• BIST
    104.123
  • Altın
    145,971
  • Dolar
    3,4910
  • Euro
    4,1702
  • Mobil Sayfamız
  • Facebook Sayfamız
  • Twitter Sayfamız
  • Google Plus Sayfamız
  • RSS Servisimiz
  • Android Uygulamamız
  • iOS Uygulamamız
İhbar kültürüyle mücadele olmaz, daha da kötüsü adalet tesis edilemez
“Adaleti, her şeyin hakkıyla var olduğu bu evreni ayakta tutan nizam olarak” algılayanların talebi, örgütlerle mücadelede seyrü sefer olsun diye değil, evrende olan nizamın benzeri, insanlar arasında da kurulsun diye adalettir ya ama olsun. "
08 Temmuz 2017 / 14:34

Zafer Burakmak'ın yorumu;

Kürt coğrafyasında yaşayanlar çok iyi bilir. Bölgede özellikle 90’lı yıllarda nefret ettiği kişi ve aileleri PKK üyeliğiyle şikayet etmenin dayanılmaz hafifliği vardı. Özellikle korucuların,  sorun yaşadıkları aileleri örgüt üyeliği iddiasıyla devlet eliyle bertaraf etmesi bilindik durumlardandı. Şikayet edilen kişiler gözaltına alınır, ağır şartlarda ifadeleri alındıktan sonra büyük bir ihtimal, savcılığın çok önemsediği “kaçma ihtimaline” dayanılarak tutuklanırdı. Bu kadarla bitmez, şikayet sahibinin gücüne göre aile göz hapsinde tutulur, resmi işleri aksar, ticaretleri durma noktasına gelirdi. Yine savcılığın elindeki ‘delillerin’ sağlamlığına ve ailenin gücüne göre kalan malları ya çok ucuz bir fiyata yine korucular tarafından alınır ya da el konurdu. Bunun ahlaki zemininin tartışılmasına dahi gerek görülmemesinin nedeni devlet mercilerinin mücadelelerini bu zemin üzerinde geliştirmesiydi. Hatta bu durum korucular üzerine hazırlanan raporlara dahi yansımış ve siyasi parti raporlarında özellikle kırsal kesimlerde iftira ile işlem yapmaya dikkat çekilmişti.

Daha sonra büyük oranda terk edilen bu yöntem, şu an bölgede pek yaşanmıyor.  Her ne kadar hafiften kıpırdatılmaya çalışılsa da asıl “FETÖ üyeliği şikayetinin” revaçta olduğu dönemlerdeyiz. Memurlar arasındaki makam/mevki yarışının bile FEÖ üyeliği şikâyetleriyle sonlandığı hemen her memurun şahit olduğu bir durum. Öyle ki rahatsız olduğu yardımcısının FETÖ listesine eklenmesiyle rahatlayan müdürlerden tutun da, öfkelendiği müdürünü FETÖ şikayetiyle postalayan memurlara varıncaya kadar örnekleri mevcut. Özellikle imzasız mektuplarla yaşanan kıyımları fark eden hükümet, imzasız gelen şikayetleri kaale almama kararı aldı. Ancak konu o kadar pespaye bir seviyeye düşmüştü ki, boşanma seviyesindeki karı-kocaların bile FETÖ üyeliği iftiralarıyla intikam aldığına şahit olunuyordu. Bunun bir örneği Bursa’da yaşanmış. Boşanmak istediği eşinin iftirası üzerine FETÖ üyeliği iddiasıyla tutuklanan gazeteci Tuba Kaya, 10 ay tutuklu kaldıktan sonra ev hapsi şartıyla serbest bırakılıyor. Ve tabi yine kocasının iftirasıyla yattığı 10 ay hapis cezasının, çocuğunun velayetinin babaya bırakılmasına gerekçe kılınması cabası. İddia bu, süreç devam ediyor. Ancak yattığı süre mi yoksa velayetinin bu sebeple babaya bırakılma ihtimali mi bir anneye daha ağır? Siz karar verin.

Konu karar vermeye gelmişken devlet erkanının, geçmişte PKK ile mücadelede yaşanan hukuksuzlukların yine örgüte yaradığı konusunda mutabık kaldığını ve hukuksuzluklara başvurmama kararı aldığı belirtiliyordu. Ancak aynı kararın, Gülen örgütüyle mücadelede es geçildiği anlaşılıyor. Geçmişte PKK ile mücadelede yaşanan hukuksuzlukların, “mücadelenin kendisine zarar verdiğini” belirten bir yapının, aynı taktiği FETÖ sürecinde de uygulamasında aynı sonuçla karşılaşacağını öngörememek mümkün mü? Ünlü fizikçi Albert Einstein’ın “aynı yöntemle farklı sonuç beklemek deliliktir” sözünü duymayan var mı?...

Yazının devamı için tıklayınız...

Bu haber 475 kez okudu
YORUM YAZ
UYARI: Haberler ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik eden yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorum - Analiz Kategorideki Diğer Haberler
"Desteklemek de, Karşı Çıkmak da Kolay Değil!"
​​​​​​​Barzani’nin referandum ilanına karşı nasıl bir tutum takınılması gerektiğini tartışırken, konunun gerek ilkesel düzeyde, gerek politik düzlemde bir dizi zorluk içerdiği görülmeli!
Fındığın adaletle, işçiliğinin Kürt Sorunu ile ilgisi
"Meselenin bir işçi hakları sorununun da ötesinde bir öneme sahip olduğu unutulmamalı. Bu alanda yaşanan hak ihlalleri, Türkiye’nin en büyük sorunu olan Kürt sorununa da olumsuz yansımaktadır."
MGK'dan duygusal değil rasyonel bir siyaset dili çıktı
"Cuma akşamı gerçekleşen MGK sonrasındaki açıklama yazılı ve görsel basında genelde “sert” nitelemesiyle birlikte yansıtıldı. Oysa açıklama var olan koşullar altında sertten ziyade “dengeli” olarak anılmayı hakkediyor."
Üniversite giriş sistemi nasıl olmalı?
Bu memlekette eğitim sadece sınav sistemi değişirken konuşuluyor.
Ahmet Taşgetiren'i Star'dan ayıran yazısı
Ahmet Taşgetiren, Star’ın sansürlediği cevabi yazısında Hüseyin Gülerce’nin Cem Küçük’ün vekaletiyle Pelikancı Ak Trol şebekesine dahil olduğunu belirtmiş ve ayrıca Mehmet Metiner’i de tiye almış.
Trump dünyaya ne dedi?
BM Genel Kurul’unda Trump’ın yaptığı konuşmanın ana çerçevesi, devlet-güç-güvenlik-ulusal çıkar-refah kavramlarıyla örülmüştü. Bu çerçeve, dünyayı hak, hukuk, insan, demokrasi, mağdur halklar gibi kavramlar üzerinden görmeme anlamına gelir...
Alerjik tepkiler
“Kürdistan” kelimesine bile gösterilen menfi tepkiler genellikle ‘alerjik reaksiyon’a benziyor ve pek çok Türkiyeli Kürt üzerinde (de) tahkir etkisi yapıyor. Basın-yayın organlarında ve hele sosyal medyada söz konusu ‘alerjik reaksiyonlar’ had safhada."
BM kürsüsünde ‘modern zamanlar’ Hitler’i
"Bu ifade tarzı ve hedeflerin “toplu yok etmeye” dayandırılması tehlikelidir ve “Önce Amerika” diyerek en sağdan merkeze, oyları toplayarak gelen bir “süper güç başkanının” beyninin arkasında “Hitlervari” yaklaşımlar olduğunu göstermesi açısından da önem
Türkler... Kürtler... Duygular...
"Ben diyorum ki “duygusal kopuş”a imkan verilmemeli. Araplarla duygusal kopuş kolay tamir edilmedi. Hala tortular vardır. Türkler – Kürtler, çok daha derin anlamda “akraba millet”tir. Ama etnik hesap yumuşak karın haline getirilmek isteniyor. "
Barzani düşmanlığı
Zannedersiniz ki düşman kıtlığından mustaribiz. Türkiye’nin en yakın dost ve müttefiklerinden Mesud Barzani’yi azılı düşman ilan etmenin mantığını arıyorum, arıyorum, bulamıyorum. Ne oluyoruz yahu?
Türkiye'yi nasıl soydular?
"Adam hem gözlerimizin içine bakarak tarihî bir eseri soymuş, hem de bunun için para almış. Pes doğrusu!"
Bağımsızlık sonrası Rojava
Bağımsız devlet olgusunu gündeme getiren Barzani çizgisinin, eğer çok ciddi bir ekonomik refah üretemezse, Öcalan çizgisini esas alan KCK çizgisi karşısında güç ve nüfuz kaybedeceği, buna karşılık Rojava çizgisinin bağımsız devlette de güçleneceği kanısın
  • Güncel
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Eylem ve Etkinlikler
  • Dünya
Ege Denizi'nde 4 büyüklüğünde deprem PAKURD Genel Başkanı'na hapis cezası Dışişleri'nden Türkiye vatandaşlarına Maria kasırgası uyarısı Milli Eğitim Bakanı Yılmaz: 20 bin öğretmen atanacak Adıyaman'da çapa makinesi devrildi: 14 yaralı Artık kazaya karışan otobüs şirketlerinin isimleri gizlenmeyecek Ege Denizi'nde 4,4 büyüklüğünde deprem Çanakkale ve Muğla'da orta şiddette deprem Diyarbakır'a gönderilen 5 ambulans hizmete başladı Devlet hastanelerinde SMS dönemi başladı
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
YAZARLARIMIZTÜMÜ
ÇOK OKUNANLAR
    GAZETELER
    NAMAZ VAKİTLERİ
    İmsak
    Güneş
    Öğle
    İkindi
    Akşam
    Yatsı
    Haksöz Haber Radyo Selam | Tevhidin Adaletin ve Özgürlüğün Sesi
    © Copyrigth 2015 yonelishaber.com tüm hakları saklıdır.
    Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır ve linklerin sorumluluğu alınmaz. Yazılım ve Teknik Destek : AmdYazılım
    • Rss Servisi
    • Google+ Sayfası
    • Twitter Sayfası
    • Facebook Sayfası