• BIST
    116.531
  • Altın
    158,593
  • Dolar
    3,7404
  • Euro
    4,4932
  • Mobil Sayfamız
  • Facebook Sayfamız
  • Twitter Sayfamız
  • Google Plus Sayfamız
  • RSS Servisimiz
  • Android Uygulamamız
  • iOS Uygulamamız
Husiler ve Husi Hareketi; Kimdirler, tarihçeleri, güçleri, ilişkileri...
Yemen coğrafyasındaki Husi hareketinin tarihçesi ve günümüzdeki etkileri...
19 Aralık 2017 / 19:25

Sitemiz yazarlarından Metin Aldemir, Yemen'e tuttuğu projeksiyonda Husi ve Husi Hareketi'nin mercek altına aldı;

Bir önceki yazımızda Ali Abdullah Salih’in öldürülmesi üzerine durmuştuk. Bu yazımızda ise Husiler ve Husi hareketinin gelişimini Yemen siyasal tarihi üzerinde kısa bir değerlendirme yaparak durmuş olacağız. 

Türkiye ve dünya kamuoyunun Husiler hakkında belki de ilk farkındalığı, Suud-i Arabistan öncülüğündeki koalisyonun 25 Mart 2015’te Yemen’e yaptığı hava saldırısıyla başlamıştır. Bu tarihe kadar Yemen’le örtülü bir savaş içinde olan Suud, artık bunu gizlemeye gerek duymamış ve Yemen’e savaş açmıştır. Suud-i Arabistan liderliğindeki 10 Arap ülkesinin[1] katılımıyla, başkent Sa’na yakınlarında düzenlenen hava saldırısında, Husi Örgütüne ve Devrik  lider Ali Abdullah Salih'e bağlı askeri üslere gece baskını düzenlenmiş ve bu saldırı sonucu otuza aşkın kişi hayatını kaybetmiştir.

Çoğunluğunu Arap Devletlerinin oluşturduğu uluslararası çapta bir ilk olabilecek bu saldırının, kuşkusuz diktatör Salih’in devrilmesinden sonra bir türlü oluşamayan idare boşluğu ve bu boşluğu doldurmaya çalışan İran’ın destekleyip güçlendirdiği Husiler’in ilerleyişi, Suud’un bu saldırıyı düzenlemesinin nedenini olarak gösterilmektedir.

Ancak; Husilerin dünya kamuoyuna girmesi bu saldırıyla birlikte olmamıştır. 2004 yılında başlattıkları geniş çaplı isyanla, rejim güçleri ve yer yer Suud-i Arabistan’la girdikleri çatışmalarla adını duyuran bu örgüt, elbette her yapı ve örgütte olduğu gibi kendisini temellendirdiği ve beslendiği bir takım dayanaklar üzerinden var olagelmiştir.

Zeydiyye ve Yemen’de Zeydilik

Husi hareketinin gelişimini, mensubu olduğu Zeydiyye mezhebi üzerinden ifade etmek gerekirse öncelikle Zeydiyye üzerinde durmakta fayda var.

Şia’nın ilk mezhepleşme hareketinin başlangıcı olarak kabul edilen Zeydilik, ismini  Emevi idaresine karşı başlattığı Kufe-Irak merkezli başarısız bir ayaklanma sonucu 122/740 yılında öldürülen Zeyd b.Ali’den almıştır. [2]  Ölümünden sonra takipçilerinin devam ettirdiği Zeydiyye mezhebi,  klasik Mezhepler Tarihi eserlerinde ise şöyle tanımlanmaktadır: “ Zeyd B.Ali b. El-Hüseyin b.Ali b.Ebu Talib’e uyanlar ve imametin Ali-Fatıma soyundan gelen, âlim, cesur, zahid ve bizzat kılıca sarılıp imametini ilan ederek mücadele meydanına çıkan kişilerin hakkı olduğuna inanan kişi ve toplulukların müşterek adıdır. “[3]   

 Ayrıca bu tanımlamayla beraber Zeydilik, her ne kadar Şia kökenli bir mezhep olsa da, kendilerini diğer Şiilerden ayıran önemli bir özelliği vardır.   “En faziletli ve en üstün” (efdal) ve bu özelliğiyle halkı yönetmeye en lâyık bir kişi mevcut iken,  görece “daha az faziletli” (mefdûl) kişinin yöneticiliğini caiz görmeleri ve bu nedenle “en faziletli” olan Hz. Ali’ye rağmen halife olmuş Hz. Ebûbekir ile Hz. Ömer’in yönetimlerini meşru addetmeleri [4]  ve imamet konusundaki fikirleri dolaysıyla da Şia fırkaları içinde ayrılan bir mezheptir.[5]  Bu özelliğiyle Şia’ya uzak ama  Ehl-i Sünnet’e en yakın Şia mezhebi olup Ehl-i Sünnetle yakın ilişkiler kurarak uzlaşma yönünü çok sık kullanan mezheptir. [6]

Zeydiliğin Yemen’de yayılması ise, İmam  el-Hadi ile’l-Hak Yahya b.Hüseyin’in 286/900 yılında Yemen’in kuzeyinde bulunan Sa’da kentine  geçip kabileler arasında Zeydiliği yayması ve akabinde siyasi bir birliktelik sağlayarak ilk Zeydi devletini kurmasıyla gerçekleşmiş olur.  Ancak siyasi kargaşanın sürekli devam ettiği ve iktidarın birkaç kez el değiştirdiği Yemen’de Zeydiler, Osmanlı İmparatorluğu’nun hakimiyetine kadar, ülkede yegane hakim güç olmayı sürdürmüştür.

Sonraki yıllarda Osmanlı İmparatorluğu’yla da sık sık mücadele içine giren Yemen Zeydi Devleti, 1918 yılına kadar yarı otonom bir yönetimle kontrol altına alınır. [7]  Osmanlı İmparatorluğu’nun Birinci Dünya Savaşı sonrası çekildiği Yemen, 1962’ye kadar iki Zeydi İmam;  İmam Yahya ve İmam Ahmed tarafından yönetilir.  

İdareyi ele geçirdiği tarihten bu yana dikta rejim sanki ülkenin makûs talihiymiş gibi haleflerine de totaliter rejim mirası bırakan İmam Yahya, bir suikast sonucu öldürülmüş ve yerine oğlu İmam Ahmed geçmiştir. Ancak, halkın uygulamalarından rahatsız olduğu oğul Ahmed de,  babasını aratmayacak şekilde ülkede baskıları daha da artırmış ve Yemen’de sükûneti tesis edememiştir. 

Halkın rahatsızlığının temelinde İmam Yahya’nın ve oğlunun, geleneksel Zeydi mezhebinden uzaklaşıp imamet konusunda Şia ile aynı çizgiye yaklaşması olarak görüldüğü tezi bu dönemde sık sık işlenmiş ve bu tezin,  İran’ın Husiler üzerinden günümüz Yemen’inde nasıl belirleyici bir güç olduğunun ip uçlarını tarihsel arka planıyla birlikte vermektedir.

Yemen Cumhuriyeti

 1950’li yılların ortalarında, İşgal Devleti İsrail’in Filistin topraklarındaki ilhakının giderek artması ve İngilizlerin Ortadoğu coğrafyasındaki politikaları vs, Arap coğrafyasını kasıp kavuran ve literatüre Nasır milliyetçiliği olarak giren Arap milliyetçiliğini doğurmuş ve Mısır Devlet Başkanı Cemal Abdünnasır’ın öncülüğünde Birleşik Arap Birliği kurulmuştur. Bu atmosferden Yemen de etkilenmiş ve ordudaki bir takım subayların baskıları sonucu İmam Ahmed de bu birliğe girmiştir. Ancak, kısa vadeli bir heyecan olarak görülen bu birlik 1961 yılında dağılmış ve ardından İmam Ahmed’in saltanatı son bulmuştur.  Sonraki dönemlerde, Mısır ve Suud-i Arabistan arasında çekişmelere ve iç savaşa sahne olan ve Batı bloklu Kuzey Yemen ve ilk Marksist devlet olma özelliği taşıyan Doğu bloklu Güney Yemen, Ali Abdullah Salih’in liderliğinde 22 Mayıs 1990’da birleşmiş ve günümüz Yemen Cumhuriyetini meydana getirmişlerdir. [8]

 

Husi Hareketi

İki devletin birleşmesi sonucu ülkede yaşanan çatışmalara geçici olsa da ara verilmiştir. Ancak bu dönemlerde, Zeydi bir grup aktivist tarafından kurulan Hizbu’l-Hak (Hak Partisi) ve daha sonraları eş-Şebabu’l-Mümin (Mümin Gençler)  olarak çalışmalarına başlayan bir eğitim kurumu ortaya çıkar.[9] Zeydi kimliklerini gizleme ihtiyacı duymayan bu grup, Suud-i Arabistan’ın Vehhabilik yayılmacılığını karşı çalışmalarını yürüttüklerini söyleyen eş-Şebabu’l Mümin, Bedreddin Hüseyin el-Husi’nin öğretileri doğrultusunda hareket etmiş ve sonraları siyasi bir kimliğe bürünmüştür.  Ve esasında Husiler olarak isimlendirilmeleri bu süreçten sonra başlamıştır. Yemen Husi Hareketinin kurucusu olan Bedreddin Hüseyin el-Husi ‘nin öğretileri oğlu Hüseyin Husi ile vücut bulmaya başlamıştır. 

Husilerin politikleşme sürecini İran’la kurduğu ilişkiler üzerinden yapan Hüseyin Husi, Sa’da’da verdiği vaaz ve konferanslara ciddi bir kitleye ulaşmış, konferanslarında Humeyni’den İran devriminden pasajlar sunması ve uzunca bir süre İran’da kalmış olması [10] Husilerin İran’la olan ilişkilerine dair bir başka ipucu olarak önümüzde durmaktadır.

Husilerin siyasi söylemlerinde sürekli olarak dillendirdikleri sloganlar, İran devriminde atılan sloganların benzerliğiyle ilk başlarda masum görünse de, sonraki yıllarda İran’la olan ilişkilerin giderek artması ve gizleme ihtiyacının duyulmaması Şii takiyyeciliğin taktiksel örneğinin Yemen’de de görülmesine olanak sağlamıştır.

Husi hareketinin silahlı bir harekete dönüşmesi 2003 yılının sonlarına doğru gerçekleşmiş,  Ali  Abdullah Salih kontrolündeki rejim güçlerince varlıkları yine aynı yılda Salih’e karşı yapılan bir protesto neticesinde öğrenilmiştir.[11]  2004 yılının şubat ayından itibaren Husiler ve rejim yanlıları arasında çatışmalar başlamış aynı yılın sonlarına doğru Hüseyin Husi bu çatışmalarda öldürülmüştür. Altı yıl bulan bu çatışma sürecinde başlangıçta sayıları 3 veya 4 bin arasında olduğu tahmin edilen Husilerin,2010 yılına gelindiğinde 110-120 bin arasında...

yazının tümü için tıklayınız...

Bu haber 584 kez okudu
YORUM YAZ
UYARI: Haberler ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik eden yorumlar onaylanmamaktadır.
İslam Dünyası Kategorideki Diğer Haberler
Doğu Guta'da 14 günde 30'dan fazla çocuk öldürüldü
UNICEF, Suriye'nin başkenti Şam'da Esad rejiminin kuşatmasındaki Doğu Guta'ya yılın ilk iki haftasında yapılan saldırılar sonucu 30'dan fazla çocuğun hayatını kaybettiğini bildirdi.
İsrail, Kubbetu's Sahra'yı karanlığa gömüyor
Kudüs İslami Vakıflar İdaresi, "Kubbetu's Sahra'nın karanlıkta kalmasının nedeni, İsrail işgal polisinin müdahalesi ve arızanın giderilmesi için gerekli malzemenin girişini engellemesidir." açıklamasında bulundu.
KDP tartışmalı bölgelerde seçime katılmayacak
IKBY Başkanı Mesut Barzani liderliğindeki KDP, Kerkük ve diğer tartışmalı bölgelerde seçimlere katılmayacak.
"Parayı il müdüründen alır, sorumluyu savcılığa veririm"
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba tarımsal desteklere ilişkin kontrollerin artırılacağını belirterek, "Eğer verdiğimiz destekler yanlış yerlere gittiyse onun parasını il müdüründen alırım." dedi.
Bilgi ve Erdem Vakfı ile Diyarbakır Özgür-Der'den çağrı
Rus ve Esed rejimi uçakları tarafından ağır bombardımana tutulan Hama ve İdlib'teki mazlumlar sınıra akın ediyor. Kış şartlarında evsiz kalan Suriyeli mazlumlar için acil yardım çağrısı yapıldı.
Bağdat'ta intihar saldırısı: 26 ölü
Irak'ın başkenti Bağdat'ta düzenlenen intihar saldırısında 26 kişinin öldüğü, 90 kişinin yaralandığı bildirildi.
Beyaz Baretliler'den Doğu Guta için 'uluslararası topluma' çağrı
Sivil Savunma ekipleri, Esed rejiminin ablukasındaki Doğu Guta'ya düzenlenen saldırılara son verilmesini talep etti.
Esed-Rusya ittifakı Doğu Guta'da 2 ayda 329 sivili öldürdü
Rusya ve Esed rejiminin, ablukadaki Doğu Guta bölgesine son 2 aydır düzenlediği saldırılarda 329 sivil yaşamını yitirdi.
İsrail, Gazze sınırında bir tüneli bombaladı
İsrail ordusunun, Gazze ile Mısır sınırında Hamas'a ait bir tüneli bombaladığı bildirildi.
İsrail, Gazze'nin tek ticari sınır kapısını kapatıyor
İsrail'in Gazze'nin tek ticari sınır kapısı Kerm Ebu Salim'in (Kerem Şalom) bugünden itibaren ikinci bir emre kadar kapatılacağı bildirildi.
"Nükleer anlaşma yeniden müzakereye açık değil"
İran Dışişleri Bakanı Zarif, Trump'ın, İran'a nükleer anlaşma kapsamında sağlanan yaptırım muafiyetini son kez uzatması kararına ilişkin, nükleer anlaşmanın müzakereye açık olmadığını söyledi.
Esed Rejiminden Dûma’da Klor Gazlı Saldırı
İdlib ve Hama kırsalında İran ve Rus müttefiklerinden de aldığı destekle ilerleme sağlayan ancak muhaliflerden ağır darbe alan Esed hıncını Doğu Gutalı masumlardan çıkardı!
  • Güncel
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Eylem ve Etkinlikler
  • Dünya
Kısmen buz tutan Gölcük Gölü havadan görüntülendi Kanal İstanbul'un güzergahı resmen belli oldu Emniyet Özel Harekat Daire Başkanlığı kaldırıldı Bozdağ'dan 'Mor Beyin' açıklaması Van Gölü için 100 milyon liralık arıtma tesisi YÖK'ten görevlendirmelere ilişkin yönetmelik değişikliği Posof'ta eğitime kar engeli THY 2017'de 68,6 milyon yolcu taşıdı PTT'ye bin 750 personel alımında süreç başladı Türkiye'de serbest kılınan nitratlı gübrelere bölgede yasak sürüyor
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
YAZARLARIMIZTÜMÜ
ÇOK OKUNANLAR
    GAZETELER
    NAMAZ VAKİTLERİ
    İmsak
    Güneş
    Öğle
    İkindi
    Akşam
    Yatsı
    Haksöz Haber Radyo Selam | Tevhidin Adaletin ve Özgürlüğün Sesi
    © Copyrigth 2015 yonelishaber.com tüm hakları saklıdır.
    Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır ve linklerin sorumluluğu alınmaz. Yazılım ve Teknik Destek : AmdYazılım
    • Rss Servisi
    • Google+ Sayfası
    • Twitter Sayfası
    • Facebook Sayfası