• BIST
    105.840
  • Altın
    160,737
  • Dolar
    3,8842
  • Euro
    4,5831
  • Mobil Sayfamız
  • Facebook Sayfamız
  • Twitter Sayfamız
  • Google Plus Sayfamız
  • RSS Servisimiz
  • Android Uygulamamız
  • iOS Uygulamamız
Irak'ta yeni dönem ve Türkiye
"İran-Irak’ın bölgesel projeksiyonuna bu ölçekte destek sunması veya sessiz kalması bu ülkelerden Türkiye’nin bölgesel konulardaki siyasetine bir destek mi getirecek?"
23 Ekim 2017 / 08:01

Karar gazetesinden Galip Dalay'ın yorumu;

Geçen hafta Irak ordusu bağımsızlık referandumunu da gerekçe olarak kullanarak Kürdistan bölgesinin 2014 yılından itibaren elinde tuttuğu, Kerkük başta olmak üzere Irak anayasasına göre statüleri tartışmalı olan bölgeleri askeri olarak geri aldı. Bazı noktalarda 2014 öncesi, hatta 2003 öncesi bölgelere Irak ordusu ve İran Devrim Muhafızları destekli Haşdi Şabi milisleri girdi. İran Devrim Muhafızları’nın bu sürecin hem siyasal arka planının hazırlanmasında hem de askeri olarak icra edilmesinde bilfiil rol aldıklarına dair birçok haber, yorum ve görsel yayınlandı. Bu yaşananlar, hem Irak’ın hem de Kürtler’in siyasal tarihinde yeni bir dönüm noktasını teşkil ediyor. Hem Kürtler’in kendi aralarındaki ilişkilerinin çerçevesi, hem Irak Kürdistanı’nın merkezi hükümetle ilişkilerinin mahiyeti, hem de Bağdat ve Erbil’in bölgesel ülkelerle ilişkilerinin niteliği bu süreçten etkilenecektir. Zaten bu, her üç boyuttaki değişimin yansımalarını son haftalarda olanca berraklığıyla görüyoruz.

***

Referandumun bugün yaşananları (Irak’ın askeri olarak tartışmalı bölgelere girmesi) tetiklediği, yapılış biçimini şekillendirdiğine kuşku yok. Fakat bu referandumdan bağımsız olarak da, post-IŞİD döneminde Kürtler’le Bağdat’ın ilişkileri zorlu bir döneme girecekti. İlişkilerin mahiyeti yeniden tanımlanmak zorundaydı. Son yıllarda IŞİD’le mücadelenin üzerini örtmesine rağmen, Bağdat’la Erbil arasındaki sorun alanları hem çoğalıyor hem de derinleşiyordu. Bu sorunların başında da Kerkük başta olmak üzere tartışmalı bölgelerin geleceği geliyordu. Zaten referandumun bir amacı da henüz IŞİD’le mücadele defteri tamamen kapanmamışken, bölgeye olan uluslararası ilgi buharlaşmamışken Erbil-Bağdat arasındaki ilişkilerin çerçevesini ve mahiyetini yeniden tanımlamak oluşturuyordu. Referandum bu konuda ters tepti. Barzani ve Irak Kürdistanı’nın konumu, referandum öncesine oranla ciddi manada daha da zayıfladı.

Bu sonuca rağmen, Irak’la Kürtler yeni dönemde ilişkilerinin mahiyetini ve çerçevesini yeniden tanımlamak zorunda oldukları bir döneme giriyorlar. Irak merkezi hükümeti tartışmalı bölgeleri de ele geçirip elini güçlendirdikten sonra aktörler, bundan sonra muhtemelen müzakere masasına oturacaklar. Türkiye’nin de kendisini bu yeni döneme uyarlaması gerekir. Türkiye’de referandum öncesi ve hemen sonrasında hakim olan reaktif öfke diplomasisi yerini Barzani’ye yönelik olarak “dersini aldın mı?” psikolojisine bırakmış durumda. Bu öfke ve rahatlama hali ne yazık ki bölgedeki yeni jeopolitik realiteyle alakalı, kendisine ne temel soruları soruyor ne de sorulan sorulara sahici cevaplar üretiyor. Mesela düne oranla Türkiye’nin bölgedeki manevra alanı arttı mı? Nüfuz alanı genişledi mi? Güvenlik kaygıları azaldı mı? Veya İran-Irak’ın bölgesel projeksiyonuna bu ölçekte destek sunması veya sessiz kalması bu ülkelerden Türkiye’nin bölgesel konulardaki siyasetine bir destek mi getirecek?

Referandum öncesi tartışmalarda Türkiye’nin güney veya güneydoğu sınırlarında ortaya çıkan bir kuşaktan sıkça söz ediliyordu. ABD-İngiltere-İsrail tarafından ilmik ilmik işlenen yekpare bir hattın kurulmakta olduğu korkusu güçlü bir şekilde pompalanıyordu. Irak Kürtleri’nin referandum öncesi ve sonrasında hiçbir anlamlı bölgesel veya uluslararası destek bulamaması bu tezin maddi zeminin ne kadar zayıf olduğunu ortaya koydu. Tam aksine, ABD başta olmak üzere Batılı ülkelerin hepsi Irak’ın askeri olarak Kürtler’i tartışmalı bölgelerden çıkarma girişimini destekledi. Bununla birlikte, Irak Kürdistanı’nın bugün ikili bir yapıya bölünmesi ihtimali, daha önceki Erbil ve Süleymaniye arasındaki birlikteliğin kırılganlığı da, son dönemlerde Türkiye’nin sınırlarında yekpare bir kuşağın oluştuğuna dair tezlerin suniliğini ortaya koydu. Öyle görünüyor ki, bu tezin düşünsel arka planını Kürtler’in hala büyük oranda bir tehdit olarak görülmesi oluşturuyor. Ne yazık ki sıklıkla pompalanan bu suni kuşak korkuları, İran’dan Akdeniz’e kadar uzanan daha reel bir kuşağın varlığını örtme işlevi gördü. Kürtler üzerinden pompalanan bu korkular İran’ın; Bağdat, Kerkük, Musul, Halep, Şam ve Beyrut’u kapsayan nüfuz alanının veya kuşağının ehven-i şer olarak görülmesine yol açtı.

Bu son yaşananların da bir kez daha gösterdiği üzere, Türkiye’nin Ortadoğu’da bölgesel bir güçten ziyade bir periferi gücüne dönüştüğüne şahit oluyoruz. Geleneksel devlet korkularının veya Kemalist fobilerin Türkiye’yi mahkum ettiği rol veya statüden bahsediyoruz. Son dönemdeki tartışmalar ve söylem bu korku veya fobilerin sadece geçmişe ait bir konu olmadığını, bugünü de esir aldığını ortaya koydu. Daha önce belirttiğim üzere; bu durum Türkiye’nin jeopolitik tasavvurunu, dış politika vizyonunu ve millet tasavvurunu da daraltan bir işlev görüyor. Siyasal yaratıcılığını da...

Aslında İran’ın aksine; Türkiye’nin, Irak’da işgalden sonra kurulan statükonun tartışılmaya açılmasında pek de kaygılanmasını gerektirecek bir durum yok. Çünkü 2003 sonrası oluşturulan statükoda Türkiye ve kendisine müzahir grupların büyük kısmı kaybeden taraftaydı. Kürtler’in bağımsızlık referandumunu bir kenara koyacak olursak, bu statüko El Kaide’ye geniş bir alan sağladı; IŞİD’i doğurdu. Muhtemelen yarın başka formlarda yeni radikalizm dalgalarını üretecek. Irak’daki siyasal mimari tekrardan dizayn edilmediği müddetçe, bu durum devam edecek gibi gözüküyor. Türkiye’nin kendisi de daha önce IŞİD’in sadece kendisine değil, onu doğuran zemine de yoğunlaşılması gerektiğini salık verdiğinde aslında Irak’taki siyasal statüko ve mimariden bahsediyordu. Bu nedenle Türkiye’nin, kendisine daha sahici sorular sorması gerekir. ABD, Irak’da yapıdan ziyade daha çok şahısa yatırım yapıyor. Daha önce Maliki idi, şimdi ise Abadi. Öyle görünüyor ki, ABD’nin şimdilik en büyük önceliği 2018 seçimlerini Abadi’ye kazandırmak. Irak’daki güvenlik ve siyasal mimaride bir reforma gitmeden, belli şahıslar üzerinden Irak’ı İran’ın yörüngesinden çıkarmanın ne kadar mümkün olduğu meçhul. Daha doğrusu mümkün değil. İran’ın hedefi ise malum. Fiili bir şekilde kendisinin uydu devletine dönüştürdüğü Irak’da, nüfuz alanını hem daha da derinleştirmek hem de genişletmek; İran’ın temel motivasyonunu oluşturuyor. Sayıları yüz binin üzerinde olan Haşdi Şabi milislerine resmî bir hüviyet de kazandırarak; İran, Lübnan’da Hizbullah’la yaptığını Irak’da Haşdi Şabi’lerle yapmak istiyor.

Mevcut statükonun pek de Türkiye’nin çıkarlarına hizmet etmediği deneyimle sabit olduğuna göre; peki Türkiye, Irak’da neyi koruyor ve önceliyor? Veya yeni dönemde hangi aktörlere yatırım yapacak?

KARAR

Bu haber 626 kez okudu
YORUM YAZ
UYARI: Haberler ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik eden yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorum - Analiz Kategorideki Diğer Haberler
Paranın kısa tarihi hikâyesi
Yeni Şafak yazarı Yaşar Süngü, bugünkü köşesinde paranın kısa bir tarihini özetlemiş.
14 Kasım 2017 ve Okkupert
"Batılı devletlerle Rusya ve müttefikleri/uyduları arasında yeni bir soğuk savaş başlarsa, 14 Kasım 2017 tarihi bu savaşın kilometre taşlarından biri olarak kayda geçebilir."
Yeni sistemin bu yanlışlarından geri dönülmeli
Özgür Eğitim-Sen Genel Başkanı Abdulbaki Değer ortaöğretime geçişte uygulanacak yeni sisteme ilişkin eleştirilerini ve uyarılarını dile getiriyor.
Muhafazakar Kimlik Krizi ve Bir İlhad Dalgası Olarak Atatürkçülük
Kemalist resmi ideolojiye karşıtlığımız bazılarının zannettiği ya da görmek istediği gibi bir takıntı ya da alışkanlık veya şartlanmışlık değildir. Aynı şekilde salt politik de değildir; öncelikle ideolojik bir tutumdur, yani akidevidir!
Suudi Arabistan balistik füze tehdidi altında
Yemen’de belirli bölgelerde kontrolü elinde bulunduran Husi güçlerinin Suudi Arabistan’ı hedef alan son balistik füze saldırısı, Riyad açısından tehdidin giderek artmakta olduğunu gösteriyor.
Demircan Hoca’dan Ali Bulaç çıkışı
Bu şahsi kefalet yazısını bir kenara not edin; hatta varsa aklınızın, vicdanınızın ya da tanıklıklarınızın size kefil olmayı emrettiği başka tutuklular, onların adlarını da ekleyip öyle okuyun.
Kaldırın Kürtçeyi, Ankara’dan Bakan Yardımcısı geliyor!
"Öyle ya Ankara’dan gelenler görmeden Kürtçe tabela kaldırıldı diyelim, ya sokakta Kürtçe konuşan Yüksekovalılara rast gelirlerse ne yapacaklar? 9. Kolordu Komutanı Korgeneral Hayri Kıvrıkoğlu gibi azarlayacaklar mı?"
Adalete açılan bir kapı
Karar gazetesi yazarı Yıldıray Oğur, FETÖ soruşturmalarını geniş bir çerçevede ele alırken, yönetici kadrosundaki örgüt üyeleri ile legal bir cemaat yapılanmasına üye olduğunu düşünenlerin aynı maddeyle muamele görmesine Yargıtay'ın itiraz kararını işled
Boğazlar hakkında bir hatırlatma
"Türkiye’den bir düşünce kuruluşu ya da bir üniversite Moskova’da Montreux rejimi hakkında bir toplantı düzenleyebilir"
Çıkmaz sokak
100 yıl önce İngilizlerin ve Fransızların bölgeye attığı neşterlerin yarası hâlâ kanamaya devam ederken, bugün onların yerini ABD ve Rusya almış durumda.
Kırmızı et üretimi bitiyor; olsun, ithalata devam!
Kırmızı et üretimi ilk 9 ayda, geçen yıla göre yüzde 12 geriledi. Üçüncü üç aylık dönemde kırmızı et üretimindeki gerileme yüzde 23 oranına ulaştı.
Değişim üzerine düşünmek
İnsan, özgür iradesine "düşünme" erdemini giydirdiği oranda fıtratına uygun değişim gösterirken; alt yapısında düşünce kısırlığı olan bir irade ile yola çıktığında ise değişimin acımasız yönüyle karşılaşacaktır.
  • Güncel
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Eylem ve Etkinlikler
  • Dünya
İkinci el araçta 'kilometre' oyununa son KYK burs ve kredi sonuçları açıklandı 'Türkiye'de ombudsmanlık kararları yüzde 53 uygulanıyor' Antalya'yı şiddetli yağış, fırtına ve hortum vurdu 'Terör örgütü üyelerinin en az 15 çocuğu var' Canikli: S-400 füzeleri satın alındı AK Partili Belediye Başkanı Tüm Camilerde 10 Kasım Mevlidi Okuttu YKS Temel Yeterlilik Sınavı tarihleri belli oldu Türkiye'de 27 bin 592 kişi organ nakli bekliyor Danıştay üyesi meslekten çıkarıldı
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
YAZARLARIMIZTÜMÜ
ÇOK OKUNANLAR
    GAZETELER
    NAMAZ VAKİTLERİ
    İmsak
    Güneş
    Öğle
    İkindi
    Akşam
    Yatsı
    Haksöz Haber Radyo Selam | Tevhidin Adaletin ve Özgürlüğün Sesi
    © Copyrigth 2015 yonelishaber.com tüm hakları saklıdır.
    Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır ve linklerin sorumluluğu alınmaz. Yazılım ve Teknik Destek : AmdYazılım
    • Rss Servisi
    • Google+ Sayfası
    • Twitter Sayfası
    • Facebook Sayfası