• BIST
    116.531
  • Altın
    158,593
  • Dolar
    3,7404
  • Euro
    4,4932
  • Mobil Sayfamız
  • Facebook Sayfamız
  • Twitter Sayfamız
  • Google Plus Sayfamız
  • RSS Servisimiz
  • Android Uygulamamız
  • iOS Uygulamamız
Çalıştırılan mahkum 'modern köle' olmasın
"Sistem sağlam temeller üzerinden işletilmezse modern bir köleliğe dönmesi de kaçınılmaz hale gelecektir. Türkiye’de 50 binin üzerinde mahkumun çalıştığı sisteme geçmeden önce sistemin kopya edildiği ABD’yi incelemek gerekiyor."
17 Ağustos 2017 / 17:58

Zafer Burakmak'ın yorumu;

Adalet Bakanlığı’nın yönetmeliğinde “Hükümlüyü topluma kazandırmak ve meslek sahibi olmalarına yardımcı olmak” gerekçesiyle açıklanan cezaevindeki mahkum çalıştırma projesi, mahkumların iş sahibi olarak topluma dönecek olmasının sevincini yaratabilir. Ancak sistem sağlam temeller üzerinden işletilmezse modern bir köleliğe dönmesi de kaçınılmaz hale gelecektir. Türkiye’de 50 binin üzerinde mahkumun çalıştığı sisteme geçmeden önce sistemin kopya edildiği ABD’yi incelemek gerekiyor. Türkiye’nin de benzer bir modelini aldığı ülkedeki sistem, modern bir köleliğe dönüşmüş durumda. 

Cezaevlerindeki mahkumlardan en fazla para kazanan sisteme sahip olduğundan mıdır bilinmez ancak yeryüzündeki en yüksek mahkum sayısı da bu ülkede. Öyle ki; dünya nüfusunun yüzde 5’ini oluşturan ülkede cezaevlerinde kalanların sayısı dünya mahkûmlarının %25’ini kapsıyor. 2 milyon kişinin cezaevlerinde tutulduğu kapitalist ülke, mahkûmdan para kazanmayı da başarmış! Özelleştirilmiş cezaevleri, özel işletmeler tarafından adeta birer fabrika gibi çalıştırılıyor. Aslında sistemin kökeni kölelik sisteminin kaldırılma süreçlerine kadar dayanıyor. ABD iç savaşında kölelikleri kağıt üzerinde kaldırılan siyahiler, basit suçlamalarla cezaevlerine atılıyor ardından da eski tarlalarına mahkum olarak dönüyorlardı. 1870-1910 yılları arasında cezaevlerinden “kiralanmış mahkûm”ların yaklaşık %87’sini siyahiler oluşturuyordu. Pamuk, şeker ve tütün tarlalarında köle olarak çalıştırılan siyahiler, köleliğin kaldırıldığı müjdesini aldıktan sonra aynı tarlalarda mahkum olarak çalışıyorlardı. Köleliğin mi, mahkumluğun mu daha zor olduğunu belirlemekte onların, hangi sömürünün daha karlı olduğunu belirlemekte ise patronların çok zorlandıkları aşikar.

Bugün de devletin yönettiği cezaevlerindeki mahkûmlar, özel işletmeciler tarafından ucuz iş gücü olarak kullanıyorlar. ABD’de aynı zamanda özel cezaevleri de bulunuyor. Tahmin edildiği gibi bu ‘işletmelerin’ şartları çok daha ağır. İstifa etme, başka bir işyeriyle anlaşma gibi imkanları olmayan mahkumların, greve gitme, iş ağırlaştırma gibi talep ya da izin, zam isteme gibi hakları da yok. Dışarıda işçilerin saatini 7-8 dolara çalıştığı işlerde çok daha ağır şartlarda ancak 17-50 cent arası ücret alabiliyorlar. Bu ucuz işgücünü gören şirketler, lobi faaliyetleriyle hızla özel hapishaneler açtırdılar. Şuan 2 milyon mahkûmun yaklaşık 900 bini işçi olarak çalıştırılıyor. Kimi eyalet yönetimleri, sermaye çekmek için mahkûmların ucuz işgücünü teşvik olarak kullanır hale geldi. Kimi zamanlar kitlesel olarak iş bırakma ya da açlık grevi eylemleri yaşansa da büyük sermayelerin ellerinde bulunan medya, direnişleri pek gündemleştirmedi.

Türkiye ise ABD modelini daha düşük yoğunlukta uyguluyor. ABD’deki gibi özel hapishaneler olmasa da Türkiye’de de Adalet Bakanlığı’na bağlı cezaevlerinde “İşyurtları Kurumu Daire Başkanlığı” tarafından mahkûmlar işçi olarak çalıştırılabiliyor. “Hükümlüyü topluma kazandırmak ve meslek sahibi olmalarına yardımcı olmak” gerekçesiyle yürütülen proje, mahkûmların meslek sahibi olmalarının yanında, psikolojik bir rahatlamayı getiren bir uğraş kazanmaları hasebiyle olumlu karşılanabilir. Ancak emeklerinin sömürülmemesi şartıyla.

Türkiye’de portakal, zeytin, ceviz üretiminden hayvan çiftliklerine ve mobilya üretim fabrikalarına kadar farklı alanlarda mahkumlar çalıştırılıyor.  İşyurtları Kurumu Daire Başkanlığı’nın 2016 faaliyet raporuna göre 258 farklı işkolunda, 50 binin üzerinde mahkûm çalışıyor. Ücretler, ABD’ye oranla daha iyi. Ancak yine de günlük çalışma ücreti olarak 6 lira ile 13 lira arasında değişen ücretlerin, emeklerini karşıladığı söylenemez. Hele ki 2016 yılı mali gelirin 3 milyar TL’ye yakın, buna karşılık 50 binin üzerindeki işçi mahkûma ödenen toplam yevmiyenin ise sadece 30 milyon 40 bin lira olduğu düşünüldüğünde.

Medyaya düşen haberlere göre, mahkumların en büyük şikayetleri ise bizatihi haksızlıkları barındıran mevzuatlara dahi uyulmadan çalıştırılmaları. Mahkûmlar, izin günlerinde dahi çalıştırıldıklarını belirtirken zor şartlara itirazlarında ise kapalı cezaevlerine gönderilmeyle tehdit edildiklerini belirtiyorlar.

Bu uygulama, cezaevinde gelir elde etmeleri, meslek edinmeleri ve cezaevi psikolojisini çalışarak atlatmaları açısından cazip gelebilir. Ancak hürriyetinden mahrum olan bir bireyin tüm haklarını koruma ve kollama görevi, onu yaptığına karşılık hürriyetinden alıkoyarak cezaevinde tutan merciin...

Yazının devamı için tıklayınız...

Bu haber 745 kez okudu
YORUM YAZ
UYARI: Haberler ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik eden yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorum - Analiz Kategorideki Diğer Haberler
Kuraklığın lafı yetti gıda fiyatları artıyor
Hükümet, gıda fiyatlarını düşürmek için kırmızı et, hububat, bakliyat gibi birçok üründe gümrük vergilerini düşürdü. 2018'de beklenen kuraklık, ramazan ayının hasat öncesine denk gelmesi özellikle yılın ilk yarısında gıda fiyatlarının artıracak gibi.
Adı Resmi Gazete’de yayınlanmış ama kimsenin tanımadığı bir adamın hikayesi...
"Başına gelenlerle kimsenin ilgilenmediği, bu kadar kritik günlerden geçerken de mağduriyeti kimsenin umurunda olmayan bu ülkenin sıradan bir genç vatandaşı o. Adı Resmi Gazete’de çıkmış olmasına rağmen..."
ABD’nin YPG yatırımı ve Afrin denklemi
ABD’nin yeni adımı YPG’nin bir örgüt formatından çıkarılarak bir orduya dönüştürülmesi anlamına geliyor. Bu hamle birkaç katmanda Suriye’nin ve bölgenin geleceğini etkileyecek bir mahiyete sahip.
Mısır'daki siyasi idamları durdurmak için somut adımlar atabilmek
İhvan'ın tutuklu liderleri ve onların aileleri kendi sınavlarını başarıyla vermekteler. Ancak, hür dünyanın(!) yöneticileri, önderleri, aydınları, gazetecileri ve aktivistlerinin Mısır’daki idamlarla ilgili sınavlarını başarıyla verebildiğini söylemek mü
Ortadoğu yazarı: Biz muhalefetteyiz ama fikrimiz iktidarda
MHP'nin yayın organı Ortadoğu yazarı Yıldıray Çiçek "MHP bugün fikrinin iktidarını yaşamaktadır. Düşman cephesinin çıldırması da bu yüzdendir" dedi.
Bu hukuki ihtilafa bakacak bir merci yok
"Yerel mahkeme Anayasa Mahkemesi’ne “Görev gaspı yapıyorsun” derse, bu ihtilafa bakacak daha üst bir mahkeme yok! Çünkü Anayasa Mahkemesi’nin kararları “kesin ve bağlayıcı”dır. Aksi düşünülmediği için bir merci tayin edilmemiştir"
Adaletten sinyal bekleyenler...
"Eğer, bu konuda yeni bir içtihad ve kriter geliştirilmezse, müphemlik ortadan kaldırılmazsa “güçlü olanlar ya da güçlü tanıdıkları olanlar kurtuluyor” gibi şikayetler de bitmez."
Avrupa - Türkiye - Ortadoğu: Kim dönüşüyor, kim dönüştürüyor?
Mültecilerden radikalizme, başarısız devlet deneyimlerinden ekonomik darboğaza kadar Avrupa'nın komşu bölgelerinde yaşanan meseleler Avrupa'daki siyasal manzarayı dönüştürüyor, toplumsal kaygıları çok ciddi manada kaşıyor.
Bilmediğiniz şeyler var!
"Herhalde hiç kimse bize MHP ve Devlet Bahçeli’nin niyet konusunda ‘’Bilmediğiniz şeyler var’’ diyemez. Biz hem MHP’yi hem de Devlet Bahçeli’yi gayet iyi biliyoruz. Burada bilmediğimiz aslında AK Parti’nin ne istediğidir?"
Selvi: AİHM, Türkiye'yi Avrupa Konseyi'ne taşıyabilir
Selvi, AYM'nin tutuklu gazeteciler Şahin Alpay ve Mehmet Altan hakkında verdiği 'hak ihlali' kararının Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nden (AİHM) de çıkabileceğini ve " AİHM’nin Türkiye’yi, Avrupa Konseyi’ne taşıması tehlikesinden söz ediliyor" dedi
ABD’nin Suveyş Krizi nerede ne zaman yaşanacak?
"Tarih, her imparatorluğa galip gelmiş bir “süper güçler” mezarlığıdır aynı zamanda. ABD’nin de yükselebileceği zirveyi gördüğünü ve fizik kanunun gazabına uğrayacağı konusunda şüphe yok. İngiltere’nin hangi dönemini yaşadığı da baktığınız yere göre deği
HDP'de 'Kürt mü olsun Türk mü?' tartışması ve Ahmet Türk
"HDP'deki Türk-Kürt krizine, işkencelerden geçmiş, Kürt toplumunun belirli bir kesiminin güvenini almış, bunun yanında soyadı Türk olan bir ismin çözüm olarak sunulması da ilginç."
  • Güncel
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Eylem ve Etkinlikler
  • Dünya
Ehliyet sınavlarında 'tablet' dönemi başladı HDP'li Altan Tan hakkında 15 yıla kadar hapis istemi Hakkari'de kayak keyfi Kısmen buz tutan Gölcük Gölü havadan görüntülendi Kanal İstanbul'un güzergahı resmen belli oldu Emniyet Özel Harekat Daire Başkanlığı kaldırıldı Bozdağ'dan 'Mor Beyin' açıklaması Van Gölü için 100 milyon liralık arıtma tesisi YÖK'ten görevlendirmelere ilişkin yönetmelik değişikliği Posof'ta eğitime kar engeli
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
YAZARLARIMIZTÜMÜ
ÇOK OKUNANLAR
    GAZETELER
    NAMAZ VAKİTLERİ
    İmsak
    Güneş
    Öğle
    İkindi
    Akşam
    Yatsı
    Haksöz Haber Radyo Selam | Tevhidin Adaletin ve Özgürlüğün Sesi
    © Copyrigth 2015 yonelishaber.com tüm hakları saklıdır.
    Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır ve linklerin sorumluluğu alınmaz. Yazılım ve Teknik Destek : AmdYazılım
    • Rss Servisi
    • Google+ Sayfası
    • Twitter Sayfası
    • Facebook Sayfası