• BIST
    108.013
  • Altın
    143,293
  • Dolar
    3,5303
  • Euro
    4,1382
  • Mobil Sayfamız
  • Facebook Sayfamız
  • Twitter Sayfamız
  • Google Plus Sayfamız
  • RSS Servisimiz
  • Android Uygulamamız
  • iOS Uygulamamız
Dünya medya savaşlarında son durum
"Adı kamu yayıncısı, devlet kanalı ya da propaganda makinesi de olsa, yaygın medya kanalları için dünyada kıyasıya bir mücadele var. Mücadelede mutlak doğruları anlatmak şart değil. Herkes kendi doğrusunu anlatıyor. Esas hedef, kalpleri ve zihinleri kaza
10 Temmuz 2017 / 12:43

Star gazetesi yazarı Selim Atalay, Amerika'nın Sesi, Al Jazeera ve BBC konu almış. 

Atalay'ın yazısı şöyle;

Amerika’nın Sesi... (VOA) ‘Kamu yayıncılığı’ yaptığını söyler. Parayı devletten alır. Bin kişi çalıştırır. Son yıl 218 milyon dolar harcamış. Gerçek anlamda propaganda amacıyla 2. Dünya Savaşında radyo olarak dünya dillerinde yayına başladı.

Sonra TV yayını başladı. İnternet yayıldı. Devlet propagandası olduğu için ABD içine yayın yapmazdı, birkaç yıl önce kısıtlama kalktı. Yayınlarını dünyada haftada 278 milyon kişinin izlediği söylenir. Kurum son dönemde ajans hizmeti vermeye başladı ve dağınık ABD yerel medyası için önemli bir kaynak oldu.

Bilenler Wolof dili yayınlarında güzel müzik çaldığını söylüyor. Bir fikrimiz yok! Castro rejimini devirmek için yapılan masraflı yayınları Küba’nın yalnızca yüzde 1’inin dinlediği anlaşılınca, geçen ortalık karıştı, sonra unutuldu. Küba’da rejim sürüyor.   

ABD’nin propagandasını VOA dışında Asya’da RFA, Avrupa’da RFE , Latin Amerika ile Ortadoğu’da yerel markalar götürüyor. Bu kurumların harcadığı toplam para, yılda 800 milyon dolar. Ve bu para, ABD Savunma Bütçesindan çıkıyor. Gerçi trilyonluk askeri harcamaların yanında propaganda medyası için ayrılan para, havuzda bir kova su. Ama propaganda füze kadar lazım!

İşin ilginci, Hillary Clinton Dışişleri Bakanıyken, dünyadaki propaganda savaşına dikkati çekmiş, Rusya ve Çin propaganda medyaları harika biçimde zihinleri çelerken, ABD’nin bu alanda geri kaldığından yakınmıştı.

Donald Trump gelip medya ile itişmeye başlayınca, unutulmuş Amerika’nın Sesi değer kazandı ve mücadele alanı oldu.

Son olarak Trump’ın Cumhuriyetçi Partisi Kongre’den bütçe geçirirken VOA’nın Demokrat-Cumhuriyetçi ortak yönetim yapısını değiştirip yetkileri Başkanın atayacağı CEO’ya verdi, ve kıyamet koptu: Trump, kurumu kontrol edecekti. Amerika’nın Sesi, Trump’ın Sesi olacaktı. 

Donald Trump’ın şahsen Amerika’nın Sesi diye bir kurumdan haberdar olmadığından eminiz. Ancak ekibindeki medyacılar bu kurumla ilgililer, potansiyeli biliyorlar. 

Öte yanda Trump’ın ya da ekibinin bu kurumu kontrol ettiği söylenemez. Çünkü Amerika’nın Sesi, geçen satır arasında Trump’ın akıl hastası olabileceğini vurguladı. Haberde ‘Başkanlığı çökmekte olan şovmen...’ kavramlarını da ‘mesela’ formatıyla izleyicinin bilinç altına soktu. 

VOA şimdilik Donald Trump’ın öncelikleri arasında değil. Başkan, ikrahla kullandığı ‘Ana Akım Medya’ terimi altında CNN, New York Times ve MSNBC’yi hedef alıyor. New York Times’ı milyarlık bir tazminat davasıyla iflas ettirebileceği konuşuluyor. 

Ve Trump hiçbir medyaya güvenmediği için Twitter kullanarak seçmenine, kamuoyuna doğrudan ulaşıyor. Zihninin bir köşesinde Tayyip Erdoğan’ın 15 Temmuz gecesi sosyal medyadan halkı direnişe çağırması var. Nereden biliyoruz ? Bunu iki ayrı mülakatta söyledi. Donald Trump, bir gün tam kuşatma altında kalacağını düşünüyor. Ve bu kuşatmayı sosyal medya üzerinden kıracak. Buna hazır. Örneği de var.  

Televizyonu kapatmak için de savaşılacak mı?

Suudi Arabistan, Mısır, Bahreyn ve BAE’nin Katar’a abluka başlatıp 13 maddeli  ültimatom vermesindeki garabet bir yana, Türkiye’yi  dile dolamaları, diğer yana. Gerçi bunların hepsi “saralım mı, burada mı yersiniz” türünden istekler de, ’El Cezire’yi kapat’ maddesi tam evlere şenlik... Yarım yamalak da olsa biraz habercilik yapınca, Ortadoğu’da cam çerçeve iniyor. 

Ancak bu ne öfkeymiş! El Cezire TV 21 yıldır var. İkisini de izleyenler, kanalın Arapça yayını ile İngilizce yayını arasında büyük fark olduğunu söylüyor. Bilemiyoruz... O bölgede her ülkenin resmi TVsi, medyası var. Hatta Suudi Arabistan’ın, El Cezire kopyası El Arabiya’sı var. Ve bu ülkeler zaten iç piyasalarını kontrol edip, kimin ne yayın yapacağını, ne diyeceğini izne bağlamış ülkeler. O zaman El Cezire’ye duyulan öfke nesi? 

El Cezire Katar’ın propagandasını yaptığı için mi hedefte? Yoksa gelinen noktada artık bu 4 ülkenin kırılganlıkları iyice arttı da, bu ülkeler medya yoluyla kırılıp çökmekten mi kaygılılar? Ve El Cezire olmasa, haber alacak başka kaynak mı yok? 

El Cezire’nin son büyük günahı Arap Baharı kargaşasını sürüklemesiydi. Ama olayların  üzerinden 7 yıl geçmiş, olan olmuş... Hatta El Cezire biraz değişmiş... Hala mı tehlike var? 

Kanalın son günahları arasında, Suudi Arabistan’ın Yemen saldırısını eleştirmek, Yemen’de sivillerin ölümünden ve koleradan söz etmek var. Ya da Mısır’da Muhammed Mursi’ye yönelik 2013 Darbesine ‘Darbe’ demek var. Suriye’de bazı direnişçi gruplara yayınlarda yer verilmesinden de kızan olmuş. Bunlar, El Cezire olsa da olmasa da dünya ajanslarının bültenlerinde, sosyal medyada ve bölge halkının takdirinde yer alan gerçekler. 

El Cezire, Katar tarafından finanse edildiği için mi, yoksa el yordamıyla da olsa habercilik yaptığı için mi hedefte? 

30 yıl önce Ortadoğu’da insanlar haber almak için Monte Carlo Radyosunu dinlerdi. O zaman internet yoktu, Kahire’de Hüsnü Mübarek vardı. Ve Katar’a karşı bu dört ülkeyi ‘rahatsız’ eden ne varsa, bu unsurlar o zaman da Ortadoğu’da mevcuttu. Ortadoğu’da zaman belki biraz yavaş akıyor, bazı ülkeler bu akışı daha da yavaşlatmayı deniyor, ama tarihin akışı değişmiyor. 

İngiltere’nin başarısız olmasını isteyen yayın kuruluşu

İngiltere’nin AB’den çıkış kararı Brexit’in takvimi, sancılı geçiyor. Ama her şey bir yana, İngiliz Radyo-TV Yayın Kurumu  ’nin Brexit’i sevmediği, Brexit’i istemediği yolunda siyasiler arasında yaygın inanç var.

Parasını devlet üzerinden alan ve kamu yayıncılığı yapan kurum, nasıl kamu’suna karşı olur? BBC’de olurmuş... Dışişleri Bakanı Johnson BBC’yi ‘utanmazca Brext karşıtlığı yapmakla’ suçlamıştı. Dış Ticaret Bakanı Fox’a göre BBC, Brexit’in başarılı olması yerine, İngiltere’nin başarısız olmasını isteyen bir kurum. Mesela ne zaman iyi bir ekonomik haber olsa, BBC ‘Brexit’e rağmen iyi bir ekonomik gelişme...’ diyormuş. Bir başka bakan, geçenlerde BBC TV sunucusunun Brexit öfkesi taşıyan sorularına kızıp ‘Biraz yurtsever olsanız, nasıl olur ?’ deyiverdi.

İngiltere’de Bakanlar, BBC’nin haber içeriğine bir editör kadar müdahil. İngiltere’de gerçi medya sağ-sol diye net ayrılmıştır da, BBC’nin sol-liberal tahakküm altında olduğu düşünülür. BBC de Amerika’nın Sesi gibi bir kurumdur, bir farkla: Her İngiliz hanesi BBC için yıllık 145 sterlin vergi öder ve parayı hükümet, BBC’ye aktarır. 

BBC’nin Brexit’e karşı tavrı iktidar ve muhalefet milletvekillerince de eleştirildi. İngiltere’de Brexit’i destekleyen ya da karşı çıkanlar net iktidar-muhalefet diye ayrılmıyor. Saflar karışık. O yüzden bir grup iktidar ve muhalefet milletvekili, BBC Yönetimiyle toplanıp kurumu uyardı: “Brexit öncesi karamsarlığı dağıtmada BBC üzerine düşeni yapmadı” ve “BBC olumlu ekonomik haberleri görmüyor” dediler. Ardından da ‘Tarafsız olun’ diye eklediler. BBC de ‘zaten öyleyiz’ dedi. 

Karamsarlığı dağıtma görevinin kamu yayıncısına düşmesi, ilginç. Sanki BBC Brexit’e ikna olursa, İngiltere’de her şey daha iyi olacak! Ancak en önemlisi, karamsarlık sadece İngiltere’nin sorunu değil. 

STAR

Bu haber 586 kez okudu
YORUM YAZ
UYARI: Haberler ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik eden yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorum - Analiz Kategorideki Diğer Haberler
TÜSİAD 15 Temmuz hakkında ne düşünüyor?
"TÜSİAD CHP çizgisinde ve tipik CHP reflekslerine sahip. Bu yüzden hükümetin bir şekilde gitmesini istiyor. Diğer faktör Batı hükümetleri ve sermaye gruplarıyla girdiği yakın ekonomik ilişkiler ve zihniyet ortaklığı."
Almanya Türkiye ilişkileri kopuyor mu?
"Son gelişmelerden sonra Türkiye-Almanya ilişkileri, belki de târihinin en kötü evresine girdi. Bu kadar gerilimden sonra iki ihtimâlden birisi olur: Ya ilişkiler tâmir edilir veyâ daha büyük bir hesaplaşma için tırmanmaya devam eder ve tarafların inisiy
Görkemli Kutlamaları Adaletsizliğe Örtü Yapmak!
​​​​​​​15 Temmuz’un yıldönümü etkinliklerine kitlelerin geniş katılımı mağduriyet iddialarının yalan olduğunun göstergesi sayılabilir mi?
Bir sömürü aracı olarak sigaranın ekonomisi
"Kızlar sigaralarını içerken, muhabirler fotoğrafları çekmiş ve ertesi gün gazeteler “Hürriyete yakılan meşaleler” manşetleriyle çıkmıştı. İstenen başarılmış ve kadın özgürlüğü, sigara ile özdeşleştirilerek şirketler büyük bir tüketici kitlesi kazanmıştı
Özgürlük Yolunda
"Esir düşünceli insanların, dünyaya vaad ettikleri kavramlardan bir tanesi de özgürlük kavramıdır."
Sosyal medya vatanseverleri
"21. yüzyılda, sosyal medya vatanseverliği diye bir kavramımız var. Başka ülkelerde de var mı bilmiyorum. Adını sosyal medya vatanseverleri koydum, ama sanmayın takdir ile, kahrımdan koydum bu ismi."
İsrail'in sessiz stratejisi
Ortadoğu'nun içinden geçmekte olduğu kaotik süreçte Filistin meselesinin ve Kudüs'ün gündemde geri plana düşmesi, Irak'ın ve Suriye'nin gölgesinde kalması, İsrail'in boş durduğu anlamına gelmiyor.
O mayını döşeyen bile unutmuştur belki ama ailesi Yunus’u unutamayacak
"O mayınları tuzaklayan PKK üyeleri belki şu an yaşamıyordur, belki döşediği patlayıcıyı unutmuştur bile. Belki mayının kendisi için tuzaklandığı asker evine gitmiş o yolları hatırlamıyordur. Ancak Havin Güneş ve Yunus Kaplan’ın ailesi onu asla unutamaya
İnsan Hakları Duyarlılığı Yerini Milli Reflekslere Bırakırken
Artık iktidarın dilinden hak, hukuk, özgürlük, evrensel değerler, uluslararası demokratik standartlar gibi kavramlar pek çıkmıyor. İktidar medyası ise insan haklarına veba, insan hakları savunucularına vebalı muamelesi yapıyor.
PKK neden 11 Temmuz 2015’de ateşkese son verdi?
Koç Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Şener Aktürk, PKK’nın 2 yıl önce bu dönemlerde ateşkese son vermesinin arkasında yatan sebepleri analiz ediyor.
"CHP’nin tarihî haksızlığı, AK Parti’nin her şeyini haklı çıkarmaz"
"AK Parti hareketinin içinde yer alan veya bu harekete destek veren kimselerin iktidara yönelik eleştirileri bile “davaya ihanet” diye damgalanıp lanetlenebiliyor, halbuki dostça uyarı ve nasihatin teşvik edilmesi lazım."
Yunanistan, Türkiye ve reform | ANALİZ
1999 yılından bu yana İstanbul'da yaşayan ve bu süre boyunca Yunanistan’ı da sıkça ziyaret eden tarihçi Adam McConnel, son Yunanistan izlenimlerini Türkiye’yle ilişkili ve mukayeseli olarak kaleme aldı
  • Güncel
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Eylem ve Etkinlikler
  • Dünya
Muğla'da 3.6 büyüklüğünde deprem Zonguldak'ta maden ocağında oluşan göçükte bir işçi hayatını kaybetti Bitlis'te bir PKK üyesi teslim oldu Un paketinde Hitler eroini Urfa'da UNESCO heyecanı! Frak giyme zorunluluğu kalkıyor DUS ve STS Diş Hekimliği başvuruları başladı Lale İthalatı Devlet Sırrı Olabilir mi? Giresun'da tur otobüsü devrildi: 38 yaralı Sivas'ta pirana alarmı
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
YAZARLARIMIZTÜMÜ
ÇOK OKUNANLAR
    GAZETELER
    NAMAZ VAKİTLERİ
    İmsak
    Güneş
    Öğle
    İkindi
    Akşam
    Yatsı
    Haksöz Haber Radyo Selam | Tevhidin Adaletin ve Özgürlüğün Sesi
    © Copyrigth 2015 yonelishaber.com tüm hakları saklıdır.
    Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır ve linklerin sorumluluğu alınmaz. Yazılım ve Teknik Destek : AmdYazılım
    • Rss Servisi
    • Google+ Sayfası
    • Twitter Sayfası
    • Facebook Sayfası