• Mobil Sayfamız
  • Facebook Sayfamız
  • Twitter Sayfamız
  • Google Plus Sayfamız
  • RSS Servisimiz
  • Android Uygulamamız
  • iOS Uygulamamız
Mescid-i Haram'da çalışma adı altında güvenlik önlemi
Suudiler,1979'daki tam iki hafta süren ve tarihe “Kâbe Baskını” olarak geçen kanlı olayların tekrarından ürktükleri için, ülkenin içinden geçtiği bu kritik dönemeçte Mescid-i Haram’a erişimi en kısıtlı düzeye indirmeye çalışıyorlar.
22 Kasım 2017 / 08:10

Yeni Şafak gazetesinden Taha Kılınç'ın "Harameyn emaneti" başlıklı yazısı şöyle;

Merkezinde Kâbe’nin bulunduğu Mescid-i Haram, müteveffa Suudi Arabistan Kralı Abdullah tarafından 2011’de başlatılan dev bir projeyle, üçüncü kez genişletildi. Çevredeki yüzlerce binanın istimlak edilerek yıkılması suretiyle açılan alanda, mescidin kapasitesini 1 milyon 200 bin insanın aynı anda namaz kılabileceği şekilde büyüten bir yapılar silsilesi inşa edildi. Aynı zamanda Mescid-i Haram’ın etrafına onlarca yeni lüks otelin yapımını da kapsayan proje çerçevesinde, Ecyad Kalesi’nin yıkılmasıyla oluşturulan bölgeye dev bir saat kulesi-rezidans dikildi. Kurucu Kral Abdulaziz adına vakfedilen binanın bütün kira ve kat satış gelirleri, Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebevî’nin ihtiyaçlarına harcanıyor.

Yaklaşık beş yıl devam eden inşaat çalışmaları, bu dönemde hac ve umre için Mekke’yi ziyaret eden Müslümanlara oldukça zahmetli zamanlar yaşattı. Kâbe’nin etrafındaki tavaf alanının ve Osmanlı döneminden kalma revakların da elden geçirildiği inşaat, planlanandan uzun sürdü ve pahalıya mal oldu. Bu arada meydana gelen vinç kazasında, 100’den fazla Müslümanın Mescid-i Haram içinde vefat etmesi de, inşaat sürecinin acı hatıralarından biri olarak hafızalara kazındı.

Neyse ki, geçtiğimiz yıl inşaat büyük ölçüde tamamlandı, Mescid-i Haram’ın ana alanı kullanıma açıldı. Kâbe’nin çevresi, tavaf alanı, revaklar ve Kâbe’ye bakan üst katlardaki çalışmalar bittiğinden, Müslümanlar da ibadetlerini daha rahat bir ortamda eda etmeye başladılar. Mescidin daha dışarıdaki ve yukarıdaki bölümlerinde inşaat hâlen sürse de, bu günlük ibadet akışını ve insanların Kâbe sahasına giriş çıkışlarını etkileyecek bir durum değil.

Hal böyleyken, bu aybaşında Kâbe’nin hemen yanında ani bir inşaat daha başlatıldı. Daha geçtiğimiz yıl yenilenen mermer kısım söküldü, tavaf alanının dörtte birini kaplayacak şekilde büyük bir şantiye sahası ortaya çıktı. Kepçelerin de çalışmaya başladığı alandaki kazılar nedeniyle, Kâbe’nin etrafındaki tavaf alanı da küçüldükçe küçüldü. Kâbe’nin çevresi seyyar plastik bariyerlerle sarıldı, alana giriş-çıkışları sağlayan kapıların çoğu kapatıldı. İnşaat sebebiyle yürürlüğe koyulan tüm bu uygulamaların yanı sıra, Mescid-i Haram’ın içinde ve çevresinde güvenliği sağlayan görevlilerin sayısındaki artış da dikkatleri çekiyordu.

Dikkat çeken bir şey daha vardı:

Kâbe’de inşaatın başlamasıyla hemen hemen aynı anda, başkent Riyad’da Suudi Arabistan tarihinin en çalkantılı günleri de yaşanıyordu. Yolsuzluk gerekçesiyle çok sayıda prens, eski bakan ve nüfuzlu işadamı gözaltına alınmış ve bunların toplamda 800 milyar doları bulan mal varlıkları dondurulmuştu. Kral Selman’ın tahtı kısa süre sonra kendisine devretmesine kesin gözüyle bakılan oğlu Prens Muhammed’in emriyle gerçekleştirilen operasyon, elbette yolsuzluk perdesi altında bir siyasi geçiş hazırlığıydı. 32 yaşındaki veliaht prense tahtın sorunsuz nakli için tasarlanan süreçte, hiçbir pürüzün çıkmaması isteniyordu. ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner’in Riyad’da bizzat Prens Muhammed’le baş başa hazırladığı iddia edilen plan, Suudilere yeni dönemde biçilen rolün de çerçevesini çiziyordu.

Kâbe’de başlatılan ani inşaat, işte tam da bu geçişin sorunsuz olması için uygulamaya koyulmuş bir tedbir gibi görünüyor. Suudiler, 20 Kasım 1979 günü sabah namazında başlayıp tam iki hafta süren ve tarihe “Kâbe Baskını” olarak geçen kanlı olayların tekrarından ürktükleri için, ülkenin içinden geçtiği bu kritik dönemeçte Mescid-i Haram’a erişimi en kısıtlı düzeye indirmeye çalışıyorlar, tahmininde bulunmak çok temelsiz sayılmaz. Kapıların çoğunun inşaat bahanesiyle kapatılması, tavaf alanının dörtte üç oranında daraltılması, giriş-çıkışların kolaylıkla kontrol edilebilen bir-iki noktadan sağlanması, mescit içinde ve dışında güvenlik tedbirlerinin en üst düzeye çıkarılması vb. gibi tedbirlerin tamamen “Mescid-i Haram’ın kontrolünü yitirmemek” amacına matuf olduğu rahatlıkla söylenebilir.

Suudi Arabistan’da “yönetim” dendiği zaman sadece siyasal yapı kastedilmez; Mekke ve Medine’den dolayı, ülkenin taşıdığı bir de manevi emanet var. Suudi Arabistan’da yönetimin istikrarı ve bekası, Harameyn’in (Mekke ve Medine) lâyık olduğu biçimde idare edilebilmesiyle de yakından ilgili. Bu konuda ortaya çıkacak bir zaaf manzarası, bir an önce babasının yerini almak için sabırsızlandığı görülen Prens Muhammed bin Selman’ın ayaklarının altından hem halının hem de tahtın kaymasına neden olabilir. Genç Prens, bu yönden İslâm dünyası nazarında da imtihanda.

Tüm bunların üstüne, “Ben Tsiyon” ismini kullanan bir Yahudi blog’cunun Mescid-i Nebevî’yi ziyaret edip, içeride Müslümanlarla fotoğraf çektirmesi, ardından da görüntüleri geçtiğimiz günlerde sosyal medyada gururla paylaşması, Harameyn emanetine nasıl sahip çıkıldığının bundan sonra daha yoğun şekilde tartışılacağı yeni bir dönemin de başlangıcı aslında. Bu süreç, her açılışında Suudi yönetiminin hızla ve panikle kapattığı “İslâm dünyası, Harameyn’i ortak bir konseyle yönetsin” tartışmasını yeniden alevlendirecek gibi görünüyor. Bu defa daha somut ve Suudi yönetimini sıkıştırıcı deliller eşliğinde üstelik.

YENİ ŞAFAK

Bu haber 509 kez okudu
YORUM YAZ
UYARI: Haberler ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik eden yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorum - Analiz Kategorideki Diğer Haberler
Kudüs, İslam dünyası ve İstanbul zirvesi
İstanbul'da gerçekleştirilen İslam İşbirliği Teşkilatı Olağanüstü Liderler Zirvesi tarihi bir öneme sahipti. Teşkilatın kurulmasına zemin hazırlayan sebepler ve kendine biçtiği misyon, zirvede açık bir şekilde ortaya çıktı.
Çoklara galebe çalan yiğitler
Zafer Burakmak'ın yorumu;
AK Parti-MHP ittifakı, baraj ve sistemde son durum ne?
"Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde, Cumhurbaşkanı’nın partisinin Meclis’te mümkün olan en yüksek vekil sayısıyla çoğunluğu kazanması elzem görülüyor. Bu nedenle, barajın düşürülmesine sıcak bakılmıyor."
Kudüs üzerine
"Çünkü liderlerin diktatörlükleri önce halklarını, bu uğurda işledikleri günahlar ise sonraki süreçte kendilerini boğuyor. Bugün işlenen her suç, yarınlarını da ipotek altına alıyor.Ve bu hal devam ettikçe İsrail gibi rejimlerin adımları hızlanıyor, poli
Kürt tedirginliği sürdükçe
Türkiye, giderek Kürt kimliğini ‘yadırgayan’ bir siyasi tahayyül geliştirdiği ve bunu milliyetçi bir çerçeve içine oturtarak çatışmayı hedeflediği ölçüde, hem genelde Ortadoğu’da hem de ABD, Rusya ve İran karşısında kırılgan hale geldi.
Trump’ın Kudüs hamlesi uluslararası hukukun açık ihlalidir
ABD büyükelçiliğinin Kudüs'e taşınmasına ilişkin bu hamlenin “Filistin sorunu” açısından birçok anlamı ve sonucu olacaktır. İsrail-ABD penceresinden bakıldığında ise, bugün iki devletli çözüm olasılığı masadan kalkmış görünüyor.
Dünya tam olarak öyle bir yer değil
"Demek ki dünyada kimsenin elinde mutlak güç yok. Kimsenin elinde asla yanılmaz ve yenilmez planlar yok.... Bütün bunlar kıymetini bilenler için daha ümitvar bir dünya vaad ediyor."
Kudüs ve Derinleşen İşgale Karşı Safları Netleştirmek!
Eğer gerçekten de şu veya bu ülkenin, ordunun, süper devletin değil; Rabbul Alemin’in Kadir-i Mutlak olduğuna ve ondan başka da güç ve kudret sahibi bulunmadığına iman ediyorsak perspektifimiz, tutumumuz, kaygı ve özlemlerimiz bu inancımızı yansıtmalıdır.
Ali Abdullah Salih’in Öldürülmesi ve Husiler (1)
Site yazarlarımızdan Metin Aldemir, Yemen'deki gelişmeleri yazı dizisine konu aldı.
Yerlilerin Gözyaşları (Yerlilerin Yok Edilişinin Kısa Tarihi)
Site yazarlarımızdan Ömer Arslan, İspanya sömürge tarihindeki zulümleri konu alan "Yerlilerin Gözyaşları" kitabını değerlendirdi.
ABD budur
Bu, ABD’nin kararıdır. ABD budur. Ilımlısıyla ve ılımsızıyla…
Ambargoyu ‘delme’nin uzun hikayesi
Karar gazetesi yazarı Yıldıray Oğur, ABD'deki mahkemeye taşınan İran'a ambargoyu delme meselesini uzun bir yazı ile anlaşılır bir şekilde tüm boyutlarıyla ele almış.
  • Güncel
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Eylem ve Etkinlikler
  • Dünya
HDP eski Sakarya il başkanına 3 yıl 9 ay hapis cezası Çavuşoğlu: Afrin'e istediğimiz zaman gireriz Türkiye'de 1,5 milyon güvenlik görevlisi var Bozkırda 'bal ormanları' kuruldu Bakanlıktan egzoz muayenesine sıkı takip Eğitime kar engeli 8 ilde naylon fatura operasyonu: 90 kişi hakkında gözaltı kararı Bolu Dağı'nda tırların geçişine izin verilmiyor Uygunsuz asansörlere ceza yağdı Aktif Bank'tan Rıza Sarraf Açıklaması
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
YAZARLARIMIZTÜMÜ
ÇOK OKUNANLAR
    GAZETELER
    NAMAZ VAKİTLERİ
    İmsak
    Güneş
    Öğle
    İkindi
    Akşam
    Yatsı
    Haksöz Haber Radyo Selam | Tevhidin Adaletin ve Özgürlüğün Sesi
    © Copyrigth 2015 yonelishaber.com tüm hakları saklıdır.
    Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır ve linklerin sorumluluğu alınmaz. Yazılım ve Teknik Destek : AmdYazılım
    • Rss Servisi
    • Google+ Sayfası
    • Twitter Sayfası
    • Facebook Sayfası