• Mobil Sayfamız
  • Facebook Sayfamız
  • Twitter Sayfamız
  • Google Plus Sayfamız
  • RSS Servisimiz
  • Android Uygulamamız
  • iOS Uygulamamız
‘Çaresiz kaldığında Atatürk gibi düşün’ – Norveç atasözü...
Türkiye’de 2002’de keşfedilen bir “Norveç atasözü”, 30 Ağustos vesilesiyle bir kez daha Twitter ve Facebook’ta “paylaşıldı”: “Çaresiz kaldığında Atatürk gibi düşün...” Büyük bir ihtimalle AK Parti iktidarının yarattığı şaşkınlık, öfke ve çaresizliğin tarl
05 Eylül 2017 / 09:52

Alper Görmüş'ün yorumu;

Gerçek problemlerle mücadelede yetersiz kalındığında içine sığınılacak hayali dünyalar inşa etmek, internet ve akıllı telefonlar sayesinde enformasyonun ve iletişimin ışık hızıyla yayıldığı günümüz dünyasında topluluklar için de mümkün hale geldi: Uyduruk bilgiler inşa etmek, sonra hep birlikte o bilgilere inanmak, o bilgilerin etrafında bir cemaat oluşturmak ve o cemaatin içinde hep birlikte huzur bulmak...

 

Eskiden, internet zincirleri aracılığıyla (“lütfen bu mail’i mümkün olduğu kadar çok kişiye ulaştıralım”) kurulan sanal cemaatler günümüzde artık akıllı telefonlar sayesinde çok daha hızlı ve etkili bir biçimde oluşturulabiliyor.

 

Etrafında bir araya gelinen uydurulmuş bilgi, cemaat üyelerinin tümünün göğsünü kabartan bir bilgi olabileceği gibi, hepsini birden korkuya gark eden bir bilgi de olabilir.

 

Mesela Twitter ve Facebook’ta 30 Ağustos vesilesiyle bir kez daha yaygın biçimde paylaşılan bir “Norveç atasözü” (“Çaresiz kaldığında Atatürk gibi düşün”) etrafında oluşan sanal cemaat, birinci tip (“göğüs kabartan” bilgi etrafında oluşmuş sanal cemaat) için ideal bir örnek teşkil ediyor.

 

Atatürk Araştırmacısı İlknur Güntürün Kalıpçı

 

İnternette bir kazı çalışması yapıldığında, bu “Norveç atasözü”nün Türkiye’deki bilinirliğini 2004’e, hatta belki 2002’ye kadar götürmek mümkün... Büyük bir ihtimalle Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) iktidarının yarattığı şaşkınlık, öfke ve çaresizliğin tarlasında üreyen bu “atasözü”nün doğuşunu en erken 2004’e kadar götürenlere göre, olay şöyle şekilleniyor:

 

“İlknur Güntürkün Kalıpçı isimli Türk yazar, verdiği konferanslar sırasında şunları söylemiştir: '2004 yılında verdiğim bir konferans sırasında bir hanımefendi ayağa kalktı: - Ben Norveçliyim. Şu anda Norveç'te çok sık kullandığımız bir deyim var. Bu deyimin anlamını anladım...  - Hanımefendi, nedir o deyim?.. - Norveççe'de 'Atatürk gibi düşünmek’' deyimi var, çok sık kullanırız bu deyimi... - Nerelerde kullanırsınız?.. - Birine bir problem veririz, çöz diye. O da tembellik eder çözmez. Deriz ki ona, bu problemin mutlaka çözümü var. Bir de Atatürk gibi düşün.’”

 

Bu “atasözü”nün Norveç’ten Türkiye’ye ithalinin başlangıcı için 2004 yaygınca benimsenen bir tarih ama Ekşi Sözlük’e bakınca işler biraz karışıyor. Çünkü orada, “Mustafa Kemal gibi düşünmek” maddesine girilen ilk “entry” 23 Temmuz 2002 tarihini taşıyor:

 

“Herhangi bir problem karşısında, çözümü imkânsız olduğu düşüncesiyle hemen kestirmeden teslim olma eğiliminde olan, ne yapıp edip bir çözüm üretmek için yaratıcılığını zorlama zahmetine katlanmak istemeyen ruh ve zihin tembeli kişilere söylenen, Norveç diline yerleşmiş eski bir deyim.”  (Nausean).

 

Bu durumda, Atatürk Araştırmacısı İlknur Güntürkün Kalıpçı’nın Ekşi Sözlük’teki bu maddeden esinlenerek “Norveç atasözü”nü yeniden ürettiğini düşünebilir miyiz? Bence düşünebiliriz, en azından ciddi bir biçimde kuşkulanabiliriz.

 

Nasuh Mahruki

 

2016’da da Nasuh Mahruki, bu “atasözü”nün Türkiye’de en az 12 yıldır bilindiğinden hiç söz etmeden, doğrudan kendi tecrübesini aktarmıştı:

 

“20 ya­şın­da, gö­nül­lü ola­rak Nor­ve­ç'­te zi­hin­sel en­gel­li­le­rin ba­kıl­dı­ğı bir ça­lış­ma kam­pı­na ka­tıl­mış­tım. Nor­veç­çe'de Atatürk’ün üs­tün ni­te­lik­le­ri ve ola­ğa­nüs­tü ba­şa­rı­la­rı bir de­yi­me dö­nüş­müş ve hal­kın di­li­ne yer­leş­miş. Çö­zü­mü çok zor hat­ta im­kan­sız gi­bi gö­rü­nen olay­lar ve bü­yük prob­lem­ler kar­şı­sın­da, çö­zü­mün im­kân­sız ol­du­ğu dü­şün­ce­siy­le he­men kes­tir­me­den tes­lim ol­ma eği­li­min­de olan, ne ya­pıp edip bir çö­züm üret­mek için ya­ra­tı­cı­lı­ğı­nı, ener­ji­si­ni, sı­nır­la­rı­nı zor­la­ma zah­me­ti­ne kat­lan­mak is­te­me­yen­le­re söy­le­nen bir söz ol­muş. Nor­ve­ç'­te böy­le in­san­la­ra; ‘Ha­yır ya­nı­lı­yor­sun, bu prob­le­min mut­la­ka bir çö­zü­mü ol­ma­lı; bi­raz da Mus­ta­fa Ke­mal gi­bi dü­şü­n’ di­yor­lar.” (Sözcü, 24 Temmuz 2016).

 

Nasuh Mahruki 1968 doğumlu olduğuna göre bu tecrübeyi 1988’de yaşamış... Doğrusu, onun bu “atasözü”ne dair hikâyesi de bana pek inandırıcı gelmedi: Mahruki, Norveçlilerin Atatürk’le ilgili böyle bir atasözlerinin olduğunu bilecek de, bunu Türk halkıyla paylaşmak için 2016’yı bekleyecek... Size inandırıcı geliyor mu?

 

Ayrıca (siz de fark etmişsinizdir): Mahruki’nin atasözünü anlatmak için kurduğu cümle, 2002’de Ekşi Sözlük’te kullanılan cümlenin aynısı... Bu durumda, tıpkı Atatürk Araştırmacısı İlknur Güntürkün Kalıpçı gibi Nasuh Mahruki’nin de “Norveç atasözü”nü Ekşi Sözlük’teki 2002 tarihli “Mustafa Kemal gibi düşünmek” maddesinden esinlenerek yeniden ürettiğini düşünebiliriz. (Bu arada Ekşi Sözlük yazarı “nausean”, uydurduğu “Norveç atasözü”nün zamana karşı gösterdiği dirençten kim bilir ne kadar gurur duyuyordur.)

 

Yeter ki huzur bozulmasın

 

Gerçi çoğu Norveç’te yaşayan ve Norveççeye hâkim Türkler olmak üzere çok sayıda insan yıllardır “yok böyle bir atasözü, en fazla ‘Türk gibi sinirli’ diye bir şey var” diye yazıp çiziyor ama, dinleyen kim?

 

Dinleyen yok, çünkü dinlemek huzurun bozulmasını göze almak demek. Oysa bu türden cemaatler huzur için var.

SERBESTİYET

Bu haber 852 kez okudu
YORUM YAZ
UYARI: Haberler ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik eden yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorum - Analiz Kategorideki Diğer Haberler
Şeffaf tasma
“Bağımsız Türkiye” vadedenlere, “Yahu siz neden bahsediyorsunuz, Türkiye sömürge mi ki bağımsız yapacağınızı söylüyorsunuz” diye sormamız icap etmiyor mu? Halk olarak mezkûr soruyu sormuyorsak demek ki bağımsız olmadığımız fikrinde ittifak ediyoruz!
Bölgede istikrar vardı da...
Karar gazetesi yazarı Yıldıray Oğur, Irak Kürtlerinin tarihinden sunduğu kesitlerle savaş dolu yılları yazdı ve Barzani'nin "Bu bölgede ne zaman istikrar ve güvenlik vardı da kaybetmekten endişelenelim" sözlerini hatırlattı.
Fındığın adaletle, işçiliğinin Kürt Sorunu ile ilgisi
"Meselenin bir işçi hakları sorununun da ötesinde bir öneme sahip olduğu unutulmamalı. Bu alanda yaşanan hak ihlalleri, Türkiye’nin en büyük sorunu olan Kürt sorununa da olumsuz yansımaktadır."
"Desteklemek de, Karşı Çıkmak da Kolay Değil!"
​​​​​​​Barzani’nin referandum ilanına karşı nasıl bir tutum takınılması gerektiğini tartışırken, konunun gerek ilkesel düzeyde, gerek politik düzlemde bir dizi zorluk içerdiği görülmeli!
MGK'dan duygusal değil rasyonel bir siyaset dili çıktı
"Cuma akşamı gerçekleşen MGK sonrasındaki açıklama yazılı ve görsel basında genelde “sert” nitelemesiyle birlikte yansıtıldı. Oysa açıklama var olan koşullar altında sertten ziyade “dengeli” olarak anılmayı hakkediyor."
Üniversite giriş sistemi nasıl olmalı?
Bu memlekette eğitim sadece sınav sistemi değişirken konuşuluyor.
Ahmet Taşgetiren'i Star'dan ayıran yazısı
Ahmet Taşgetiren, Star’ın sansürlediği cevabi yazısında Hüseyin Gülerce’nin Cem Küçük’ün vekaletiyle Pelikancı Ak Trol şebekesine dahil olduğunu belirtmiş ve ayrıca Mehmet Metiner’i de tiye almış.
Trump dünyaya ne dedi?
BM Genel Kurul’unda Trump’ın yaptığı konuşmanın ana çerçevesi, devlet-güç-güvenlik-ulusal çıkar-refah kavramlarıyla örülmüştü. Bu çerçeve, dünyayı hak, hukuk, insan, demokrasi, mağdur halklar gibi kavramlar üzerinden görmeme anlamına gelir...
Alerjik tepkiler
“Kürdistan” kelimesine bile gösterilen menfi tepkiler genellikle ‘alerjik reaksiyon’a benziyor ve pek çok Türkiyeli Kürt üzerinde (de) tahkir etkisi yapıyor. Basın-yayın organlarında ve hele sosyal medyada söz konusu ‘alerjik reaksiyonlar’ had safhada."
BM kürsüsünde ‘modern zamanlar’ Hitler’i
"Bu ifade tarzı ve hedeflerin “toplu yok etmeye” dayandırılması tehlikelidir ve “Önce Amerika” diyerek en sağdan merkeze, oyları toplayarak gelen bir “süper güç başkanının” beyninin arkasında “Hitlervari” yaklaşımlar olduğunu göstermesi açısından da önem
Türkler... Kürtler... Duygular...
"Ben diyorum ki “duygusal kopuş”a imkan verilmemeli. Araplarla duygusal kopuş kolay tamir edilmedi. Hala tortular vardır. Türkler – Kürtler, çok daha derin anlamda “akraba millet”tir. Ama etnik hesap yumuşak karın haline getirilmek isteniyor. "
Barzani düşmanlığı
Zannedersiniz ki düşman kıtlığından mustaribiz. Türkiye’nin en yakın dost ve müttefiklerinden Mesud Barzani’yi azılı düşman ilan etmenin mantığını arıyorum, arıyorum, bulamıyorum. Ne oluyoruz yahu?
  • Güncel
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Eylem ve Etkinlikler
  • Dünya
Hakkari'de 31 bölge 15 gün yasak! PTT personel alımını durdurdu Yüksekova'da 66 Çiftçiye 396 Düve Hibe Edildi 'Koltuklar kirlenmesin' diye ayakta yolculuk yaptılar Ege Denizi'nde 4 büyüklüğünde deprem PAKURD Genel Başkanı'na hapis cezası Dışişleri'nden Türkiye vatandaşlarına Maria kasırgası uyarısı Milli Eğitim Bakanı Yılmaz: 20 bin öğretmen atanacak Adıyaman'da çapa makinesi devrildi: 14 yaralı Artık kazaya karışan otobüs şirketlerinin isimleri gizlenmeyecek
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
YAZARLARIMIZTÜMÜ
ÇOK OKUNANLAR
    GAZETELER
    NAMAZ VAKİTLERİ
    İmsak
    Güneş
    Öğle
    İkindi
    Akşam
    Yatsı
    Haksöz Haber Radyo Selam | Tevhidin Adaletin ve Özgürlüğün Sesi
    © Copyrigth 2015 yonelishaber.com tüm hakları saklıdır.
    Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır ve linklerin sorumluluğu alınmaz. Yazılım ve Teknik Destek : AmdYazılım
    • Rss Servisi
    • Google+ Sayfası
    • Twitter Sayfası
    • Facebook Sayfası