• BIST
    94.635
  • Altın
    145,488
  • Dolar
    3,5853
  • Euro
    3,9192
  • Mobil Sayfamız
  • Facebook Sayfamız
  • Twitter Sayfamız
  • Google Plus Sayfamız
  • RSS Servisimiz
  • Android Uygulamamız
  • iOS Uygulamamız
Metin Aldemir
Metin AldemirTüm Yazlıları
13 Ocak 2015 Salı 11:35
"Je ne suis pas Charlie"

 

Tüm dünya, geçtiğimiz hafta Fransa’nın Paris kentinde Charlie Hebdo adında bir mizah dergisine yapılan saldırıyı konuşuyor bu aralar.

On iki kişinin ölümüne sebep olan bu saldırıda, dünyada ve Türkiye’de, Fransa’nın 11 Eylül’ü olduğunu söyleyenden tutun da, düşünce ve ifade özgürlüğünün cezalandırılması ve yaşam hakkının gasp edilmesine; Madımak’la arasında hiçbir farkın olmadığını belirtip üzerinde Fransızca “Je Suis Charlie”, Türkçe “Ben Charlie'yim” yazılı pankart açan eylemcilere ve daha da ileri gidip eylemin “İslami terörizm” olduğunu ifade edenlere ve hatta daha da ileri gidip dünya liderlerinin bir araya geldiği ve  “teröre karşı barış yürüyüşü” tertip edip kitlesel eylem yapanlara kadar…

Peki, tüm dünyanın ve Türkiye’nin tepkisini çeken bu saldırı gerçekten de ifade edilenler kadar telin edilmeli miydi yoksa basit bir saldırı deyip geçilmeli miydi?

Saldırının tasvip edilecek tarafı olmadığı gibi, ölen insanların masumluğu üzerinden politika yürütüp vicdan seli oluşturmanın da hiçbir karşılığı bulunmamaktadır. Çünkü Hz. Muhammed (s.a.v)’e yönelik hakareti de aşan çirkin karikatürlerle, Müslümanların inanç ve değerleriyle alay edip mizah konusu yapmayı eleştiri ve demokratik bir hak olarak görenlerin masumluğu nasıl kabul edilebilir! Resulullah’a ve Müslümanlara yönelik her türlü ifade ve eleştirilerin, özgürlük ekseninde değerlendirilmesi riyâsında bulunanlar, bu tahammülsüzlüğün sadece İslam dini için geçerli olduğunun farkında değiller mi?

Öte yandan, ezilmişlik psikolojisi içerisinde karşıtına sığınarak Müslümanlar adına özür dileme cesaretinde bulunanlar da olup, saldırının bir terör eylemi olduğunu ve başta İslamcılar olmak üzere tüm kesimleri duyarlılığa ve bu saldırıya karşı tek vücut olmaya davet edebiliyorlar.

Çantalarında, Edward Said’den Michel Foucault’a, Stuart Hall’dan Frantz Fanon’a kadar anti-emperyalist yazarların kitaplarını eksik etmeyen bu kesimler; nedense aynı tutarlılık ve ilkeselliği (!) Fransa’nın Orta Afrika ve Mali’de, İtalya’nın Libya’da, İngiltere’nin Hindistan’da, ABD’nin Irak’ta, Esed’in Suriye’de, Sisi’nin Mısır’da, İsrail’in Filistin’de vs. gerçekleştirdiği teröre karşı ciddi manada tek bir eleştiri dahi gösteremiyor. Ne diyelim, şair bir kez daha haklı çıktı: “İnsanlar hangi dünyaya kulak kesilmişse, öbürüne sağır…”

Kuşkusuz tepkisel reflekslerle gerçekleştirilen bu saldırının, hikmeti göz ardı ettiği ortadır. Çünkü bu saldırının başta Fransa olmak üzere Avrupa’da yaşayan birçok Müslümanı daha da zor durumda bırakacağı ortada olmakla birlikte, son yıllarda Avrupa’da yaşanan (PEGİDA vs.) ırkçı, İslam karşıtı eylemlerin meşruiyet zeminine oturtulmasına sebep olacaktır.

Charlie Hebdo saldırısının, Norveç’te yetmiş yedi kişinin ölümünden veya ABD’nin Colorado eyaletinde bir okula yapılan vs. saldırıdan daha fazla tepki getirdiği ortadadır ve bu düşündürücüdür.

Ancak, birkaç gündür tepkilerin artarak bu kadar kitleselleşmesinin sebebinde, Fransa’nın son yıllarda yaşadığı en büyük saldırı olarak yazılıp çizilse de, temelde son yıllarda Müslümanlara yönelik artan tahakkümcü zihniyetin evrensel bir boyuta kazandırılması yatmaktadır.

Öyle ki, saldırının hemen ardından eş zamanlı olarak, ‘cihadist, radikal unsurlar, İslami terörizm’ vb. kavramlar üzerinden haber ve yazıların hızlıca tedavüle sokulması ve sosyal medya üzerinden bunun propagandası yapılması, hadisenin büyüklüğünü gösterme konusunda son derece önemlidir.

Yine aynı öneme sahip Paris’te düzenlenen ve neredeyse Esed’in unutulduğu dünya liderlerinin teröre karşı barış yürüyüşü de yeni dünya düzeninin kodlarını göstermesi açısından oldukça manidardır.

Hal böyleyken, Batılı ülkelerin sömürgeci tarih sayfalarını çevirip zaman kaybetmektense, değişen/değişecek dünya düzeniyle birlikte yeniden şekillendirilmeye çalışılan Müslüman coğrafyalarının esaretten kurtulması ve vahyin ilkeleri doğrultusunda inşa edilecek siyasal zeminler oluşturulması gerekir.

Bu haber 14168 kez okudu
YORUM YAZ
UYARI: Konu ile ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik eden yorumlar onaylanmamaktadır.
cetin baskan
2 yıl önce yazıldı.
Yazi kisa ve oz olmasi hasebiyle guzel metin hocamizin yaptigi akademik calismalarida sitede gormek isteriz...raya to akerdi bo keke..:)
abdulkadir
2 yıl önce yazıldı.
Öz olması ve derdini anlatmak bakimindan başarılı sayılabilecek calismasindan ötürü tebrik ediyorum. Allah kaleminin gücünü daha da arttirsin insallah
  • Güncel
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Eylem ve Etkinlikler
  • Dünya
Kene kabusu geri geldi Erdoğan'dan Makedonya'ya 'Sağduyu' çağrısı “Durum iki taraf için de sinir bozucu” Alt ve üst yapı sorunu mahalleliyi çileden çıkardı Ovacık'ta çok sayıda mühimmat ele geçirildi ‘Türkiye OHAL’den Kurtulmalı’ Pancar toplarken uçurumdan yuvarlandı Şemdinli'de mağarada mühimmat ele geçirildi YSK Başkanı: Ben siyasi değilim, cevap vermeyeceğim Ege'de korkutan deprem!
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
YAZARLARIMIZTÜMÜ
ÇOK OKUNANLAR
    ALINTI YAZARLARTÜMÜ
    GAZETELER
    NAMAZ VAKİTLERİ
    İmsak
    Güneş
    Öğle
    İkindi
    Akşam
    Yatsı
    Haksöz Haber Radyo Selam | Tevhidin Adaletin ve Özgürlüğün Sesi
    © Copyrigth 2015 yonelishaber.com tüm hakları saklıdır.
    Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır ve linklerin sorumluluğu alınmaz. Yazılım ve Teknik Destek : AmdYazılım
    • Rss Servisi
    • Google+ Sayfası
    • Twitter Sayfası
    • Facebook Sayfası