• BIST
    106.926
  • Altın
    151,318
  • Dolar
    3,6718
  • Euro
    4,3287
  • Mobil Sayfamız
  • Facebook Sayfamız
  • Twitter Sayfamız
  • Google Plus Sayfamız
  • RSS Servisimiz
  • Android Uygulamamız
  • iOS Uygulamamız
Parlatılan Tekirdağ üzerine İmralı gölgesi
"Demirtaş, Öcalan’ın liderliğini deklare etme ve “baş müzakereci” olarak gösterme ihtiyacı duymaktadır. Fakat seçilmiş bir siyasetçi olarak belli bir olgunluğa eriştiği ve Kandil'den de saygınlık istediğini kalın harflerle çizmekten de geri durmadan."
09 Ağustos 2017 / 10:13

Zafer Burakmak'ın yorumu;

1999 yılından bu yana cezaevinde olan PKK lideri Abdullah Öcalan, çözüm sürecinin çökmesi ardından avukatlarıyla görüştürülmüyor. Hatırlandığı üzere yakalandıktan kısa bir süre sonra başlayan avukat görüşmeleri, kimi kesintilere karşın her Cuma günü yayınlanmakta ve Öcalan’ı örgüt tabanında güçlü bir lider kılmaktaydı. Öcalan’ı İmralı’dan etkin kılan bu görüşmeler, daha sonradan milletvekilleri ile çıta yükseltmişti. Çözüm Süreci’nde Öcalan’a yüklenen anlam, yıllarca bu görüşmelerin nasıl olup da bu kadar kolay yapılabilindiği ve görüşme kayıtlarının nasıl bu kadar rahat bir şekilde kamuoyuyla paylaşıldığının cevaplarını veriyordu aslında. Öcalan’ın yakalanmasından kısa bir süre sonra avukatlar görüşmelere başlamış ve sınır dışına çekilmekten, örgüt ismini değiştirmeye kadar kimi talimatlar göndermişti. Yine Öcalan üzerinden müzakere yürütmek isteyen devlet, öncelikle Öcalan’ı örgüt ve taban üzerinde hakim olmasına bilinçli bir şekilde görüşmelerle aracı olmuştu. Ancak sürecin çökmesi ardından Öcalan’ın görüşmeleri bıçak vurulmuş gibi kesildi. Hatta daha önce devletin izni ile İmralı’ya giden avukatlar hakkında davalar açıldı, bazıları cezaevlerine atıldı. Öcalan ise yaklaşık 18 aydır kardeşiyle yaptığı bir iki görüşme haricinde avukatları ya da HDP’li vekillerle görüştürülmüyor.

Öcalan’ın görüşmeleri kesilirken, geçen yıl 5 Kasım tarihinden bu yana Tekirdağ’da tutuklu bulunan HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın partililerine verdiği mesajları ve cezaevinden yazdığı hikayeleri gazete sayfalarında yayınlanıyor. Ve ilginçtir; yıllarca İmralı’da bulunan Abdullah Öcalan’a kullanılan dilin alışkanlığından mıdır bilinmez ancak Demirtaş için de Öcalan’ı anımsatan söylemlerin kullanıldığı dikkat çekiyor. Örneğin tutuklu olan HDP sözcüsü ve Kars milletvekili Ayhan Bilgen, “Metinde Türkiye siyasi tarihiyle ilgili, Ortadoğu tarihi ile ilgili, insanlık tarihiyle ilgili değerlendirmeler var.” gibi Öcalan için duymaya alışık olunan bir tespiti Demirtaş’ın bir mesajı için söylemişti.

TBMM’de grubu bulunan bir parti liderinin tutuklu olmasına duyulan ilginin yanında CHP’li kimi isimlerin kendi ajandaları için Demirtaş’ı partlatmaya çalışması da kimi krizlere neden olmuştu. CHP’li vekil  Tuncay Özkan, Demirtaş ile görüşmesi ardından "Türkiye'nin birliği, bütünlüğü için... Adalet, özgürlük, barış için müthiş düşünceleri var. Türkiye Selahattin Demirtaş’ı can kulağıyla dinlemeli.  İlk duruşmasından itibaren söyleyecekleri çok önemli..." açıklaması yapmıştı. Yine Demirtaş ile görüşen CHP’li Eren Erdem ise, “Demirtaş, 'Bizim Kürt sorununun çözümü adına ilk dört madde konusunda hiçbir talebimiz yok' dedi. 'Bu saatten sonra yüzde 49 realitesine göre uygun olan somut çözüm pratiği ilk dört maddeyi bağlamayan bir çözüm pratiği olacaktır' dedi. 'Özerklik konusunda hiçbir talebimiz söz konusu değildir' diyor. Aynen bana bunu söyledi. 'İlk dört maddeyi koruyan, özerklik olmayan yeni bir anayasada uzlaşmaya hazırız' diyor.” ifadeleriyle HDP cenahında homurdanmalara neden olmuş ve Demirtaş tarafından yalanlanmıştı. 

Selahattin Demirtaş’a gösterilen bu özel ilginin, nasıl sonuçlanacağını kestirmek zor. Fakat ilgiyi,  farklı kesimlerin farklı amaçlarla kullandığı bilinen bir gerçek. Buna karşın Demirtaş için İmralı’dan iki zıt çıkışın kamuoyuna yansıdığı  biliniyor. Avrupa’da basılan ‘Demokratik Kurtuluş ve Özgür Yaşamı İnşa’ (İmralı Notları) kitabında 26 Haziran 2014’te İmralı’da heyetle görüşen Öcalan, Demirtaş için “‘Apo onu istemiyor’ diyorlar. Yalan söylüyorlar. Ben kendisine değer veriyorum, kendisini geliştirmek için çok çabalıyorum. Kendisi de mütevazı birisi, öğrenmeye çalışıyor. Selahattin’in Kürt siyasetini tanımasını, tüm 40 yıllık mücadelenin girdisini çıktısını bilmesini istiyorum” demişti. Tabi yine tipik “Taşıyabilen biri çıksın, ben bütün yetkilerimi vermeye hazırım. PKK dahil hiç kimse benim önderlik tarzımı geliştiremiyor. Öcalan’ı doğru anlamak hayatidir.” ifadeleriyle birlikte. Bunun yanında medyada yer alan bunun tersi bir iddia daha var. Yeni Şafak yazarı, AK Parti milletvekili Markar Eseyan da Öcalan’ın 2013 Ağustos ayındaki İmralı görüşmesinde Demirtaş’a “Seni liderliğe hazırlıyorlar, farkında mısın? Anladım, heveslisin, liderlik yapabilirsin ama ben önderlik tedbirlerimi çoktan aldım, bunu da bil.” dediğini yazmıştı. Belki ikisi de gerçeği yansıtmıyordur yada belki iki çıkış da dönemsel kullanımlarıyla doğrudur. Yine de kamuoyunun tam olarak bilemeyeceği İmralı çıkışlarına karşın, son dönemlerdeki iki gelişmeyi anımsamak gerekiyor.

İlki; Abdullah Öcalan’ın kardeşi Mehmet Öcalan’ın, HDP’ye yönelik sert eleştirileri. Yaklaşık iki hafta önce bir televizyona konuşan Mehmet Öcalan, HDP'yi “hak etmeyen şahısları sen vekil yaparsan belediye başkanı yaparsan, o kendini halka kabul ettirmezse 20-30 sene bu Kürt hareketine emek veren insanları sokağa atarsan… durumun bu olur.” cümleleriyle eleştiriyordu. Kardeş Öcalan, HDP’lilere yönelik eleştirilerinde “O 40 sene emek verenleri sokağa atamazsın. 4 senedir siyaset yapanlara halkın iradesine teslim edemezsin. 30-40 sene emek verenleri saf dışı ettiler. Sokağa attılar. 2-3 senedir siyaset yapanları -onlar da siyaset yapmıyorlar makam mevki için olmuşlar- Kürtler'in iradesini onlara teslim etmişler.” diyordu.

İkincisi ve daha önemlisi ise; Selahattin Demirtaş’ın 30 Temmuz tarihinde bir gazetede yayınlanan yazısı idi.  Yazısında “Röportajların birinde kendim ile ilgili olarak “benim rolüm ve misyonum; savaşı büyütmek değil, barışı kurmaktır” demiştim. Bu tespitimin bazı tartışma ve değerlendirmelere konu edildiğini izliyor ve duyuyorum.” diyen Demirtaş, bu tartışma ve değerlendirmeleri kimlerin yaptığından söz etmiyordu. Ancak meselenin Demirtaş’ın söylediği bir cümlesinden değil, medya ve kimi çevrelerin ilgisi ve görüş yasağı getirilen Öcalan’a yönelik ilgisizlikten kaynaklandığını tahmin etmek zor değil. Demirtaş, yazısında Öcalan ile karşı karşıya getirilmeye çalışıldığından yakınırken Öcalan için “baş müzakereci” sıfatı kullanıyor ve “önderlik misyonu ile barışın muhatabıdır. Olası müzakerelerin de “baş müzakereci”sidir. Başka muhataplar yaratmaya çalışmak, sonuçsuz ve anlamsız kalmaya mahkûmdur.” diye yazıyordu. Ancak bütün bunlarla birlikte barışı inşa etme görev ve sorumluluğunu salt Öcalan’a yıkmanın da hakkaniyetli olmadığı görüşünü de ileri sürüyordu. Yani Demirtaş, Öcalan’ın liderliğini kabul ederken, farklı aktörlerin de olması gerektiğini belirtiyordu, ancak isim vermeden. Örgütteki kimi isimlere yazdığı belli olan yazıda yine kendisinin de seçilmiş bir makamda bulunduğunu hatırlatarak “Demokratik siyaseti, halkın seçilmiş iradesi olarak hak ettiği saygın konumuna layık bir tutumla değerlendirmek, bütün dostlarımızdan en büyük beklentimizdir.” cümlesiyle de kendisine yönelik ilgi için biraz anlayış istemişti.   

Fakat yine de çıkan sonuç, Demirtaş’ın her ne kadar memnun olsa da...

Yazının devamı için tıklayınız...

Bu haber 514 kez okudu
YORUM YAZ
UYARI: Haberler ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik eden yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorum - Analiz Kategorideki Diğer Haberler
D-8 ülkeleri yerli paralarla ticareti hızlandırır mı?
"D-8 gerçek manada hedefine ulaşırsa, D-8’in mimarı olan rahmetli Erbakan’ın İslam ülkeleri arasında hayal ettiği ekonomik ve siyasi entegrasyon da gerçekleşmiş olacaktır."
Irak'ta yeni dönem ve Türkiye
"İran-Irak’ın bölgesel projeksiyonuna bu ölçekte destek sunması veya sessiz kalması bu ülkelerden Türkiye’nin bölgesel konulardaki siyasetine bir destek mi getirecek?"
Ruhun mahiyeti nedir?
Abdulhakim Beyazyüz, Kur'an ayetleri ışığında "Ruh" kavramını inceliyor.
Küresel sahnede birleşik Avrupa’ya ihtiyaç var mı?
"Bu süreçte bölgede de dünyada da çok şey değişti. Her şeyden önce bizim Avrupa Birliği’ne girmemizi destekleyen Avrupa solu artık iktidarda değil."
Kendi savaşından kaçıp başkasının savaşında ölmek/öldürmek
Yeryüzünde herhangi bir ülkenin vatandaşı olmayan bir bireyin, insan olma gerçeğini hangi devletin belirleyeceği ve saydığımız hakları kimin vereceği insan-hak kavramlarının en temel sorunları arasında. İran'ın Afgan sığınmacıları Suriye'de...
Kerkük operasyonu ve eski düzenin sonu
Irak hükümeti referandumun ardından IKBY'ye yönelik uyarılarını fiili müdahaleye çevirdi ve IKBY Haziran 2014'te DEAŞ'ın genişlemesinden önceki sınırlara dönmek zorunda kaldı.
Sosyalist rejimler birer vahşet rejimiydi
Milyonlarca insanı bir ütopya uğruna acımasızca öldüren rejimler, ideolojik renkleri ne olursa olsun, birer vahşet rejimi olmaktan başka ne olabilir? Aynı veya benzer şeyleri faşistler tarafından yapılınca kınayan birçok kişi, iş sosyalist cinayet ve katl
TEOG’un Aşil Topuğu veya yeni sınav sistemi için bir öneri
"Hormonlu olsun veya olmasın, sayısız okulun farklı sebeplerle aynı standartta not vermediği bir ortamda çözüm ne olmalı? Eğitim emektarı, sınıf geçme notunun yerleştirmeye etkisinin ortadan kaldırılmasını öneriyor."
Kerkük’ten zafer çıkarmak
Irak güçlerinin İran destekli Haşdi Şabi milislerini de yanına alarak Kerkük’e saldırmasının ardından Kerkük’de yaşanabileceklere dikkat çeken Habertürk yazarı Nihal Bengisu Karaca ‘Kerkük’ten zafer çıkarmak’ başlıklı yazıyı köşesine taşıdı.
Her yıl kural değiştiren ÖSYM'ye: Madem kaldıracaktınız neden getirdiniz?
Bir önceki sınavda birçok öğrencinin canını yakan uygulamaların bu sene bir açıklamayla kaldırılmasını sorgulayan Abbas Güçlü, "Madem kaldırılacaktı, neden getirdiniz?... Sınavı iptal edilenlerden özür dilenecek mi?" diye sordu.
"Şimdi Kerkük’ün Türklüğü ihya mı oldu?"
"Şimdi Irak Anayasası’na Kerkük’ün Türklüğünü vurgulayan bir madde mi eklenecek? Kerkük’te raconu bundan böyle Türkmenler mi kesecek? Yok öyle bir şey."
Barzani kaybetti de sen ne kazandın?
"Kerkük düştü diye zil takıp oynayan kardeşim!.. Düştüyse İran’ın eline düştü, senin payına ne düştü ki çığlık çığlığasın böyle?... Hani sen Barzani için İsrail’e çalışıyor, Almanların piyonudur, Amerika’nın ajanıdır diyordun ya, hiçbiri sahip çıkmadı."
  • Güncel
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Eylem ve Etkinlikler
  • Dünya
İl halk kütüphanelerinden 24'ünün çalışma süresi uzatıldı Gmail, Youtube, android market vb uygulamalar ile izleniyoruz Sürücü Kursu sınavında değişiklik Müftülüğe Nikah Yetkisi Veren Madde Kabul Edildi HDP Bursa il başkanı tutuklandı Frankfurt Başkonsolosluğundan polise "PKK" tepkisi Rektör atamaları Resmi Gazete'de Yolcu otobüsü ile pancar yüklü tır çarpıştı: 1 ölü, 20 yaralı Deniz Baykal hastaneye kaldırıldı Ardahan'da kar yağışı ve sis yol kapattı
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
YAZARLARIMIZTÜMÜ
ÇOK OKUNANLAR
    GAZETELER
    NAMAZ VAKİTLERİ
    İmsak
    Güneş
    Öğle
    İkindi
    Akşam
    Yatsı
    Haksöz Haber Radyo Selam | Tevhidin Adaletin ve Özgürlüğün Sesi
    © Copyrigth 2015 yonelishaber.com tüm hakları saklıdır.
    Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır ve linklerin sorumluluğu alınmaz. Yazılım ve Teknik Destek : AmdYazılım
    • Rss Servisi
    • Google+ Sayfası
    • Twitter Sayfası
    • Facebook Sayfası