• BIST
    105.840
  • Altın
    160,342
  • Dolar
    3,8842
  • Euro
    4,5831
  • Mobil Sayfamız
  • Facebook Sayfamız
  • Twitter Sayfamız
  • Google Plus Sayfamız
  • RSS Servisimiz
  • Android Uygulamamız
  • iOS Uygulamamız
Kaldırın Kürtçeyi, Ankara’dan Bakan Yardımcısı geliyor!
"Öyle ya Ankara’dan gelenler görmeden Kürtçe tabela kaldırıldı diyelim, ya sokakta Kürtçe konuşan Yüksekovalılara rast gelirlerse ne yapacaklar? 9. Kolordu Komutanı Korgeneral Hayri Kıvrıkoğlu gibi azarlayacaklar mı?"
15 Kasım 2017 / 19:37

Zafer Burakmak'ın yazısı;

DBP’li belediyelere kayyım atandıktan sonra birçok belediyenin tabelası değiştirildi. Değiştirilen tabelalarda ilk bakışta aranan husus, Kürtçe kısımların tekrar yazılıp yazılmadığıydı. Diyarbakır gibi birçok yerde yazının boyutuna ilişkin tartışmalar olsa da Kürtçe yer almıştı. Örgüt elemanlarının isimleri verilen birkaç parktaki isim değişikliği üzerine ise pek durulmadı.  Ancak Lice’deki Ceylan Önkol Parkı’nın, Fırat Sımpil olarak değiştirilmesi çocuk ölümleri arasında faillerine göre muamele yapıldığı gerekçesiyle tepki çekmişti. Yine Van Çatak'ta "Westaniya Parezer Tahir Elçi” isminin verildiği parkın, yaşamını yitiren korucu "Ali Oğün" olarak değiştirilmesi de gündeme gelmişti.

Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde yapılan değişiklik ise, daha çok geçmiş dönemlerdekine benzer bir zamanlama ile yapıldı. Hani Ankara'dan heyetlerin geldiği zamanlarda küçük beldelerde yapılan hızlı değişiklikler gibi. Yüksekova Belediyesi’ne kayyım olarak atanan ilçe Kaymakamı Mahmut Kaşıkçı, İçişleri Bakan Yardımcısı Mehmet Ersoy'un ziyareti öncesi belediye binasındaki Kürtçe tabelayı kaldırttı.  2014’te Kürtçe belediye anlamına gelen “ŞAREDARI” yazılan tabela ziyaret öncesi indirilerek yerine “T.C Yüksekova Belediyesi” ifadesi asıldı. İşgüzar bir bürokratın işi olarak görülebilecek bu değişikliğe, hükümet ve Sayın Ersoy nasıl bakıyor bilmiyoruz. Ancak Ankara’dan gelecek misafirlerin Yüksekova gibi bir yerde Kürtçeden rahatsız olabileceklerini düşünmek korkunç bir hissiyat yaratıyor insanda. Öyle ya Ankara’dan gelenler görmeden Kürtçe tabela kaldırıldı diyelim, ya sokakta Kürtçe konuşan Yüksekovalılara rast gelirlerse ne yapacaklar? Dönemin 9. Kolordu Komutanı Korgeneral Hayri Kıvrıkoğlu gibi azarlayacaklar mı? Kıvrıkoğlu, 2005 yılında Erzurum’daki bir okul ziyaretinde Kürtçe yardım istemesi üzerine yaşlı bir kadını azarlamıştı. Elinde nüfus cüzdanı ile yardım isteyen kadına ‘Türkçe öğren’ diyen Kıvrıkoğlu, basına dönüp  ‘Eğer bu devletten yardım istiyorsa, devletin resmi dilini öğrenmesi lazım' diyecek kadar cüretkardı. Binlerce yıldır bu topraklarda yaşayan bir toplumun ferdine, adeta bir mülteciyi azarlayan konsolosluk görevlisi gibi davranmıştı.

Daha vahimini de yaşadı bu topraklar tabi. Örneğin çarşı-pazarlarda Kürtçenin yasak olduğu dönemlerde kelime başına beş kuruş ödemek zorunda kaldı. Yoğurt alabilmek için Türkçe konuşmak zorunda kalan ama bilmediği bir dilin zorunluluğunu da yine kendi lisanıyla aşmaya çalışan Kürtler, trajikomik bir duruma düştüler.  “Bana bir kilo yoğurt ver” diyemeyen ahali, çareyi Kürtçe “Kiloki mast bide min, bi Tırki.(Bir kilo yoğurt ver, Türkçe) söylemekte bulmuştu. Böylelikle yasağı delmeden alışveriş yapmayı planlıyordu. Yine simsarların hayvan alım satımında Türkçe bilen küçük çocuklar aracılığıyla yaptığı pazarlıklar nasıl yaşanır onu gördü. Tokalaşarak pazarlığın en sıcak anında bile ağzından Kürtçe bir kelime kaçırmanın korkusunu yaşadı. Yine her darbede gözaltına alınan ve tutuklanan Kürtler, Türkçe bilmemenin cezasını diğer tüm mahkumlardan daha ağır uygulamalara maruz kalarak yaşadılar.

Kürtçeye ilişkin en vahim hadiselerden biri ise Şeyh Said Kıyamı’nda kurulan İstiklal Mahkemesi’nde yaşanmıştı. Mahkeme savcısı Ahmet Süreyya Örgeevren, “Bir gün mahkemeye karayağız, yiğit bir Kürt genci getirdiler. Hakimler sorguya çekti. Türkçe bilmediği anlaşılınca, hakimler danıştılar ve delikanlının idamına karar verdiler…” diyordu 34 yıl sonra. “Türkçe bilmeyen bir kimseden bu memlekete hayır gelmeyeceğinden idamına…” denilerek asılan o genç, savcının kabuslarında öğrenmişti Türkçe’yi. Şöyle anlatıyordu savcı; “Dağkapı’da Yalova adlı küçük bir otel vardı. Orada kalıyordum. Uyur uyumaz, o Türkçe bilmeyen çocuk rüyama girerek boğazıma sarıldı ve Türkçe, ‘niye beni bıraktın beni idam ettirdin?’ diye tehdit etti. Sabaha kadar bu hal iki-üç kere tekrarladı. Deliye dönmüştüm…”

Kürtçe üzerindeki baskılar zaman geçtikçe azaldı ve özellikle 2009’dan itibaren bir serbestiyet sağlandı. Üniversitelerde Kürt Dili ve Kültürü bölümlerinden, özel okullarda Kürtçe eğitime kadar bir dizi yenilik geldi. Yine seçmeli Kürtçe derslerinin yanında, Kürtçe siyasi propagandaya da izin verilmişti. Tüm bu haklar, Kürtlerin dilleri üzerindeki yasaklama ve sınırlamaların kaldırıldığı izlenimini doğurdu ve eğitim dili olmaması nedeniyle dilleri gittikçe eriyen Kürtlerde bir sevinç yarattı. Ancak sözünü ettiğimiz tüm bu haklar, teoride yerinde dursa da pratikte ciddi sıkıntıların yaşandığı görülüyor. Örneğin tabelada bile Kürtçeye yer bulamayan bir Yüksekova’da, kaç ailenin çocuğuna Kürtçeyi seçmeli ders olarak seçtirebileceği cevap bekleyen bir soru. Peki, daha geçen ay Şırnak’ta ne yazmıştı bir öğretmen sınıfında? İlk kuraldı; Kürtçe konuşmayacağım. Sınıfında Kürtçe yasağını gören hangi çocuk dilinden korkmaz, hangi aile çekinmez? Yine üniversitelerdeki Kürtçe ve Zazaca bölümlerinden mezun olanlara...

Yazının devamı için tıklayınız...

Bu haber 488 kez okudu
YORUM YAZ
UYARI: Haberler ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik eden yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorum - Analiz Kategorideki Diğer Haberler
Ekin Kitap Kafe ve Okur-Yazar Buluşmaları Üzerine
Hem yazarların anlattıklarını hem de onların anlatımlarını biraz detaylıca araştırınca çeyrek yüzyıldan fazladır, üreten bir toplum olmaktan çok, tüketen bir toplum olduğumuzu ve geçmişin mirasından nemalandığımızı görmek üzücü bir durum.
Milli ve yerli Rusçuluk
"Darbe ve PKK konusunda haklı olarak ABD’ye kızarken ve ilişkiler soğurken, bir kurtarıcı, tek alternatif gibi Rusya’nın pazarlanması, Putin’in sirklerde hayvan tebiyeciliği yapan danışmanının bile tvlerde kendine bu PR faaliyeti içinde yer bulabilmesi..
Paranın kısa tarihi hikâyesi
Yeni Şafak yazarı Yaşar Süngü, bugünkü köşesinde paranın kısa bir tarihini özetlemiş.
14 Kasım 2017 ve Okkupert
"Batılı devletlerle Rusya ve müttefikleri/uyduları arasında yeni bir soğuk savaş başlarsa, 14 Kasım 2017 tarihi bu savaşın kilometre taşlarından biri olarak kayda geçebilir."
Yeni sistemin bu yanlışlarından geri dönülmeli
Özgür Eğitim-Sen Genel Başkanı Abdulbaki Değer ortaöğretime geçişte uygulanacak yeni sisteme ilişkin eleştirilerini ve uyarılarını dile getiriyor.
Muhafazakar Kimlik Krizi ve Bir İlhad Dalgası Olarak Atatürkçülük
Kemalist resmi ideolojiye karşıtlığımız bazılarının zannettiği ya da görmek istediği gibi bir takıntı ya da alışkanlık veya şartlanmışlık değildir. Aynı şekilde salt politik de değildir; öncelikle ideolojik bir tutumdur, yani akidevidir!
Suudi Arabistan balistik füze tehdidi altında
Yemen’de belirli bölgelerde kontrolü elinde bulunduran Husi güçlerinin Suudi Arabistan’ı hedef alan son balistik füze saldırısı, Riyad açısından tehdidin giderek artmakta olduğunu gösteriyor.
Demircan Hoca’dan Ali Bulaç çıkışı
Bu şahsi kefalet yazısını bir kenara not edin; hatta varsa aklınızın, vicdanınızın ya da tanıklıklarınızın size kefil olmayı emrettiği başka tutuklular, onların adlarını da ekleyip öyle okuyun.
Adalete açılan bir kapı
Karar gazetesi yazarı Yıldıray Oğur, FETÖ soruşturmalarını geniş bir çerçevede ele alırken, yönetici kadrosundaki örgüt üyeleri ile legal bir cemaat yapılanmasına üye olduğunu düşünenlerin aynı maddeyle muamele görmesine Yargıtay'ın itiraz kararını işled
Boğazlar hakkında bir hatırlatma
"Türkiye’den bir düşünce kuruluşu ya da bir üniversite Moskova’da Montreux rejimi hakkında bir toplantı düzenleyebilir"
Çıkmaz sokak
100 yıl önce İngilizlerin ve Fransızların bölgeye attığı neşterlerin yarası hâlâ kanamaya devam ederken, bugün onların yerini ABD ve Rusya almış durumda.
Kırmızı et üretimi bitiyor; olsun, ithalata devam!
Kırmızı et üretimi ilk 9 ayda, geçen yıla göre yüzde 12 geriledi. Üçüncü üç aylık dönemde kırmızı et üretimindeki gerileme yüzde 23 oranına ulaştı.
  • Güncel
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Eylem ve Etkinlikler
  • Dünya
İkinci el araçta 'kilometre' oyununa son KYK burs ve kredi sonuçları açıklandı 'Türkiye'de ombudsmanlık kararları yüzde 53 uygulanıyor' Antalya'yı şiddetli yağış, fırtına ve hortum vurdu 'Terör örgütü üyelerinin en az 15 çocuğu var' Canikli: S-400 füzeleri satın alındı AK Partili Belediye Başkanı Tüm Camilerde 10 Kasım Mevlidi Okuttu YKS Temel Yeterlilik Sınavı tarihleri belli oldu Türkiye'de 27 bin 592 kişi organ nakli bekliyor Danıştay üyesi meslekten çıkarıldı
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
YAZARLARIMIZTÜMÜ
ÇOK OKUNANLAR
    GAZETELER
    NAMAZ VAKİTLERİ
    İmsak
    Güneş
    Öğle
    İkindi
    Akşam
    Yatsı
    Haksöz Haber Radyo Selam | Tevhidin Adaletin ve Özgürlüğün Sesi
    © Copyrigth 2015 yonelishaber.com tüm hakları saklıdır.
    Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır ve linklerin sorumluluğu alınmaz. Yazılım ve Teknik Destek : AmdYazılım
    • Rss Servisi
    • Google+ Sayfası
    • Twitter Sayfası
    • Facebook Sayfası