• BIST
    109.330
  • Altın
    156,133
  • Dolar
    3,8638
  • Euro
    4,5501
  • Mobil Sayfamız
  • Facebook Sayfamız
  • Twitter Sayfamız
  • Google Plus Sayfamız
  • RSS Servisimiz
  • Android Uygulamamız
  • iOS Uygulamamız
“Dindar-seküler ulema” projesi
Katar krizinde Körfez ülkelerindeki ulemanın duruşunu irdeleyen Yeni Şafak yazarı Taha Kılınç, "Arap yöneticiler, ulema sınıfının gelecekteki başka meselelerde ‘sorun’ çıkarmasının tamamen önüne geçmek için, medya gücünden de destek alıyor" yazdı.
24 Haziran 2017 / 10:15

Taha Kılınç'ın yorumu;

Katar krizi, Arap dünyasında ulema sınıfının siyasetçiler karşısında durduğu yeri göstermesi açısından da öğretici oldu. Az sayıda müstakil ilim adamı hariç, -bilhassa kurumsal olarak örgütlenmiş- din adamları, Katar’a uygulanan ambargoyu destekleyen beyanlarda bulundu. Buna Ezher Üniversitesi ve Suudi Arabistan Yüksek Ulema Meclisi dâhil. Suudi Ulema Meclisi, Katar’ın kuşatılma sebeplerinden biri olarak gösterilen Müslüman Kardeşler Teşkilâtı’nın (İhvân) ‘terörist’ faaliyetlerinden örnekler verdiği resmi bir açıklama bile yayımladı.

 

Kâbe’de kıldırdığı teravih namazının sonunda “Terörü destekleyen ve finanse edenlere” özel bir başlık açtığı duasıyla Şeyh Abdurrahman es-Sudeys, takipçilerini şaşırttı. Tam da Körfez ülkelerinin “terör listesi”nin duyurulduğu gün, Şeyh Sudeys’in Katar’ı kastettiği düşünüldü. Sudeys, 2013’teki askeri darbenin ardından yine Kâbe’deki cuma hutbesinde dönemin Suudi Arabistan Kralı Abdullah’ın Abdulfettah Sisi’ye desteğini övmüş, İhvân’ı da terörle ilişkilendirmekten çekinmemişti. Dolayısıyla Sudeys’in tavrı aslında şaşırtıcı değildi.

Suudi Arabistanlı iki önemli âlim, Muhammed el Ureyfî ve Âid el Karnî de Katar’a uygulanan ablukayı destekleyen açıklamalar yaptılar. Sosyal medya kullanıcıları, bu isimlerin siyasi baskı altında böyle konuşmak zorunda kaldıklarını düşünse de, henüz buna mecbur kaldıklarına dair herhangi bir işaret de belirmiş değil. 

Kervana Mısır’dan, Kuveyt’ten, Libya’dan ve hatta Moritanya’dan bile katılan önemli isimler oldu. Hepsi de, içinde Yûsuf el Karadâvî’nin de bulunduğu “terör listesi”ni onaylayan, Katar’ın ablukaya alınmasını destekleyen beyanlarda bulundular. Mısırlı ünlü davetçi Amr Hâlid’in “Devletim ne yaparsa onaylıyorum” şeklindeki sözü ise, hepsinin üstüne geldi.

Katar ablukasının açıktan desteklenmesi, İhvân ve Hamas’ın terörist ilân edilmesi ve Mısır darbesinin de benimsenmesi anlamına geliyor. Böyle bakınca, Arap ülkelerindeki ulema sınıfı ve dinî kurumlar da, aslında dünya görüşü açısından birbirinden ayrışmış oldu. Çoğunluk, “Siyasal İslâm”ın karşısında yer aldığını deklare etti; yöneticilerin kendi politik hesapları uğruna oluşturduğu çerçeveyi sorgulamadan onayladı. Adeta önlerine koyulan boş kâğıdı imzaladı. 

Siyasi iktidarların ve monarşilerin yapmak istediği tam da buydu: Din adamlarının kendilerine itiraz etmeyecek, siyasi kararlarını tasdik edecek ve benimseyecek bir çizgide durmaları. Katar krizi, bu amacı tam olarak gerçekleştirmiş görünüyor. Az sayıdaki “ayrık otu” da “terör destekçisi” olarak yaftalanıp mahkûm edilecek.  

***

Katar krizinde konsensüs sağlanmış olsa da, Arap yöneticiler, ulema sınıfının gelecekteki başka meselelerde ‘sorun’ çıkarmasının tamamen önüne geçmek için, medya gücünden de destek alıyor. Siyasi iktidarların emriyle sadece övgü ve destek yayını yapan basın-yayın organlarının dışında, bir de “tabuları yıkma” adı altında dinî meseleleri sınırsız ve ölçüsüz biçimde tartışan medya kaynakları mevcut. Özellikle “Siyasal İslâm” olarak isimlendirilen akıma savaş açmış durumdaki bu kaynaklar, yayınlarıyla kitleleri yönlendiriyor, değiştiriyor, törpülüyor.

Mısır’da İhvân iktidardayken Muhammed Mursi ile ilgili birçok yalan haberi süzmeden yayınlayan El Arabiya televizyonu, müstehcenliğin sınırlarını zorlayan MBC kanalı, aynı çizgiyi izleyen Sky News Arabia ve bu medya gruplarının yazılı ve dijital ürünleri, muazzam bir kamuoyu çalışmasıyla meşguller. Katar merkezli El Cezire, bu medya savaşında durduğu yer sebebiyle de hedefte.

***

Dinî canlılığın ve eleştirel düşüncenin siyasi hırslar için tamamen yok edilmesinde, Araplar Mısır örneğini takip ediyor. Zaman zaman “İslâm dünyasının en eski aktif eğitim kurumu” olarak anılan Ezher’e ev sahipliği yapan Mısır, ulema sınıfının zapturapt altına alınması noktasında ibretlik ve dikkat çekici bir numune teşkil ediyor.

Askeri darbenin ardından hutbeleri merkezileştiren Sisi yönetimi, bu ramazan ayından itibaren de hoparlörle cami dışına Kur’ân kıraatı ve vaaz-hutbe yayınını durdurdu. Gerekçe olarak “gürültü kirliliği” ileri sürülse de, bu adım daha çok, camilerin “nefes alan ve hayat veren merkezler” olma özelliğini yok etme girişimi olarak yorumlanıyor. Ezher Üniversitesi’nin de “din dilini ıslah” adı altında birçok ayet ve hadisi müfredattan çıkardığı ya da yorumunu gündeme adapte ettiği zaten biliniyor.

Mısır’da dinî tefekkür ve fikrî üretim, siyasi iktidarın sert müdahaleleri yüzünden durma noktasında bugün. Darbe yönetimine adapte olan kişi ve gruplar ise -kimliğine bakılmaksızın- sonsuz itibar ve izzet u ikrama nail oluyor.

Körfez Arapları ve onları izleyen ülkeler de, din adamları sınıfını Mısır örneğine uydurma peşinde. Bu aynı zamanda, İslâm’ın duvarlar arkasına hapsedilmesi ve güncel hayata dair herhangi bir dinî referansın ortaya koyul(a)maması demek. Bir tür “dindar ama seküler ulema üretme projesi” de diyebiliriz.

***

Bir yanda iktidarların emrine giren ulema, diğer yanda ‘terörist’ ilân edilenler, öte yanda ise yoğun medya bombardımanı altında kalarak dinî meselelere dair bütün referanslarını ve dayanak noktalarını yitirmeye başlayan şaşkın kitleler… Arap (ve İslâm) dünyasının gelecek nesillerini, İslâmî kimlikle ve İslâmî siyasetle ilişki bakımından oldukça karmaşık ve fırtınalı bir süreç bekliyor.

YENİ ŞAFAK

Bu haber 1309 kez okudu
YORUM YAZ
UYARI: Haberler ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik eden yorumlar onaylanmamaktadır.
Nureddin yargıcı
6 ay önce yazıldı.
Allah buyurdu; Haydi, yerilmiş ve kovulmuş olarak çık. And olsun ki, onlardan kim sana uyarsa, sizin hepinizi cehenneme dolduracağım.
Yorum - Analiz Kategorideki Diğer Haberler
Kudüs, İslam dünyası ve İstanbul zirvesi
İstanbul'da gerçekleştirilen İslam İşbirliği Teşkilatı Olağanüstü Liderler Zirvesi tarihi bir öneme sahipti. Teşkilatın kurulmasına zemin hazırlayan sebepler ve kendine biçtiği misyon, zirvede açık bir şekilde ortaya çıktı.
Çoklara galebe çalan yiğitler
Zafer Burakmak'ın yorumu;
AK Parti-MHP ittifakı, baraj ve sistemde son durum ne?
"Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde, Cumhurbaşkanı’nın partisinin Meclis’te mümkün olan en yüksek vekil sayısıyla çoğunluğu kazanması elzem görülüyor. Bu nedenle, barajın düşürülmesine sıcak bakılmıyor."
Kudüs üzerine
"Çünkü liderlerin diktatörlükleri önce halklarını, bu uğurda işledikleri günahlar ise sonraki süreçte kendilerini boğuyor. Bugün işlenen her suç, yarınlarını da ipotek altına alıyor.Ve bu hal devam ettikçe İsrail gibi rejimlerin adımları hızlanıyor, poli
Kürt tedirginliği sürdükçe
Türkiye, giderek Kürt kimliğini ‘yadırgayan’ bir siyasi tahayyül geliştirdiği ve bunu milliyetçi bir çerçeve içine oturtarak çatışmayı hedeflediği ölçüde, hem genelde Ortadoğu’da hem de ABD, Rusya ve İran karşısında kırılgan hale geldi.
Trump’ın Kudüs hamlesi uluslararası hukukun açık ihlalidir
ABD büyükelçiliğinin Kudüs'e taşınmasına ilişkin bu hamlenin “Filistin sorunu” açısından birçok anlamı ve sonucu olacaktır. İsrail-ABD penceresinden bakıldığında ise, bugün iki devletli çözüm olasılığı masadan kalkmış görünüyor.
Dünya tam olarak öyle bir yer değil
"Demek ki dünyada kimsenin elinde mutlak güç yok. Kimsenin elinde asla yanılmaz ve yenilmez planlar yok.... Bütün bunlar kıymetini bilenler için daha ümitvar bir dünya vaad ediyor."
Kudüs ve Derinleşen İşgale Karşı Safları Netleştirmek!
Eğer gerçekten de şu veya bu ülkenin, ordunun, süper devletin değil; Rabbul Alemin’in Kadir-i Mutlak olduğuna ve ondan başka da güç ve kudret sahibi bulunmadığına iman ediyorsak perspektifimiz, tutumumuz, kaygı ve özlemlerimiz bu inancımızı yansıtmalıdır.
Ali Abdullah Salih’in Öldürülmesi ve Husiler (1)
Site yazarlarımızdan Metin Aldemir, Yemen'deki gelişmeleri yazı dizisine konu aldı.
Yerlilerin Gözyaşları (Yerlilerin Yok Edilişinin Kısa Tarihi)
Site yazarlarımızdan Ömer Arslan, İspanya sömürge tarihindeki zulümleri konu alan "Yerlilerin Gözyaşları" kitabını değerlendirdi.
ABD budur
Bu, ABD’nin kararıdır. ABD budur. Ilımlısıyla ve ılımsızıyla…
Ambargoyu ‘delme’nin uzun hikayesi
Karar gazetesi yazarı Yıldıray Oğur, ABD'deki mahkemeye taşınan İran'a ambargoyu delme meselesini uzun bir yazı ile anlaşılır bir şekilde tüm boyutlarıyla ele almış.
  • Güncel
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Eylem ve Etkinlikler
  • Dünya
ÖSYM'den 2017-YDUS adaylarına sınav saati uyarısı HDP eski Sakarya il başkanına 3 yıl 9 ay hapis cezası Çavuşoğlu: Afrin'e istediğimiz zaman gireriz Türkiye'de 1,5 milyon güvenlik görevlisi var Bozkırda 'bal ormanları' kuruldu Bakanlıktan egzoz muayenesine sıkı takip Eğitime kar engeli 8 ilde naylon fatura operasyonu: 90 kişi hakkında gözaltı kararı Bolu Dağı'nda tırların geçişine izin verilmiyor Uygunsuz asansörlere ceza yağdı
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
YAZARLARIMIZTÜMÜ
ÇOK OKUNANLAR
    GAZETELER
    NAMAZ VAKİTLERİ
    İmsak
    Güneş
    Öğle
    İkindi
    Akşam
    Yatsı
    Haksöz Haber Radyo Selam | Tevhidin Adaletin ve Özgürlüğün Sesi
    © Copyrigth 2015 yonelishaber.com tüm hakları saklıdır.
    Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır ve linklerin sorumluluğu alınmaz. Yazılım ve Teknik Destek : AmdYazılım
    • Rss Servisi
    • Google+ Sayfası
    • Twitter Sayfası
    • Facebook Sayfası