• Mobil Sayfamız
  • Facebook Sayfamız
  • Twitter Sayfamız
  • Google Plus Sayfamız
  • RSS Servisimiz
  • Android Uygulamamız
  • iOS Uygulamamız
Körfez ülkeleriyle kriz yaşayan Katar ne yapmaya çalışıyor?
Katar'a ve faaliyetlerine ilişkin bir perspektif çizen Taha Kılınç, Körfez ülkeleriyle yaşanan gerginliğe ve sebeplerine değiniyor.
31 Mayıs 2017 / 11:37

Taha Kılınç'ın Yeni Şafak'taki 'Körfez'in haşarı çocuğu Katar' başlıklı yazısı;

Körfez ülkeleri, geçtiğimiz haftayı ilginç bir diplomatik krizin gölgesinde geçirdi. Katar resmi haber ajansı Qana'nın Emir Temîm bin Hamad'a atfen yayımladığı, İran'ı öven ifadelerle patlak veren kriz; Katar'ın “Elektronik saldırıyla karşı karşıyayız; sitelerimiz hack'lendi" açıklamasına rağmen durulmadı. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Mısır medyası, ortak bir stratejiyle Emir Temîm'i bizzat hedef alan bir saldırı kampanyası başlattı. Hatta Mısır'da yayımlanan Ahbâr gazetesindeki başyazıda, Emir için “Doha'daki sabi" ifadesi bile kullanıldı.

Katar ile komşuları arasında, birçok meselede görüş ayrılıklarının bulunduğu zaten biliniyor. Dolayısıyla son gerilim, bölgeyi yakından izleyenler için sürpriz değil. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Mısır medyası, sıklıkla Katar aleyhine yayınlar yapıyor. Televizyonlardan açıkça Katar hükümetinin terörle ilişkilendirildiği ateşli konuşmaları izlemeniz mümkün. Basının Emir'e açıktan saldırması da bu açıdan şaşırtıcı değil.

Ancak krizin, ABD Başkanı Donald Trump'ın Riyad'ı ziyaretinden hemen sonra yaşanması, akıllara ister istemez bazı soruları getiriyor. Trump'ın, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ile yakın görüntü vermesi ve konuşmasında Hamas'ı “terör örgütü" olarak özellikle anması, Müslüman Kardeşler Teşkilâtı (İhvân) ve Hamas'a yakın desteği bilinen Katar'ın yalnızlaştırılması için bir işaret fişeği olarak mı algılandı? Gayet mümkün.

ABD ile Körfez arasındaki kamuoyuna açıklanmayan müzakerelerde, İhvân ve Hamas'ın denklem dışına itilmesi konusunda özel sözler verilmiş de olabilir. Hatta İran'a karşı Körfez'e Amerikan yardımı, İhvân ve Hamas'la irtibatın tamamen kesilmesine bağlanmış bile olabilir. Böylesi bir durum, Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin canına minnet zaten.

Zamanlaması itibariyle dikkat çeken kriz, Katar'a karşı patlamaya hazır öfkenin boyutlarını göstermesi açısından da öğreticiydi. Elindeki medya imkânlarına ve paraya rağmen, birkaç saat içinde Doha yönetimi kendisini Araplara karşı yapayalnız ve kuşatılmış halde buluverdi. Yaşanan gerginlik, gelecekteki benzer durumlarda Arap ülkelerinin alacağı pozisyonları da göstermiş oldu.

* * *

Ufacık yüzölçümü ve azıcık nüfusuyla Ortadoğu'da “boyundan büyük" işlere kalkışan Katar'ın amacı ve hedefleri hep tartışılagelmiştir. “Katar, ne yapmaya çalışıyor?" sorusu, bu bağlamda sıklıkla sorulur.

Katar'ın ne yapmaya çalıştığını anlamak için, yakın tarihteki serüvenine kısaca bakmakta fayda var:

1850'den 1971'e kadar İngiliz himayesinde bulunan, o tarihten bu yana da bağımsız bir emirlik olarak varlığını sürdüren Katar, zenginliğini doğalgaza borçlu. Dünyanın en büyük üçüncü doğalgaz rezervine sahip Katar'da bugün 87 ayrı milletten insan yaşıyor. Nüfusu 3 milyon dolayında olan ülkede yerli nüfus, toplamın sadece yüzde 13'ünü teşkil ediyor. Bu yönüyle Katar, oldukça başarılı işleyen devasa bir holding görünümünde.

1995'te babası Halîfe bin Hamad'ı kansız bir saray darbesiyle devirerek tahta oturan Emir Hamad bin Halîfe, doğalgazın refaha dönüştürülmesi ve Katar'ın bugünkü gücüne kavuşturulmasında hayati rol oynadı. Göreve başlar başlamaz, BBC'nin teknik altyapısından faydalanarak El Cezire televizyonunu kuran Emir Hamad, Katar'ın medya alanında da öne çıkmasını sağladı. Arap dünyasının yerleşik yargılarına ve tabularına dokunan yayınlarıyla kısa sürede ses getiren El Cezire, Arap monarşilerinin öfkesini çekmekte gecikmedi.

Emir Hamad, 2013'te görevi oğlu Temîm'e devrederek emekliye ayrıldı. Emir'in tahttan feragat etmesinde Suudi Arabistan'ın baskısının etkili olduğu iddia edildiği gibi, muztarip olduğu ağır diyabetin bu kararda rol oynadığı da söyleniyor.


Katar, elinde tuttuğu muazzam zenginliği hem yurtdışında yatırım yapmakta hem de Ortadoğu siyasetini yönlendirmede kullanıyor. Özellikle gayrimenkul alımları ve sanata harcanan para, milyar dolarları buluyor. Kanlı ve kansız siyasi çatışmalara ayrılan fonlar da aynı şekilde…

Başkent Doha, Arap dünyasında siyasi anlamda sıkışanların iltica ettiği bir sığınak durumunda bugün. Hamas, Şam'ı terk ettikten sonra buraya yerleşti. Cezayir eski muhalefet lideri Abbâsî Medenî halen Doha'da. Geçmişte Çeçen lider Zelimhan Yandarbiyev, 2004'te bir suikasta kurban gidene kadar Doha'da yaşamıştı. Mısır asıllı âlim ve davetçi Yûsuf el Karadâvî de keza bugün Katar'la bütünleşmiş bir isim.

Anlaşıldığı kadarıyla, Katar, -muhtemelen İngiltere'nin yönlendirmesiyle- Ortadoğu'da kalıcı bir aktör olmanın peşinde. Bunu da, her ülkedeki büyük / önemli oyuncuları desteklemek ve dengeleri buna göre şekillendirmeye çalışmakla yapıyor. Son krizde görüldüğü gibi, bu tavır onu Körfez'de zaman zaman köşeye sıkıştırsa da, elindeki ekonomik ve siyasi kozlar Katar'ın güçlü bir oyuncu olarak sahnede kalmasına yardımcı oluyor.

* * *

Körfez ülkelerinin şu anda yaşadığı refah ve mutluluk ortamı, hiç şüphesiz kalıcı değil. Bundan 30-40 yıl sonra şimdinin müreffeh şehirlerinin ıssızlaşmaya başladığına şahitlik edebiliriz. Bu açıdan bakıldığında, Katar'ı bugün atmaya çalıştığı adımların önemli ve kritik olduğu söylenebilir.

1980 doğumlu Emir Temîm'in, kardeş ülkelerden gelen baskılara göstereceği direncin boyutu ve şekli, kendi ülkesinin geleceğinin yanında Arap siyasi arenasının istikbalini de etkileyecek.

YENİ ŞAFAK

Bu haber 1326 kez okudu
YORUM YAZ
UYARI: Haberler ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik eden yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorum - Analiz Kategorideki Diğer Haberler
TÜSİAD 15 Temmuz hakkında ne düşünüyor?
"TÜSİAD CHP çizgisinde ve tipik CHP reflekslerine sahip. Bu yüzden hükümetin bir şekilde gitmesini istiyor. Diğer faktör Batı hükümetleri ve sermaye gruplarıyla girdiği yakın ekonomik ilişkiler ve zihniyet ortaklığı."
Almanya Türkiye ilişkileri kopuyor mu?
"Son gelişmelerden sonra Türkiye-Almanya ilişkileri, belki de târihinin en kötü evresine girdi. Bu kadar gerilimden sonra iki ihtimâlden birisi olur: Ya ilişkiler tâmir edilir veyâ daha büyük bir hesaplaşma için tırmanmaya devam eder ve tarafların inisiy
Görkemli Kutlamaları Adaletsizliğe Örtü Yapmak!
​​​​​​​15 Temmuz’un yıldönümü etkinliklerine kitlelerin geniş katılımı mağduriyet iddialarının yalan olduğunun göstergesi sayılabilir mi?
Bir sömürü aracı olarak sigaranın ekonomisi
"Kızlar sigaralarını içerken, muhabirler fotoğrafları çekmiş ve ertesi gün gazeteler “Hürriyete yakılan meşaleler” manşetleriyle çıkmıştı. İstenen başarılmış ve kadın özgürlüğü, sigara ile özdeşleştirilerek şirketler büyük bir tüketici kitlesi kazanmıştı
Özgürlük Yolunda
"Esir düşünceli insanların, dünyaya vaad ettikleri kavramlardan bir tanesi de özgürlük kavramıdır."
Sosyal medya vatanseverleri
"21. yüzyılda, sosyal medya vatanseverliği diye bir kavramımız var. Başka ülkelerde de var mı bilmiyorum. Adını sosyal medya vatanseverleri koydum, ama sanmayın takdir ile, kahrımdan koydum bu ismi."
İsrail'in sessiz stratejisi
Ortadoğu'nun içinden geçmekte olduğu kaotik süreçte Filistin meselesinin ve Kudüs'ün gündemde geri plana düşmesi, Irak'ın ve Suriye'nin gölgesinde kalması, İsrail'in boş durduğu anlamına gelmiyor.
O mayını döşeyen bile unutmuştur belki ama ailesi Yunus’u unutamayacak
"O mayınları tuzaklayan PKK üyeleri belki şu an yaşamıyordur, belki döşediği patlayıcıyı unutmuştur bile. Belki mayının kendisi için tuzaklandığı asker evine gitmiş o yolları hatırlamıyordur. Ancak Havin Güneş ve Yunus Kaplan’ın ailesi onu asla unutamaya
İnsan Hakları Duyarlılığı Yerini Milli Reflekslere Bırakırken
Artık iktidarın dilinden hak, hukuk, özgürlük, evrensel değerler, uluslararası demokratik standartlar gibi kavramlar pek çıkmıyor. İktidar medyası ise insan haklarına veba, insan hakları savunucularına vebalı muamelesi yapıyor.
PKK neden 11 Temmuz 2015’de ateşkese son verdi?
Koç Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Şener Aktürk, PKK’nın 2 yıl önce bu dönemlerde ateşkese son vermesinin arkasında yatan sebepleri analiz ediyor.
"CHP’nin tarihî haksızlığı, AK Parti’nin her şeyini haklı çıkarmaz"
"AK Parti hareketinin içinde yer alan veya bu harekete destek veren kimselerin iktidara yönelik eleştirileri bile “davaya ihanet” diye damgalanıp lanetlenebiliyor, halbuki dostça uyarı ve nasihatin teşvik edilmesi lazım."
Yunanistan, Türkiye ve reform | ANALİZ
1999 yılından bu yana İstanbul'da yaşayan ve bu süre boyunca Yunanistan’ı da sıkça ziyaret eden tarihçi Adam McConnel, son Yunanistan izlenimlerini Türkiye’yle ilişkili ve mukayeseli olarak kaleme aldı
  • Güncel
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Eylem ve Etkinlikler
  • Dünya
Muğla'da 3.6 büyüklüğünde deprem Zonguldak'ta maden ocağında oluşan göçükte bir işçi hayatını kaybetti Bitlis'te bir PKK üyesi teslim oldu Un paketinde Hitler eroini Urfa'da UNESCO heyecanı! Frak giyme zorunluluğu kalkıyor DUS ve STS Diş Hekimliği başvuruları başladı Lale İthalatı Devlet Sırrı Olabilir mi? Giresun'da tur otobüsü devrildi: 38 yaralı Sivas'ta pirana alarmı
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
YAZARLARIMIZTÜMÜ
ÇOK OKUNANLAR
    GAZETELER
    NAMAZ VAKİTLERİ
    İmsak
    Güneş
    Öğle
    İkindi
    Akşam
    Yatsı
    Haksöz Haber Radyo Selam | Tevhidin Adaletin ve Özgürlüğün Sesi
    © Copyrigth 2015 yonelishaber.com tüm hakları saklıdır.
    Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır ve linklerin sorumluluğu alınmaz. Yazılım ve Teknik Destek : AmdYazılım
    • Rss Servisi
    • Google+ Sayfası
    • Twitter Sayfası
    • Facebook Sayfası