• BIST
    106.926
  • Altın
    151,318
  • Dolar
    3,6718
  • Euro
    4,3287
  • Mobil Sayfamız
  • Facebook Sayfamız
  • Twitter Sayfamız
  • Google Plus Sayfamız
  • RSS Servisimiz
  • Android Uygulamamız
  • iOS Uygulamamız
Zafer Burakmak
Zafer BurakmakTüm Yazlıları
08 Ekim 2017 Pazar 18:45
Denizlerden sesler geliyor, ıslık çalmaya devam

Her zaman huzur bulmak için gittiğiniz sahilde bu kez korku filmi izler gibi bakın ufuklara. Önünüze serilmiş masmavi örtünün, göğün mavisiyle buluştuğu çizgisine bakın. Mavinin iki tonunun birleştiği noktaya, arş ile arzın bir olduğu ama ton farklarını koruduğu noktaya.  Kim bilir belki o ince çizgide görürsünüz suyun üzerinde kalmak için uğraşan küçük bir eli. “Yeryüzünde hala yapacaklarım var” diyen bir çocuğun, yaşam ile ölüm arasındaki çırpınışlarını.

Bir efsane dinler gibi dinleyin sesini bu kez dalgaların. Bir korku filminin fon müziği gibi. Çığlık olmayacak, kan olmayacak ancak ölüm, sessizliğiyle gelecek. Sessizlik dediysek o bize, kalan herkese, dünyaya. Yoksa, çırpınacak kurbanlar dakikalarca. Yardım isteyecekler, birilerini, insanlığı bekleyecekler saatlerce. Olur da 8 milyar insandan birine gider diye imdat çığlıkları. Televizyonun başındakilere hani şu izledikleri filmlerdeki gibi bir iç sıkıntısı düşer diye. Belki “Bir şey oldu. Bir sıkıntı var sanki” deyip etraflarına bakar da birileri, duyar seslerini diye. Belki kıyılardaki güzel manzaralarda iç sesini duymak isteyenlerin kabarttıkları kulaklarına ulaşır bir ağlama, boğulma sesi.  Ama yok! Her mazlumun çığlığına karşın sahillerde huzur arayacağız dalga sesiyle yine biz. Binlerce çocuğun son nefesini verişine ve tüm bilgi çağının verdiği zenginlik ile bunu bilmesine karşın kıyılarda hoş bir esinti arayacak insanlık.

Oysa günahına günah ekleyen insanlığın vicdan mezarlığına düşen her yaşlı, kadın, çoluk çocuğun arşa yükselen çığlığıyla arz titreyecek. Hiçbir ses kaybolmuyordu ya, o çığlıklar da dünyanın ekseninde dönecek de dönecek. Yeryüzü ile gökyüzü arasında gidip gelecek. Uydularımızın önünden geçecek, aya yetişecek. Güneş sistemi, Samanyolu galaksisi diye diye devam edecek yolculuğu.

Ancak hiçbirimiz duymadık, duymayacağız bunları. O çığlıklar, feryatlar, bir fırtınanın tetikleyecisi, bir fay hattının çığ düşmesi olacak belki fakat tüm bunların adını başka şeyler koymaya devam edeceğiz. İrma diyeceğiz mesela  sonra Maria koyacağız adını, ekonomik tahribatların dehşetine kapılacağız. Televizyonlarda küresel ısınmanın sonuçlarını ve risklerini konuşacağız. Çok büyük tehlikelerin yaklaştığından dem vuracak uzmanlarımız. Depremin şiddetinin hesaplamasına dalacağız. Olası depremlere işaret edecek, minik yavruların gömüldüğü deniz tabanlarında oluşacak bir depremin tusunami etkisine dikkat çekeceğiz. Öyle ya, fırtına yakıp yıkar, depremler yuvalarımızı mezar yapar, tusunami insanı boğar değil mi?

İstatistiki bilgileri bilmiyoruz, günden güne değişiyor çünkü. Ülkesindeki katliamlardan, hava saldırılarından, açlıktan, çaresizlikten Avrupa’ya kaçmak isteyen kaç mazlum boğuldu sularda saymayı bile beceremiyoruz. Verilen sayıların yanında hiçbir insanın bilmediği nice dramlar var. Ama hiçbirini bilmiyoruz. “Şu kadar mülteci boğularak can verdi” haberlerinde, olayın nasıl olduğunu kimse bilmiyor. Tekneyi ne devirdi, botu kim batırdı kim bilir. Ne kadar sürdü can pazarı? Kıyıya vurmuş bir anne ve evladının suda çırpınması ne kadar sürdü? Evladı kurtulsun diye kaç dakika çırpındı anne/baba? Ve tüm bunlar ne zaman oldu, bizler ne yaparken, ne konuşurken? Yanımızdaki Suriyelilere nasıl bakar nasıl davranırken?

Onların ne yaptıklarını, nasıl can verdiklerini bilmiyoruz belki ama hepimiz ne yaptığımızı ve neler konuştuğumuzu çok iyi biliyoruz. Buna karşılık bir mazlumun ahının kaybolmadığını, çığlığının sessizlikte boğulmadığını da biliyoruz.  Allah’ın mazlumların ahını işittiğini de, yerin, göğün, suyun, rüzgarın O’nun emrinde olduğunu da.

Vicdan mezarlıklarına dönüştürdüğümüz denizlerin kıyılarında yürürken ıslık çalmamız korkularımızı bastıramayacak. Eğer duyduysa yeryüzü, ulaştıysa arşa bir çığlık, Allah o sesi sorumluluğu olan herkese tekrar ve tekrar işittirecek. Velev ki, o insanlar duyduklarını anlamasalar adlarını deprem, kasırga, fırtına koysalar da. Anladıkları gün ise ya çığlıkların bittiği ya da anlamanın fayda vermediği gün olacak. Ağlayanlar bakıp gülecek, boğulanlara bugün ıslık çalanlar ise hıçkırıklara boğulacak. 

Bu haber 1157 kez okudu
YORUM YAZ
UYARI: Konu ile ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik eden yorumlar onaylanmamaktadır.
  • Güncel
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Eylem ve Etkinlikler
  • Dünya
İl halk kütüphanelerinden 24'ünün çalışma süresi uzatıldı Gmail, Youtube, android market vb uygulamalar ile izleniyoruz Sürücü Kursu sınavında değişiklik Müftülüğe Nikah Yetkisi Veren Madde Kabul Edildi HDP Bursa il başkanı tutuklandı Frankfurt Başkonsolosluğundan polise "PKK" tepkisi Rektör atamaları Resmi Gazete'de Yolcu otobüsü ile pancar yüklü tır çarpıştı: 1 ölü, 20 yaralı Deniz Baykal hastaneye kaldırıldı Ardahan'da kar yağışı ve sis yol kapattı
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
YAZARLARIMIZTÜMÜ
ÇOK OKUNANLAR
    GAZETELER
    NAMAZ VAKİTLERİ
    İmsak
    Güneş
    Öğle
    İkindi
    Akşam
    Yatsı
    Haksöz Haber Radyo Selam | Tevhidin Adaletin ve Özgürlüğün Sesi
    © Copyrigth 2015 yonelishaber.com tüm hakları saklıdır.
    Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır ve linklerin sorumluluğu alınmaz. Yazılım ve Teknik Destek : AmdYazılım
    • Rss Servisi
    • Google+ Sayfası
    • Twitter Sayfası
    • Facebook Sayfası