• Mobil Sayfamız
  • Facebook Sayfamız
  • Twitter Sayfamız
  • Google Plus Sayfamız
  • RSS Servisimiz
  • Android Uygulamamız
  • iOS Uygulamamız
Hamas’ın yeni vizyonu tartışılmaya devam ediyor
Hamas’ın yeni vizyonu tartışılmaya devam ediyor. Dün konuyu işleyen Karar gazetesi yazarı Hakan Albayrak ile Yeni Akit yazarı Ahmet Varol konuyu işleyemeye devam ediyor.
05 Mayıs 2017 / 09:11

Antisemit -Yahudilere ırklarından ve dinlerinden ötürü düşman- olmakla suçlanan Hamas, geçen Pazartesi günü açıkladığı Yeni Siyaset Belgesi’nin bir yerinde şöyle diyor: “Hamas, çatışmanın dinleri sebebiyle Yahudilerle değil, Siyonist projeyle olduğunu vurgular. Hamas, hiç kimseyle Yahudi olduğu için çatışmamaktadır. Saldırgan işgalci Siyonistlerle mücadele etmektedir.”

Batı basını bu beyanda manşetlik bir sansasyon görmedi, yasak savmak babından haberlerle yetindi. Halbuki Hamas’ın o belgesinde ‘Yahudileri yeryüzünden silmeye azimliyiz’ denseydi bunu muhakkak manşetlere taşırdı. “İslamcılar”dan sadır olan makul açıklamalar para etmiyor.

A evet, hâlâ Siyonistlerle mücadeleden bahsediyor Hamas… Batı’daki yaygın ve hakim anlayışa göre Siyonizm aleyhtarlığı antisemitizmin bir cüzüdür ve hatta onun ta kendisidir. Zira Siyonizm aleyhtarları, Yahudilere bir devleti çok görmek suretiyle, onları ırklarından ve dinlerinden ötürü negatif ayrımcılığa tabi tutmaktadırlar. Binaenaleyh, Hamas hâlâ antisemittir!

Öyle mi? Değil işte! Siyonizm aleyhtarları ‘Yahudilerin devleti olmasın’ demiyorlar ki. ‘Filistin topraklarında Filistinlilerin rızası hilafına kurulan Yahudi devleti gayri meşrudur’ diyorlar. Filistin topraklarının işgaline, Filistin halkına reva görülen sürgün ve katliama karşı çıkıyorlar. Almanya veya İngiltere yahut Amerika Birleşik Devletleri ‘Falan bölgemi Yahudi devletine tahsis ettim’ deseydi, buna kimse itiraz etmezdi.

***

‘Yahudilerin kadîm yurdu olan Filistin dururken niye başka bir ülkenin toprakları olsun ki?’ diye sorulabilir ve soruluyor zaten. 

Bu mantıkla, Endülüs’ten sürülen Berberilerin ve Arapların oraya geri dönüp Endülüs İslam Devleti’ni yeniden kurmalarına müsaade etmek de gerekir.

Muhammed Esed -henüz Leopold Weiss isimli Yahudi iken- Siyonist hareketin liderlerinden Chaim Weizmann’a şöyle bir ders vermişti: Tarihte Filistin toprakları üzerinde kurulan iki Yahudi devleti toplamda sadece 500 sene, Endülüs’teki Müslüman devletler ise toplamda 800 sene hüküm sürdü. Üstelik Yahudiler Filistin’den sürüleli 2000 sene oluyor, Müslümanlar ise Endülüs’ten daha 500 sene önce sürüldüler. Neresinden bakarsanız bakın, onların Endülüs üzerinde hak iddia etmeleri Yahudilerin Filistin üzerinde hak iddia etmelerinden daha makul olur. ‘Ama Endülüs onların öz yurdu değildi, oraya dışarıdan gelmiştiler’ argümanı geçersizdir. İsrailoğulları da Filistin’e Mısır’dan gelmiştiler. Geldiklerinde orada başka bir halk vardı ve o halkla savaşarak kendilerine yer açtılar.

Şeytanın avukatlığına soyunalım ve Muhammed Esed’e cevap yetiştirmeye çalışalım: Mısır’daki İsrailoğulları’nın ataları göçebe bir halktı. O halkın başlangıç noktasının Filistin olmadığı ne malum? Mısır’dan çıkıp Filistin’e giden İsrailoğulları, belki de atalarının yurduna ve dolayısıyla öz vatanlarına dönmüş oldular; bir müddet sonra da Yahudiler Filistin’den sürüldüler, 2000 sene sürgünde yaşadılar ve nihayet Siyonist hareket sayesinde geri dönüp Tanrı’nın İsrailoğulları’na vaat ettiği kutsal topraklar üzerinde İsrail devletini kurdular…

İyi ama Filistinliler -ve dünya kamuoyu- Yahudi teolojisine göre amel etmeye mecbur değil ki! Mecbur olduklarını varsayalım; kendilerine o kutsal topraklar vaat edilen İsrailoğulları nerede?

***

Günümüzdeki Yahudilerin kökleri Filistin’e dayanmıyor; Hazar’a, Ukrayna’ya, Yemen’e, Fas’a, Etiyopya’ya dayanıyor. Belki aralarında üç-beş tane orijinal İsrailoğlu vardır ama genel olarak Yahudiliği sonradan benimseyen toplulukların soylarından geliyorlar, İsrailoğulları’nın soyundan değil.

Nitekim Telaviv Üniversitesi tarih profesörlerinden Şlomo Sand, Türkçesi Doğan Kitap’tan çıkan “Yahudi Halkı Nasıl İcat Edildi?” adlı kitabında -özetle- diyor ki:

1.Siyonistler “Sürgündeki İsrailoğulları’nın vatana dönüşü”nden bahsediyor, ama Roma döneminde yaşandığı iddia edilen kolektif sürgünün hiçbir delili yok. Filistin’den Avrupa’ya kadar uzanan bir Yahudi göçünün de delili yok. Aslında bu inanç, Hıristiyanların uydurduğu bir efsaneye dayanıyor. O efsaneden murat edilen şey Yahudileri suçluluk psikolojisine itip ‘Tanrı bizim atalarınızı lanetledi, onları sürgünle cezalandırdı. Lanetten kurtulmak istiyorsak Hıristiyan olmalıyız’ demeye sevk etmekti.

2.Siyonistlerin vazettiği milliyetçilik de mesnetsiz. Dünya Yahudilerinin İbrani kökenli tek bir halk, tek bir ulus oldukları doğru değil. Zaten günümüzde İbrani kökenli Yahudi bulmak neredeyse imkânsız. Yemen ve Kuzey Afrika Yahudileri başka ırklara mensup mühtedilerdir (Roma dönemindeki tebliğ çalışmaları sonucu Yahudilik dinine girmişlerdir). Orta ve Doğu Avrupa’daki Aşkenaz Yahudilerinin ataları ise Yahudiliği seçen Hazar Türkleridir. Etnik Ukraynalılar da Yahudiler arasında ciddi bir yekûn teşkil ediyor. Kısacası, günümüz Yahudilerinin “İsrail” diye anılan topraklarla hiçbir tarihî bağı bulunmuyor.

3. İbraniler (‘’Orijinal Yahudiler’’) Hıristiyanlık ve İslamiyet’in Filistin topraklarındaki yayılış dönemlerinde kitleler halinde din değiştirmiş ve zamanla etnik kökenlerini unutmuşlardır (Filistin topraklarındaki Yahudi nüfusunun tükeniş sebebi budur, “sürgün” değil). Herhangi bir Hamas liderinin atalarının İbrani olmasına yüksek ihtimal verilebilir, ama Avrupa, Yemen veya Fas göçmeni bir İsraillinin –Başbakan Netanyahu dahil- İbrani kökenli olması neredeyse imkânsız.

Hadi bakalım. Ne olacak şimdi?

***

Netice-i kelam: Siyonizm aleyhtarlığını antisemitizme bağlayanlar fena halde saçmalıyor. Siyonizm mefkûresinin de iler tutar yanı yok.

Hamas saygıyı hak ediyor vesselam.

KARAR


Ahmet Varol'un yorumu; 

Hamas’ın yeni vizyonu

Hamas’ın 1 Mayıs 2017’de Katar’ın başkenti Doha’da yayınladığı 42 maddelik bildirge bu hareketin yeni vizyonu olarak algılandı. Bu şekilde değerlendirilmesi hareket açısından olumlu bir mahiyet taşımaktadır. Ancak dünkü yazımızda da ifade ettiğimiz üzere bazı hususlarda da hareketin kastetmediği anlamlar çıkarılarak çarpıtmalar ve ifadeleri amacı dışına çeken yorumlar yapıldı. Bunlar da meselenin risklerini oluşturuyordu ve tahmin ediyoruz Hamas ileri gelenleri bu tür çarpıtma ihtimallerini de göz önünde bulundurarak yola çıkmışlardı. 

Fakat şunu bir kez daha belirtelim ki değişiklik ve yeniden düzenleme ilkelerde değil vizyondadır. Bunu ortaya koyan birkaç madde hakkında daha bilgi vermekte yarar görüyorum. 

Birinci maddede hareket kendisini tarif ederken Hamas’ın İslâmî, ulusal bir kurtuluş ve direniş teşkilatı olduğu, Filistin’in kurtarılmasını ve siyonist projeye karşı durulmasını hedeflediği, faaliyet, amaç ve araçlarında kaynağının İslâm olduğu ifade ediliyor. 

İkinci maddede Filistin’i tarif ederken şu ifadelere yer veriliyor: “Filistin, doğuda Ürdün Nehri’nden batıda Akdeniz’e kuzeyde Nakura’dan güneyde Ummu’r-Reşraş’a kadar uzanan toprakların tamamıdır. Bir bütündür ve parçalanamaz. Burası Filistin halkının toprağı ve vatanıdır. Filistin halkının buradan tehcir edilmesi ve yurdundan çıkarılması, üzerinde siyonist hâkimiyet oluşturulması, Filistin halkının topraklarının tümü üzerindeki haklarını ortadan kaldırmaz ve gasp edici siyonist hâkimiyete orada bir hak kazandırmaz.”

Bu vurgu Hamas’ın Filistin’in bütünlüğü ve hiçbir parçasından taviz verilemeyeceği, siyonist işgalin ise tamamen gayri meşru olduğu konusundaki yaklaşım ve tutumunda herhangi bir değişiklik olmadığını teyit etmektedir. 

Bildirgenin dördüncü maddesinde Filistin halkının tanımı yapılırken, siyonist işgalden dolayı yurdundan çıkarılmış bir Filistinli aileye mensup ama Filistin dışında dünyaya gelmiş çocukların da Filistinli olduğu dolayısıyla onların da yurtlarına dönüş haklarının mahfuz olduğu vurgulanıyor. 

Yedinci maddede Filistin davasının İslâmî açıdan önemiyle ilgili hususlara dikkat çekiliyor ve Filistin davasının bütün ümmet açısından önemli ve öncelikli bir dava olduğu dile getiriliyor. 

Onuncu maddede Kudüs’ün Filistin’in başkenti olduğu, din, tarih ve uygarlık yönünden tüm Arap ulusu, İslam âlemi ve insanlık açısından özel bir mevkiye sahip olduğu, İslam’ın ve hıristiyanlığın muhtelif kutsal mekânlarının bu şehirde olduğu, Filistin halkının, Arap toplumunun ve İslâm ümmetinin bu şehir üzerindeki haklarının sabit olduğu, bunlardan hiçbir şekilde taviz verilemeyeceği; işgal yönetiminin bu şehirdeki tüm yahudileştirme faaliyetlerinin, yerleşim inşasının, gerçekleri değiştirme çabalarının ve şehrin kimliğini yok etme faaliyetlerinin yok hükmünde sayıldığı hatırlatılıyor. 

On birinci maddede de Mescidi Aksa’nın tamamen Müslümanlara ait bir mabet olduğu, işgalcilerin buranın üzerinde hiçbir haklarının bulunmadığı, dolayısıyla işgal yönetiminin Mescidi Aksa’ya yönelik yahudileştirme faaliyetlerinin veya bölme girişimlerinin tamamen geçersiz ve her türlü dayanaktan yoksun olduğu vurgulanıyor. 

On ikinci ve on üçüncü maddelerde mültecilerin durumu üzerinde duruluyor ve onların yurtlarına dönüş haklarının saklı olduğu, gerek 1948’de ve gerekse 1967’de yurtlarından çıkarılmış Filistinlilerin Filistin topraklarının asıl sahiplerinden oldukları, onların yurda dönüş haklarının engellenemeyeceği ve Filistin’e alternatif bir vatan bulma formülünün kabul edilemeyeceği vurgulanıyor. Yurda dönüş hakkının hiç kimsenin üzerinde tasarrufta bulunma yetkisinin olmadığı sabit bir hak olduğu hatırlatılıyor.

YENİ AKİT

87288

Bu haber 1379 kez okudu
YORUM YAZ
UYARI: Haberler ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik eden yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorum - Analiz Kategorideki Diğer Haberler
Kudüs, İslam dünyası ve İstanbul zirvesi
İstanbul'da gerçekleştirilen İslam İşbirliği Teşkilatı Olağanüstü Liderler Zirvesi tarihi bir öneme sahipti. Teşkilatın kurulmasına zemin hazırlayan sebepler ve kendine biçtiği misyon, zirvede açık bir şekilde ortaya çıktı.
Çoklara galebe çalan yiğitler
Zafer Burakmak'ın yorumu;
AK Parti-MHP ittifakı, baraj ve sistemde son durum ne?
"Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde, Cumhurbaşkanı’nın partisinin Meclis’te mümkün olan en yüksek vekil sayısıyla çoğunluğu kazanması elzem görülüyor. Bu nedenle, barajın düşürülmesine sıcak bakılmıyor."
Kudüs üzerine
"Çünkü liderlerin diktatörlükleri önce halklarını, bu uğurda işledikleri günahlar ise sonraki süreçte kendilerini boğuyor. Bugün işlenen her suç, yarınlarını da ipotek altına alıyor.Ve bu hal devam ettikçe İsrail gibi rejimlerin adımları hızlanıyor, poli
Kürt tedirginliği sürdükçe
Türkiye, giderek Kürt kimliğini ‘yadırgayan’ bir siyasi tahayyül geliştirdiği ve bunu milliyetçi bir çerçeve içine oturtarak çatışmayı hedeflediği ölçüde, hem genelde Ortadoğu’da hem de ABD, Rusya ve İran karşısında kırılgan hale geldi.
Trump’ın Kudüs hamlesi uluslararası hukukun açık ihlalidir
ABD büyükelçiliğinin Kudüs'e taşınmasına ilişkin bu hamlenin “Filistin sorunu” açısından birçok anlamı ve sonucu olacaktır. İsrail-ABD penceresinden bakıldığında ise, bugün iki devletli çözüm olasılığı masadan kalkmış görünüyor.
Dünya tam olarak öyle bir yer değil
"Demek ki dünyada kimsenin elinde mutlak güç yok. Kimsenin elinde asla yanılmaz ve yenilmez planlar yok.... Bütün bunlar kıymetini bilenler için daha ümitvar bir dünya vaad ediyor."
Kudüs ve Derinleşen İşgale Karşı Safları Netleştirmek!
Eğer gerçekten de şu veya bu ülkenin, ordunun, süper devletin değil; Rabbul Alemin’in Kadir-i Mutlak olduğuna ve ondan başka da güç ve kudret sahibi bulunmadığına iman ediyorsak perspektifimiz, tutumumuz, kaygı ve özlemlerimiz bu inancımızı yansıtmalıdır.
Ali Abdullah Salih’in Öldürülmesi ve Husiler (1)
Site yazarlarımızdan Metin Aldemir, Yemen'deki gelişmeleri yazı dizisine konu aldı.
Yerlilerin Gözyaşları (Yerlilerin Yok Edilişinin Kısa Tarihi)
Site yazarlarımızdan Ömer Arslan, İspanya sömürge tarihindeki zulümleri konu alan "Yerlilerin Gözyaşları" kitabını değerlendirdi.
ABD budur
Bu, ABD’nin kararıdır. ABD budur. Ilımlısıyla ve ılımsızıyla…
Ambargoyu ‘delme’nin uzun hikayesi
Karar gazetesi yazarı Yıldıray Oğur, ABD'deki mahkemeye taşınan İran'a ambargoyu delme meselesini uzun bir yazı ile anlaşılır bir şekilde tüm boyutlarıyla ele almış.
  • Güncel
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Eylem ve Etkinlikler
  • Dünya
ÖSYM'den 2017-YDUS adaylarına sınav saati uyarısı HDP eski Sakarya il başkanına 3 yıl 9 ay hapis cezası Çavuşoğlu: Afrin'e istediğimiz zaman gireriz Türkiye'de 1,5 milyon güvenlik görevlisi var Bozkırda 'bal ormanları' kuruldu Bakanlıktan egzoz muayenesine sıkı takip Eğitime kar engeli 8 ilde naylon fatura operasyonu: 90 kişi hakkında gözaltı kararı Bolu Dağı'nda tırların geçişine izin verilmiyor Uygunsuz asansörlere ceza yağdı
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
YAZARLARIMIZTÜMÜ
ÇOK OKUNANLAR
    GAZETELER
    NAMAZ VAKİTLERİ
    İmsak
    Güneş
    Öğle
    İkindi
    Akşam
    Yatsı
    Haksöz Haber Radyo Selam | Tevhidin Adaletin ve Özgürlüğün Sesi
    © Copyrigth 2015 yonelishaber.com tüm hakları saklıdır.
    Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır ve linklerin sorumluluğu alınmaz. Yazılım ve Teknik Destek : AmdYazılım
    • Rss Servisi
    • Google+ Sayfası
    • Twitter Sayfası
    • Facebook Sayfası