• BIST
    94.635
  • Altın
    145,488
  • Dolar
    3,5853
  • Euro
    3,9192
  • Mobil Sayfamız
  • Facebook Sayfamız
  • Twitter Sayfamız
  • Google Plus Sayfamız
  • RSS Servisimiz
  • Android Uygulamamız
  • iOS Uygulamamız
Fikret Salık
Fikret SalıkTüm Yazlıları
28 Temmuz 2016 Perşembe 10:43
Darbe girişimi sonrası gelişmeler ve OHAL

Darbe girişimi ile ilgili önceki iki yazımızda öncelikle darbeyi bertaraf eden milletimizin kahramanca direnişinden bahsedip daha sonra darbe girişimine farklı tepki veren çevrelerin yakalandığı nefret saplantılı ruh hallerinden bahsetmiştik. Üçüncü ve son yazımızda ise darbe girişimi sonrası gelişmelere ve hükümet tarafından alınan OHAL kararına değineceğiz.

Darbe karşıtı gösteriler halen devam ediyor. Tarihinde ilk defa darbeye dur demiş bu milletin sevinmek, alanları boş bırakmamak, yeni tehlikelere karşı teyakkuzda olmak kadar başka ne hakkı olabilir?Darbeden on gün sonra meydanlara çıkan ve darbecilerden daha çok darbe mağdurlarını hedef alan açıklamaları(örneğin; meydanlar şeriatçılardan alındı, asıl sahiplerini buldu vs. söylemleri ) yapan kesimlerin üzüntü ve saldırganlığına da şaşırmamak lazım. Sonuçta darbe gerçekleşmedi diye bayağı üzgünler. Ancak bunları yaparken dikkat edilmesi gereken hususlar var. Öncelikle aşırılıklardan kaçınmak gerekiyor. Darbe tehlikesi bertaraf edilir edilmez meydanlarda idam sloganları yükselmeye başladı. Siyasilerden de halkı rahatlatacak ‘İstiyorsanız neden olasın?’ açıklamaları geldi. Ancak Türkiye’nin mevcut anayasası ve Avrupa Birliği şartları dikkate alınınca bunun pek de mümkün olmadığı anlaşıldı. Ben şahsen darbecilerin idam edilmesini isterim. Ancak reel şartlarda çok da mümkün olmayan idam cezasını talep etmenin ilk günün heyecanından sonra anlamsız olduğunu hatırlatmak isterim. Nitekim siyasilerden yeni gelen açıklamalar da bu yönde. Bu süreçte gerçekleşmesi zor talepleri dillendirmektense ordunun bir daha darbe yapamayacak bir kurum olarak şekillenmesini talep etmek hem daha gerçekçi hem de daha faydalı olur diye düşünüyorum.

Diğer bir sorun da öldürülen darbecilere ne yapılacağı hakkında maksadı aşan sözler oldu. İlk olarak nereye gömülecekleri tartışma konusu edildi. Bilindiği üzere bazı aileler cesetleri kabul etmedi. Buna rağmen bunları kimsesizler mezarlığına değil hainler mezarlığı yapıp oraya gömmek gerekiyor gibi abartılı sözler edildi. Hatta medyada hainler mezarlığı yazılı fotoğraflar görünmeye başladı. Oldu olacak yakıp küllerini Pensilvanya’ya gönderelim. Nitekim İslam, ruhlara hitap eden bir din olduğundan insanlar öldükten sonra bedenler üzerinden hesaplaşmayı doğru bulmuyor. Hz. Peygamberin uygulamalarında da bu konuya muazzam dikkat edildiğini unutmamak gerekiyor. Bu uygulamaların artık ölmüş olan darbecilere değil yakınlarına eziyet olacağı akıldan çıkarılmamalı.

Maksadı aşan diğer bir konu da meydanlara darbeye karşı hazırlıklı gelinmesi çağrılarıdır. Unutulmamalıdır ki direnişi güzel kılan minimize edilmiş şiddet olayları ve insanları topyekûn cesaretlendiren ise silahsız olarak tankların, kurşunların önüne yatmaktı. Dolayısıyla bu tarz çağrılar ve söylemler meşru direnişi kirletebileceği gibi düşmanların eline de direnişi kötüleyebilecek argümanlar vermekten başka bir işe yaramaz.

Son süreçle beraber geçmiş yıllarda Türkiye’de sürekli OHAL durumunu ortadan kaldırarak önemli bir işe imza atan AK Parti OHAL ilan etmek zorunda kaldı. Bu da bir dizi tartışmayı beraberinde getirdi. Öncelikle OHAL kararının yerinde olduğunu belirtmek gerekiyor. Çünkü gözü dönmüş bu canilerle mümkün olduğu kadar hızlı ve etkili mücadele etmek gerekiyor. Bunun için de mecliste alınacak kanun hükmünde kararnameler önemli işlevler görüyor. Ancak geçmiş OHAL dönemlerindeki hafızlarının tazelenmesi alınan karardan sonra gecikmedi. Doğal olarak insanlar geçmiş OHAL dönemlerinde yaşanan hukuksuzlukları ve faili meçhul cinayetleri düşününce ister istemez endişeye kapılıyor. Ama AK Parti liderleri ve Cumhurbaşkanı’nın açıklamaları sonrasında toplumun biraz olsun rahatladığını düşünüyorum. Bence de mümkün olduğu kadar kurumları Gülen örgütü mensuplarından temizleme ve bunlara dönük hızlı meclis kararları almaya dönük verilen bir karardı. Böyle kalacağını da tahmin ediyorum. Temel hak ve özgürlüklerin kısıtlanacağını söyleyenler olabilir ancak yaklaşık bir yıldır PKK ile sürdürülen şehir savaşları süresince halka dönük önemli baskı ve hak ihlali olmaması OHAL süresi için bizlere fikir verebilir. Nitekim kararın üzerinden kısa da olsa bir hafta geçmesine rağmen bu doğrultuda herhangi bir aksaklıkla karşılaşıldığını görmedik. Buna rağmen toplumun bu endişesi garipsenmemeli hatta yapılacak açıklamalar ve uygulamalar ile sürekli giderilmelidir.

Son olarak Gülen örgütüne yönelik olacak bu süreçte devletin ve vatandaşların daha dikkatli davranması gerekiyor. Çok hızlı başlayan görevden alma ve gözaltı dalgaları var. Her kesimden insanın kafasını acaba bize de bir şeyler olur mu, birileri farklı sebeplerden ötürü bana da iftira atmış olabilir mi? soruları kurcalıyor maalesef. Geçmişte bir şekilde bunların dershanelerine gitmiş ya da yurtlarında kalmış ama ilişkisini bunun ötesine taşımamış daha sonra bağlarını tamamen koparmış insanlar da endişe taşıyor. Bu süreçte rant sağlamak isteyenlere de dikkat etmek gerekiyor. Örgüt üyeleri dikkatlice ayıklanmalı ve sonuna kadar cezalandırılmalı ancak muhtemelen geri dönüşü de olmayan bu cezalara masum insanların çarptırılmaması konusunda hem İslami camialar hem de yöneticiler muazzam özen göstermeli. Örgüt üyelerinin kripto hesap ve bireyleri hedef şaşırtma adına masum insanlara paralelci diye iftira atıp ceza almalarını sağlayabileceği akıldan çıkarılmamalı.Nitekim aslında Nur talebesi olan ve Gülen örgütüyle hiç alakası olmayan Meclis Araştırma Hizmetleri Başkanı Ahmet Yıldız’ın da görevden alınması bu süreçte bazı hataların yapılacağı kuşkusunu uyandırıyor. Umarım bu süreç en az hatayla örgüt mensuplarının kurumlardan tamamen temizlendiği hayırlı bir süreç olur.

Sonuç olarak insanlık tarihinde nadir rastlanan bir olaya millet olarak imza attık. Bunu yaparken de ders verirmişçesine şiddetten uzak ve cesaret örnekleriyle başardık. Bu güzelliği kirletecek hikmetsiz çağrılara kulak verilmemeli ve bundan sonraki süreci adaletle yönetmeye ve yönlendirmeye gayret etmeliyiz. En önemli silahımızın adalet olduğunu akıldan çıkarmayalım kielde edilen başarı kalıcı olabilsin. Darbeye kalkışacak başka güçler olursa neyle karşılaşacaklarını bilsinler. Tabii ki bugüne kadar darbe üretme merkezi haline gelmiş olan ordunun da darbe üretemeyecek yapılanmaya gelmesi için de gayret gösterilmeli.

Bu haber 2965 kez okudu
YORUM YAZ
UYARI: Konu ile ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik eden yorumlar onaylanmamaktadır.
  • Güncel
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Eylem ve Etkinlikler
  • Dünya
TSK'dan Afrin bölgesine askeri sevkiyat Kene kabusu geri geldi Erdoğan'dan Makedonya'ya 'Sağduyu' çağrısı Rica ediyorum: OHAL Komisyonu hayata geçsin! “Durum iki taraf için de sinir bozucu” Alt ve üst yapı sorunu mahalleliyi çileden çıkardı Ovacık'ta çok sayıda mühimmat ele geçirildi ‘Türkiye OHAL’den Kurtulmalı’ Pancar toplarken uçurumdan yuvarlandı Şemdinli'de mağarada mühimmat ele geçirildi
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
YAZARLARIMIZTÜMÜ
ÇOK OKUNANLAR
    ALINTI YAZARLARTÜMÜ
    GAZETELER
    NAMAZ VAKİTLERİ
    İmsak
    Güneş
    Öğle
    İkindi
    Akşam
    Yatsı
    Haksöz Haber Radyo Selam | Tevhidin Adaletin ve Özgürlüğün Sesi
    © Copyrigth 2015 yonelishaber.com tüm hakları saklıdır.
    Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır ve linklerin sorumluluğu alınmaz. Yazılım ve Teknik Destek : AmdYazılım
    • Rss Servisi
    • Google+ Sayfası
    • Twitter Sayfası
    • Facebook Sayfası