• Mobil Sayfamız
  • Facebook Sayfamız
  • Twitter Sayfamız
  • Google Plus Sayfamız
  • RSS Servisimiz
  • Android Uygulamamız
  • iOS Uygulamamız
Çalıştırılan mahkum 'modern köle' olmasın
"Sistem sağlam temeller üzerinden işletilmezse modern bir köleliğe dönmesi de kaçınılmaz hale gelecektir. Türkiye’de 50 binin üzerinde mahkumun çalıştığı sisteme geçmeden önce sistemin kopya edildiği ABD’yi incelemek gerekiyor."
17 Ağustos 2017 / 17:58

Zafer Burakmak'ın yorumu;

Adalet Bakanlığı’nın yönetmeliğinde “Hükümlüyü topluma kazandırmak ve meslek sahibi olmalarına yardımcı olmak” gerekçesiyle açıklanan cezaevindeki mahkum çalıştırma projesi, mahkumların iş sahibi olarak topluma dönecek olmasının sevincini yaratabilir. Ancak sistem sağlam temeller üzerinden işletilmezse modern bir köleliğe dönmesi de kaçınılmaz hale gelecektir. Türkiye’de 50 binin üzerinde mahkumun çalıştığı sisteme geçmeden önce sistemin kopya edildiği ABD’yi incelemek gerekiyor. Türkiye’nin de benzer bir modelini aldığı ülkedeki sistem, modern bir köleliğe dönüşmüş durumda. 

Cezaevlerindeki mahkumlardan en fazla para kazanan sisteme sahip olduğundan mıdır bilinmez ancak yeryüzündeki en yüksek mahkum sayısı da bu ülkede. Öyle ki; dünya nüfusunun yüzde 5’ini oluşturan ülkede cezaevlerinde kalanların sayısı dünya mahkûmlarının %25’ini kapsıyor. 2 milyon kişinin cezaevlerinde tutulduğu kapitalist ülke, mahkûmdan para kazanmayı da başarmış! Özelleştirilmiş cezaevleri, özel işletmeler tarafından adeta birer fabrika gibi çalıştırılıyor. Aslında sistemin kökeni kölelik sisteminin kaldırılma süreçlerine kadar dayanıyor. ABD iç savaşında kölelikleri kağıt üzerinde kaldırılan siyahiler, basit suçlamalarla cezaevlerine atılıyor ardından da eski tarlalarına mahkum olarak dönüyorlardı. 1870-1910 yılları arasında cezaevlerinden “kiralanmış mahkûm”ların yaklaşık %87’sini siyahiler oluşturuyordu. Pamuk, şeker ve tütün tarlalarında köle olarak çalıştırılan siyahiler, köleliğin kaldırıldığı müjdesini aldıktan sonra aynı tarlalarda mahkum olarak çalışıyorlardı. Köleliğin mi, mahkumluğun mu daha zor olduğunu belirlemekte onların, hangi sömürünün daha karlı olduğunu belirlemekte ise patronların çok zorlandıkları aşikar.

Bugün de devletin yönettiği cezaevlerindeki mahkûmlar, özel işletmeciler tarafından ucuz iş gücü olarak kullanıyorlar. ABD’de aynı zamanda özel cezaevleri de bulunuyor. Tahmin edildiği gibi bu ‘işletmelerin’ şartları çok daha ağır. İstifa etme, başka bir işyeriyle anlaşma gibi imkanları olmayan mahkumların, greve gitme, iş ağırlaştırma gibi talep ya da izin, zam isteme gibi hakları da yok. Dışarıda işçilerin saatini 7-8 dolara çalıştığı işlerde çok daha ağır şartlarda ancak 17-50 cent arası ücret alabiliyorlar. Bu ucuz işgücünü gören şirketler, lobi faaliyetleriyle hızla özel hapishaneler açtırdılar. Şuan 2 milyon mahkûmun yaklaşık 900 bini işçi olarak çalıştırılıyor. Kimi eyalet yönetimleri, sermaye çekmek için mahkûmların ucuz işgücünü teşvik olarak kullanır hale geldi. Kimi zamanlar kitlesel olarak iş bırakma ya da açlık grevi eylemleri yaşansa da büyük sermayelerin ellerinde bulunan medya, direnişleri pek gündemleştirmedi.

Türkiye ise ABD modelini daha düşük yoğunlukta uyguluyor. ABD’deki gibi özel hapishaneler olmasa da Türkiye’de de Adalet Bakanlığı’na bağlı cezaevlerinde “İşyurtları Kurumu Daire Başkanlığı” tarafından mahkûmlar işçi olarak çalıştırılabiliyor. “Hükümlüyü topluma kazandırmak ve meslek sahibi olmalarına yardımcı olmak” gerekçesiyle yürütülen proje, mahkûmların meslek sahibi olmalarının yanında, psikolojik bir rahatlamayı getiren bir uğraş kazanmaları hasebiyle olumlu karşılanabilir. Ancak emeklerinin sömürülmemesi şartıyla.

Türkiye’de portakal, zeytin, ceviz üretiminden hayvan çiftliklerine ve mobilya üretim fabrikalarına kadar farklı alanlarda mahkumlar çalıştırılıyor.  İşyurtları Kurumu Daire Başkanlığı’nın 2016 faaliyet raporuna göre 258 farklı işkolunda, 50 binin üzerinde mahkûm çalışıyor. Ücretler, ABD’ye oranla daha iyi. Ancak yine de günlük çalışma ücreti olarak 6 lira ile 13 lira arasında değişen ücretlerin, emeklerini karşıladığı söylenemez. Hele ki 2016 yılı mali gelirin 3 milyar TL’ye yakın, buna karşılık 50 binin üzerindeki işçi mahkûma ödenen toplam yevmiyenin ise sadece 30 milyon 40 bin lira olduğu düşünüldüğünde.

Medyaya düşen haberlere göre, mahkumların en büyük şikayetleri ise bizatihi haksızlıkları barındıran mevzuatlara dahi uyulmadan çalıştırılmaları. Mahkûmlar, izin günlerinde dahi çalıştırıldıklarını belirtirken zor şartlara itirazlarında ise kapalı cezaevlerine gönderilmeyle tehdit edildiklerini belirtiyorlar.

Bu uygulama, cezaevinde gelir elde etmeleri, meslek edinmeleri ve cezaevi psikolojisini çalışarak atlatmaları açısından cazip gelebilir. Ancak hürriyetinden mahrum olan bir bireyin tüm haklarını koruma ve kollama görevi, onu yaptığına karşılık hürriyetinden alıkoyarak cezaevinde tutan merciin...

Yazının devamı için tıklayınız...

Bu haber 397 kez okudu
YORUM YAZ
UYARI: Haberler ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik eden yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorum - Analiz Kategorideki Diğer Haberler
Şeffaf tasma
“Bağımsız Türkiye” vadedenlere, “Yahu siz neden bahsediyorsunuz, Türkiye sömürge mi ki bağımsız yapacağınızı söylüyorsunuz” diye sormamız icap etmiyor mu? Halk olarak mezkûr soruyu sormuyorsak demek ki bağımsız olmadığımız fikrinde ittifak ediyoruz!
Bölgede istikrar vardı da...
Karar gazetesi yazarı Yıldıray Oğur, Irak Kürtlerinin tarihinden sunduğu kesitlerle savaş dolu yılları yazdı ve Barzani'nin "Bu bölgede ne zaman istikrar ve güvenlik vardı da kaybetmekten endişelenelim" sözlerini hatırlattı.
Fındığın adaletle, işçiliğinin Kürt Sorunu ile ilgisi
"Meselenin bir işçi hakları sorununun da ötesinde bir öneme sahip olduğu unutulmamalı. Bu alanda yaşanan hak ihlalleri, Türkiye’nin en büyük sorunu olan Kürt sorununa da olumsuz yansımaktadır."
"Desteklemek de, Karşı Çıkmak da Kolay Değil!"
​​​​​​​Barzani’nin referandum ilanına karşı nasıl bir tutum takınılması gerektiğini tartışırken, konunun gerek ilkesel düzeyde, gerek politik düzlemde bir dizi zorluk içerdiği görülmeli!
MGK'dan duygusal değil rasyonel bir siyaset dili çıktı
"Cuma akşamı gerçekleşen MGK sonrasındaki açıklama yazılı ve görsel basında genelde “sert” nitelemesiyle birlikte yansıtıldı. Oysa açıklama var olan koşullar altında sertten ziyade “dengeli” olarak anılmayı hakkediyor."
Üniversite giriş sistemi nasıl olmalı?
Bu memlekette eğitim sadece sınav sistemi değişirken konuşuluyor.
Ahmet Taşgetiren'i Star'dan ayıran yazısı
Ahmet Taşgetiren, Star’ın sansürlediği cevabi yazısında Hüseyin Gülerce’nin Cem Küçük’ün vekaletiyle Pelikancı Ak Trol şebekesine dahil olduğunu belirtmiş ve ayrıca Mehmet Metiner’i de tiye almış.
Trump dünyaya ne dedi?
BM Genel Kurul’unda Trump’ın yaptığı konuşmanın ana çerçevesi, devlet-güç-güvenlik-ulusal çıkar-refah kavramlarıyla örülmüştü. Bu çerçeve, dünyayı hak, hukuk, insan, demokrasi, mağdur halklar gibi kavramlar üzerinden görmeme anlamına gelir...
Alerjik tepkiler
“Kürdistan” kelimesine bile gösterilen menfi tepkiler genellikle ‘alerjik reaksiyon’a benziyor ve pek çok Türkiyeli Kürt üzerinde (de) tahkir etkisi yapıyor. Basın-yayın organlarında ve hele sosyal medyada söz konusu ‘alerjik reaksiyonlar’ had safhada."
BM kürsüsünde ‘modern zamanlar’ Hitler’i
"Bu ifade tarzı ve hedeflerin “toplu yok etmeye” dayandırılması tehlikelidir ve “Önce Amerika” diyerek en sağdan merkeze, oyları toplayarak gelen bir “süper güç başkanının” beyninin arkasında “Hitlervari” yaklaşımlar olduğunu göstermesi açısından da önem
Türkler... Kürtler... Duygular...
"Ben diyorum ki “duygusal kopuş”a imkan verilmemeli. Araplarla duygusal kopuş kolay tamir edilmedi. Hala tortular vardır. Türkler – Kürtler, çok daha derin anlamda “akraba millet”tir. Ama etnik hesap yumuşak karın haline getirilmek isteniyor. "
Barzani düşmanlığı
Zannedersiniz ki düşman kıtlığından mustaribiz. Türkiye’nin en yakın dost ve müttefiklerinden Mesud Barzani’yi azılı düşman ilan etmenin mantığını arıyorum, arıyorum, bulamıyorum. Ne oluyoruz yahu?
  • Güncel
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Eylem ve Etkinlikler
  • Dünya
Hakkari'de 31 bölge 15 gün yasak! PTT personel alımını durdurdu Yüksekova'da 66 Çiftçiye 396 Düve Hibe Edildi 'Koltuklar kirlenmesin' diye ayakta yolculuk yaptılar Ege Denizi'nde 4 büyüklüğünde deprem PAKURD Genel Başkanı'na hapis cezası Dışişleri'nden Türkiye vatandaşlarına Maria kasırgası uyarısı Milli Eğitim Bakanı Yılmaz: 20 bin öğretmen atanacak Adıyaman'da çapa makinesi devrildi: 14 yaralı Artık kazaya karışan otobüs şirketlerinin isimleri gizlenmeyecek
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
YAZARLARIMIZTÜMÜ
ÇOK OKUNANLAR
    GAZETELER
    NAMAZ VAKİTLERİ
    İmsak
    Güneş
    Öğle
    İkindi
    Akşam
    Yatsı
    Haksöz Haber Radyo Selam | Tevhidin Adaletin ve Özgürlüğün Sesi
    © Copyrigth 2015 yonelishaber.com tüm hakları saklıdır.
    Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır ve linklerin sorumluluğu alınmaz. Yazılım ve Teknik Destek : AmdYazılım
    • Rss Servisi
    • Google+ Sayfası
    • Twitter Sayfası
    • Facebook Sayfası