• Mobil Sayfamız
  • Facebook Sayfamız
  • Twitter Sayfamız
  • Google Plus Sayfamız
  • RSS Servisimiz
  • Android Uygulamamız
  • iOS Uygulamamız
Fındığın adaletle, işçiliğinin Kürt Sorunu ile ilgisi
"Meselenin bir işçi hakları sorununun da ötesinde bir öneme sahip olduğu unutulmamalı. Bu alanda yaşanan hak ihlalleri, Türkiye’nin en büyük sorunu olan Kürt sorununa da olumsuz yansımaktadır."
24 Eylül 2017 / 22:34

Zafer Burakmak yazdı;

Muhalefet, doğası gereği iktidarın eksiklerini, hatalarını görüp, düşmanında bulduğu nasıra basar gibi yüklenir. Bu nedenle hükümet, eksiklerini gidermeye, hata yapmamaya ve varsa muhaliflerince suiistimal edilecek mağduriyetleri gidermeye çalışır, çalışmalıdır.

Ana muhalefet partisi CHP, Karadenizlilerin fındık meselesinde hatalar görmüş olacak ki Ordu’dan Giresun’a kadar “Fındık İçin Adalet” yürüyüşü düzenledi. Kemal Kılıçdaroğlu, 3 gün süren yürüyüşün sonunda Giresun’da yapılan mitingde bir konuşma yaptı. Bol keseden vaatler yağdırdı. Muhalefetin doğasında vardır; sorunları büyütüp, çözüm önerilerini bol keseden yağdırır. CHP ve Kılıçdaroğlu’nun siyasi argüman olarak kullanması bir yana fındık konusunda sorunlar yok mu? Elbette var. Peki CHP’yi 3 gün yürüten ve Kemal Kılıçdaroğlu’na ateşli bir konuşma yaptıran “fındık ve adalet” konusunda solcu geçinen bir partinin aklına hiç mi işçiler gelmez?

Önce fındık üreticileriyle başlayalım; Bir ürün düşünün ki, dünyada yüzde 70-80’ini Türkiye üretiyor. Türkiye’yi İtalya % 13, Azerbaycan % 5, ABD %4,5 ve Gürcistan %4 ile takip ediyor. Bu muazzam bir imkan. Ancak bu imkanı yeteri kadar kullanabildiğimiz söylenemez.

Türkiye, ürettiği fındığın yaklaşık %80’ini ihraç ediyor. En çok ihraç ettiği ülkeler Avrupa ülkeleri. Ancak bu ülkelerin satın aldıkları fındıkların hepsini tükettiğini sanmayın. Türkiye’den aldıkları fındıkları önemli ölçüde (%80`i) çikolata ve şekerleme sanayiinde hammadde olarak kullanıyorlar. Türkiye, 2015 yılında fındık ihracatından 2 milyar 800 milyon dolar kazandığı için övünmekten bihâl düşedursun, bir İtalyan çikolata markası olan Nutella, Türkiye’den aldığı fındıkları kullandığı ürünlerle yıllık yaklaşık 11 milyar dolarlık ciro yapıyor. Evet sadece Nutella, günde bir  milyon ton sattığı ürününde ne kadar Türkiye fındığı kullanıyor dersiniz? Çikolata ve şekerlemelerin vazgeçilmezi fındığın yüzde 80’ini üreten ülkenin bir ‘Nutella’sı yoksa “fındıktan para kazanıyorum” değil “kazandırıyorum” demeli. Dolayısıyla Karadenizli bir üreticinin, ürettiği fındığın market rafında fahiş fiyatla satıldığını görünce öfkelenmesi ve emeğinin karşılığını aldıracak politikalar ve yatırımlar beklemesi anlaşılabilir bir durum. 

Gelelim ikinci konuya; Medyanın yürüyüşe ilgisi ve oluşan kamuoyundan görüldüğü üzere fındık, ülkedeki herkesi ilgilendiriyor. Ancak özellikle bölgemizden ayrı bir ilginin olduğu aşikar. Bu ilgi, ülkenin ekonomik bir değerine verilen hassasiyetten ziyade, fındığın işçiliğiyle ilgili. Diyarbakır’dan, Batman’dan, Urfadan söz ediyoruz. Her yıl bölgemizden on binlerce işçi Karadeniz’e fındık toplamaya gidiyor. Fındığın fiyatı üzerinden gündeme gelen “Hak ve Adalet” konuşmalarında pek yer bulamasa da söz konusu kelimelere en hasret alanlardan biri de işçiliğidir. Meselenin ciddi bir hak ve adalet süzgecinden geçirilmesi gerekmektedir. Çünkü fındık işçilerinin ulaşımdan, barınmaya, çalışma şartlarından, sosyal güvenceye ve yine ücretlendirmeye kadar birçok konuda ciddi sorunları bulunuyor.

Barınma konusunun geçen yıllara göre daha insanileştirildiği görülse de hala derme çatma çadırlarda ya da ahırlardan bozma yapılarda işçilerin yaşamak zorunda kaldıkları biliniyor. Kimileri okulların bahçelerinde kimileri ise koridorlarında barındırılıyor. Kimi yerlerde işçilerin gelmeye yakın dönemlerinde ahırlardaki hayvanlar başka bir yere alınıp, ahır kireçlenmekte biraz çevre düzenlemesi ile işçilerin hizmetine! sunulmaktadır. Halbuki ortak bir dayanışma ile cami, taziye evi hatta okul inşa etme erdemini gösteren bölge halkının, her yıl bahçelerinde çalışan işçiler için de evler inşa etmeleri bu sorunu büyük ölçüde çözecektir. Birkaç köy, merkezi bir alanda, ortak bir dayanışma ile işçilerin insani standartlarda barınabilecekleri prefabrik yapılar inşa edebilirler.

Yine iş kazalarına karşı herhangi bir sosyal güvencenin olmaması büyük bir sorun olarak hala duruyor. Hastalanan işçiler ve yakınları maddi durumlarının zayıflığından kaynaklı hastanelere gitmekten bile korkuyor.

Ulaşımda yaşanan sorunların ve yerli halkın işçilere dönük olumsuz yaklaşımlarının da zikredilmesi gerekmektedir. Milliyetçi duygularının baskın olduğu Karadeniz halkı, her yıl işçi olarak köylerine gelen on binlerce Kürt ile kaynaşma iradesini göstermiş olsa da kötü örnekler yaşanmıyor değil. Ve maalesef kimi zamanlar saldırılar da meydana geliyor. Bu sezon da Samsun’da gece saatlerinde fındık işçilerinin çadırı, köy yolu üzerinden silahla taranmış ve çadırda uykuda olan bir kadın yaşamını yitirmiş, bir kadın yaralanmıştı.  

Farklı sorunları da sıralamak mümkün ancak -geçmişe nazaran daha insanileştirilse de- barınma sorunu ve işçilere insani yaklaşım problemlerinin altını özellikle çizmek gerekmektedir. Meselenin bir işçi hakları sorununun da ötesinde bir öneme sahip olduğu unutulmamalı. Bu alanda yaşanan hak ihlalleri, Türkiye’nin en büyük sorunu olan Kürt sorununa da olumsuz yansımaktadır. Çünkü, Karadeniz ya da diğer bölgelere daha çok kırsal kesimden ve şehirlerin varoşlarından insanlar gidiyor. Bulundukları bölgelerden ilk kez çıkan özellikle genç kesim, İstanbul, Ankara, İzmir, Mersin, Antalya gibi Türkler ile Kürtlerin iç içe yaşadığı toplumlara şahit olmadan, Türk toplumuyla ilk karşılaşmalarını, haksızlık ve aşağılanma psikolojisi altında yaşamaktadırlar. Türkiye’nin sosyolojik gerçekliğinden bihaber genç nüfusun, kısa süreli de olsa duyacağı tepkinin kimi kesimlerce nasıl kullanılabileceğini tahmin etmek zor değil. Herkes gibi bu gençlerin de dünyayı algılama ve yorumlama muhakemeleri, yaşadıkları ve şahit oldukları üzerinden şekilleniyor.  Ekonomik bir zorunluluk olarak köyünden Karadeniz’e giden bir gencin, kötü şartlar altında mağduriyet psikolojisine kapılması bir tepkiselliğe neden olacaktır. Ve bu tepkisellik, Kürt Sorunu’nun şiddete dönüşmesine bir ivme olarak yansır.

Buna karşılık olumlu gelişmeler de yaşanmıyor değil. Söz konusu risk analizinin yapıldığından mıdır bilinmez ancak özellikle çocuk işçiliğinin önlenmesi adına güzel bir proje yürütüldü. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Uluslararası Çalışma Örgütünün birlikte yürütmüş olduğu Tarımda Çocuk İşçiliğinin Sonlandırılması Model Çalışması Projesi kapsamında...

Yazının devamı için tıklayınız...

Bu haber 549 kez okudu
YORUM YAZ
UYARI: Haberler ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik eden yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorum - Analiz Kategorideki Diğer Haberler
Kudüs, İslam dünyası ve İstanbul zirvesi
İstanbul'da gerçekleştirilen İslam İşbirliği Teşkilatı Olağanüstü Liderler Zirvesi tarihi bir öneme sahipti. Teşkilatın kurulmasına zemin hazırlayan sebepler ve kendine biçtiği misyon, zirvede açık bir şekilde ortaya çıktı.
Çoklara galebe çalan yiğitler
Zafer Burakmak'ın yorumu;
AK Parti-MHP ittifakı, baraj ve sistemde son durum ne?
"Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde, Cumhurbaşkanı’nın partisinin Meclis’te mümkün olan en yüksek vekil sayısıyla çoğunluğu kazanması elzem görülüyor. Bu nedenle, barajın düşürülmesine sıcak bakılmıyor."
Kudüs üzerine
"Çünkü liderlerin diktatörlükleri önce halklarını, bu uğurda işledikleri günahlar ise sonraki süreçte kendilerini boğuyor. Bugün işlenen her suç, yarınlarını da ipotek altına alıyor.Ve bu hal devam ettikçe İsrail gibi rejimlerin adımları hızlanıyor, poli
Kürt tedirginliği sürdükçe
Türkiye, giderek Kürt kimliğini ‘yadırgayan’ bir siyasi tahayyül geliştirdiği ve bunu milliyetçi bir çerçeve içine oturtarak çatışmayı hedeflediği ölçüde, hem genelde Ortadoğu’da hem de ABD, Rusya ve İran karşısında kırılgan hale geldi.
Trump’ın Kudüs hamlesi uluslararası hukukun açık ihlalidir
ABD büyükelçiliğinin Kudüs'e taşınmasına ilişkin bu hamlenin “Filistin sorunu” açısından birçok anlamı ve sonucu olacaktır. İsrail-ABD penceresinden bakıldığında ise, bugün iki devletli çözüm olasılığı masadan kalkmış görünüyor.
Dünya tam olarak öyle bir yer değil
"Demek ki dünyada kimsenin elinde mutlak güç yok. Kimsenin elinde asla yanılmaz ve yenilmez planlar yok.... Bütün bunlar kıymetini bilenler için daha ümitvar bir dünya vaad ediyor."
Kudüs ve Derinleşen İşgale Karşı Safları Netleştirmek!
Eğer gerçekten de şu veya bu ülkenin, ordunun, süper devletin değil; Rabbul Alemin’in Kadir-i Mutlak olduğuna ve ondan başka da güç ve kudret sahibi bulunmadığına iman ediyorsak perspektifimiz, tutumumuz, kaygı ve özlemlerimiz bu inancımızı yansıtmalıdır.
Ali Abdullah Salih’in Öldürülmesi ve Husiler (1)
Site yazarlarımızdan Metin Aldemir, Yemen'deki gelişmeleri yazı dizisine konu aldı.
Yerlilerin Gözyaşları (Yerlilerin Yok Edilişinin Kısa Tarihi)
Site yazarlarımızdan Ömer Arslan, İspanya sömürge tarihindeki zulümleri konu alan "Yerlilerin Gözyaşları" kitabını değerlendirdi.
ABD budur
Bu, ABD’nin kararıdır. ABD budur. Ilımlısıyla ve ılımsızıyla…
Ambargoyu ‘delme’nin uzun hikayesi
Karar gazetesi yazarı Yıldıray Oğur, ABD'deki mahkemeye taşınan İran'a ambargoyu delme meselesini uzun bir yazı ile anlaşılır bir şekilde tüm boyutlarıyla ele almış.
  • Güncel
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Eylem ve Etkinlikler
  • Dünya
HDP eski Sakarya il başkanına 3 yıl 9 ay hapis cezası Çavuşoğlu: Afrin'e istediğimiz zaman gireriz Türkiye'de 1,5 milyon güvenlik görevlisi var Bozkırda 'bal ormanları' kuruldu Bakanlıktan egzoz muayenesine sıkı takip Eğitime kar engeli 8 ilde naylon fatura operasyonu: 90 kişi hakkında gözaltı kararı Bolu Dağı'nda tırların geçişine izin verilmiyor Uygunsuz asansörlere ceza yağdı Aktif Bank'tan Rıza Sarraf Açıklaması
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
YAZARLARIMIZTÜMÜ
ÇOK OKUNANLAR
    GAZETELER
    NAMAZ VAKİTLERİ
    İmsak
    Güneş
    Öğle
    İkindi
    Akşam
    Yatsı
    Haksöz Haber Radyo Selam | Tevhidin Adaletin ve Özgürlüğün Sesi
    © Copyrigth 2015 yonelishaber.com tüm hakları saklıdır.
    Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır ve linklerin sorumluluğu alınmaz. Yazılım ve Teknik Destek : AmdYazılım
    • Rss Servisi
    • Google+ Sayfası
    • Twitter Sayfası
    • Facebook Sayfası