• BIST
    109.156
  • Altın
    153,298
  • Dolar
    3,8173
  • Euro
    4,5053
  • Mobil Sayfamız
  • Facebook Sayfamız
  • Twitter Sayfamız
  • Google Plus Sayfamız
  • RSS Servisimiz
  • Android Uygulamamız
  • iOS Uygulamamız
"Laiklik ve Sivil Toplum" Kitap Forumu Gerçekleştirildi
Özgür-Der Üniversite Gençliği'nin düzenlediği kitap forumlarının bu seneki açılışı Raşid Gannuşi’nin Mana Yayınları’ndan çıkan "Laiklik ve Sivil Toplum" adlı kitabıyla gerçekleştirildi.
02 Aralık 2017 / 22:49

İlk konuşmacı olan Enes Sevilmez, Gannuşi’nin kavramları ele alış tarzını ve kavramlara yüklediği anlamı “özgürlük” kavramı üzerinden inceledi. Özgürlüğün kavram olarak 17.yy Avrupa’da ortaya çıktığına değinen Sevilmez, bu kabule göre özgürlüğün Batıya ait bir kavram olduğunu ve İslam medeniyeti gibi diğer medeniyetlerin bu kavramla ilişkisi olmadığını belirtti. Sevilmez sözlerine şöyle devam etti: Bunun sebebini de tanrı merkezli evrene bakışla insan merkezli evrene bakış arasındaki ihtilaf olarak açıklaması Batılılar açısından genel kabuldür. Sartre gibi varoluşçu ateistlerde bu görüştedir çünkü onlara göre özgürlük her zaman ‘’ötekinin’’ müdahale alanının dışındadır. Akıl, özgürlük konusuyla birlikte metafizik alanın dışına çıkmaya ve net bir bakışın olduğu hukuk, siyaset, ekonomi gibi pratik alanlara doğru yol almaya yöneltmiştir. Özgürlük tartışması insanın siyasi, toplumsal, ekonomik kurumlarla olan ilişkisi etrafında yoğunlaşmıştır. Bu çerçevede özgürlükten bahsetmek devletin vatandaşa sunması gereken hakları, özgürlüklerini kazanmak için güçlülerin işgaline ya da sömürülerine boyun eğen halkların mücadeleleri gibi konuları zorunlu hale getirmiştir. Bunun sonucu olarak da özgürlük tartışması halkın iradesinin özgür ifadesi ve özgürlüklerin tanzim edilmesinin genel bir çerçevesi olması itibarıyla demokrasi konusu etrafında dönmeye başlamıştır. İslam Düşüncesinde özgürlükler kavramını ele alış ise daha farklı bir düzlemde gerçekleşmiştir. Özgürlük kelimesinin Arapça’ da ve İslam’ın ilk dönemlerinde kullanılan anlamı köleliğin zıddından öte bir anlam taşımaz. Yani özgür kişi kölenin zıddıdır. İslam’ın özgürlük anlayışı batıda olduğu gibi hakların kaynağını oluşturan ve insan aklının keşfedip disipline edebileceği insan yapısından hareket etmez. Evrenin alim ve nizam koyan bir yaratıcısı olduğu ve onun yarattıklarını en iyi bilen olduğudur. İnsan ise onun tarafından halife kılınmıştır. Tek Allaha kulluk özgürlük ve hakların temel taşı ve omurgasıdır. Dolayısıyla kişinin heva ve heveslerine göre hareket etmesinin önüne geçer ve hak ve batıl için değişmez bir ölçü koyar ki bu ölçünün kaynağını insanın doğasından alır ve böylece Batının özgürlük anlayışında olduğu gibi maslahata göre değişmez. Batının özgürlük düşüncesinde bireysel ve toplumsal istekler herhangi bir ahlaki disiplin ve amaçtan uzak hareket eder. Özgürlük bu bağlamda insanın istediklerini yapması değildir. Yani mesela Kuran’a ya da peygamberlerin söylemlerine baktığımızda ‘’Allah istediğiniz şeyi yapmanıza izin veriyor’’ gibi bir söylemle karşı karşıya gelmeyiz. Aksine bunun tam tersi bir söylemle karşı karşıya kalırız. ’’Allah sizi yaratandır. Sizi heva ve cehalete uymaktan men ediyor.’’ tarzı uyarılara çok sık muhatap oluyoruz.

Bir başka başlık olarak “Batı tecrübesinde din ve devlet ilişkilerinin gelişmesi” hususunda ise Sevilmez şunları belirtti: Siyaset toplum işlerinin yürütülmesi ve toplumun menfaatine göre hareket edilmesidir. Siyaset amaç ve sebep açısından din; yeryüzünü imar etmek gibi dünyevi ya da camilerin kurulması gibi uhrevi işlerde yarar sağlayan, doğruluğu veya yanlışlığı sorgulanabilir insani bir çaba olması açısından da aslında dünyevi bir eylemdir. Tabi bunların da din merkezli değerlendirilmesi gerekmektedir çünkü ancak din sayesinde gerçek dünya ve ahiret mutluluğuna ulaşılabileceği inancına sahibiz.  Ancak İslam tarihine baktığımızda toplumun din ve siyasetle olan ilişkisinin çok uzun ömürlü olmadığını peygamber ve Raşit halifeler dönemiyle sınırlı kaldığını söyleyebiliriz. Daha sonra bazı farklı durumlar ise olagelmiştir. Gannuşi İslam tarihinde siyaset-din ilişkisinde üç aşamadan geçildiğini söylemiştir. Bu aşamalar: 1-Din ve siyasetin birbiriyle bütünleşme aşaması, 2-Hilafetin saltanata dönüşme aşaması, 3-Siyasetin dine egemen olma aşaması olduğunu belirterek toplumsal yönelişler ve tarihi süreçte bu kategorilerin meselenin anlaşılması açısından büyük bir kolaylık sağladığını belirterek sözlerine son verdi.

İkinci konuşmacı olan Rüveyda Bayram ise kitabın içeriğini oluşturan kısımları detaylandırarak Gannuşi’nin kişisel tecrübesi, Nahda Hareketi ve Tunus’ta yaşanan devrim sürecinin tecrübi yansımalarını dinleyicilere aktardı. Bayram, özetle şu hususlara değindi: Gannuşi, düşüncelerini toplumsal temelde kurma gayretinde olan bir düşünür. Bu bağlamda onun anlaşılabilmesi için Tunus toplumunun sosyo-politik durumunun bilinmesi elzem bir durum. Tunusluların siyasi yönelimleri diğer Arap toplumlarından biraz daha farklı bir konumda yer alıyor. Tunus’ta güçlü bir laik toplumsal taban ile karşı karşıyayız. Bu durumun Gannuşi’nin düşünceleri üzerinde etkili olduğu aşikârdır. Toplumsal kesimlerin ideolojik olarak temelde yaşadığı bu ayrışma onun laiklik, demokrasi ve sivil toplum gibi kavramlara yüklediği anlamı etkilemiştir. Bu bağlamda acilcilikten uzak ve merhaleyi, toplumsal değişimi esas alan bir yönelimin Gannuşi düşüncesinin bel kemiğini oluşturduğu söylemek çok yanlış olmaz. Gannuşi, öncelikle toplumun başta ekonomi ve güvenlik olmak üzere İslam düşüncesinde “zarureti hamse” olarak nitelenen gerekliliklerin sağlanması gerektiğini, İslami değişim ve dönüşümün bundan sonra gerçek zeminine oturacağını belirtiyor. Bu açıdan Tunus’taki süreç ile Türkiye’de ki süreç arasındaki benzerlikler bu düşüncelerin bizler için ne kadar önemli olduğunu da gösteriyor.

Bir diğer mesele olarak Nahda Hareketi’nin tarihsel sürecine değinmek gerekirse: Nahda, Gannuşi ve Abdülfettah Moro gibi düşünürler tarafından kurulan bir hareket. Hareketin kendisini dayandırdığı düşünsel aktörlerden bazıları; Afgani, Abduh ve Reşid Rıza çizgisi ile çağdaş İslamcı düşünürlerden Tunuslu Hayrettin Paşa, Seyyid Kutub, Hasan el-Benna, Mevdudi ve Malik bin Nebi gibi isimleri zikredebiliriz. Hareket kendisini 2016 yılında İslamcılıktan öte yalnızca siyasi bir hareket olarak niteleme kararı aldı. Bu kararı da daha evvel değindiğimiz Tunus’un sosyo-politik durumu ve Gannuşi’nin merhaleyi esas alan düşünsel yönelimi ile izah etmek mümkündür. Bu konuda zaten Gannuşi tarih boyunca İslam düşüncesi dediğimiz şeyin sığ, dar ve kalıpçı bir bağlama sokulmasına da karşı çıkıyor. İslami ve batılı kavramlar ile kurduğu ilişkiyi de bu parametreler üzerinden inşa ediyor. Şura, icma, içtihad gibi kavramların bağlamsal olarak denk düştükleri yerden yola çıkarak bir takım batı menşeli kavramları açıklama ve anlamlandırma yoluna gidiyor. Konunun belki de en çetrefilli kısmını da zaten bu husus oluşturuyor. Öncelikle demokrasi kavramı üzerine şuraya vurgu yaparak tarihsel bir denklik kuruyor. Burada basitçe bir sentez ve içselleştirmeden bahsetmek doğru olmayabilir. Çünkü Gannuşi, kavramlar üzerine yaptığı bu izahı her zaman İslam’ın özgün duruşunu vurgulayarak devam ettiriyor. İnsan Hakları Bildirgesi üzerine yaptığı detaylandırmada örneğin; metni önemsiyor ancak metnin evrensellik iddiası bir yana Batının anlamlandırdığı ve mana kattığı bir metin olduğunu söyleyerek belirli bir şerhi de düşüyor. Bunun önemli bir çaba olduğu aşikâr. Ancak temelde, içerisine girdiği bu çabaya karşı “eleştirel” bir tutum takınmamız gerektiği de bir başka husus olarak önümüzde duruyor. Zira kavramların böylesi bir düzlemde ele alınması İslam’ın özgün konumlanışını zedeleme riskini de barındırıyor. Gannuşi ve onun düşüncesine karşı eleştirelliği elden bırakmadan -Müslümanların yaşadıkları zorlu süreçler göz önüne alınarak- adalet ve insaf temelli bir anlama çabasının bizlere sunacağı önemli bir birikim olduğunu vurgulayan Rüveyda Bayram, konuşmasını bu sözlerle sonlandırdı.

Program soru-cevap faslıyla sona erdi.

whatsapp-image-2017-12-02-at-12.54.13-(2).jpg

whatsapp-image-2017-12-02-at-12.54.15-(1).jpg

whatsapp-image-2017-12-02-at-12.54.15.jpg

whatsapp-image-2017-12-02-at-12.54.14.jpg

 

Bu haber 560 kez okudu
YORUM YAZ
UYARI: Haberler ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik eden yorumlar onaylanmamaktadır.
Eylem ve Etkinlikler Kategorideki Diğer Haberler
Muş Özgür-Der’de “Said Halim Paşa” Semineri
​​​​​​​Özgür-Der Muş İl Temsilcisi Erdal Eker, Muş Eğitim-Bir-Sen seminer salonunda “Said Halim Paşa” adlı bir seminer verdi.
Erzurum Kudüs İçin Ayağa Kalktı
​​​​​​​Geçtiğimiz Çarşamba günü ABD başkanı Donald Trump’un, İslam dünyasından gelen tüm tepkilere karşın Kudüs'ü İsrail'in resmi başkenti olarak ilan etmesine anlamlı bir tepki de Erzurum’dan geldi.
Kur’an Sünnet Algımız ve Islah Dili
​​​​​​​Özgür-Der’in 2017-2018 Müzakereli Usulu’d-Din Programlarının 2.si; “Kur’an Sünnet Algımız ve Islah Dili” başlığı ile Ali Emiri Kültür Merkezi’nde gerçekleşti.
Dilipak: Bu karar, İslam dünyasının 15 Temmuz'udur
Radyo Selam’a konuşan gazeteci Abdurrahman Dilipak, ABD’nin Kudüs kararının İslam Dünyasının 15 Temmuz’u olduğunu belirtti.
Tatvan Özgür-Der’de “İslami Hareketin Serencamı” Konuşuldu
Van Genç-Der başkanı Fırat Toprak’ın konuşmacı olduğu “İslami Hareketin Serencamı” konulu seminer, Tatvan Özgür-Der’de gerçekleştirildi.
“Her genç bir Kudüs’tür, gençleri kaybettiğimiz için Kudüsleri de kaybediyoruz”
Akademisyen-yazar Ömer Miraç Yaman, madde bağımlılığı gündemiyle “Apaçi Gençlik”i anlattı.
Kudüs ile Dayanışmak İçin İstanbul Halkı Meydanlardaydı!
İstanbul’da bugün halk Kudüs için meydanlardaydı. Fatih Camii önünde  toplanan onbinler Cuma namazı sonrası Saraçhane’de kurulan miting alanına doğru yürüdü.
Diyarbakır haykırdı; Kudüs İslamındır!
ABD Başkanı Donald Trump'ın Kudüs'ü işgal rejimi İsrail'in başkenti ilan etmesi Diyarbakır'da lanetlendi.
ABD’nin Kudüs Kararı Eynesil’de Protesto Edildi
Eynesil’de  İslami Kuruluşların çağrısıyla  Cuma namazı sonrası Meydan Park’ta toplanan müslümanlar,Kudüs’ün İsrail’in başkenti ilan edilmesine tepki gösterdi.
Tatvan Halkı Kudüs İçin Meydanlardaydı
ABD’nin Kudüs’ü Siyonist İsrail’in başkenti ilan etmesi kararı, Tatvan’da “Tatvan İslami Sivil Toplum Kuruluşları” tarafından düzenlenen basın açıklamasıyla lanetlendi.
ABD’nin Kudüs Kararı Bingöl’de Lanetlendi
ABD’nin Kudüs’ü Siyonist İsrail’in başkenti ilan etmesi Bingöl İslami Kardeşlik ve Dayanışma Platformunun düzenlediği basın açıklamasında tel’in edildi.
Dicle Üniversitesi'nde Kudüs Eylemi
Dicle Üniversitesi İlahiyat Fakültesi önünde Dicle Üniversitesi Müslüman Gençliği tarafından Kudüs eylemi gerçekleştirildi.
  • Güncel
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Eylem ve Etkinlikler
  • Dünya
HDP eski Sakarya il başkanına 3 yıl 9 ay hapis cezası Çavuşoğlu: Afrin'e istediğimiz zaman gireriz Türkiye'de 1,5 milyon güvenlik görevlisi var Bozkırda 'bal ormanları' kuruldu Bakanlıktan egzoz muayenesine sıkı takip Eğitime kar engeli 8 ilde naylon fatura operasyonu: 90 kişi hakkında gözaltı kararı Bolu Dağı'nda tırların geçişine izin verilmiyor Uygunsuz asansörlere ceza yağdı Aktif Bank'tan Rıza Sarraf Açıklaması
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
YAZARLARIMIZTÜMÜ
ÇOK OKUNANLAR
    GAZETELER
    NAMAZ VAKİTLERİ
    İmsak
    Güneş
    Öğle
    İkindi
    Akşam
    Yatsı
    Haksöz Haber Radyo Selam | Tevhidin Adaletin ve Özgürlüğün Sesi
    © Copyrigth 2015 yonelishaber.com tüm hakları saklıdır.
    Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır ve linklerin sorumluluğu alınmaz. Yazılım ve Teknik Destek : AmdYazılım
    • Rss Servisi
    • Google+ Sayfası
    • Twitter Sayfası
    • Facebook Sayfası