• BIST
    105.840
  • Altın
    160,737
  • Dolar
    3,8842
  • Euro
    4,5831
  • Mobil Sayfamız
  • Facebook Sayfamız
  • Twitter Sayfamız
  • Google Plus Sayfamız
  • RSS Servisimiz
  • Android Uygulamamız
  • iOS Uygulamamız
Çıkmaz sokak
100 yıl önce İngilizlerin ve Fransızların bölgeye attığı neşterlerin yarası hâlâ kanamaya devam ederken, bugün onların yerini ABD ve Rusya almış durumda.
15 Kasım 2017 / 07:53

Yeni Şafak'taki yazısında Suudi Arabistan'daki son gelişmeleri tarihi bir süreç ile değerlendiren Taha Kılınç'ın yazısını ilginize sunuyoruz;

Suudi Arabistan’ın kurucu kralı Abdulaziz’in 1953’teki ölümünden hemen sonra, yerine geçen en büyük oğul Suûd’la kardeşi Faysal arasında amansız bir güç mücadelesi baş göstermişti. Petrol gelirlerinin ülkeye akmaya başladığı bir zamanda tahta oturan Suûd, müsrif yaşantısı sebebiyle eleştiri oklarının hedefindeydi. Kraliyet ailesinin içinden de destekçilere kavuşan Faysal, ağabeyini zaman içinde saf dışı bırakacak, nihayet ulemânın onayıyla 1964’te tahta oturacaktı. Kral Suûd’un kardeşi lehine tahttan indirilmesi, ülke tarihinde de bir ilk olacaktı.

Suûd’la Faysal arasındaki kapışma kraliyet ailesini içeriden iki ana kampa ayırmıştı. Zamanla Suûd’un destekçileri azalsa da, ayrışma çok keskin ve derindi. Ulemâ sınıfının tahttan indirmeye onay verdiği 1964’teki nihai karar anında bile, Faysal’ın karşısında bazı kardeşleri duruyordu. Bunlardan biri Musâid bin Abdulaziz’di. Musâid’in oğullarından Faysal, kendisiyle aynı ismi taşıyan amcası Kral Faysal’ı 25 Mart 1975’te Riyad’daki sarayında vurarak öldürecekti.

Suûd-Faysal geriliminin doruğa çıktığı 1950’lerin sonunda, Suudi Arabistan kraliyet ailesi içinde bir bölünme daha yaşandı. Kendilerine “Özgür Prensler” (Umerâ el-Ahrâr) adını veren bir grup prens, ülkenin modernize edilmesi ve Batı standartlarında bir demokrasiye dönüştürülmesi için kazan kaldırdı. Suûd ve Faysal’ın kardeşleri Prens Talâl bin Abdulaziz’in liderliğinde bir araya gelen gruba, yine kurucu kral Abdulaziz’in oğullarından Prens Fevvâz, Prens Nevvâf ve Prens Bedr de destek veriyordu. O dönemde resmen serbest olan köleliğin kaldırılması da dâhil olmak üzere çok sayıda talebi dillendiren prenslere kraliyet ailesi içinden destekçiler de çıkmıştı. (Grubun lideri Prens Talâl’ın oğlu Velîd, sonraki yıllar içinde kraliyetin en güçlü ve zengin adamlarından biri haline gelecek, nihayet 2017’nin kasımında ‘yolsuzluk’ sebebiyle gözaltına alınan isimlerden biri olacaktı.)   

Böylece, bir yandan Suûd-Faysal mücadelesi sürerken, diğer yandan Mısır Cumhurbaşkanı Cemal Abdunnâsır’ın desteklediği yeni bir iç muhalefet akımı belirmişti. 1960’ların başında Suudi Arabistan kraliyet ailesi içindeki nüfuz çatışması, böyle üç klik halinde sürüyordu. Dışarıdan bakıldığında, ülkenin istikrarını ve geleceğini tehdit eden bir durumdu bu.

Kısa süre sonra “Özgür Prensler Hareketi” adını da alan muhalif akımın üyeleri, vatandaşlıkları ellerinden alınarak Veliaht Prens Faysal tarafından Lübnan’a sınır dışı edildi. Özgür Prensler, daha sonra Mısır’ın başkenti Kahire’ye yerleşerek, ülkelerine ve Suudi kraliyet ailesine karşı açıktan mücadeleye başladılar.

Özgür Prensler, Suudi Arabistan’ın modernleşmesi ve demokratik bir ülkeye dönüşmesi için bastırırken, 1962’de Mısır’ın Yemen’e müdahalesi gerçekleşti. Cemal Abdunnâsır’ın Yemen’in güneyindeki sosyalist yönetimi desteklediği, Suudi Arabistan’ın ise buna karşılık kuzeydeki aşiret güçlerine destek verdiği kanlı iç savaşın ilk evresinde, Özgür Prensler tamamen Kahire’nin yanında durdular. Ardında 200 binden fazla ölü bırakan savaş, Mısır’ın 1967’de İsrail karşısında uğradığı ağır hezimetin ardından mecburen Yemen’den çekilmesiyle sona erdirilebilecekti.

Cemal Abdunnâsır’ın, “Arap halkları, Kudüs’ü özgürleştirmek için ilk önce Riyad’ı özgürleştirmeliler” söylemine rağmen Mısır’ı desteklemeyi sürdüren Özgür Prensler, 1964’de Faysal kardeşi Suûd’u devirip tahta çıkınca, ülkeleriyle uzlaşma yoluna gittiler. Kral Faysal kardeşleri için genel af ilan etti, vatandaşlıklarını geri verdi ve hepsini yeniden ülkeye kabul etti.

Bu tarihten itibaren resmen sona eren “Özgür Prensler Hareketi”nin ideallerini, Kral Faysal tahtta bulunduğu 11 yıllık süre boyunca tümüyle gerçekleştirdi. Faysal, Suudi devlet sistemindeki esneme payını tamamen kullanmış, devleti mevcut şartları içerisinde “olabilecek en modern” duruma getirmişti. Bundan ötesi, artık Suudi Arabistan’ın devlet temellerini tamamen yıkıp sosyolojisini parçalayarak, yerine yeni bir devlet ve düzen kurmaya çalışmak anlamına gelirdi. Bugünlerde Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın ‘yolsuzluk operasyonları’ ya da “Ilımlı İslâm’a döneceğiz” söylemiyle yapmaya çalıştığı şeyin ta kendisi yani. Bunun ne kadar riskli bir kumar olduğunu, bütün bölge olarak yaşayarak göreceğiz.

Tam 100 yıl önce Osmanlı İmparatorluğu topraklarının parçalanmasıyla oluşturulan günümüzdeki Arap siyasal haritası, yeniden bir parçalanma ve dağılmanın eşiğinde. Arap Baharı’nı da Körfez’deki gelişmeleri de aynı denkleme oturtabilirsiniz. 100 yıl önce İngilizlerin ve Fransızların bölgeye attığı neşterlerin yarası hâlâ kanamaya devam ederken, bugün onların yerini ABD ve Rusya almış durumda. Tarihi “keşke”lerle okumak faydasız ve anlamsız, ama bugünün yeni lider adaylarının en azından yakın tarihi biliyor olmalarını dileyebiliriz.

Yaşlı babasının yerine tahta çıkıp uzun yıllar Suudi Arabistan’ı yönetme hayali kuran Prens Muhammed bin Selman’a, ülkesinin ve bölgesinin yakın tarihteki serüvenini anlatan danışmanları var mıdır acaba?

YENİ ŞAFAK

Bu haber 572 kez okudu
Etiketler :
Çıkmazsokak
YORUM YAZ
UYARI: Haberler ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik eden yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorum - Analiz Kategorideki Diğer Haberler
14 Kasım 2017 ve Okkupert
"Batılı devletlerle Rusya ve müttefikleri/uyduları arasında yeni bir soğuk savaş başlarsa, 14 Kasım 2017 tarihi bu savaşın kilometre taşlarından biri olarak kayda geçebilir."
Yeni sistemin bu yanlışlarından geri dönülmeli
Özgür Eğitim-Sen Genel Başkanı Abdulbaki Değer ortaöğretime geçişte uygulanacak yeni sisteme ilişkin eleştirilerini ve uyarılarını dile getiriyor.
Muhafazakar Kimlik Krizi ve Bir İlhad Dalgası Olarak Atatürkçülük
Kemalist resmi ideolojiye karşıtlığımız bazılarının zannettiği ya da görmek istediği gibi bir takıntı ya da alışkanlık veya şartlanmışlık değildir. Aynı şekilde salt politik de değildir; öncelikle ideolojik bir tutumdur, yani akidevidir!
Suudi Arabistan balistik füze tehdidi altında
Yemen’de belirli bölgelerde kontrolü elinde bulunduran Husi güçlerinin Suudi Arabistan’ı hedef alan son balistik füze saldırısı, Riyad açısından tehdidin giderek artmakta olduğunu gösteriyor.
Demircan Hoca’dan Ali Bulaç çıkışı
Bu şahsi kefalet yazısını bir kenara not edin; hatta varsa aklınızın, vicdanınızın ya da tanıklıklarınızın size kefil olmayı emrettiği başka tutuklular, onların adlarını da ekleyip öyle okuyun.
Kaldırın Kürtçeyi, Ankara’dan Bakan Yardımcısı geliyor!
"Öyle ya Ankara’dan gelenler görmeden Kürtçe tabela kaldırıldı diyelim, ya sokakta Kürtçe konuşan Yüksekovalılara rast gelirlerse ne yapacaklar? 9. Kolordu Komutanı Korgeneral Hayri Kıvrıkoğlu gibi azarlayacaklar mı?"
Adalete açılan bir kapı
Karar gazetesi yazarı Yıldıray Oğur, FETÖ soruşturmalarını geniş bir çerçevede ele alırken, yönetici kadrosundaki örgüt üyeleri ile legal bir cemaat yapılanmasına üye olduğunu düşünenlerin aynı maddeyle muamele görmesine Yargıtay'ın itiraz kararını işled
Boğazlar hakkında bir hatırlatma
"Türkiye’den bir düşünce kuruluşu ya da bir üniversite Moskova’da Montreux rejimi hakkında bir toplantı düzenleyebilir"
Kırmızı et üretimi bitiyor; olsun, ithalata devam!
Kırmızı et üretimi ilk 9 ayda, geçen yıla göre yüzde 12 geriledi. Üçüncü üç aylık dönemde kırmızı et üretimindeki gerileme yüzde 23 oranına ulaştı.
Değişim üzerine düşünmek
İnsan, özgür iradesine "düşünme" erdemini giydirdiği oranda fıtratına uygun değişim gösterirken; alt yapısında düşünce kısırlığı olan bir irade ile yola çıktığında ise değişimin acımasız yönüyle karşılaşacaktır.
Tarihi Kürt liderlerini aşağılamanın dayanılmaz hafifliği-2
Sosyal medyada, Cumhuriyetin kuruluş sürecindeki Kürt ileri gelenlerine yönelik "aldatıldıkları" söyleminin aşağılama argümanı olarak kullanıldığını belirten Zafer Burakmak, dönemin Kürtlerin kaygılarını ve politikalarının dayanaklarını irdelemeyi sürdü
“Atatürkçülük”ün bayraktarlığı AK Parti’ye mi kaldı?
Hakan Albayrak, bugünkü yazısında “Erdoğan’ın Atatürkçülüğe ikna misyonuna itiraz ediyorum” demiş. Kaynak: Atatürkçülüğün Bayraktarlığı AK Parti’ye mi Kaldı?
  • Güncel
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Eylem ve Etkinlikler
  • Dünya
İkinci el araçta 'kilometre' oyununa son KYK burs ve kredi sonuçları açıklandı 'Türkiye'de ombudsmanlık kararları yüzde 53 uygulanıyor' Antalya'yı şiddetli yağış, fırtına ve hortum vurdu 'Terör örgütü üyelerinin en az 15 çocuğu var' Canikli: S-400 füzeleri satın alındı AK Partili Belediye Başkanı Tüm Camilerde 10 Kasım Mevlidi Okuttu YKS Temel Yeterlilik Sınavı tarihleri belli oldu Türkiye'de 27 bin 592 kişi organ nakli bekliyor Danıştay üyesi meslekten çıkarıldı
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
YAZARLARIMIZTÜMÜ
ÇOK OKUNANLAR
    GAZETELER
    NAMAZ VAKİTLERİ
    İmsak
    Güneş
    Öğle
    İkindi
    Akşam
    Yatsı
    Haksöz Haber Radyo Selam | Tevhidin Adaletin ve Özgürlüğün Sesi
    © Copyrigth 2015 yonelishaber.com tüm hakları saklıdır.
    Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır ve linklerin sorumluluğu alınmaz. Yazılım ve Teknik Destek : AmdYazılım
    • Rss Servisi
    • Google+ Sayfası
    • Twitter Sayfası
    • Facebook Sayfası