• Mobil Sayfamız
  • Facebook Sayfamız
  • Twitter Sayfamız
  • Google Plus Sayfamız
  • RSS Servisimiz
  • Android Uygulamamız
  • iOS Uygulamamız
Güçlü ve büyük bir Türkiye için Kürt referandumu...
İran’ın uydusu olan bir Şii Irak’la mı yoksa güçlü ilişkilerinin olduğu, petrol bölgelerinin bir kısmına sahip sünni bir Kürt devleti ile komşu olmak mı Türkiye’nin çıkarınadır? Türkiye’nin aleyhine kurulmuş Sykes Picot düzeninin çökmesi, Türkiye’nin aley
13 Eylül 2017 / 12:29

Yıldıray Oğur'un Karar gazetesindeki "Güçlü ve büyük bir Türkiye için..." başlıklı yazısı;

16 Kasım 2013 günü Diyarbakır’da Erdoğan, Barzani, Şivan Perwer ve İbrahim Tatlıses’in birlikte sahneye çıktığı tarihi buluşma ertesi günkü gazetelerin manşetlerinde coşkulu başlıklarla yer almıştı.

“Çözüm Baharı”, “Tarihi mesaj”, “Biz Kardeşiz”, “Diyarbakır Sözleşmesi”“Megri Amed”

Dört yıl sonra Kürdistan bölgesel yönetiminin 25 Eylül’de yapacağını ilan ettiği bağımsızlık referandum yaklaşırken atılan başlıklara bakalım şimdi de:

“Barzani haddini aştı”, “Barzani’den küstah tehdit”, “Bedeli, ağır olur”, “Barzani durdurun” “Barzani-Mossad ortaklığı”

Tabii Türkiye’de biri hakkında fikirlerimizin değişmesi için dört yıl epey uzun bir süre sayılabilir.

Son üç yılda çeşitli kriz zamanlarında FETÖ ve PKK’nın arkasındaki gücün kim olduğuyla ilgili Rusya, İran, İsrail, tabii istikrarlı olarak ABD ve 200 yıllık planları olan İngiltere arasında gidip geldikten sonra son olarak Almanya’da karar kılındı. Darbenin arkasında oldukları, hatta PKK’yı Almanların kurduğu bile yazıldı. Halbuki iki yıl önce Rus uçağını düşürdükten sonra aynı gazeteler “FETÖ’nün hamisi Putin” “PKK’nın silahları Ruslardan”” “Moskova’da PKK bürosu” başlıkları atılmıştı.

Yine de son beş yılın bütün kırılmalarında Türkiye’nin yanında durmuş, çok güçlü ekonomik, borusal bağlar kurulan bölgedeki en istikrarlı müttefikimiz Barzani’ye karşı birden bire ortaya çıkan bu öfke epey tuhaf.

Tuhaf çünkü, referandumla ülkesi bölünmenin eşiğine gelecek Irak’ın başbakanı bile bizdeki bazıları kadar öfkeli değil.

***

Bundan bir sene kadar önce hakkında epey ağır konuştuğumuz ama şimdi Barzani’ye karşı aynı yanyana geliverdiğimiz, Irak Başbakanı Haydar İbadi’nin bugüne kadar ağzından “anayasal değil, tanımayız” “doğru bir adım değil,” “ülkemizi karanlık bir tünele sokar” gibi itidalli sözlerden fazlası çıkmadı.

Hadi diyelim İbadi ılımlı bir isim. Onun selefi olan, şahin, milliyetçi eski başbakan Maliki bile serinkanlılığını kaybetmedi:

“Kürt kardeşlerin başvurduğu referandum ve diğer konuların anayasal bir çerçeveye ihtiyacı var. Eğer anayasal bir çerçeve sağlanırsa atacakları adım kabul görür. Ancak anayasaya aykırı bir adım atılırsa hem kendileri hem de Irak için soruna yol açabilir. Sorun diline dönmek istemiyoruz. Gerekirse anayasa; referandum ve kendi kaderini tayin etme hakkını sağlayacak şekilde gözden geçirilsin.”

Referandumun olduğu, bölünme riski olan ülkenin idarecileri bile böyle konuşurken, komşu ülkede bir milliyetçi muhalefet liderinin neden bu kadar hiddetlendiğini ise anlamak zor:

“Barzani çetesi 25 Eylül'de bağımsızlık referandumu yapacakmış. Bunun adı rezalet, melanet, ihanettir. Irak'ın toprak bütünlüğünün bozulmasının en ağır yankısı Türkiye'den hissedilecektir. Buna izin verilemez, buna göz yumulamaz."

MHP liderinin bu öfkesine en yakın tepki, bu referandumda yan yana düştüğü PKK’dan geldi.

Kürdistan İşçi Partisi, adını taşıyan bir örgütün Kürdistan referandumuna karşı çıkma gerekçelerini açıklamak gibi zor bir işe soyunan Duran Kalkan “Bu referanduma kim karar veriyor? Kürt toplumunun onayını almış mıdır? ‘Ben yaparım olur’ demek dar bir propaganda işine benziyor” dedi.

Güneydoğu’daki şehirlerde özyönetim ilanlarıyla yıkıma neden olan DBP “25 Eylül’de yapılması planlanan referandumu Kürtlerin özgürlük ve statü talebini küçük bir ulus devletçik ile boğma çabası olarak görüyoruz” derken, HDP, Salih Müslim “Saygı duyuyoruz” açıklamaları yaptı, Demirtaş ve Baydemir’den ise bir ton daha güçlü referanduma destek çağrıları geldi.

PKK’nın Irak Kürdistan’ındaki parti ve örgütleriyse peş peşe yaptıkları açıklamalarla “aterkillikten”, feodalliği bir sürü tuhaf gerekçeyle referandumu eleştirdiler.

Aslında çok da tuhaf değil. Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nde Barzani’ye karşı uzun süredir İran ve Bağdat’la birlikte hareket eden gruplar bu referanduma da “hayır” diyorlar.

***

İran’ın proxy muhalefeti gibi çalışan Goran Hareketi, İslamcı Kürt partisi Komel, her ne kadar Celal Talabani ve oğlu Kubat “evet” dese de, partinin esas kurucusu olan İbrahim Ahmet’in kızı ve Celal Talabani’nin eşi olan Hero Talabani’nin kontrol ettiği KYB hayırcı kanatta.

Ama İran’ın bölgedeki auroasına kapılmış olan artık sadece Kürt partiler değil.

1994’te Türkiye istihbaratının katkılarıyla kurulan Irak Türkmen Cephesi de bir süredir İran ve Bağdat hattıyla birlikte hareket ediyor.

Yüzde 40’ı Şii olan Irak Türkmenlerinin , Sünni ve Türkmen kimlikleri baskın olan çoğunluğunun Türkiye ile gönül bağları devam etse de, bütün grupların silahlandığı, herkesin birbirine saldırdığı bir coğrafyada gönül bağı karın doğurmuyor artık. Onlar da Kerkük türküleri çalınan televizyon açmaktan fazlasını veremeyen Türkiye yerine, bölgede askeri ve istihbari olarak yerleşik İran’la çalışmayı tercih ettiler.

Irak’ta sayıları 200 bine yaklaşan İran’a bağlı Şii milis örgütü Haşdi Şabi’nin 16. Birliği Türkmenlerden oluşuyor. Türkmen şehri olan Telafer’in IŞİD’den alınmasında Irak ordusu ve Haşdi Şabi saflarında 6 bin Türkmen de savaştı. Her ne kadar Telafer IŞİD’den kurtarıldıktan sonra şehirdeki bir parka mavi Türkmen bayrağının dikildiği görüntüleri Türkiye’ye servis edilse de, aslında Türkmen şehri Telafer artık tamamen Şii-Arap milislerin kontrolünde.

Erşat Salih liderliğindeki Türkmen Cephesi, geçen yıl Kerkük’te de bir yürüyüş yaparak Haşdi Şabi milislerinin Kerkük’e de güvenliği sağlamak için gelmesini istemişti.

http://www.kurdistan24.net/en/news/793b4961-7d68-4dd6-b402-d558eada0df9/

Son olarak Diyale’ye bağlı Mendeli kasabasında resmi kurumlara Kürdistan bayrağı çekilmesini protesto eden Türkmen ve Arap aşiretlerinin eylemleri üzerine kasabaya Haşdi Şabi’ye bağlı Esaybi Ehli Hak militanları girdi ve bayrağı yırtıp, kasabada kontrolü sağladı.

Bu haberi Türkmen Cephesi’nin sitesi şu başlıkla vermiş: “Haşdi Şabi, Kürdistancıları ambargo altına aldı”

Yine Türkmen Cephesini’nin sitesinden bir haber:

“Türkmeneli Milli Marşıyla başlayan protesto’da Kürdistancı bölücülere karşı Bağdat Arapları ile birlikte Sözde bağımsızlık referandumuna “hayır” sloganları atıldı

http://www.turkmenelicephesi.com/bagdatta-turkmen-direnisi-yapildireferanduma-hayir.html

Türkmen Kalkınma Partisi ve bazı Türkmen aşiretleir ve siyasetçileri referandumda evet çizgisinde olsa da Irak Türkmen Cephesi, referanduma karşı Hayır için çalışıyor.

Bu güçlü kampanyanın referandum sonucu üzerinde etkisi neredeyse hiç yok ama Irak’tan çok Türkiye’de bir etkisi olduğu açık.

Bu hafta içerisinde Türkmen Cephesi ve yakın dernekler Türkiye’de, Irak’taki referandumu protesto yürüyüşleri yapacaklar, Erşat Salih, Türk medyasında sık sık çıkıyor, son olarak Türkmen Cephesi’nin Türkiye’deki kolunun başkanı referandumun arkasında ABD ve İsrail olduğunu söyleyen açıklamalarıyla gazetelere manşet oldu.

Irak’ta Şii-Arap milislerle hareket eden Türkmenlerin, Kürt egemenliğinden şikayet etmesi, Türkiye’de referanduma karşı milliyetçi refleksleri, Barzani karşıtı “Aşiret reisi” söylemini tetiklemeyi başarmış gözüküyor.

Ama İran, referanduma karşı Türkiye’yi “hayır”a zorlamak için sadece Türkmen kartını oynamıyor. Aynı zamanda doğrudan Türkiye’ye de cazip teklifler sunuyor.

1979 devriminden sonra ilk kez bir İranlı Genelkurmay Başkanı’nın geçen haftalarda Ankara’ya gelmesi herhalde referandum takviminden bağımsız değil. İranlı Genelkurmay Başkanı’nın çantasındaki birinci gündemin Kürt referandumu olduğu, daha sonra İranlı ajanslara yaptığı açıklamalardan anlaşılıyor.

http://www.irna.ir/tr/News/3509948

O vaatlerin içeriğini ziyaretten hemen sonra Cumhurbaşkanı’nın yaptığı “Tehdit unsuru haline gelmiş olan terör örgütlerine karşı İran ile müşterek hareketin yapılması her an gündemde" açıklamasından öğrenmiştik. Ama hemen ardından İran Devrim Muhafızları Ordusu'ndan bir açıklama gelmişti "Biz, yurt dışında operasyon düzenlemiyoruz.”

İran’ın Türkiye’ye esas teklifinin “Siz Irak’ta Barzani’nin referandumuna karşı çıkın, biz de Suriye’de PYD’nin devletleşmesine karşı çıkalım” olduğu kolayca tahmin edilebilir. Özellikle de KDP’nin İran ayağının silahlı mücadele hazırlıkları yaptığı bir dönemde.

Ama İran, Kürdistan referandumu için Türkiye’den itiraz sesi çıkarmaya çalışırken, kendisi o kadar da bağırmıyor.

Sadece Bağdat’taki İran büyükelçisinin açıklamalarından bile bu özen anlaşılabilir.

Bu yılın başında Bağdat’ a elçi olarak atanan İrec Mescidi, Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani'nin sağ kolu olmasının yanı sıra 30 yıldır Kürt meselesiyle ilgilenen, KDP ile KYB’yi barıştıran Kürt dostu bir isim olarak biliniyor. O yüzden her gün onun referandum krizini çözmek için yaptığı görüşme haberleri çıkıyor Kürt medyasında.

Ama Bağdat’ta kıldığı bayram namazından sonra referandumla ilgili sözleri oldukça dikkat çekiciydi: “İnşallah başarılı olurlar. Halk kendi kaderini tayin etme konusunda özgürdür. Erbil ile Bağdat arasında yapılan her türlü anlaşmayı destekliyoruz. Bizim için Kerkük, Basra, Erbil ve Musul arasında fark yoktur. Hepsi kardeşimizdir”

Aynı bayram namazından sonra Ankara’da Bahçeli ise şöyle demişti:

“Barzani inatçı bir üslup kullanıyor. ABD'den aldığı destekle hareket ediyor. Barzani İngiltere'yi bilir, Amerika'yı bilir ama Türkleri bilmez, yarın bir gün nasıl bir tokat yiyeceğini de bilemez." 

Neyse ki 2019’a kadar Bahçeli’yi fazla kızdırmadan gitmek isteyen hükümet, referandum konusunda ilk günkü sert çıkışları bıraktı ve dikkatli bir dile döndü. Son Kazakistan ziyaretinden dönüşte referandum ve Barzani karşıtı bir cevap vermesi için sorulmuş soruya Cumhurbaşkanı “Duygusal çıkışlar yanlış olur” diyerek cevap verdi.

http://www.rudaw.net/turkish/middleeast/turkey/120920171

Türkiye’nin İran’ın tekliflerine hemen tav olmayacak kadar bir tecrübesi de var.

Türkiye’de bir zamanlar Rus tehlikesi gibi emperyal korkuları, Turan gibi hedefleri olan milliyetçiğin, çok uzun süredir epey vites küçültüp Kürt tehlikesi ve bölünme korkusunu kendisine kurucu ötekisi olarak seçtiği malum.

Ama “Irak’ta Kürdistan kurulursa, buradaki Kürtlerin de canı çeker” diye özetlenebilecek bir korkunun, Türkiye gibi Kürt meselesinde çok yol almış bir ülkeye yakışmayacağı açık. Kendi vatandaşlarıyla bağlarını güçlendirmeyen bir ülke için o tehlike komşuda bir Kürt devleti olmasa da hep var çünkü.

IŞİD’in Erbil’i kuşattığı sırada, askeri olarak yardıma gidemeyen ve bunu İran’a bırakan Türkiye aynı yanlışı yapmamalı.

Ayrıca, siyaseten de yanlış bir tercih olacaktır bu. Kobani politikasıyla, kendisine oy veren Kürtlerin çok önemli bir kısmını “Kürtlerin tüm kazanımlarına karşı bunlar”a ikna eden AK Parti’nin, Barzani gibi tarihi ve muhafazakar kimliğiyle AK Parti seçmeni olan Kürtler arasında da çok popüler olan bir figüre aynı muameleyi yapmasının hayal kırıklığı daha büyük olur.

Türkiye için referandumla ilgili görüşünü belirlerken verirken cevabını arayacağı sorular belli;

İran’ın uydusu olan bir Şii Irak’la mı yoksa güçlü ilişkilerinin olduğu, petrol bölgelerinin bir kısmına sahip sünni bir Kürt devleti ile komşu olmak mı Türkiye’nin çıkarınadır? Bölgede Türkiye’nin aleyhine kurulmuş Sykes Picot düzeninin çökmesi, Türkiye’nin aleyhine midir lehine mi?

Tabii bu sorulara cesurca cevap vermek için Türkiye’nin kendi içinde özgüvenini, iç barışını sağlaması, vatandaşlarıyla bağlarını güçlendirmesi gerekli.

Eğer bundan korkacak bir şey yoksa, güçlü bir Türkiye için bu referanduma, yüksek sesle olmasa da ne deneceği belli.

KARAR

Bu haber 1203 kez okudu
YORUM YAZ
UYARI: Haberler ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik eden yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorum - Analiz Kategorideki Diğer Haberler
Ekin Kitap Kafe ve Okur-Yazar Buluşmaları Üzerine
Hem yazarların anlattıklarını hem de onların anlatımlarını biraz detaylıca araştırınca çeyrek yüzyıldan fazladır, üreten bir toplum olmaktan çok, tüketen bir toplum olduğumuzu ve geçmişin mirasından nemalandığımızı görmek üzücü bir durum.
Milli ve yerli Rusçuluk
"Darbe ve PKK konusunda haklı olarak ABD’ye kızarken ve ilişkiler soğurken, bir kurtarıcı, tek alternatif gibi Rusya’nın pazarlanması, Putin’in sirklerde hayvan tebiyeciliği yapan danışmanının bile tvlerde kendine bu PR faaliyeti içinde yer bulabilmesi..
Paranın kısa tarihi hikâyesi
Yeni Şafak yazarı Yaşar Süngü, bugünkü köşesinde paranın kısa bir tarihini özetlemiş.
14 Kasım 2017 ve Okkupert
"Batılı devletlerle Rusya ve müttefikleri/uyduları arasında yeni bir soğuk savaş başlarsa, 14 Kasım 2017 tarihi bu savaşın kilometre taşlarından biri olarak kayda geçebilir."
Yeni sistemin bu yanlışlarından geri dönülmeli
Özgür Eğitim-Sen Genel Başkanı Abdulbaki Değer ortaöğretime geçişte uygulanacak yeni sisteme ilişkin eleştirilerini ve uyarılarını dile getiriyor.
Muhafazakar Kimlik Krizi ve Bir İlhad Dalgası Olarak Atatürkçülük
Kemalist resmi ideolojiye karşıtlığımız bazılarının zannettiği ya da görmek istediği gibi bir takıntı ya da alışkanlık veya şartlanmışlık değildir. Aynı şekilde salt politik de değildir; öncelikle ideolojik bir tutumdur, yani akidevidir!
Suudi Arabistan balistik füze tehdidi altında
Yemen’de belirli bölgelerde kontrolü elinde bulunduran Husi güçlerinin Suudi Arabistan’ı hedef alan son balistik füze saldırısı, Riyad açısından tehdidin giderek artmakta olduğunu gösteriyor.
Demircan Hoca’dan Ali Bulaç çıkışı
Bu şahsi kefalet yazısını bir kenara not edin; hatta varsa aklınızın, vicdanınızın ya da tanıklıklarınızın size kefil olmayı emrettiği başka tutuklular, onların adlarını da ekleyip öyle okuyun.
Kaldırın Kürtçeyi, Ankara’dan Bakan Yardımcısı geliyor!
"Öyle ya Ankara’dan gelenler görmeden Kürtçe tabela kaldırıldı diyelim, ya sokakta Kürtçe konuşan Yüksekovalılara rast gelirlerse ne yapacaklar? 9. Kolordu Komutanı Korgeneral Hayri Kıvrıkoğlu gibi azarlayacaklar mı?"
Adalete açılan bir kapı
Karar gazetesi yazarı Yıldıray Oğur, FETÖ soruşturmalarını geniş bir çerçevede ele alırken, yönetici kadrosundaki örgüt üyeleri ile legal bir cemaat yapılanmasına üye olduğunu düşünenlerin aynı maddeyle muamele görmesine Yargıtay'ın itiraz kararını işled
Boğazlar hakkında bir hatırlatma
"Türkiye’den bir düşünce kuruluşu ya da bir üniversite Moskova’da Montreux rejimi hakkında bir toplantı düzenleyebilir"
Çıkmaz sokak
100 yıl önce İngilizlerin ve Fransızların bölgeye attığı neşterlerin yarası hâlâ kanamaya devam ederken, bugün onların yerini ABD ve Rusya almış durumda.
  • Güncel
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Eylem ve Etkinlikler
  • Dünya
İkinci el araçta 'kilometre' oyununa son KYK burs ve kredi sonuçları açıklandı 'Türkiye'de ombudsmanlık kararları yüzde 53 uygulanıyor' Antalya'yı şiddetli yağış, fırtına ve hortum vurdu 'Terör örgütü üyelerinin en az 15 çocuğu var' Canikli: S-400 füzeleri satın alındı AK Partili Belediye Başkanı Tüm Camilerde 10 Kasım Mevlidi Okuttu YKS Temel Yeterlilik Sınavı tarihleri belli oldu Türkiye'de 27 bin 592 kişi organ nakli bekliyor Danıştay üyesi meslekten çıkarıldı
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
YAZARLARIMIZTÜMÜ
ÇOK OKUNANLAR
    GAZETELER
    NAMAZ VAKİTLERİ
    İmsak
    Güneş
    Öğle
    İkindi
    Akşam
    Yatsı
    Haksöz Haber Radyo Selam | Tevhidin Adaletin ve Özgürlüğün Sesi
    © Copyrigth 2015 yonelishaber.com tüm hakları saklıdır.
    Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır ve linklerin sorumluluğu alınmaz. Yazılım ve Teknik Destek : AmdYazılım
    • Rss Servisi
    • Google+ Sayfası
    • Twitter Sayfası
    • Facebook Sayfası