• BIST
    106.926
  • Altın
    151,318
  • Dolar
    3,6718
  • Euro
    4,3287
  • Mobil Sayfamız
  • Facebook Sayfamız
  • Twitter Sayfamız
  • Google Plus Sayfamız
  • RSS Servisimiz
  • Android Uygulamamız
  • iOS Uygulamamız
Hamas’ın yeni vizyonu tartışılmaya devam ediyor
Hamas’ın yeni vizyonu tartışılmaya devam ediyor. Dün konuyu işleyen Karar gazetesi yazarı Hakan Albayrak ile Yeni Akit yazarı Ahmet Varol konuyu işleyemeye devam ediyor.
05 Mayıs 2017 / 09:11

Antisemit -Yahudilere ırklarından ve dinlerinden ötürü düşman- olmakla suçlanan Hamas, geçen Pazartesi günü açıkladığı Yeni Siyaset Belgesi’nin bir yerinde şöyle diyor: “Hamas, çatışmanın dinleri sebebiyle Yahudilerle değil, Siyonist projeyle olduğunu vurgular. Hamas, hiç kimseyle Yahudi olduğu için çatışmamaktadır. Saldırgan işgalci Siyonistlerle mücadele etmektedir.”

Batı basını bu beyanda manşetlik bir sansasyon görmedi, yasak savmak babından haberlerle yetindi. Halbuki Hamas’ın o belgesinde ‘Yahudileri yeryüzünden silmeye azimliyiz’ denseydi bunu muhakkak manşetlere taşırdı. “İslamcılar”dan sadır olan makul açıklamalar para etmiyor.

A evet, hâlâ Siyonistlerle mücadeleden bahsediyor Hamas… Batı’daki yaygın ve hakim anlayışa göre Siyonizm aleyhtarlığı antisemitizmin bir cüzüdür ve hatta onun ta kendisidir. Zira Siyonizm aleyhtarları, Yahudilere bir devleti çok görmek suretiyle, onları ırklarından ve dinlerinden ötürü negatif ayrımcılığa tabi tutmaktadırlar. Binaenaleyh, Hamas hâlâ antisemittir!

Öyle mi? Değil işte! Siyonizm aleyhtarları ‘Yahudilerin devleti olmasın’ demiyorlar ki. ‘Filistin topraklarında Filistinlilerin rızası hilafına kurulan Yahudi devleti gayri meşrudur’ diyorlar. Filistin topraklarının işgaline, Filistin halkına reva görülen sürgün ve katliama karşı çıkıyorlar. Almanya veya İngiltere yahut Amerika Birleşik Devletleri ‘Falan bölgemi Yahudi devletine tahsis ettim’ deseydi, buna kimse itiraz etmezdi.

***

‘Yahudilerin kadîm yurdu olan Filistin dururken niye başka bir ülkenin toprakları olsun ki?’ diye sorulabilir ve soruluyor zaten. 

Bu mantıkla, Endülüs’ten sürülen Berberilerin ve Arapların oraya geri dönüp Endülüs İslam Devleti’ni yeniden kurmalarına müsaade etmek de gerekir.

Muhammed Esed -henüz Leopold Weiss isimli Yahudi iken- Siyonist hareketin liderlerinden Chaim Weizmann’a şöyle bir ders vermişti: Tarihte Filistin toprakları üzerinde kurulan iki Yahudi devleti toplamda sadece 500 sene, Endülüs’teki Müslüman devletler ise toplamda 800 sene hüküm sürdü. Üstelik Yahudiler Filistin’den sürüleli 2000 sene oluyor, Müslümanlar ise Endülüs’ten daha 500 sene önce sürüldüler. Neresinden bakarsanız bakın, onların Endülüs üzerinde hak iddia etmeleri Yahudilerin Filistin üzerinde hak iddia etmelerinden daha makul olur. ‘Ama Endülüs onların öz yurdu değildi, oraya dışarıdan gelmiştiler’ argümanı geçersizdir. İsrailoğulları da Filistin’e Mısır’dan gelmiştiler. Geldiklerinde orada başka bir halk vardı ve o halkla savaşarak kendilerine yer açtılar.

Şeytanın avukatlığına soyunalım ve Muhammed Esed’e cevap yetiştirmeye çalışalım: Mısır’daki İsrailoğulları’nın ataları göçebe bir halktı. O halkın başlangıç noktasının Filistin olmadığı ne malum? Mısır’dan çıkıp Filistin’e giden İsrailoğulları, belki de atalarının yurduna ve dolayısıyla öz vatanlarına dönmüş oldular; bir müddet sonra da Yahudiler Filistin’den sürüldüler, 2000 sene sürgünde yaşadılar ve nihayet Siyonist hareket sayesinde geri dönüp Tanrı’nın İsrailoğulları’na vaat ettiği kutsal topraklar üzerinde İsrail devletini kurdular…

İyi ama Filistinliler -ve dünya kamuoyu- Yahudi teolojisine göre amel etmeye mecbur değil ki! Mecbur olduklarını varsayalım; kendilerine o kutsal topraklar vaat edilen İsrailoğulları nerede?

***

Günümüzdeki Yahudilerin kökleri Filistin’e dayanmıyor; Hazar’a, Ukrayna’ya, Yemen’e, Fas’a, Etiyopya’ya dayanıyor. Belki aralarında üç-beş tane orijinal İsrailoğlu vardır ama genel olarak Yahudiliği sonradan benimseyen toplulukların soylarından geliyorlar, İsrailoğulları’nın soyundan değil.

Nitekim Telaviv Üniversitesi tarih profesörlerinden Şlomo Sand, Türkçesi Doğan Kitap’tan çıkan “Yahudi Halkı Nasıl İcat Edildi?” adlı kitabında -özetle- diyor ki:

1.Siyonistler “Sürgündeki İsrailoğulları’nın vatana dönüşü”nden bahsediyor, ama Roma döneminde yaşandığı iddia edilen kolektif sürgünün hiçbir delili yok. Filistin’den Avrupa’ya kadar uzanan bir Yahudi göçünün de delili yok. Aslında bu inanç, Hıristiyanların uydurduğu bir efsaneye dayanıyor. O efsaneden murat edilen şey Yahudileri suçluluk psikolojisine itip ‘Tanrı bizim atalarınızı lanetledi, onları sürgünle cezalandırdı. Lanetten kurtulmak istiyorsak Hıristiyan olmalıyız’ demeye sevk etmekti.

2.Siyonistlerin vazettiği milliyetçilik de mesnetsiz. Dünya Yahudilerinin İbrani kökenli tek bir halk, tek bir ulus oldukları doğru değil. Zaten günümüzde İbrani kökenli Yahudi bulmak neredeyse imkânsız. Yemen ve Kuzey Afrika Yahudileri başka ırklara mensup mühtedilerdir (Roma dönemindeki tebliğ çalışmaları sonucu Yahudilik dinine girmişlerdir). Orta ve Doğu Avrupa’daki Aşkenaz Yahudilerinin ataları ise Yahudiliği seçen Hazar Türkleridir. Etnik Ukraynalılar da Yahudiler arasında ciddi bir yekûn teşkil ediyor. Kısacası, günümüz Yahudilerinin “İsrail” diye anılan topraklarla hiçbir tarihî bağı bulunmuyor.

3. İbraniler (‘’Orijinal Yahudiler’’) Hıristiyanlık ve İslamiyet’in Filistin topraklarındaki yayılış dönemlerinde kitleler halinde din değiştirmiş ve zamanla etnik kökenlerini unutmuşlardır (Filistin topraklarındaki Yahudi nüfusunun tükeniş sebebi budur, “sürgün” değil). Herhangi bir Hamas liderinin atalarının İbrani olmasına yüksek ihtimal verilebilir, ama Avrupa, Yemen veya Fas göçmeni bir İsraillinin –Başbakan Netanyahu dahil- İbrani kökenli olması neredeyse imkânsız.

Hadi bakalım. Ne olacak şimdi?

***

Netice-i kelam: Siyonizm aleyhtarlığını antisemitizme bağlayanlar fena halde saçmalıyor. Siyonizm mefkûresinin de iler tutar yanı yok.

Hamas saygıyı hak ediyor vesselam.

KARAR


Ahmet Varol'un yorumu; 

Hamas’ın yeni vizyonu

Hamas’ın 1 Mayıs 2017’de Katar’ın başkenti Doha’da yayınladığı 42 maddelik bildirge bu hareketin yeni vizyonu olarak algılandı. Bu şekilde değerlendirilmesi hareket açısından olumlu bir mahiyet taşımaktadır. Ancak dünkü yazımızda da ifade ettiğimiz üzere bazı hususlarda da hareketin kastetmediği anlamlar çıkarılarak çarpıtmalar ve ifadeleri amacı dışına çeken yorumlar yapıldı. Bunlar da meselenin risklerini oluşturuyordu ve tahmin ediyoruz Hamas ileri gelenleri bu tür çarpıtma ihtimallerini de göz önünde bulundurarak yola çıkmışlardı. 

Fakat şunu bir kez daha belirtelim ki değişiklik ve yeniden düzenleme ilkelerde değil vizyondadır. Bunu ortaya koyan birkaç madde hakkında daha bilgi vermekte yarar görüyorum. 

Birinci maddede hareket kendisini tarif ederken Hamas’ın İslâmî, ulusal bir kurtuluş ve direniş teşkilatı olduğu, Filistin’in kurtarılmasını ve siyonist projeye karşı durulmasını hedeflediği, faaliyet, amaç ve araçlarında kaynağının İslâm olduğu ifade ediliyor. 

İkinci maddede Filistin’i tarif ederken şu ifadelere yer veriliyor: “Filistin, doğuda Ürdün Nehri’nden batıda Akdeniz’e kuzeyde Nakura’dan güneyde Ummu’r-Reşraş’a kadar uzanan toprakların tamamıdır. Bir bütündür ve parçalanamaz. Burası Filistin halkının toprağı ve vatanıdır. Filistin halkının buradan tehcir edilmesi ve yurdundan çıkarılması, üzerinde siyonist hâkimiyet oluşturulması, Filistin halkının topraklarının tümü üzerindeki haklarını ortadan kaldırmaz ve gasp edici siyonist hâkimiyete orada bir hak kazandırmaz.”

Bu vurgu Hamas’ın Filistin’in bütünlüğü ve hiçbir parçasından taviz verilemeyeceği, siyonist işgalin ise tamamen gayri meşru olduğu konusundaki yaklaşım ve tutumunda herhangi bir değişiklik olmadığını teyit etmektedir. 

Bildirgenin dördüncü maddesinde Filistin halkının tanımı yapılırken, siyonist işgalden dolayı yurdundan çıkarılmış bir Filistinli aileye mensup ama Filistin dışında dünyaya gelmiş çocukların da Filistinli olduğu dolayısıyla onların da yurtlarına dönüş haklarının mahfuz olduğu vurgulanıyor. 

Yedinci maddede Filistin davasının İslâmî açıdan önemiyle ilgili hususlara dikkat çekiliyor ve Filistin davasının bütün ümmet açısından önemli ve öncelikli bir dava olduğu dile getiriliyor. 

Onuncu maddede Kudüs’ün Filistin’in başkenti olduğu, din, tarih ve uygarlık yönünden tüm Arap ulusu, İslam âlemi ve insanlık açısından özel bir mevkiye sahip olduğu, İslam’ın ve hıristiyanlığın muhtelif kutsal mekânlarının bu şehirde olduğu, Filistin halkının, Arap toplumunun ve İslâm ümmetinin bu şehir üzerindeki haklarının sabit olduğu, bunlardan hiçbir şekilde taviz verilemeyeceği; işgal yönetiminin bu şehirdeki tüm yahudileştirme faaliyetlerinin, yerleşim inşasının, gerçekleri değiştirme çabalarının ve şehrin kimliğini yok etme faaliyetlerinin yok hükmünde sayıldığı hatırlatılıyor. 

On birinci maddede de Mescidi Aksa’nın tamamen Müslümanlara ait bir mabet olduğu, işgalcilerin buranın üzerinde hiçbir haklarının bulunmadığı, dolayısıyla işgal yönetiminin Mescidi Aksa’ya yönelik yahudileştirme faaliyetlerinin veya bölme girişimlerinin tamamen geçersiz ve her türlü dayanaktan yoksun olduğu vurgulanıyor. 

On ikinci ve on üçüncü maddelerde mültecilerin durumu üzerinde duruluyor ve onların yurtlarına dönüş haklarının saklı olduğu, gerek 1948’de ve gerekse 1967’de yurtlarından çıkarılmış Filistinlilerin Filistin topraklarının asıl sahiplerinden oldukları, onların yurda dönüş haklarının engellenemeyeceği ve Filistin’e alternatif bir vatan bulma formülünün kabul edilemeyeceği vurgulanıyor. Yurda dönüş hakkının hiç kimsenin üzerinde tasarrufta bulunma yetkisinin olmadığı sabit bir hak olduğu hatırlatılıyor.

YENİ AKİT

87288

Bu haber 1275 kez okudu
YORUM YAZ
UYARI: Haberler ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik eden yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorum - Analiz Kategorideki Diğer Haberler
Kerkük operasyonu ve eski düzenin sonu
Irak hükümeti referandumun ardından IKBY'ye yönelik uyarılarını fiili müdahaleye çevirdi ve IKBY Haziran 2014'te DEAŞ'ın genişlemesinden önceki sınırlara dönmek zorunda kaldı.
Gmail, Youtube, android market vb uygulamalar ile izleniyoruz
"Dikizleme döneminden geçiyoruz! Yönetmelikler ve kişisel hak ve özgürlükler ne kadar gelişti desekte, halen izlemeler sanal dünyada devam ediyor. Bizden habersiz olarak özel bilgilerimiz sürekli depolanıyor."
Sosyalist rejimler birer vahşet rejimiydi
Milyonlarca insanı bir ütopya uğruna acımasızca öldüren rejimler, ideolojik renkleri ne olursa olsun, birer vahşet rejimi olmaktan başka ne olabilir? Aynı veya benzer şeyleri faşistler tarafından yapılınca kınayan birçok kişi, iş sosyalist cinayet ve katl
TEOG’un Aşil Topuğu veya yeni sınav sistemi için bir öneri
"Hormonlu olsun veya olmasın, sayısız okulun farklı sebeplerle aynı standartta not vermediği bir ortamda çözüm ne olmalı? Eğitim emektarı, sınıf geçme notunun yerleştirmeye etkisinin ortadan kaldırılmasını öneriyor."
Kerkük’ten zafer çıkarmak
Irak güçlerinin İran destekli Haşdi Şabi milislerini de yanına alarak Kerkük’e saldırmasının ardından Kerkük’de yaşanabileceklere dikkat çeken Habertürk yazarı Nihal Bengisu Karaca ‘Kerkük’ten zafer çıkarmak’ başlıklı yazıyı köşesine taşıdı.
Her yıl kural değiştiren ÖSYM'ye: Madem kaldıracaktınız neden getirdiniz?
Bir önceki sınavda birçok öğrencinin canını yakan uygulamaların bu sene bir açıklamayla kaldırılmasını sorgulayan Abbas Güçlü, "Madem kaldırılacaktı, neden getirdiniz?... Sınavı iptal edilenlerden özür dilenecek mi?" diye sordu.
"Şimdi Kerkük’ün Türklüğü ihya mı oldu?"
"Şimdi Irak Anayasası’na Kerkük’ün Türklüğünü vurgulayan bir madde mi eklenecek? Kerkük’te raconu bundan böyle Türkmenler mi kesecek? Yok öyle bir şey."
Barzani kaybetti de sen ne kazandın?
"Kerkük düştü diye zil takıp oynayan kardeşim!.. Düştüyse İran’ın eline düştü, senin payına ne düştü ki çığlık çığlığasın böyle?... Hani sen Barzani için İsrail’e çalışıyor, Almanların piyonudur, Amerika’nın ajanıdır diyordun ya, hiçbiri sahip çıkmadı."
Okul sayısı başarı tamam, ya nitelik? Bahçeli istemişse sınav kalkabilir öyle mi?
"Sorun AK Parti’nin yaptıkların rakamlarla anlatması değil. Sorun, AK Partinin yaptıklarını sadece rakamlara indirgemesindedir. Nitelikle değil, sadece rakamlarla konuşuyor olmasındadır."
"Lise öğrencisi eski erkek arkadaşı tarafından öldürüldü" Burada bir tuhaflık yok mu?
"Helin 16 yaşında. Eğer Helin'in, “eski erkek arkadaşı” ile ailesinin zoru ile evlendirilmesine kalkılsaydı, ona “çocuk gelin” denecekti. “Eski erkek arkadaşı” tarafından öldürüldü ve manşetler “kadın cinayeti” olarak atıldı. Burada bir tuhaflık yok mu?
Mardin’de gündelik hayat
Karar Gazetesi yazarı Yıldız Ramazanoğlu, Mardin'e yaptığı ziyareti köşesine taşıdı.
Korku, susturanda zulüm, susturulanda öfke biriktirir
Devlet ve örgüt gibi organizasyonların, değer vermek gibi ikna yöntemleri yerine korku duvarları üzerinden toplumları yönetmenin yollarını keşfetmenin üzerinden bin yıllar geçti.
  • Güncel
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Eylem ve Etkinlikler
  • Dünya
Sürücü Kursu sınavında değişiklik Müftülüğe Nikah Yetkisi Veren Madde Kabul Edildi HDP Bursa il başkanı tutuklandı Frankfurt Başkonsolosluğundan polise "PKK" tepkisi Rektör atamaları Resmi Gazete'de Yolcu otobüsü ile pancar yüklü tır çarpıştı: 1 ölü, 20 yaralı Deniz Baykal hastaneye kaldırıldı Ardahan'da kar yağışı ve sis yol kapattı EPDK Başkanı Yılmaz: Sistemde kaçak akaryakıt kalmadı 'Öcalan öldü' iddiasına savcılıktan yalanlama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
YAZARLARIMIZTÜMÜ
ÇOK OKUNANLAR
    GAZETELER
    NAMAZ VAKİTLERİ
    İmsak
    Güneş
    Öğle
    İkindi
    Akşam
    Yatsı
    Haksöz Haber Radyo Selam | Tevhidin Adaletin ve Özgürlüğün Sesi
    © Copyrigth 2015 yonelishaber.com tüm hakları saklıdır.
    Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır ve linklerin sorumluluğu alınmaz. Yazılım ve Teknik Destek : AmdYazılım
    • Rss Servisi
    • Google+ Sayfası
    • Twitter Sayfası
    • Facebook Sayfası