• BIST
    94.635
  • Altın
    145,488
  • Dolar
    3,5853
  • Euro
    3,9192
  • Mobil Sayfamız
  • Facebook Sayfamız
  • Twitter Sayfamız
  • Google Plus Sayfamız
  • RSS Servisimiz
  • Android Uygulamamız
  • iOS Uygulamamız
Halil Berktay
Halil BerktayTüm Yazlıları
06 Kasım 2015 Cuma 14:26
Konya’ya sürülmek

[5 Kasım 2015] Gürbüz Özaltınlı iki önemli yazı yazdı eski  solcular üzerine. Ciddi, programlı, örgütlü  politik faaliyet diye bir şey kalmadığını; bunun yerini, uyuyan ama zaman zaman uyanıp jest ve tavırlar itibariyle aslına rücu eden bir kimliğin aldığını vurguladı (bkz Sorumluluk duygusu ve sağduyunun uğramadığı bir dünya, 12 Ekim ve İngilizcesi, A world of irresponsibility and lack of common sense, 18 Ekim; “İnanç” toplumu, 21 Ekim ve İngilizcesi, A society of “believers”, 25 Ekim 2015).

 

Yukarıda gördüğünüz tweet ise başka bir arkadaşımdan geldi. 13 Ekim’de dolaşıma girmiş; içinde benim de adım geçiyor. İlk baktığımda sadece güldüm. Derken, Özaltınlı’nın parmak bastığı ruh hali ve âlemini bire bir yansıtmasının ötesinde, çeşitli ve çelişkili katmanlarının farkına vardım. İsim tanıdık geldi; kimmiş diye google’ladığımda, Ataol Behramoğlu ve Nihat Behram’ın yeğeni olduğunu öğrendim. Biraz da “light” takılsam ne olur, dedim kendi kendime. Oysa 1 Kasım sonrasında Batı medyasının “şiddet” sorunu’nu ele alacaktım. Vazgeçtim. Bir yandan kendime Konya’da bir sürgün hayatı tasarlarken, bir yandan da muhatabımın 118 vuruşundan cımbızla kaç ayrı fikir çıkarabileceğimi hesaplamaya koyuldum.

 

(1) Devrim, şiddet ve cezalandırma. Anlıyorum ki devrim mutlaka olacak. Kaçınılmaz.  Ve tabii devrim olacaksa, ister istemez düşmanlarıyla, gerici hakim sınıflar ve karşı-devrimcilerle hesaplaşmaya da girecek. Kimileri ihtilâl eylemi sırasında ölecek-öldürülecek. Kimileri idam edilecek. Kimileri hapse atılacak. Benim gibilerin payına da iç sürgün veya zorunlu ikamet düşecek. Fakat doğrusu pek sevinemiyorum, şahsen vartayı bu kadar ucuz atlatacağıma. Demek, hâlâ bu kafada olanlar var. Birileri, Aurora’nın toplarının tekrar gürlediği “o sabah” ne yapacaklarının; proletarya diktatörlüğü sayesinde kimi, neye mahkûm edeceklerinin hayaliyle yaşamaya devam ediyor.

 

(2) Aydınlar ve aydın düşmanlığı. Bakın şu isimlere: hepsi Türkiye’nin eski sol aydınları. Üstelik, yakın zamana kadar daha radikal solcuların dönek, liberal, reformcu, revizyonist vb dediği kesime mensup. Başka herhangi bir ortak yanları, sürgün yemelerine yol açabilecek bir “suç”ları gözükmüyor. Ama bu da yetiyor zaten. Çin’de, Sovyetler Birliği’nde, Doğu Avrupa’da, sekiz dokuz kademeli ayırımlar vardı, devrimden sonra “halk”tan sayılmayıp tasfiye edilecek sınıf ve kesimlere dair. “Burjuva aydınları” bu kötülerin sonlarında gelir; çeşitli mahrumiyetlerden başlayarak sürekli göz hapsinde tutulup yeniden eğitilmeleri istenirdi. İşte bu da tipik bir “liberal burjuva aydınlarının tasfiyesi” durumu. Fakat benim anlamadığım, bunun neden aydın düşmanlığı sayılmadığı. Türkiye’de böyle bir alışkanlık oluşmuş; aydın düşmanlığı hiç solda değil, sırf sağda aranıyor ve derhal faşizme eşitleniyor. Hattâ bu tür genellemeler somut eleştirilere karşı sol aydınların zırhlanmasına da yarıyor. Ne deseniz, birileri hemen, içeriğe hiç girmeksizin “işte aydın düşmanlığı” yaygarasını koparıyor. Ama iş solun kendisinin aydın düşmanlığına gelince, akan sular duruyor. İnsan hakları ve nefret söylemleri gibi daha bir dizi konuda da, hep aynı çifte standartlılık söz konusu.

 

(3) Konya. Tesadüf mü? Hayır. Çünkü Konya eşittir İslâmiyet eşittir irtica. Laik-sol aydınlar için, yeryüzü cehenneminin tarifi. Ne Gulag, ne Auschwitz, ne Aşkale. Bin beteri. Düşünün; oraya gidecek ve bütün bu Müslümanların arasında kalacaksınız. Müstahaksınız, çünkü geçmişte başörtüsünden başlayarak bir dizi olayda onları savunmuş, parti kapatmalara dahi karşı çıkmışsınız.  Şimdi görün bakalım gerçek yüzlerini; bir içki içemeden ve iki lâf konuşamadan sıkıntıdan patlayın da aklınız başınıza gelsin. (Gerçi bu yorumda bir problem yok değil: “burjuva aydınları”nın sürüleceği Konya’da devrim, asıl dindarlara ne yapmış olacak?)

 

 (4) Tasnif hatâsı. Bu tweet’i yazan, sözünü ettiği beş kişinin halen ne kadar farklı yerlerde durduğunu bilmiyor olmalı. Bilse, eminim beni ayırır ve çok daha ağır bir muameleye tâbi tutardı. Faraza Tuz Gölünü tek başıma süngerle kurutmak gibi. Diğer dört arkadaşa ise büyük haksızlık etmiş. Ben olsam, “devrimin kararsız müttefikleri, işçi sınıfının güvenilmez yol arkadaşları” kategorisine koyar, yani yukarı çeker, çok daha iyisine lâyık görürdüm. Zira günümüzde devrimcilik, anti-AKP cephesine mensubiyetle tanımlanıyor. 

Serbestiyet

Bu haber 2648 kez okudu
YORUM YAZ
UYARI: Konu ile ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik eden yorumlar onaylanmamaktadır.
  • Güncel
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Eylem ve Etkinlikler
  • Dünya
TSK'dan Afrin bölgesine askeri sevkiyat Kene kabusu geri geldi Erdoğan'dan Makedonya'ya 'Sağduyu' çağrısı Rica ediyorum: OHAL Komisyonu hayata geçsin! “Durum iki taraf için de sinir bozucu” Alt ve üst yapı sorunu mahalleliyi çileden çıkardı Ovacık'ta çok sayıda mühimmat ele geçirildi ‘Türkiye OHAL’den Kurtulmalı’ Pancar toplarken uçurumdan yuvarlandı Şemdinli'de mağarada mühimmat ele geçirildi
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
YAZARLARIMIZTÜMÜ
ÇOK OKUNANLAR
    ALINTI YAZARLARTÜMÜ
    GAZETELER
    NAMAZ VAKİTLERİ
    İmsak
    Güneş
    Öğle
    İkindi
    Akşam
    Yatsı
    Haksöz Haber Radyo Selam | Tevhidin Adaletin ve Özgürlüğün Sesi
    © Copyrigth 2015 yonelishaber.com tüm hakları saklıdır.
    Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır ve linklerin sorumluluğu alınmaz. Yazılım ve Teknik Destek : AmdYazılım
    • Rss Servisi
    • Google+ Sayfası
    • Twitter Sayfası
    • Facebook Sayfası