• BIST
    106.535
  • Altın
    146,721
  • Dolar
    3,4890
  • Euro
    4,1635
  • Mobil Sayfamız
  • Facebook Sayfamız
  • Twitter Sayfamız
  • Google Plus Sayfamız
  • RSS Servisimiz
  • Android Uygulamamız
  • iOS Uygulamamız
Niteliğe karşı nicelik: İçi boşalan dindarlık
Karar gazetesi yazarı Elif Çakır, Diyanet İşleri eski Başkanı Ali Bardakoğlu'nun açıklamaları üzerinden "Şeklen artan ve arttıkça içi boşalan bir dindarlık" konusunu köşesine taşımış.
31 Mayıs 2017 / 03:35

Elif Çakır'ın yorumu;

Eski Diyanet İşleri Başkanlarından Prof. Dr. Ali Bardakoğlu hocamız uzunca bir süredir ‘genelde’ İslam dünyasının kronikleşmiş meseleleri, ‘özelde’ ise nüfusunun neredeyse tamamının Müslümanlardan oluştuğu ülkemizde her geçen gün daha da görünür hale gelen ‘ahlaki yozlaşma’ sorunu üzerine dikkat çekici uyarılarda bulunuyor.

Pazartesi günü Hürriyet’ten İpek Özbey’e bu minvalde bir mülakat veren Ali Bardakoğlu özetle şunları söylüyor:

“Müslümanlar dünya ahiret dengesini yitirdiler. Kuran-ı Kerim ile aramız açıldı. İslam ahlakı eksik olduğu için kör bağnazlıklar ahlakımızı da buharlaştırıyor.”

“Dini bilgi üretiminde metot kalmadı. Serbest pazar mantığı ile fetva arayan, müşteri memnuniyetine göre fetva verenler kapladı ortalığı.”

“İslam alimleri görevlerini kaybetmek pahasına karşılarındaki güce de doğruyu söylemek zorundalar.”

“Ekranlar, asılsız kutsallıklar üreterek, kendi din ticaretleri için müşteri artıranlarla dolu. Din artık melankoli ve gözyaşı içerisinde sunuluyor ve öyle algılanıyor. Böyle bir din anlayışı nasıl bir fayda sağlar?”

“İslam’ın ana kaynaklarının verdiği mesaj sosyal adalet ve hakkaniyet eksenindedir. Ama ne hikmetse sosyal adalet fikri, fakirin ve mağdurun yanında olma fikri zayıfladı, giderek güçlünün yanında olan bir din söylemi gelişti.”

“Her geçen gün din anlayışımız sığlaşıyor. Şeklen artan bir dindarlık var.”

“Diyanet’e Kutlu Doğum Haftası üzerinden operasyon çekenlerde bu etkinliğin FETÖ ile uzaktan yakından alakası olmadığını biliyorlar. İnsanlar kendi çıkarları, konumları, hesapları söz konusu olduğunda her türlü iftirayı atıyor, her yolu meşru görüyor. Artık FETÖ’cülük bir maymuncuk gibi, herkesin kendi konumunu güçlendirmek için ötekine doğrulttuğu bir silah oldu.”

***

Ali Bardakoğlu’nun tespitleri, söyledikleri özetle bunlar. Dediğim gibi, Hoca uzunca bir süredir ısrarlı bir şekilde dindar kesime yönelik olarak sorunlu alanlar konusunda uyarılarda bulunuyor.

Bakınız şu açıklamaları da Ocak ayında verdiği bir röportajdan:

“Günümüzde dindarlık şekil yönüyle arttıkça içi boşalmaya başladı. İbadete yoğunlaşan bir dindarlık anlayışımız var. Namaz kılıyoruz, sık sık Umre’ye gidiyoruz, Kuran-ı Kerim’i okuyoruz, gözümüzden yaşlar akıyor. O seccadeden başımızı kaldırdığımızda, ticarete başladığımızda, trafiğe çıktığımızda, ilişkilerimizde başka bir insan oluyoruz. Biraz önce Allah’la buluşan insan gidiyor, acımasız ve kibirli bir insan geliyor.” (Habertürk, 8 Ocak 2017)

Şeklen artan ve arttıkça içi boşalan bir dindarlık.

Ali Bardakoğlu’nun her platformda ısrarla gündemde tutmaya çalıştığı konu başlıkları Diyanet İşleri Başkanlığı’nın da gündeminde.

Diyanet İşleri Başkanlığı 2017-2021 stratejik eylem planını hazırladı. Üç yıllık stratejik eylem planı için sayısız istişare toplantıları ve çalıştaylar gerçekleştirdi. Diyanet’i etkileyebilecek iç ve dış kaynaklı değişimler ile eğilimleri değerlendirebilmek için  kurum içinde ve dışında anket ve mülakatlar yapıldı.

Diyanet kendisini birinci derecede ilgilendiren faktörleri inceleyerek, politik, ekonomik ve sosyal alanda gördüğü sorunları  not etti ve hazırladığı 3 yıllık eylem planında bu sorunların  acilen çözülmesi gerektiğini ‘paydaşlarına’ da raporladı:

“Dine yönelik ilgi ve alaka artarken, ahlaki değerlerdeki aşınma giderek yaygınlaşıyor.”

“Birlikte yaşama kültürünün gelişmesi gerekiyor.”

“İlahiyat ve imam hatip lisesi mezunu sayısının kontrolsüz bir şekilde artması beraberinde kalite ve nitelik sorununu getirdi.”

“Dernek ve vakıfların kontrolsüz şekilde cami ve Kur’an kursu inşa etmesi problemli”

“Kurumun üzerinde siyasi etkinin olduğuna dair toplum genelinde bir algı var.” (Kurum içi ve kurum dışı etkin algı)

***

Ali Bardakoğlu’nun açıklamalarının da Diyanet’in stratejik eylem planınında ortaya koyduğu bir gerçek var.

Dine yönelik ilgi ve alakanın artıyor olması, imam hatip okullarının sayısal olarak çoğalıyor olması, her mahallede camilerin inşa ediliyor olması, Kur’an kurslarının sayısal olarak çoğalması siyaseten görünür bir başarıyı getirirken, çok daha derinde ise önemli bir sorunu beraberinde getiriyor: Kurumlarda ‘nitelik’, dindarlıkta ise ahlaki yozlaşma sorunu.

Gelin son sözü Ali Bardakoğlu’na verelim:

“İslam dininin bu yoğunlukta görünür olduğu bir toplumda, ‘İslam’ın dünya hayatımıza dair temel hedeflerinden biri olan ahlakın da böyle bir toplumda daha az sorunlu alan olması, ahlaki tekamülün de aynı şekilde gözle görünüyor olması’ şeklinde bir beklenti de doğmaktadır. Halbuki bugün bir kısmı medyaya da yansıyan olaylar ve içinde yaşadığımız dünyada olup bitenler, durumun hiç de bu beklentiye uymadığını gösteriyor.” (Yüzleşme, Sh. 273, Kuramer Yay.)

KARAR

Bu haber 940 kez okudu
YORUM YAZ
UYARI: Haberler ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik eden yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorum - Analiz Kategorideki Diğer Haberler
PKK işçileri katlederken sendikalar neden sessiz?
İşçilerin alçakça katli karşısında bile bu ülkedeki bazı sözümona emek taraftarı çevre ve kuruluşların kılı kıpırdamıyor. Hak ihlâli olup olmadığı tartışmalı birçok meselede dünyayı ayağa kaldıran bu çevreler, masum işçilerin katledilmesi karşısında sessi
Kabuğun kırılması Kürde biçilen kılıfa bağlı
"Diyarbakırlının ayrılacağını düşünmek, ancak haklarının verilmemesini istemekle mümkündür. Yoksa bir Vanlının Duhok’la kurduğu duygusal bağ, İstanbul ile kurduğu bağdan çok daha zayıftır. Bu sarih gerçeği ancak Vanlı ile herhangi bir bağ kuramayanlar g
Kürdistan'a 'ikinci İsrail' olacak diye karşı çıkanlar buyursun 'ikinci Türkiye' yapsınlar
"Kürdistan ille de bir ülkenin “ikinci”si olacaksa niçin “İkinci Türkiye” olmak dururken “İkinci İsrail” olsun ki? IKBY ile iyi ilişkilerimizi koruyup geliştirir ve IKBY’yi Siyonistlerin yahut sair emperyalistlerin yardımlarına muhtaç etmez isek..."
AB-ABD savaşı fena tırmanıyor
"Uzmanlar Apple'ın sadece ilk cephe olduğunu; McDonald's, Amazon, Starbucks ve Fiat Chrysler'in de cezalara maruz kalabileceğini belirtmekteler."
En çok siyasetçilerimiz şapkalarını alıp düşünmelidir:Bu toplum nereye gidiyor?
"En çok siyasetçilerimiz şapkalarını alıp düşünmelidir ve şu soruyu cevaplamadır: Bu toplum nereye gidiyor? Nasıl bir toplum haline geliyoruz?"
Bir camiden daha fazlası
"Ciddi bir dahlimiz olmadan elimize gelen böyle bir imkânın en iyi şekilde değerlendirilmesi, bizim sorumluluğumuz. Bu sorumluluğu yerine getirmezsek, aynı imkân geldiği gibi gidiverir."
"Cenazedeki provokasyon, Ergenekon'un yeniden sahneye çıkışıdır"
HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk'un annesinin cenazesinde yaşanan provokatfi saldırıya ilişkin bir çok kesimden tepki geldi. Habertürk gazetesi yazarı Nagehan Alçı ise saldırıyı Ergenekon'un tekrar sahneye çıkışı olarak değerlendirdi.
Federalizm gecikirse bağımsızlık kaçınılmaz
"O halde Türkiye niçin bu referanduma karşı çıkıyor? Tabi ki Suriye nedeniyle… Yani Irak’ın Suriye için örnek teşkil edeceğinden, bugün Irak’ta kabul edilecek Kürt bağımsızlığının yarın Suriye’de PYD için de doğal bir hak olarak görülebileceğinden endişe
Ölülere Biraz Saygı...
"Öyle cenazeye/ölüye saldırılmaz. Başta da ifade ettiğimiz gibi; hangi ideolojiye, fikir dünyasına, zihin yapısına sahip olunursa olunsun, insan evladı olan bütün kesimlerin kabul edemeyeceği bir şey bu."
Hükümete lanetlemenin ötesinde büyük sorumluluk düşüyor
İktidara ‘lanetlemenin’ ötesinde büyük sorumluluk düşüyor. Küçük bir grubun yaptığı bir saldırı olarak geçiştirilemez. Bu saldırı, her yönüyle açığa çıkarılmalı ki, geçmişte yaşadığımız toplumsal acılar tekrar etmesin…
Kral var mı Kral kim?
"Eğer “Gölgede” kalan birileri varsa ve onlar bir şekilde “Darbe” sürecinde yol almışlarsa, “Darbe” damarı henüz kurutulmamış demektir."
Suudi Arabistan’ın Sancıları
"Muhammed bin Selman saray içinde bir tasfiye ve etkisizleştirme politikası izliyor. Kraliyet ailesi içinde ayağına takılacaklarını ve politikasını icra etmesine engel oluşturacaklarını tahmin ettiği bazı prensleri etkisizleştirmeye çalışıyor."
  • Güncel
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Eylem ve Etkinlikler
  • Dünya
Adıyaman'da çapa makinesi devrildi: 14 yaralı Artık kazaya karışan otobüs şirketlerinin isimleri gizlenmeyecek Ege Denizi'nde 4,4 büyüklüğünde deprem Çanakkale ve Muğla'da orta şiddette deprem Diyarbakır'a gönderilen 5 ambulans hizmete başladı Devlet hastanelerinde SMS dönemi başladı Üniversitelere ek yerleştirme sonuçları açıklandı Fakıbaba'dan içecek açıklaması Tarım işçilerini taşıyan traktör devrildi: 16 yaralı Adıyaman çiftçisinin tütün telaşı
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
YAZARLARIMIZTÜMÜ
ÇOK OKUNANLAR
    GAZETELER
    NAMAZ VAKİTLERİ
    İmsak
    Güneş
    Öğle
    İkindi
    Akşam
    Yatsı
    Haksöz Haber Radyo Selam | Tevhidin Adaletin ve Özgürlüğün Sesi
    © Copyrigth 2015 yonelishaber.com tüm hakları saklıdır.
    Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır ve linklerin sorumluluğu alınmaz. Yazılım ve Teknik Destek : AmdYazılım
    • Rss Servisi
    • Google+ Sayfası
    • Twitter Sayfası
    • Facebook Sayfası