• BIST
    116.531
  • Altın
    158,593
  • Dolar
    3,7404
  • Euro
    4,4932
  • Mobil Sayfamız
  • Facebook Sayfamız
  • Twitter Sayfamız
  • Google Plus Sayfamız
  • RSS Servisimiz
  • Android Uygulamamız
  • iOS Uygulamamız
Devlet açısından Çözüm Süreci
"Sorun şu ki, herkes Çözüm Sürecini diğer tarafın kazanımlarına bakarak değerlendiriyor ve kendi mahallesinin kazanımlarını es geçiyor. Aslında devlet de örgüt de bu süreci kendi çıkarları uğruna kullandı."
29 Aralık 2017 / 18:30

Sitemiz yazarlarından Zafer Burakmak'ın Çözüm Süreci'ne ilişkin kapsamlı yazısı;

Çözüm Süreci’nin Diyarbakır, Şırnak, Mardin ve Hakkari olmak üzere 4 ilin kimi merkez ve kırsal ilçelerini enkazına gömerek çökmesi, bu yönde gelişen düşünceleri de ezecek kadar sert oldu. Öyle ki düne kadar Çözüm Süreci’nin selametini konuşanların, derin bir suskunluklarının yanısıra sürece saldırganlıklarına şahit olduk. Çözüm Süreci’ne bir günahtan olma evlat muamelesi yapıldı birçok kişi tarafından. Özellikle süreci başlatan ve semirten taraflarca. Oysa sürecin başlamasından evvel ve devam eden günlerde bugünkü saldırgan kalemlerden, bu yolun engebeli olacağı, düşe kalka ilerleyeceği, tarafların süreci kendi lehlerine kullanmaya çalışma ihtimallerinin göz önüne alınması gerektiği ve barış süreçlerinde masaların çok defa devrilip düzeltildiği gibi uyarılar sıralanıyordu. Cumhuriyetin kadim bir soruna yaslanan son 30 yıllık silah probleminin çözülmesinin zor olacağı herkesçe biliniyordu. Ancak çöken süreçte devlet aklının şimdilik geri çekilmsiyle birlikte tüm bu geniş perspektifleri sunan yazar ve siyasetçiler, topukları üzerinde gerisingeriye döndüler. Bu sonuç, Türkiye’deki birçok düşünce adamı, yazar ve siyasetçinin devletin bile gerisinde olduklarını bir kez daha göstermesi açısından anlamlıdır. Devlet aklı tekrar bir masaya oturmaya niyetlendiği gün, yeniden barış ortamının selameti üzerine konuşmaları ve yazıları göreceğiz elbet ancak o güne kadar bu tür projelere sövmeye ve güvenlikçi politika propagandalarına devam edilecek.

Haksızlık yapmamak adına, emek verilen her şeyin çökmesinin yaratacağı yenilgi ve bezginlik halinin bu meselede de yaşanabileceği öngörmek ve şuan var olan ruh halinin de buna dayanabileceğini akılda tutmak gerekmektedir elbet. Ancak olası yeni bir sürece ilişkin üretilecek fikirlerin bu mazerete sığması yine anlaşılabilinirken, Çözüm Süreci’nin her şeye rağmen taraflara ve topluma kazandırdıklarının es geçilerek mahkum edilmesi mazeret kabul etmiyor maalesef. Çözüm sürecinde toplumun ve tarafların kendilerince sağladığı büyük kazanımlar, mahkûm edilen bir projeye pay vermemek adına işlenmemeye gayret ediliyor. Bu yazımızda, Türklerin ve Kürtlerin toplum olarak sürece ilişkin kazanım ve kayıplarının yanında devletin süreçten nemalandığı hususlara odaklanmak istiyoruz.

Herkesin Çözüm Süreci’nde kazandığı ve kaybettiği alanlar oldu. Bu da aslında herhangi bir sorunun çözümü yolunda varılacak menzille örtüşüyor.  Ancak bu kazanımlar maalesef sürecin ilerlemesi için değil, çökmesi için kullanıldı. Sorun şu ki, herkes Çözüm Sürecini diğer tarafın kazanımlarına bakarak değerlendiriyor ve kendi mahallesinin kazanımlarını es geçiyor. Aslında devlet de örgüt de bu süreci kendi çıkarları uğruna kullandı. Oluşan sakin ortamın verdiği rahatlığı toplum yararı yerine kendi çıkarları için kullanma durumu iki taraf için de geçerliydi. Çatışmasızlığın ve barış beklentilerinin ekonomik yansımalarının devlet açısından Kürtlerle daha bir yakınlaştırma sağladığı belirtilmeli. PKK ve Çözüm Süreci başlığını bir sonraki yazıya bırakarak daha çok Ankara’nın nemalandığı hususlara odaklanalım.

Ortadoğu'daki hareketlenmeler ve Çözüm Süreci

Devletin şimdilik yaşanmamışlık sendromuyla  unutturmaya çalıştığı Çözüm Süreci’nden kendince çıkar sağladığını belirtmiştik.  Bir müzakere hamlesinin proje denemeleri olarak ele alırsak 2009 yılında somut bir şekilde kendini göstermeye başlayan iradenin, özellikle Ortadoğu’nun çalkalandığı dönemlerde devlet açısından sağlam bir liman olarak değerlendirildiğinin altını çizmek gerekiyor. Türkiye gibi devletlerin böyle bir hareketlenmeden haberdar olup olmadığı bilinmiyor ancak 2009 yılından itibaren Kürt sokaklarında başlayan beklentinin ve sonrasında şekillenen masanın, Kürtleri görece sakin tutmaya yaradığı bilinen bir husus. Özellikle 2011’den sonra başlayan ve dalga dalga yayılan “Arap Baharı”  olarak ifade edilen hareketlenmelere karşı Çözüm Süreci, doğal bir bariyer işlevi görmüştür. Bu zamansal denkleşme, her ne kadar genelde Kandil’in masadaki taleplerini yükseltmesi olarak negatif bir etkiyle konu edinse de tersinden işlevselliği de konuşulmalıdır . Evet, PKK oluşan hareketlenmeleri ve bunun Suriye ayağında kendisine biçilen YPG gerçeğini, kendi lehine kullanarak taleplerini artırmıştır. Hatta çatışma sürecini de buradan hareketle başlatmış olabilir. Ancak örgüt, çözüm masasının olmaması durumunda da bu sosyal ve siyasal dalgalanmaları kendi lehine kullanmaya çalışmayacak mıydı? Eğer ki Ortadoğu’daki hareketlenmeler ve Suriye’deki YPG kazanımlarını PKK yapmadıysa -ki yapmadı-  o halde taşları yerinden oynatan ve sokakları harekete geçiren bu yılları, Çözüm Süreci’nin olmaması durumunda da düşünmek gerekmektedir. Çözüm masasının olmaması durumunda da örgüt, YPG kazanımları üzerinden kazandığı özgüvenle taleplerini yükseltecek ve bu “Arap Baharı”nı Kürt Baharına dönüştürmeye çalışacaktı.  Bunun zamanı ve yöntemini de tamamen kendisi belirleyecekti. Oysa masada oluşunun verdiği psikolojiyle devletin vereceklerine odaklanan örgüt ve tabanı, atacağı adımları kendi insiyatifi yerine devletin zamanlamasına bırakmıştı. Bu anlamıyla Kandil’in Ortadoğu hareketlenmelerini Türkiye sahasına beklendiği kadar yansıtamadığı görülmektedir. Bunun en büyük nedeninin,  Ortadoğu’da yönetim değişikliğinin Batı’nın müdahaleleriyle şekillendirildiği ve dalganın Suriye’de boğulduğu döneme kadar Türkiye’de yürütülen süreç olduğunu unutmamak gerekir.

Türkiye, bölgedeki her sistem kadar kendisi için de tehlikeli olan bir döneme süreç masasında yakalanmıştır. Bu denk gelmenin, süreci bozması büyük bir kayıp olarak değerlendirilirken, aynı zamanda devlet yapılarına kadar değişikliklerin yaşandığı ve halk hareketlerinin sınırları aştığı bir döneme, çözüm için diyalogların yaşandığı günlerde yakalanmasının da bir getirisi vardır elbet.

Süreç boyunca askeri hazırlıklar

Sürecin devlete kazandırdığı bir diğer husus, karakollar gibi güvenlik açıklarının kapatılması olmuştur. 2013 yılında TOKİ, 280 "Kalekol" adı verilen yüksek güvenlikli karakol ihalesinin yapıldığını ve 114 kalekolun teslim edildiğini ve 166 kalekolda çalışmaların sürdüğünü açıklamıştır.  Kalekol çalışmaları süreç boyunca devam etmiştir. Bu çalışmalar kapsamında Aktütün gibi sürekli PKK saldırısına uğrayan ve ağır kayıplar veren karakollar sağlamlaştırılmıştır. Bunun yanında özellikle PKK üyelerinin geçiş güzergahlarını ve saldırılar sonrası saklandıkları derin vadileri sular altında bırakarak kullanılamaz hale getirecek olan barajların yapımı da bu dönemlerde hızlandırılmıştır. Yine çatışmasız ortamın verdiği rahatlık, korucu alımlarında geniş kesimlere ulaşılmasına neden olmuştu. Tüm bunlara karşı yapılan PKK itirazları ve bu temelde yükselen gösteriler, sürecin selameti uğruna gelişmeden boğulmuştur. Çünkü HDP’nin geniş tabanı da dahil toplum tarafından mahkum edilmiştir.

PKK ütopyası ve pratik

Yine geçmişten bu yana özellikle örgüte yakın kesimlerde, örgütün devletten daha adil bir yönetim sağlayacağı inancı, Çözüm Süreci’nde bir sınava tabi tutulmuştur. Bu sınav süresince örgüt, legalleşiyor gibi algılandıkça devletin meşru hegemonyasının yanında kendi etkinliğini de topluma yansıtmıştır. PKK, Çözüm Süreci’nde mahalle ve köylere kadar etkin olan ‘komisyonlara’ ve belediyelere verilen rahatlıkla birçok yönden toplumla temasını artırmış ancak toplum, bu etkinlikten pek razı olmamıştır. Örgüt ile toplumun teması artıkça toplumda, günün reel sorunlarının ütopik sözler ve vaatlerle çözülemediği fikri yerleşmeye başlamıştır. Özellikle belediyeler üzerinden yapılan icraatlar ve varlıklı kesimlere yönelik vergilendirme adı altında uygulanan yöntemler, bu fikriyatın yerleşmesine neden olmuştur.  Bu anlamıyla Çözüm Süreci, örgütün adalet getireceği ütopyasını...

Yazının devamı için tıklayınız...

Bu haber 383 kez okudu
YORUM YAZ
UYARI: Haberler ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik eden yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorum - Analiz Kategorideki Diğer Haberler
Mısır'daki siyasi idamları durdurmak için somut adımlar atabilmek
İhvan'ın tutuklu liderleri ve onların aileleri kendi sınavlarını başarıyla vermekteler. Ancak, hür dünyanın(!) yöneticileri, önderleri, aydınları, gazetecileri ve aktivistlerinin Mısır’daki idamlarla ilgili sınavlarını başarıyla verebildiğini söylemek mü
Ortadoğu yazarı: Biz muhalefetteyiz ama fikrimiz iktidarda
MHP'nin yayın organı Ortadoğu yazarı Yıldıray Çiçek "MHP bugün fikrinin iktidarını yaşamaktadır. Düşman cephesinin çıldırması da bu yüzdendir" dedi.
Bu hukuki ihtilafa bakacak bir merci yok
"Yerel mahkeme Anayasa Mahkemesi’ne “Görev gaspı yapıyorsun” derse, bu ihtilafa bakacak daha üst bir mahkeme yok! Çünkü Anayasa Mahkemesi’nin kararları “kesin ve bağlayıcı”dır. Aksi düşünülmediği için bir merci tayin edilmemiştir"
Adaletten sinyal bekleyenler...
"Eğer, bu konuda yeni bir içtihad ve kriter geliştirilmezse, müphemlik ortadan kaldırılmazsa “güçlü olanlar ya da güçlü tanıdıkları olanlar kurtuluyor” gibi şikayetler de bitmez."
Avrupa - Türkiye - Ortadoğu: Kim dönüşüyor, kim dönüştürüyor?
Mültecilerden radikalizme, başarısız devlet deneyimlerinden ekonomik darboğaza kadar Avrupa'nın komşu bölgelerinde yaşanan meseleler Avrupa'daki siyasal manzarayı dönüştürüyor, toplumsal kaygıları çok ciddi manada kaşıyor.
Bilmediğiniz şeyler var!
"Herhalde hiç kimse bize MHP ve Devlet Bahçeli’nin niyet konusunda ‘’Bilmediğiniz şeyler var’’ diyemez. Biz hem MHP’yi hem de Devlet Bahçeli’yi gayet iyi biliyoruz. Burada bilmediğimiz aslında AK Parti’nin ne istediğidir?"
Selvi: AİHM, Türkiye'yi Avrupa Konseyi'ne taşıyabilir
Selvi, AYM'nin tutuklu gazeteciler Şahin Alpay ve Mehmet Altan hakkında verdiği 'hak ihlali' kararının Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nden (AİHM) de çıkabileceğini ve " AİHM’nin Türkiye’yi, Avrupa Konseyi’ne taşıması tehlikesinden söz ediliyor" dedi
ABD’nin Suveyş Krizi nerede ne zaman yaşanacak?
"Tarih, her imparatorluğa galip gelmiş bir “süper güçler” mezarlığıdır aynı zamanda. ABD’nin de yükselebileceği zirveyi gördüğünü ve fizik kanunun gazabına uğrayacağı konusunda şüphe yok. İngiltere’nin hangi dönemini yaşadığı da baktığınız yere göre deği
HDP'de 'Kürt mü olsun Türk mü?' tartışması ve Ahmet Türk
"HDP'deki Türk-Kürt krizine, işkencelerden geçmiş, Kürt toplumunun belirli bir kesiminin güvenini almış, bunun yanında soyadı Türk olan bir ismin çözüm olarak sunulması da ilginç."
Tunus’taki gösteriler ne anlama geliyor?
"...Ama meseleyi sadece BAE’nin karıştırmasıyla izah etmek de biraz fazla kolaycılık olur. Tunus hükümetinin özellikle ekonomik konularda halkının beklentilerini veremediği gerçeğini ister istemez görmek durumundayız."
Bahçeli ne yapıyor?
Eğer akıllılığı, gücü ve imkanları azami etkinlikte kullanmak olarak tarif edersek, Bahçeli’yi muhakkak ki son iki yılın en akıllı siyasetçisi seçmek gerekir.
Şakşakçı bürokratlar 28 Şubat medyasını yaşatıyor
"28 Şubat medyası yargılansın diyoruz ama bırakın yargılanmayı hâlâ etkinler. Hâlâ istedikleri kişileri linç ettirebiliyorlar."
  • Güncel
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Eylem ve Etkinlikler
  • Dünya
Kısmen buz tutan Gölcük Gölü havadan görüntülendi Kanal İstanbul'un güzergahı resmen belli oldu Emniyet Özel Harekat Daire Başkanlığı kaldırıldı Bozdağ'dan 'Mor Beyin' açıklaması Van Gölü için 100 milyon liralık arıtma tesisi YÖK'ten görevlendirmelere ilişkin yönetmelik değişikliği Posof'ta eğitime kar engeli THY 2017'de 68,6 milyon yolcu taşıdı PTT'ye bin 750 personel alımında süreç başladı Türkiye'de serbest kılınan nitratlı gübrelere bölgede yasak sürüyor
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
YAZARLARIMIZTÜMÜ
ÇOK OKUNANLAR
    GAZETELER
    NAMAZ VAKİTLERİ
    İmsak
    Güneş
    Öğle
    İkindi
    Akşam
    Yatsı
    Haksöz Haber Radyo Selam | Tevhidin Adaletin ve Özgürlüğün Sesi
    © Copyrigth 2015 yonelishaber.com tüm hakları saklıdır.
    Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır ve linklerin sorumluluğu alınmaz. Yazılım ve Teknik Destek : AmdYazılım
    • Rss Servisi
    • Google+ Sayfası
    • Twitter Sayfası
    • Facebook Sayfası