• BIST
    106.535
  • Altın
    146,721
  • Dolar
    3,4890
  • Euro
    4,1635
  • Mobil Sayfamız
  • Facebook Sayfamız
  • Twitter Sayfamız
  • Google Plus Sayfamız
  • RSS Servisimiz
  • Android Uygulamamız
  • iOS Uygulamamız
Dışarıdaki HDP’liler mi şanslı cezaevlerindekiler mi?
Cezaevlerinde olan HDP’lilerin sessizliğine bakmayın; dışarıdakiler yıpranırken içeridekilerin yıldızları parlamakta, yarın için sözlerinin değeri artmaktadır. Buna karşın dışarıdakiler, her sonucu olumsuz çağrıyla biraz daha ezilmekte, siyasi gelecekleri
25 Ağustos 2017 / 09:21

Zafer Burakmak'ın yorumu;

Kandil’in 2015’teki özerklik ilanları ile denediği başarısız “Devrimci Halk Savaşı”nın yarattığı tahribat nedeniyle inisiyatifi kaybeden HDP, sönükleşen kitlesini tekrar toplamayı hedefliyor. HDP Eş Başkanları dahil onlarca HDP’li vekilin gözaltına alınması, tutuklanması ve yüze yakın belediyeye kayyum atanması dahi kitleyi harekete geçiremedi. 15 Temmuz darbe girişimi ardından ilan edilen OHAL ile birlikte zaten durağanlaşmış olan kitle, eylemselliklerden iyice çekildi.

Halbuki PKK’nin 2015 kalkışması ardından düştüğü askeri tıkanıklığı aşmasının tek çaresi ancak yüzbinlerin katılacağı yürüyüşler olabilirdi. Bu nedenle şehirlerde büyük çağrılar yapıldı, kitlesel  yürüyüşler hedeflendi. Ancak hiçbirinde 2 yıl öncesindeki her hangi bir çağrıyla toplanan kitlenin çeyreği bile toplanamadı. Bu durum, PKK’nin silahlı kanadının kayıplarından çok daha büyük bir kayıp olarak değerlendirilmelidir. Zira Suriye’de alan hakimiyeti sağlayan ve bölge nüfusunu ‘zorunlu askerlik’ adı altında silah altına alan ve yine Şengal gibi bir bölgede gençleri dağa çekebilen Kandil için, militan kayıpları çok da tedirgin edici boyutta değil. Her ne kadar Rakka gibi farklı alanlara kanalize etseler de artık büyük insan kaynaklarına sahipler. Yine de Kandil yönetimi için dağdaki kayıpların en büyük zararı, örgütün neredeyse “Devrimci Halk Savaşı” ile geldiği kurtarılmış hakimiyet bölgeleri oluşturabilme noktasından, örgüt militanlarının çatışmalarla kazanım elde etme hedeflerinin ve “silahlı birimin artmasının doğrudan zafer getireceği” inancının sarsılması olarak değerlendirilebilir.

Ancak bölge kentlerinde yaşanan kitle kaybı, militan kayıplarından da, belediyelere el konulmasından da daha ağır gelmektedir. Çünkü büyük kitlelerin sahibi bir yapı, militan yetiştirmeyi de kayyum atanan belediyeleri tekrar seçtirmeyi de başarabilir. Bundan da önemlisi, PKK’nin tarihinden itibaren kitleleri kazanarak, siyasi hakimiyet kurma hedefinde gerileme riski barındırmaktadır. Unutulmamalıdır ki; 1984’te ilk saldırısını yapan örgüt, militan sayısını birkaç yıl içinde artırmış ancak kitle desteğini binlerce kayıp yaşadıktan sonra ancak 1990’ların çeyreğinden itibaren kazanmıştır. Ve bu kazanç, kayıplarla birlikte gittikçe artarak devam etmiştir. Lakin şuan işler pek de öyle yürümüyor. “Demokratik Özerklik” ilanları sonrası yaşanan çatışmalarda ciddi kayıplar yaşanmakta ancak kitle desteği de günden güne aynı oranda düşmektedir. Bu nedenle Kandil için asıl önemli olan, durgunlaşan tabanın zamanla sosyal yaşam içinde erimelerine engel olmaktır. Çünkü sokak çağrılarına uymayanlar sadece HDP’ye oy veren seçmenler değil, daha önce sokak eylemlerindeki yüzü maskeliler bile kenara çekilmiş durumda. Gençlerin sokaktan uzak kalma süreleri arttıkça bir daha dönmeme ihtimali de artmaktadır.

Bu anlamıyla HDP/DBP’nin eylemleri çok ciddiye alınmaktadır. Ancak HDP’nin 2015’ten bugüne kitleyi bir türlü sokağa dökemediği de aşikar. HDP’nin, özellikle CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun ‘Adalet Yürüyüşü’ne iktidara muhalif kesimlerin gösterdiği ilgiyi de dikkate alarak başlattığı ‘Adalet ve Vicdan’ nöbetlerindeki sönüklük dikkat çekiciydi. HDP’nin çok güçlü olduğu Diyarbakır ve Van gibi illerdeki oturma eylemlerine halkın ilgisizliğini, yine Kürt nüfusun güçlü olduğu İstanbul ve İzmir’deki sönüklük takip etti. En son dün Diyarbakır’ın Sur ilçesindeki kentsel dönüşüme karşı yapılan eylemdeki cılızlık da HDP için problemin büyüyerek devam ettiğini gösteriyor. Bu hareketi takip edenler bilir ki; her sorun kendisiyle birlikte aynı zamanda günahı yükleyecek suçluları da büyütür. Ve söz konusu şehirlerdeki kitle olunca suçlular da daha çok şehirlerdeki siyasilerden seçilir. Bu anlamıyla tutuklu bulunan HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ya da Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Fırat Anlı’nın, dışarıda olan HDP’li Osman Baydemir ya da Ahmet Yıldırım’dan daha şanslı oldukları söylenebilir. Kitle desteği sağlayamayan eylemlerden, tutuklu bulunan Demirtaş gibi vekiller sorumlu tutulamayacağı için tüm sorumluluk dışarıdaki HDP’lilere yüklenmektedir. Örgüt ve partinin tüm sorumluları, halkın destek vermemesini (her ne kadar kamuoyu önünde devletin baskısına bağlasalar da) HDP’li siyasetçilerin pasifliğine yorumlamaktadır. İleride yapılacak tüm eleştirilerde içeridekilerin “elimiz kolumuz bağlandı” cevaplarına karşın, dışarıdakilerin argümanları zayıf kalacaktır.  Hatta yarın belki cezaevinden kahraman edasıyla çıkacak olan HDP’liler bile “bu kitle neden bu hale geldi” diye dışarıdakileri suçlayabilir. Cezaevlerinde olan HDP’lilerin sessizliğine bakmayın;...

Yazının devamı için tıklayınız...

Bu haber 436 kez okudu
YORUM YAZ
UYARI: Haberler ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik eden yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorum - Analiz Kategorideki Diğer Haberler
PKK işçileri katlederken sendikalar neden sessiz?
İşçilerin alçakça katli karşısında bile bu ülkedeki bazı sözümona emek taraftarı çevre ve kuruluşların kılı kıpırdamıyor. Hak ihlâli olup olmadığı tartışmalı birçok meselede dünyayı ayağa kaldıran bu çevreler, masum işçilerin katledilmesi karşısında sessi
Kabuğun kırılması Kürde biçilen kılıfa bağlı
"Diyarbakırlının ayrılacağını düşünmek, ancak haklarının verilmemesini istemekle mümkündür. Yoksa bir Vanlının Duhok’la kurduğu duygusal bağ, İstanbul ile kurduğu bağdan çok daha zayıftır. Bu sarih gerçeği ancak Vanlı ile herhangi bir bağ kuramayanlar g
Kürdistan'a 'ikinci İsrail' olacak diye karşı çıkanlar buyursun 'ikinci Türkiye' yapsınlar
"Kürdistan ille de bir ülkenin “ikinci”si olacaksa niçin “İkinci Türkiye” olmak dururken “İkinci İsrail” olsun ki? IKBY ile iyi ilişkilerimizi koruyup geliştirir ve IKBY’yi Siyonistlerin yahut sair emperyalistlerin yardımlarına muhtaç etmez isek..."
AB-ABD savaşı fena tırmanıyor
"Uzmanlar Apple'ın sadece ilk cephe olduğunu; McDonald's, Amazon, Starbucks ve Fiat Chrysler'in de cezalara maruz kalabileceğini belirtmekteler."
En çok siyasetçilerimiz şapkalarını alıp düşünmelidir:Bu toplum nereye gidiyor?
"En çok siyasetçilerimiz şapkalarını alıp düşünmelidir ve şu soruyu cevaplamadır: Bu toplum nereye gidiyor? Nasıl bir toplum haline geliyoruz?"
Bir camiden daha fazlası
"Ciddi bir dahlimiz olmadan elimize gelen böyle bir imkânın en iyi şekilde değerlendirilmesi, bizim sorumluluğumuz. Bu sorumluluğu yerine getirmezsek, aynı imkân geldiği gibi gidiverir."
"Cenazedeki provokasyon, Ergenekon'un yeniden sahneye çıkışıdır"
HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk'un annesinin cenazesinde yaşanan provokatfi saldırıya ilişkin bir çok kesimden tepki geldi. Habertürk gazetesi yazarı Nagehan Alçı ise saldırıyı Ergenekon'un tekrar sahneye çıkışı olarak değerlendirdi.
Federalizm gecikirse bağımsızlık kaçınılmaz
"O halde Türkiye niçin bu referanduma karşı çıkıyor? Tabi ki Suriye nedeniyle… Yani Irak’ın Suriye için örnek teşkil edeceğinden, bugün Irak’ta kabul edilecek Kürt bağımsızlığının yarın Suriye’de PYD için de doğal bir hak olarak görülebileceğinden endişe
Ölülere Biraz Saygı...
"Öyle cenazeye/ölüye saldırılmaz. Başta da ifade ettiğimiz gibi; hangi ideolojiye, fikir dünyasına, zihin yapısına sahip olunursa olunsun, insan evladı olan bütün kesimlerin kabul edemeyeceği bir şey bu."
Hükümete lanetlemenin ötesinde büyük sorumluluk düşüyor
İktidara ‘lanetlemenin’ ötesinde büyük sorumluluk düşüyor. Küçük bir grubun yaptığı bir saldırı olarak geçiştirilemez. Bu saldırı, her yönüyle açığa çıkarılmalı ki, geçmişte yaşadığımız toplumsal acılar tekrar etmesin…
Kral var mı Kral kim?
"Eğer “Gölgede” kalan birileri varsa ve onlar bir şekilde “Darbe” sürecinde yol almışlarsa, “Darbe” damarı henüz kurutulmamış demektir."
Suudi Arabistan’ın Sancıları
"Muhammed bin Selman saray içinde bir tasfiye ve etkisizleştirme politikası izliyor. Kraliyet ailesi içinde ayağına takılacaklarını ve politikasını icra etmesine engel oluşturacaklarını tahmin ettiği bazı prensleri etkisizleştirmeye çalışıyor."
  • Güncel
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Eylem ve Etkinlikler
  • Dünya
Adıyaman'da çapa makinesi devrildi: 14 yaralı Artık kazaya karışan otobüs şirketlerinin isimleri gizlenmeyecek Ege Denizi'nde 4,4 büyüklüğünde deprem Çanakkale ve Muğla'da orta şiddette deprem Diyarbakır'a gönderilen 5 ambulans hizmete başladı Devlet hastanelerinde SMS dönemi başladı Üniversitelere ek yerleştirme sonuçları açıklandı Fakıbaba'dan içecek açıklaması Tarım işçilerini taşıyan traktör devrildi: 16 yaralı Adıyaman çiftçisinin tütün telaşı
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
YAZARLARIMIZTÜMÜ
ÇOK OKUNANLAR
    GAZETELER
    NAMAZ VAKİTLERİ
    İmsak
    Güneş
    Öğle
    İkindi
    Akşam
    Yatsı
    Haksöz Haber Radyo Selam | Tevhidin Adaletin ve Özgürlüğün Sesi
    © Copyrigth 2015 yonelishaber.com tüm hakları saklıdır.
    Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır ve linklerin sorumluluğu alınmaz. Yazılım ve Teknik Destek : AmdYazılım
    • Rss Servisi
    • Google+ Sayfası
    • Twitter Sayfası
    • Facebook Sayfası