• BIST
    106.926
  • Altın
    151,318
  • Dolar
    3,6718
  • Euro
    4,3287
  • Mobil Sayfamız
  • Facebook Sayfamız
  • Twitter Sayfamız
  • Google Plus Sayfamız
  • RSS Servisimiz
  • Android Uygulamamız
  • iOS Uygulamamız
PKK işçileri katlederken sendikalar neden sessiz?
İşçilerin alçakça katli karşısında bile bu ülkedeki bazı sözümona emek taraftarı çevre ve kuruluşların kılı kıpırdamıyor. Hak ihlâli olup olmadığı tartışmalı birçok meselede dünyayı ayağa kaldıran bu çevreler, masum işçilerin katledilmesi karşısında sessi
19 Eylül 2017 / 23:35

"PKK Güneydoğu'da elektrik alt yapısı, baraj, yol gibi işler yapan firmaların tesislerine, araçlarına ve elemanlarına ısrarla ve sistematik olarak saldırıyor. Evine, çoluk çocuğuna ekmek götürmeye çalışmaktan başka bir şey yapmayan, korumasız, silâhsız işçileri kurşunlayarak hunharca öldürüyor. Müteşebbislerin edinmek için yıllarca çaba harcadığı kamyon, iş makinası gibi araçları yakıyor." ifadelerini kullanan Serbestiyet yazarı Atilla Yayla, işçi sendikalarının örgütün saldırılarına sessizliğini sorguladı.

Yayla'nın "PKK terörü çalışma hakkını gasp ediyor" başlıklı yazısı şöyle;

Özgürlükle ilgili tartışmalar genellikle hayat tarzını seçme ve izleme hakkı ile ifade ve din özgürlükleri üzerinden yürütülür. Şüphe yok ki bunlar çok önemli. İnsanlar seçtikleri veya kendilerini içinde buldukları hayat tarzını sürdürme ve koruma hakkına sahip (olmalı). Kimsenin onları bunu yapmaktan men etmesi meşru sayılamaz. İfade özgürlüğü de özgürlükçü toplumlardaki temel haklardan. Kişiler, özellikle kamusal meseleler, şahıslar ve kurumlar hakkındaki görüşlerini -- bilhassa eleştirilerini -- taciz edilme, zarar verilme korkusu yaşamadan, sahip oldukları veya kullanabildikleri bütün araçlarla dile getirme hakkına sahip. Din özgürlüğü ise, ifade özgürlüğü gibi, bir kavşak özgürlük. Hem hayat tarzını seçme özgürlüğü ile ifade özgürlüğünü kapsıyor, hem de onlara dayanıyor. Her insan bu özgürlüklere başkalarının lütfu olmaksızın sahip. Ancak hepsinin bir fiyatı vardır. Bu özgürlükleri sahiplenmek ve kullanmak isteyenler, başka herkesin de aynı hak ve özgürlüklere sahip olduğunu kabul etmek, onların hak ve özgürlüklerine saygı göstermek zorunda.

 

Özgürlüklerin çok defa ihmâl edilen bir yüzü, ekonomik özgürlükler. Ekonomik özgürlükler uzun vadede en az diğer özgürlükler kadar önemli. Hattâ onlardan bile önemli, çünkü doğrudan doğruya insanın bekasıyla -- yani hayat hakkıyla -- bağlantılı. Ayrıca, ekonomik özgürlükler olmadan yukarda sözü edilen diğer özgürlüklerin var olması ve/ya korunması da mümkün değil. Nitekim ekonomik özgürlüğün çiğnendiği, yok edildiği her türden devletçi kolektivist sistemde, din, ifade ve hayat tarzını seçme özgürlüklerinin de ortadan kalktığı görülüyor. Bu yüzden, özgürlük konusunda tutarlı bir çizgi izlemek, samimî ve dürüst bir özgürlük savunucusu olmak isteyen herkes, ekonomik özgürlüklerin de önemi ve değerini kabul edip savunmak zorunda.

 

Ekonomik özgürlük deyince akla sadece zenginlerin özgürlüğü gelmemeli. Ekonomik özgürlük herkesi ilgilendirir ve herkese aittir. Aralarında hiçbir ayrım yapılmaksızın tüm insanlar ekonomik özgürlüğe sahip. Aynı zamanda muhtaç. Bu hususu ekonomik özgürlüğün tanımını yaparsak daha iyi görebiliriz. Ekonomik özgürlük; ekonomik aktörlerin (bireylerin ve birey birliklerinin, örneğin firmaların) ekonomik amaç ve araçlarını serbestçe seçebilmesi; sahip oldukları ve ekonomik faaliyet için önem taşıyan (insanlar tarafından değer verilen) varlıkları ekonomik süreçlere keyfî bir engelleme ile karşılaşmaksızın sürekli olarak dahil edebilmesidir. Bu tanım, parasını yatırıma ödünç vereni ve üretim tesisi kuranı olduğu kadar, vasıflı veya vasıfsız emeğini kiraya vermek isteyeni (çalışanı) da kapsar ve ilgilendirir. Yani işçiler de, çalışanlar da, emeğinden başka ekonomik varlığı olmayanlar da müteşebbisler, fabrikatörler, bankerler kadar ekonomik özgürlüğe sahip ve muhtaçtır. Ekonomik özgürlük öylesine önemlidir ki, onu engellemek insanın hayat hakkına saldırmak anlamına gelir.

 

PKK Güneydoğu'da elektrik alt yapısı, baraj, yol gibi işler yapan firmaların tesislerine, araçlarına ve elemanlarına ısrarla ve sistematik olarak saldırıyor. Evine, çoluk çocuğuna ekmek götürmeye çalışmaktan başka bir şey yapmayan, korumasız, silâhsız işçileri kurşunlayarak hunharca öldürüyor. Müteşebbislerin edinmek için yıllarca çaba harcadığı kamyon, iş makinası gibi araçları yakıyor. Binaları bombalayarak tahrip ediyor. Ne yazık ki bu adi saldırılar iç ve özellikle dış kamuoyunda hak ettiği ilgiyi görmüyor. İşçilerin alçakça katli karşısında bile bu ülkedeki bazı sözümona emek taraftarı çevrelerin, kişi ve kuruluşların kılı kıpırdamıyor. Hak ihlâli olup olmadığı tartışmalı birçok meselede dünyayı ayağa kaldıran bu çevreler, masum işçilerin katledilmesi, insanların çalışma hakkının gasp edilmesi, malının mülkünün tahrip edilmesi, müteşebbislerin iş kurma ve yürütme hakkının çiğnenmesi karşısında sessiz kalıyor. Uluslararası kuruluşlara ülkedeki iş hayatının durumuyla ilgili bilgileri de genellikle bu tür kuruluşlar sağladığı (veya kendisi ideolojik bakımdan açıkça önyargılı olduğu) için Uluslararası Çalışma Örgütü de (ILO) işçilere yönelik saldırılarla ve işçi cinayetleriyle ilgilenmiyor. Onları gündemine almıyor. Haklarında ses vermiyor.

 

PKK terörü insanların sadece hayat hakkına zarar vermiyor. İşçilerin çalışma, hayatını kazanma hakkını da çiğniyor. Bölge halkının refah seviyesinin yükselmesine engel oluyor. Fakirliği ve ekonomik geriliği kalıcılaştırıyor. Bu gerçeği de görmeli ve üzerinde konuşmalıyız.

SERBESTİYET

Bu haber 556 kez okudu
YORUM YAZ
UYARI: Haberler ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik eden yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorum - Analiz Kategorideki Diğer Haberler
Her yıl kural değiştiren ÖSYM'ye: Madem kaldıracaktınız neden getirdiniz?
Bir önceki sınavda birçok öğrencinin canını yakan uygulamaların bu sene bir açıklamayla kaldırılmasını sorgulayan Abbas Güçlü, "Madem kaldırılacaktı, neden getirdiniz?... Sınavı iptal edilenlerden özür dilenecek mi?" diye sordu.
"Şimdi Kerkük’ün Türklüğü ihya mı oldu?"
"Şimdi Irak Anayasası’na Kerkük’ün Türklüğünü vurgulayan bir madde mi eklenecek? Kerkük’te raconu bundan böyle Türkmenler mi kesecek? Yok öyle bir şey."
Barzani kaybetti de sen ne kazandın?
"Kerkük düştü diye zil takıp oynayan kardeşim!.. Düştüyse İran’ın eline düştü, senin payına ne düştü ki çığlık çığlığasın böyle?... Hani sen Barzani için İsrail’e çalışıyor, Almanların piyonudur, Amerika’nın ajanıdır diyordun ya, hiçbiri sahip çıkmadı."
Okul sayısı başarı tamam, ya nitelik? Bahçeli istemişse sınav kalkabilir öyle mi?
"Sorun AK Parti’nin yaptıkların rakamlarla anlatması değil. Sorun, AK Partinin yaptıklarını sadece rakamlara indirgemesindedir. Nitelikle değil, sadece rakamlarla konuşuyor olmasındadır."
"Lise öğrencisi eski erkek arkadaşı tarafından öldürüldü" Burada bir tuhaflık yok mu?
"Helin 16 yaşında. Eğer Helin'in, “eski erkek arkadaşı” ile ailesinin zoru ile evlendirilmesine kalkılsaydı, ona “çocuk gelin” denecekti. “Eski erkek arkadaşı” tarafından öldürüldü ve manşetler “kadın cinayeti” olarak atıldı. Burada bir tuhaflık yok mu?
Mardin’de gündelik hayat
Karar Gazetesi yazarı Yıldız Ramazanoğlu, Mardin'e yaptığı ziyareti köşesine taşıdı.
Korku, susturanda zulüm, susturulanda öfke biriktirir
Devlet ve örgüt gibi organizasyonların, değer vermek gibi ikna yöntemleri yerine korku duvarları üzerinden toplumları yönetmenin yollarını keşfetmenin üzerinden bin yıllar geçti.
Haşdi Şabi Kimdir ve Kime Hizmet Ediyor?
Haşdi Şabi, İran’ın Irak’da sevk ve idare ettiği, eğittiği, donattığı ve finansmanını sağladığı bir paramiliter terör örgütüdür. Haşdi Şabi’yi en doğru anlatan kanıt, ele geçirdiği şehirlerde yaptığı katliam ve zulümlerdir.
Yemen’de neler oluyor?
Türkiye’ye yakın coğrafyada yaşanan sıcak gelişmeler nedeniyle Yemen gibi nispeten uzak bölgelerde olup bitenler gündemde kendine yer bulamıyor.Oysa oralarda da bölgeyi sağlıklı bir şekilde okuyabilmek için dikkatlerden kaçırılmaması gereken olaylar oluyo
‘Mor Beyin’ ve Gültekin Sincar
Karar gazetesi yazarı Hakan Albayrak, Bylock üzerinden yapılan kimi uzman görüşlerini ve Gültekin Sincar'ın mağduriyetini işlemiş.
Kuş besleyicisi hastalığı
Hastalık, kuşlara ait döküntülerde veya kuşların tüylerinde bulunan proteinlere maruz kalmak suretiyle gelişir.
Türkiye, Irak’a müdahale edebilir mi?
"İran/Irak ilişkisi veri alındığında Türkiye’nin Kürtlerle karşı karşıya getirilmesinin arzu edildiğini tasavvur etmek zor değil. Ama Türkiye’nin Irak toprağında söz sahibi olmasını beklemek sadece bir hayal..."
  • Güncel
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Eylem ve Etkinlikler
  • Dünya
Sürücü Kursu sınavında değişiklik Müftülüğe Nikah Yetkisi Veren Madde Kabul Edildi HDP Bursa il başkanı tutuklandı Frankfurt Başkonsolosluğundan polise "PKK" tepkisi Rektör atamaları Resmi Gazete'de Yolcu otobüsü ile pancar yüklü tır çarpıştı: 1 ölü, 20 yaralı Deniz Baykal hastaneye kaldırıldı Ardahan'da kar yağışı ve sis yol kapattı EPDK Başkanı Yılmaz: Sistemde kaçak akaryakıt kalmadı 'Öcalan öldü' iddiasına savcılıktan yalanlama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
YAZARLARIMIZTÜMÜ
ÇOK OKUNANLAR
    GAZETELER
    NAMAZ VAKİTLERİ
    İmsak
    Güneş
    Öğle
    İkindi
    Akşam
    Yatsı
    Haksöz Haber Radyo Selam | Tevhidin Adaletin ve Özgürlüğün Sesi
    © Copyrigth 2015 yonelishaber.com tüm hakları saklıdır.
    Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır ve linklerin sorumluluğu alınmaz. Yazılım ve Teknik Destek : AmdYazılım
    • Rss Servisi
    • Google+ Sayfası
    • Twitter Sayfası
    • Facebook Sayfası