• BIST
    105.840
  • Altın
    160,737
  • Dolar
    3,8842
  • Euro
    4,5831
  • Mobil Sayfamız
  • Facebook Sayfamız
  • Twitter Sayfamız
  • Google Plus Sayfamız
  • RSS Servisimiz
  • Android Uygulamamız
  • iOS Uygulamamız
Abdulhakim Beyazyüz
Abdulhakim Beyazyüz Tüm Yazlıları
22 Nisan 2017 Cumartesi 07:28
İnsan Nefsi Kötü Müdür?

Rahman ve rahim olan Allah’ın adıyla. Rabbimize hamd, resulüne selam ederiz. Rabbimizin izniyle bugünkü yazımızda Kur’an’da nefsin nasıl tanıtıldığı üzerinde durmaya çalışacağız.

            النفس- En –Nefs, sözlükte; ruh, akıl, insanın şahsı, ceset, kan, azamet, izzet, görüş, kötü göz, bir şeyin cevheri, hamiyet, arzu, murat anlamlarına gelmektedir.

Kur’an’da nefis kelimesinin kendisinden türediği kökün, sadece iki yerde farklı olarak kullanıldığını görmekteyiz. Bunlar;  وَالصُّبْحِ اِذَا تَنَفَّسَ“Nefeslendiği (ağardığı) an sabaha (kasem olsun) ki,”(81/18) ayeti ve  ~~83.26~
خِتَامُهُ مِسْكٌ وَفٖى ذٰلِكَ فَلْيَتَنَافَسِ الْمُتَنَافِسُونَ “Onun (içiminin) sonu bir misktir (ağızda misk gibi koku bırakır). İşte yarışanlar, bunun için yarışsınlar.(83/26)" ayetidir.

            Kur’an’da ise nefis kavramı ayetlerin tümünde kişilerin şahsiyetleri/zatları anlamında kullanılmıştır. Bu ayetlerden bazı örnekler verelim;

وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يَشْرٖى نَفْسَهُ ابْتِغَاءَ مَرْضَاتِ اللّٰهِ “ İnsanlardan öylesi de vardır ki, Allah'ın rızasını kazanmak için kendini feda eder.”(2/207)

وَاتَّقُوا يَوْمًا لَا تَجْزٖى نَفْسٌ عَنْ نَفْسٍ شَيْپًا وَلَا يُقْبَلُ مِنْهَا عَدْلٌ وَلَا تَنْفَعُهَا شَفَاعَةٌ وَلَا هُمْ يُنْصَرُونَ

“Kimsenin kimse namına bir şey ödemeyeceği, hiç kimseden fidye alınmayacağı, kimseye şefaatin (aracılığın) yarar sağlamayacağı ve hiç kimsenin hiçbir taraftan yardım göremeyeceği günden sakının.”(2/123)

اِنَّ السَّاعَةَ اٰتِيَةٌ اَكَادُ اُخْفٖيهَا لِتُجْزٰى كُلُّ نَفْسٍ بِمَا تَسْعٰى “(Kıyâmet) Sâ'at(i) mutlaka gelecektir. Herkesin, peşinde koştuğu işlerle cezalanması için, neredeyse onu gizleyeceğim.”(20/15)

وَمَا اَصَابَكَ مِنْ سَيِّئَةٍ فَمِنْ نَفْسِكَ  مَا اَصَابَكَ مِنْ حَسَنَةٍ فَمِنَ اللّٰهِ “Sana iyilikten her ne gelirse Allah'tandır, kötülükten de sana ne gelirse o da kendindendir.”(4/79)

“ İman edip hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla(nefisleriyle) cihad eden kimselerin mertebeleri, Allah katında daha üstündür. İşte onlar, başarıya erenlerin ta kendileridir.”(9/20)

Ayrıca nefis ifadesi başına فٖى harfi ceri getirilerek, birkaç yerde insanın içi/nefsindeki/zatı anlamında da kullanılmıştır;  فَاَسَرَّهَا يُوسُفُ فٖى نَفْسِهٖ وَلَمْ يُبْدِهَا لَهُمْ “Yusuf da bunu nefsinde gizledi ve bunu onlara açıklamadı.”(12/77) ve تَعْلَم مَا فٖى نَفْسٖى وَلَا اَعْلَمُ مَا فٖى نَفْسِكَ اِنَّكَ اَنْتَ عَلَّامُ الْغُيُوبِ “Sen benim nefsimde olanı bilirsin, ben ise Senin zatındakini bilemem. Şüphe yok ki, gaybleri bilen ancak Sensin, Sen”(5/116) ayetlerinde olduğu gibi.

Daha iyi anlaşılabilmesi için konuyu sorularla açmaya çalışalım;

Nefis kavramı Kur’an’da sadece insanlar için mi kullanılmıştır?

Hayır. Nefis ifadesi peygamberler dâhil her insan için kullanıldığı gibi, bu kavram yüce Allah için de kullanılmıştır. Bunu ortaya koyan bazı ayetlere bakalım;

 كَتَبَ عَلٰى نَفْسِهِ الرَّحْمَةَ “O, rahmet etmeyi kendi üstüne yazmış (acımayı kendisine prensip edinmiş)tir.”(6/12)

وَاصْطَنَعْتُكَ لِنَفْسٖی “Ben, seni kendime (peygamber) seçtim.”(20/41),

وَيُحَذِّرُكُمُ اللّٰهُ نَفسَهُ ~ ~ “Allah, sizi kendisinden sakındırır.” (3/30)

تَعْلَم مَا فٖى نَفْسٖى وَلَا اَعْلَمُ مَا فٖى نَفْسِكَ اِنَّكَ اَنْتَ عَلَّامُ الْغُيُوبِ

“Sen benim nefsimde olanı bilirsin, ben ise Senin zatındakini bilemem. Şüphe yok ki, gaybleri bilen ancak Sensin, Sen”(5/116)

Yukarıdaki ayetlerde de görüldüğü gibi, insanlar için olduğu gibi, nefis ifadesi Allah için de “kendisi ve kendi zatı” anlamında Kur’an’da kullanılmaktadır.

İnsan nefsi iddia edildiği gibi kötü müdür?

Kesinlikle hayır. Zira nefis Kur’an’da insanın kendisi/zatı anlamında kullanılmaktadır. Allah ise insanı İslam fıtratı üzere, yani kötülükten rahatsızlık duyacak ve doğru olan şeylerden hoşlanacak bir şekilde tertemiz ve olumlu olarak yaratmıştır. Nitekim bu durum ayette ve bazı sahih hadislerde şöyle izah edilmektedir; “Öyleyse sen yüzünü Allah'ı birleyen (bir hanif) olarak dine, Allah'ın o fıtratına çevir; ki insanları bunun üzerine yaratmıştır. Allah'ın yaratışı için hiç bir değiştirme yoktur. İşte dimdik ayakta duran din (budur). Ancak insanların çoğu bilmezler.” (30/30)

 “Her doğan, İslâm fıtratı üzerine doğar. Sonra, anne-babası onu Hristiyan, Yahudi veya Mecusi yapar.” (Buhârî;cenâiz 92; Ebû Dâvut, sünne 17; Tirmizî, kader )

"Rabbim buyuruyor ki: Ben bütün insanları Hanîf (sâlim fıtrat, tevhid) üzere dünyaya gönderdim. Sonra şeytanlar onları dinden saptırdılar. Benim helâl ettiklerimi onlara haram ettiler, insanlara Bana şirk/ortak koşmalarını söylediler. Oysa o ortaklar hakkında hiçbir delil indirmemiştim." (Müslim, Cennet 63; Ahmed bin Hanbel, Müsned, IV, 162)

 

Ayrıca yüce Allah’ın insanların şirk koşmalarının bir mazeretinin olamayacağına dair şu beyanı da, insan nefsinin kötü yaratılmadığını teyit etmektedir;  “O vakit ki Rabbin, Âdem oğullarından, onların bellerinden zürriyetlerini almış ve: "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" diye onları kendilerine şâhid tutmuştu. "Evet, (buna) şâhidiz!" dediler. (Bu,) Kıyamet günü: "Biz bundan habersizdik" dememeniz içindir. Yahut: "(Ne yapalım) daha önce babalarımız (Allah'a) ortak koştu, biz de onlardan sonra gelen bir nesil old(uğumuz için öyle yapt)ık. (Gerçekleri) iptal edenlerin yaptıkları yüzünden bizi helâk mı ediyorsun?" demeyesiniz diye (sizin Rabbiniz olduğum hakkında sizleri şâhit tutmuştuk). ( 7/172,173).

Nefsin kötü olduğuna delil gösterilen ayetler nasıl anlaşılmalıdır?

Bu ayetlere beraberce bakalım;

“Ona bozukluğunu ve korunmasını (isyânını ve itâ'atini) ilhâm edene and olsun ki: (Allâh'tan başkasına tapmayarak) Nefsini yücelten kazanmış, (Yaratıklara taparak) Onu alçaltan da ziyana uğramıştır.”(91/7-10)

Bu ayeti kerimeyi yukarıdaki gibi anlamlandırmayıp, Allah’ın, kötülüğü insanın tabiatına yerleştirdiği şeklinde anlayanlar hata etmektedirler. Burada insanın takva ve fücur istidatından (kesbe güç yetirebilirlik durumundan) bahsedilmektedir. Nitekim dokuz ve onuncu ayetlerdeki, insanın kurtuluşunu ve helakini onun iradesine bağlaması da bunu açıkça ortaya koymaktadır. Ayrıca yukarıda meallerini verdiğimiz, insan fıtratının İslam üzere yaratıldığına dair açık ayet (30/30) ile aynı şeye işaret eden 7/172 ayetleri de bu tespitlerimizi ispat etmektedir. Zira birinci ayet (30/30) insan nefsine kötülüğün değil, İslam’ın, yani güzel şeylere meylin sevdirildiğini ortaya koymaktadır. Diğer ayet (7/172) ise Allah’a isyan edenlerin hiçbir mazerete sahip olamayacaklarını ortaya koymaktadır. Hâlbuki kötülüğün asli bir unsur olarak insan tabiatına yerleştirilmesi durumunda, insanın en azından mazeret olarak söyleyebileceği bazı şeylerin olabileceğini kabul etmeliyiz.

Ayrıca “Her kim de Rabbinin makamından korkmuş, nefsini kötü arzulardan engellemişse,”(79/40) ayeti de, nefsin kötü arzularla dolu yaratılmadığını ortaya koymaktadır. Zira kötü arzular insanın/nefsin dışındaki şeyler olarak tanıtılmakta ve kurtuluşa erenlerin kendilerini/nefislerini dışarıda olan bu heveslerden/kötülüklerden koruyanlar olacağı beyan buyrulmaktadır.

Nefsin kötü yaratıldığına delil olarak öne sürülen ayetlerden bir diğeri de  Yusuf suresinin elli üçüncü ayetidir;  

“Ben nefsimi temize çıkarmam, çünkü nefis, Rabbimin merhameti olmadıkça, kötülüğü emreder. Doğrusu Rabbim, bağışlayandır, merhamet edendir.”

Bu ayet çoğunlukla yukarıdaki mealde olduğu gibi yanlış anlaşılmıştır. Zira genellikle bu ayeti kerimenin sadece اِنَّ النَّفْسَ لَاَمَّارَةٌ بِالسُّوءِ “muhakkak ki nefis kötülüğü çokça emreder” kısmı alınıp vurgulanarak bu yanlış anlayış pekiştirilmiştir. Halbuki bu ayetin devamında şöyle buyrulmaktadır. اِلَّا مَا رَحِمَ رَبّٖى “Ancak Rabbimin mağfiret ettiği nefis/kişi hariç” dolayısıyla bu ayetten bütün nefislerin kötülüğü arzular tarzda yaratıldıkları ve bundan dolayı da kötülüğü emrettikleri çıkarılamaz. Aksine her kişinin nefsi/tabiatı iyi yaratılmış, ancak nefislerini korumayanlar, bir süre sonra onu kirleterek tanınmaz bir hale getirmişlerdir. Bunun sonrasında ise artık nefisleri kötülüğü emreder bir hale gelir, ki bu artık küfrî bir durumu ifade etmektedir. Nitekim “Hayır! aksine, kazandıkları onların kalplerini paslandırmıştır.”(83/14) ayeti de, insanı kirletenin, bizzat kişilerin kesbi olduğunu apaçık bir şekilde ortaya koymaktadır.

Ayrıca nefsin kötülüğü arzular bir şekilde yaratılmadığının başka bir delili de, bazı nefislerin açıkça övülmeleridir;

“(Allah şöyle der)Ey huzur içinde olan nefis! Sen O'ndan hoşnut, O da senden hoşnut olarak Rabbine dön. (Seçkin) kullarım arasına katıl ve cennetime gir!”(89/27—30)

“(Kusurlarından dolayı kendini) kınayan nefse de kasem ederim (ki diriltilip hesaba çekileceksiniz).”(75/2)

Ayeti kerimeler de gösteriyor ki, insan/nefis asla kötü yaratılmamıştır. Aksine salih olanların tümü, başta peygamberler olmak üzere, yaratıldıkları temiz fıtratlarını korudukları için övülecek bir nefse sahiptirler. Bu nedenle de yüce Allah kıymetlerini ortaya koymak için onlara kasem etmektedir. Bu güzel nefisler, Allah’ın lütuflarına şükretmek için namaz kılıp, zekâtlarını vermekte, adalet ve iyiliği emretmekten asla geri durmamaktadırlar.

Bu arada akla şu soru da gelebilir, eğer nefis temiz yaratılmışsa, "nefsi tezkiye" ifadesi niçin kullanılmıştır? Bu ifadenin kişilerin kendi temiz fıtratlarını korumaları ve tabiatları ile uyumlu olan vahye uygun hareket etmeyi ifade ettiğini söyleyebiliriz.

Dolayısıyla şu anlaşılıyor ki, nefis özünde iyi yaratılmıştır. Ancak insanoğlu küfre ve fıska yönelip kötülüğe meylederek onu kirletebilmekte ve tabiatını tanınmaz hale getirebilmektedir. Böyle durumlarda ise, kötü tercihlerin oluşturduğu kirli ve paslı kılıflar, temiz tabiatın vicdani uyarılarını işitilmeyecek kadar zayıflatabilmektedir. İşte bu durumlardaki insanların nefsi, artık iyi olana değil, kötü olana yönlendirecek ve onlara kötülüğü emredecektir.  

Nefislerin kötülüğünün insanın kesbiyle bağlantılı olduğunu ifade eden şu ayeti kerime de, meseleyi oldukça açık bir şekilde ortaya koymaktadır: “Biz, bu ilahi vahyi kullarımızdan seçtiklerimize miras olarak bahşettik. Onlardan bazısı kendi nefislerine zulmeder, bazısı (doğru ile eğri arasında) ara yolu tercih eder, bir kısmı da Allah'ın izniyle iyilikte başı çekenlerden olur. Bu (ise) en büyük fazilettir.”35/32)

Kişinin mal, mülk, makam istemesi kötü müdür?

Nefsin kötü olduğuna yönelik yanlış algının bir sebebi de, kişinin, mal, mülk, makam sahibi olmayı istemesi veya karşı cinsi arzulaması, beğenilmekten hoşlanması hususudur. Hâlbuki bunların tümü fıtridir ve asla tek başına nefsin kötü olduğunu göstermez. Nitekim yüce Rabbimiz ” Kadınlar, oğullar, yük yük altın ve gümüş, salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin şiddetle arzuladığı şeyler insana süslü gösterildi. Bunlar dünya hayatının geçimliğidir. Oysa asıl varılacak güzel yer ancak Allah'ın katındadır.” (3/14) diye buyuruyor. Allah’ın insanın yaşantısını sürdürebilmesi için kendisine verdiği nimetler ve fıtri istekler, nefsin kötü olduğunu göstermezler. Nitekim yüce Allah şöyle buyuruyor; “De ki: "Allah'ın, kulları için yarattığı ziyneti ve temiz rızkı kim haram kılmış?" De ki: "Bunlar, dünya hayatında müminler içindir. Kıyamet gününde ise yalnız onlara özgüdür. İşte bilen bir topluluk için ayetleri, ayrı ayrı açıklıyoruz." (7/32)

Bu nedenle, insanın yükselmeyi istemesi, beğenilmeyi arzu etmesi, karşı cinse ilgi duyması, mal, mülk, statü vs. nimetleri arzulaması asla yanlış olmadığı gibi, kötü de değildir. Kötülük sadece kişinin hududullahı aşarak başkalarının haklarına tecavüz etmesi durumunda ortaya çıkmaktadır. Rabbimiz bu gerçeği başka bir ayeti kerimede şöyle ifade etmektedir; “Ey Âdem oğulları, her mescid(e gidişiniz)de süs(lü, güzel giysiler)inizi alın; yiyin, için, fakat israf etmeyin; çünkü O, israf edenleri sevmez.”(7/31)

Sözlerimizin sonu Allah’a hamdtır. Rabbimize isabet ettiğimiz hususlar için şükreder, hatalarımız için ise bağışlanma talep ederiz.

Bu haber 2178 kez okudu
YORUM YAZ
UYARI: Konu ile ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik eden yorumlar onaylanmamaktadır.
Ahmet
7 ay önce yazıldı.
-2 - Devam .. 3 - Önden gelen Öncüler , Allah a yakınlaştırılmış olanlar, Yakin sahipleri, yukinun olanlar : Bi gayri hisab . Hesapsız ,Kitaplarını – mukafatlarını hesapsız önden alanlar . Bu dünyada iken uyanıp, dirilenler, Hesaba çekilmeden, Hesap günü gelmeden kitaplarını alanlar ; Hayırda yarışıp ta öncü olan , öne geçenler (fatir 32) de Diger ayetler vakıa da ve mudaffifinde geçiyor. Kuranda bu konuyu direk ve dolaylı işleyen başka ayetlerde var. Bu üç grubun kıyamının , kıyametinin , hesabının şeklinin ve zamanının aynı olmadığını belirtiyor Rabbimiz Mushafta. Bu üçünçü gruba ( aralarında derece farkları olmakla birlikte) Kuranda birbirine yakın , birbirini tamamlayan anlamlarda degişik isimler veriliyor: Rasihun, Öncüler , Sabikun,Yakınlaşmış olanlar, Muhsinun; Allahın isimleri ile isimlenenler; Muttekun ; Muhtedun ; hidayete kavuşanlar; Hadiler, İmamlar, (Vasat : en güzel bir imamlar toplulugu: Ummet) Ulul Elbab, temiz akıl sahipleri, İlimde derinleşip meteşabihatin gerçek tevilini bilenler, Mutahharun, arınmışlar, mübeşşir olunanlar : müjdelenenler, Alimun, Alimler , Şahitler , Meleklerle birlikte Hakk a : Allah a şahit olanlar, Yukinun, yakiin sahipleri , emrolundukları gibi dosdoğru olanlar, dosdoğru : dürüst olupta üzerlerine meleklerin indikleri, müjdelenmişler, müjdelenenler, Nimet verilenler, Nimete kavuşanlar, Ölüyken diriltip insanların arasında yol alması için kendisine Allah ın bir Nur ( ilim) verdiği kimse, Kendilerinden bu dünyada korkunun giderildiği Veliler : Allahın dostları , Sıddıklar, sadıklar , Allah tan bir nur üzere olanlar, Nuru tamamlananlar vs Bütün Bunlarla ilgili ayetler var Kuran da ayrı ayrı; Bu ayetleri ayrı ayrı okuduğumuzda pek bir şey anlaşımıyor gibi görünüyor ama bu ayetleri bir arada okuyunca ve bu ayetlerin ayrı ayrı bu üçüncü sınıfı tanımladığını anlayınca ortaya bizim çokça ıskaladığımız başka bir resim çıkıyor. Işte Rabbimizden istediğimiz Haseneye : Esmaul Hüsnaya bu çercevede bakabiliriz. Üzerinde tefekkür etmeniz dileğiyle . Muhakkak herşeyin en doğrusunu bilen Hakk Melik olan Allahtır.
Ahmet
7 ay önce yazıldı.
- 1 - Ayrıca Dünyada ve Ahirette Haseneyi : Esma ül Hüsna yı ( sizin tabirinizle iyiliği ) istemek şu ayetlerle irtibatlı olsa gerek, dünyevi kazanç ile degil : Biz ona dünyada Haseneyi ( Esma ül Hüsna yı – Hakkı ) verdik verdik , Şüphesiz o ahirette de salihlerdendir. - İbrahim As (sav) - Nahl – 122 Rabbimiz bize bu dünyada da Hasene ( kaybettiğimiz Hüsna olan isimlerini ) ver , Ahirette te Hasene ver Bakara- 201 ( daha bu dünyada iken ) Allah onlardan razı olmuştur, onlar da Allah’tan razı olmuşlardır. İşte bu mükâfat Rablerine karşı huşu sahibi olan kimselere mahsustur. Beyyine – 8 Andolsun ki o ağacın altında sana biat ederlerken Allah, o müminlerden razı olmuştur. Kalplerinde olanı bilmiş, onlara ( sana indirdiği sekineyi – onlara da indirmiştir – sana verdiğini onlara da vermiştir ) ve onları pek yakın bir fetihle – göğün kapılarını onlara açmak ile - ödüllendirmiştir. Fetih 18 Allah, mallarıyla ve canlarıyla cihad edenleri derece bakımından, oturanların üstünde faziletli kıldı ve Allah (cihad edenlerin ) hepsine “Hüsna”yı ( Esmaul hüsna yı – Kendi isimlerini – Hakkı ) vaadetti. Ve Allah mücahitleri, oturup kalanlar üzerine “büyük ecir” ile üstün kıldı. Nisa – 95 Rabbimiz Resullerine vaad ettiğin şeyi bize de ver. Ali İmran – 194 Rabbimiz bizim Nurumuzu tamamla Tahrim – 8 Bugün size olan nimetimi tamamladım – Maide - 3 Rabinin makamından korkan kimseler için iki cennet vardır. Rahman 46 Muhakkak ki: “Rabbimiz Allah’tır.” deyip, sonra (da) ( Hakk a : Allah a varan yolda sebat edenlere – dürüst olup ) istikamet üzere olanların üzerine melekler inerler: “Korkmayın ve mahzun olmayın. Ve vaadolunduğunuz cennetle sevinin!” Biz bu dünyada ve ahirette sizin dostlarınızız. (derler). Fussilet 30 – 31 Yarışanlar bunun için ( mukarrabun olup bu dünyada şahit olmak için ) yarışşınlar Mudaffin 18-26 Bu çercevede Kuran da Rabbimiz insanları üçe ayırıyor .ve üç tür ayrı hesap olduğunu bildiriyor. 1 - Kıtabı soldan alıp cehenneme gidecekler, : Zor bir hesaba çekilecekler ,; Kendilerine zulmü, karanlığı, şeytanı, pisliği bulaştıranlar , Yaşayan ölüler 2 - Kitabı sağdan alıp cennete gidecekler, : Kolay bir hesaba çekilecekler : orta yolu tutanlar , ve minhum muktesidun diye gecen 3 - Önden gelen Öncüler , Allah a yakınlaştırılmış olanlar, Yakin sahipleri, yukinun olanlar :
Ahmet
7 ay önce yazıldı.
Kişinin bu dünyada mal, mülk, makam istemesi şeytandandır ve kötüdür : Zira hem Kuran bütünlüğündeki diğer ayetlerde bütün bunların insana şeytan tarafından süslü gösterildiğini bildiriyor Rabbimiz . Bizim için bir hapisane olan Arzı ve ona ait olan içindekileri bize süslü gösteren şeytadır : Onlara arzı süsleyecegim diyor Hicr, 39-40 Şeytanın süslediği bu geçici dünya İnsanoğlu için bir otobüs duragından farksızdır. Insanın şeytan ve onun soyu ile birlikte hapsedildiği otobüs duragını kalıcı yurd edinme çabası, mal, mülk, dünyevi makam peşinde koşması bütün vaktini, emegini kazancını hiç bir zaman yatıp uyuyamayacagı otobüs duragında karyola getirip ev yapmaya çalışması, orada kendine iyi bir yer edinmeye çalışması ne kadar beyhude bir cabadır ... Oysa bu gerçek bir hapisane olan durak sadece düşmanımız olan şeytan ile mücadele yeridir. Onun bize bulaştırdığı huylarından – yüklerden – kirlerden arınma yeridir ki , menzile ancak onlardan kurtulmakla – arınmakla varılır. Kim, ahiret kazancı isterse kazancını arttırırız ve kim, dünya kazancını isterse ona da dünyaya ait şeylerin bir kısmını veririz ve ahiretten bir nasibi yoktur onun. Sura 20 Zaten yazarın alıntıladığı ayetin sonunda da Rabbimiz ( bunlara kanmayın bunlar şeytanın süslediği geçici dünya hayatının aldatıcılarıdır ) Asıl varlacak ( asıl hedeflenecek ) yer Rabbinizin yanıdır diye buyurmuymu ? İhtiyacın ötesinde mal mülk – altın gümüş biriktirenleri elim biz azap la müjdele buyuruyor Rabbimiz Tevbe 34 İhtiyacını gidermek için çalışmak başkadır Mal – mülk edinmek biriktirmek için çalışmak bunu istemek başka. Dünyevi makam istegi , riyaset arzusu şeytandandır. Gerçek Makam ancak Allah tarafından verilen manevi bir payedir. Derecelerin yükseltilmesidir, Hemen hepsi aynı anlamda kullanılan Mukarrabun : Muttaki : Alim : Hidayete kavuşan, Rasihun : Ulul Elbab, Mutahhar , olmaktır. "De ki: Ey mülk ve hakimiyet sahibi Allah’ım! Sen mülkü dilediğine verir, dilediğinden onu çeker alırsın! Dilediğini aziz, dilediğini zelil kılarsın! Her türlü hayır yalnız Sen’in elindedir! Sen elbette her şeye kadirsin!" Ali İmran 26 Ayrıca aşagıdaki ayetler bağlamından koparılmış : Rabbimizin Kıyamet günü sadece Müminlere özgü olacagını vadettiği şey bu dünyaya ait bir şey olmasa gerek. Muhakkak en doğrusunu Rabbim bilir.
Ahmet
7 ay önce yazıldı.
Nefisten mada insanın içinde , zatında, kendisinde kaim olan şeytandır . ( insana ) sağında ve solunda kaim ( durup bir birbirinin yerine geçmeye çalışan - galebe çalmaya uğraşan = Iki ilka edici ilka eder ( fısıldar , yönlendirmeye çalışır, ilham eder ) ( Kaf 17 ) Yani şeytan ve Allahın Nurun dan Esma sından bir nuve olarak bizde bulunan Akıl , Hikmet , Allah ın Kendi Fıtratı üzere yarattığı fıtrat , Vicdan....... Bu çercevede Rabbim bize emrediyour : وَقُلْ رَبِّ أَعُوذُ بِكَ مِنْ هَمَزَاتِ الشَّيَاطِينِ “De ki: ‘Rabbim! Şeytanların kışkırtmalarından -benim düşüncelerime müdahil/musallat olup beni/benim aklımı, niyetimi, kararlarımı, söylediklerimi, hareketlerimi yönlendirmesinden, benim üzerimde hakimiyet kurmasından, aklımı karıştırmasından, beni boş şeylerle oyalamasından, karar alma yetimi, belli bir konuya yoğunlaşma becerimi felce uğratmasından - sana sığınırım. وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَنْ يَحْضُرُونِ Ve yanımdakinden, bende hazır olan (nefsimde, kendimde, içimde sürekli hazır olup fırsat kollayan kendi şeytanımdan) da sana sığınırım Rabbim! (23 -Mu’minun: 97-98) Insanın içinde : zatında : nefsinde : kendisinde kötülük ; rics : şeytan yoksa Rabbimiz bizden niçin ve neden arınmamızı istiyor . Bunun cevabı Hz Ademin duasında : Hz Adem ve eşi : Ya Rabbi biz kendize : nefsimize : içimeze : zatımıza ( ve dolayısı ile de soyumuza ) zülmü : karanlığı : şeytanı : ricsi bulaştırdık bizi( kendimize musallat ettiğimiz şeytandan ) korumazsan ve bize merhamet etmezsen hüsrana uğrayanlardan oluruz. Dolayısıyla insanın nefsi : kendisi : zatı asla kötü degildir diyemeyiz ; insanda hem kötülük vardır hem onun zıddı Allahu alem
  • Güncel
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Eylem ve Etkinlikler
  • Dünya
İkinci el araçta 'kilometre' oyununa son KYK burs ve kredi sonuçları açıklandı 'Türkiye'de ombudsmanlık kararları yüzde 53 uygulanıyor' Antalya'yı şiddetli yağış, fırtına ve hortum vurdu 'Terör örgütü üyelerinin en az 15 çocuğu var' Canikli: S-400 füzeleri satın alındı AK Partili Belediye Başkanı Tüm Camilerde 10 Kasım Mevlidi Okuttu YKS Temel Yeterlilik Sınavı tarihleri belli oldu Türkiye'de 27 bin 592 kişi organ nakli bekliyor Danıştay üyesi meslekten çıkarıldı
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
YAZARLARIMIZTÜMÜ
ÇOK OKUNANLAR
    GAZETELER
    NAMAZ VAKİTLERİ
    İmsak
    Güneş
    Öğle
    İkindi
    Akşam
    Yatsı
    Haksöz Haber Radyo Selam | Tevhidin Adaletin ve Özgürlüğün Sesi
    © Copyrigth 2015 yonelishaber.com tüm hakları saklıdır.
    Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır ve linklerin sorumluluğu alınmaz. Yazılım ve Teknik Destek : AmdYazılım
    • Rss Servisi
    • Google+ Sayfası
    • Twitter Sayfası
    • Facebook Sayfası