlervari” yaklaşımlar olduğunu göstermesi açısından da önem
Türkler... Kürtler... Duygular...
"Ben diyorum ki “duygusal kopuş”a imkan verilmemeli. Araplarla duygusal kopuş kolay tamir edilmedi. Hala tortular vardır. Türkler – Kürtler, çok daha derin anlamda “akraba millet”tir. Ama etnik hesap yumuşak karın haline getirilmek isteniyor. "
Barzani düşmanlığı
Zannedersiniz ki düşman kıtlığından mustaribiz. Türkiye’nin en yakın dost ve müttefiklerinden Mesud Barzani’yi azılı düşman ilan etmenin mantığını arıyorum, arıyorum, bulamıyorum. Ne oluyoruz yahu?
Türkiye'yi nasıl soydular?
"Adam hem gözlerimizin içine bakarak tarihî bir eseri soymuş, hem de bunun için para almış. Pes doğrusu!"
Bağımsızlık sonrası Rojava
Bağımsız devlet olgusunu gündeme getiren Barzani çizgisinin, eğer çok ciddi bir ekonomik refah üretemezse, Öcalan çizgisini esas alan KCK çizgisi karşısında güç ve nüfuz kaybedeceği, buna karşılık Rojava çizgisinin bağımsız devlette de güçleneceği kanısın
Kabuğun kırılması Kürde biçilen kılıfa bağlı
"Diyarbakırlının ayrılacağını düşünmek, ancak haklarının verilmemesini istemekle mümkündür. Yoksa bir Vanlının Duhok’la kurduğu duygusal bağ, İstanbul ile kurduğu bağdan çok daha zayıftır. Bu sarih gerçeği ancak Vanlı ile herhangi bir bağ kuramayanlar g
  • Güncel
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Eylem ve Etkinlikler
  • Dünya
Ege Denizi'nde 4 büyüklüğünde deprem PAKURD Genel Başkanı'na hapis cezası Dışişleri'nden Türkiye vatandaşlarına Maria kasırgası uyarısı Milli Eğitim Bakanı Yılmaz: 20 bin öğretmen atanacak Adıyaman'da çapa makinesi devrildi: 14 yaralı Artık kazaya karışan otobüs şirketlerinin isimleri gizlenmeyecek Ege Denizi'nde 4,4 büyüklüğünde deprem Çanakkale ve Muğla'da orta şiddette deprem Diyarbakır'a gönderilen 5 ambulans hizmete başladı Devlet hastanelerinde SMS dönemi başladı
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
YAZARLARIMIZTÜMÜ
ÇOK OKUNANLAR
    GAZETELER
    NAMAZ VAKİTLERİ
    İmsak
    Güneş
    Öğle
    İkindi
    Akşam
    Yatsı
    Haksöz Haber Radyo Selam | Tevhidin Adaletin ve Özgürlüğün Sesi
    © Copyrigth 2015 yonelishaber.com tüm hakları saklıdır.
    Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır ve linklerin sorumluluğu alınmaz. Yazılım ve Teknik Destek : AmdYazılım
    • Rss Servisi
    • Google+ Sayfası
    • Twitter Sayfası
    • Facebook Sayfası