• BIST
    105.840
  • Altın
    160,342
  • Dolar
    3,8842
  • Euro
    4,5831
  • Mobil Sayfamız
  • Facebook Sayfamız
  • Twitter Sayfamız
  • Google Plus Sayfamız
  • RSS Servisimiz
  • Android Uygulamamız
  • iOS Uygulamamız
Bir camiden daha fazlası
"Ciddi bir dahlimiz olmadan elimize gelen böyle bir imkânın en iyi şekilde değerlendirilmesi, bizim sorumluluğumuz. Bu sorumluluğu yerine getirmezsek, aynı imkân geldiği gibi gidiverir."
16 Eylül 2017 / 11:53

Yeni Şafak yazarı Taha Kılınç'ın yorumu;

"Ben Paris’ten geliyorum”, “Bu kardeşimiz Amerikalı”, “Afrikalı bunlar”, “Biz Fas’tan geldik”, “Suriyeliyiz”, “Libya’dan geldim”... Dün, cuma namazından sonra Tokyo Camii’nde insanlarla sohbet ederken, bunlara benzer onlarca cümle işittim. Kimisi gezmek için gelmiş buraya kadar, kimisi burada eğitim görüyor, kimisi evlenip buralı olmuş, kimisi de rızkının peşinden Japonya’ya savrulmuş. Aynı rengârenk karışım, bu defa aralarına müslüman olmayan Japonların da katılmasıyla, caminin toplantı salonunda daha da çeşitleniyor. Her cuma, namazdan sonra Tokyo Camii’nde yemek ikramı var, kapılar da herkese açık.

12 Mayıs 1938’de kalabalık bir davetli topluluğunun katılımıyla ibadete açılan Tokyo Camii, günümüzde tamamen “Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı’nın idaresinde” görünse de, aslında oldukça çalkantılı ve çekişmeli bir geçmişe sahip. Elimizdeki kaynakların verdiği bilgilere göre, 1920’lerin başından itibaren Tokyo’ya yerleşmeye başlayan Tatarların lideri Muhammed Abdulhay Kurbanali, caminin inşa edildiği arsayı satın alan isim. Japon istihbaratıyla sıkı irtibatı bilinen Kurbanali, cami için tahsis edilen bu arsayı kendi üzerine kaydettirince, Tokyo’daki Tatar cemaatle Kurbanali arasında ciddi bir tatsızlık yaşanmış. O zamana kadar namazlarını Tokyo Oteli’nin bir katında eda eden bir avuç Müslüman böylece kendi içlerinde kavgaya tutuşmuş. 1933’te Tokyo’ya yerleşen Abdurreşid İbrahim Efendi, kendisini işte böyle bir çatışma ortamının içinde bulmuş.

1938’de Japonların siyaset değiştirmesi ve bir zamanların makbul adamı Abdulhay Kurbanali’nin aniden sınır dışı edilmesi, 1937’de temeli atılan caminin açılışını Kurbanali’nin görememesine yol açmış. 1938’deki açılış töreninde Abdurreşid İbrahim Efendi ve diğer Tatar ileri gelenlerinin yanı sıra, yurtdışından da dikkat çekici misafirler yer almış. Bunlar arasında Suudi Arabistan’ın Londra (Tokyo değil) Büyükelçisi Şeyh Hâfız Vehbe ve Yemen’in Hudeyde bölgesinin eyalet valisi Kadı Hüseyin el Amrî bilhassa şaşırtıcı. Japon Milli Eğitim Bakanı Kido Kouichi’nin de katılımcılar arasında yer aldığı törenin, bilhassa Asya’daki müslüman ülkelerin temsilcileri tarafından kendilerini gösterme fırsatı olarak görüldüğü anlaşılıyor.

Yıllar içinde yıpranan, doğal afetler nedeniyle kullanılamaz hale gelen ve bakımsızlıktan harabeye dönüşen Tokyo Camii, 1980’de Tokyo’daki Tatarlar tarafından Türkiye Cumhuriyeti’ne hibe edilmiş. Bu kararda, cami üzerinde devam eden sahiplik tartışmasının ve cemaati yoran iç çekişmelerin de büyük payı vardır kuşkusuz. Abdulhay Kurbanali’nin varisleri cami arsası üzerindeki iddialarını sürdürürken, Tokyo’daki müslüman cemaatin de caminin giderlerini karşılayacak durumları kalmamış bu arada.

Türkiye, enteresan ve acıdır, 1980’de harabe halde hibe yoluyla teslim aldığı ve 1986’da yeniden inşa edilmek üzere tamamen yıkılan camiye 1996’ya kadar elini sürmemiş. Açılışına Suudi Arabistan ve Mısır’ın üst düzey temsilci gönderdiği ve bu yolla nüfuz oluşturmaya çalıştığı bir mabedin, ilginç tesadüflerle Türkiye’nin uhdesine geçmesi bir nimet olarak görülmesi gerekirken üstelik. Dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in bir Tokyo ziyareti sırasındaki basın toplantısında, bir Japon gazetecinin “Bulgaristan’daki eski ve yıkık camilerin durumunu eleştiriyorsunuz, peki neden Tokyo Camii’ni yeniden yapmıyorsunuz?” şeklindeki sorusu olmasaydı, belki bu iş daha da ertelenecekti.

2000 yılında klâsik Osmanlı mimarisi tarzında yeniden ibadete açılan Tokyo Camii, bugün Türkiye’nin yurtdışındaki en önemli dinî ve kritik temsilciliklerinden biri. Japonya’da İslâm’ın resmi din olarak kabul edilmiş olmasını ve ülkedeki tebliğ ortamının rahatlığını da düşünürsek, buraya özel bir ihtimam gösterilmesi gerektiği çok açık. Peki bu ihtimam gösteriliyor mu? Doğrusu, bu noktada alınması gereken epey mesafe var. Camideki beş yıllık görev süresini önümüzdeki yıl tamamlayacak olan imam-hatip kardeşim Muhammed Raşit Alas’ın, burada en az üç resmi görevlinin bulundurulması yönünde bir önerisi var. Hem imamlık, hem müezzinlik, hem vakıf başkanlığı, hem idari müdürlük, hem resmi heyetlerin ağırlanması işleriyle ilgilenmek gibi birçok meşgale bir arada düşünüldüğünde, bu öneri gayet yerinde görünüyor. Şu anda tüm bu sorumlulukların hepsi, aynı anda Muhammed Raşit’in omuzlarında.

Dün, Muhammed Raşit’in emr-i vakisiyle Tokyo Camii’nde cuma namazı kıldırdıktan sonra kendim de gözlemledim: Caminin muazzam bir potansiyeli var. Fiziksel şartlarının uygunluğu, bulunduğu muhitin kolay erişilirliği, Türkiye’ye karşı duyulan içten sempati vb. nedenlerle, diğer milletlerden ve Japonlardan, camiye müthiş bir ilgi var. Bu ilginin çok sağlam bir altyapıya dönüştürülebilmesi için, Tokyo Camii’nde sıradan ve meslek aşkını yitirmiş insanların görevlendirilmemesi gerekiyor.   

Ciddi bir dahlimiz olmadan elimize gelen böyle bir imkânın en iyi şekilde değerlendirilmesi, bizim sorumluluğumuz. Bu sorumluluğu yerine getirmezsek, aynı imkân geldiği gibi gidiverir. 

YENİ ŞAFAK

Bu haber 624 kez okudu
YORUM YAZ
UYARI: Haberler ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik eden yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorum - Analiz Kategorideki Diğer Haberler
İktidar niçin Atatürk’çü oldu?
Karar gazetesi yazarı Etyen Mahçupyan, iktidarın Atatürkçülük seviciliğine ilişkin analizler yapıyor.
Ekin Kitap Kafe ve Okur-Yazar Buluşmaları Üzerine
Hem yazarların anlattıklarını hem de onların anlatımlarını biraz detaylıca araştırınca çeyrek yüzyıldan fazladır, üreten bir toplum olmaktan çok, tüketen bir toplum olduğumuzu ve geçmişin mirasından nemalandığımızı görmek üzücü bir durum.
Milli ve yerli Rusçuluk
"Darbe ve PKK konusunda haklı olarak ABD’ye kızarken ve ilişkiler soğurken, bir kurtarıcı, tek alternatif gibi Rusya’nın pazarlanması, Putin’in sirklerde hayvan tebiyeciliği yapan danışmanının bile tvlerde kendine bu PR faaliyeti içinde yer bulabilmesi..
Paranın kısa tarihi hikâyesi
Yeni Şafak yazarı Yaşar Süngü, bugünkü köşesinde paranın kısa bir tarihini özetlemiş.
14 Kasım 2017 ve Okkupert
"Batılı devletlerle Rusya ve müttefikleri/uyduları arasında yeni bir soğuk savaş başlarsa, 14 Kasım 2017 tarihi bu savaşın kilometre taşlarından biri olarak kayda geçebilir."
Yeni sistemin bu yanlışlarından geri dönülmeli
Özgür Eğitim-Sen Genel Başkanı Abdulbaki Değer ortaöğretime geçişte uygulanacak yeni sisteme ilişkin eleştirilerini ve uyarılarını dile getiriyor.
Muhafazakar Kimlik Krizi ve Bir İlhad Dalgası Olarak Atatürkçülük
Kemalist resmi ideolojiye karşıtlığımız bazılarının zannettiği ya da görmek istediği gibi bir takıntı ya da alışkanlık veya şartlanmışlık değildir. Aynı şekilde salt politik de değildir; öncelikle ideolojik bir tutumdur, yani akidevidir!
Suudi Arabistan balistik füze tehdidi altında
Yemen’de belirli bölgelerde kontrolü elinde bulunduran Husi güçlerinin Suudi Arabistan’ı hedef alan son balistik füze saldırısı, Riyad açısından tehdidin giderek artmakta olduğunu gösteriyor.
Demircan Hoca’dan Ali Bulaç çıkışı
Bu şahsi kefalet yazısını bir kenara not edin; hatta varsa aklınızın, vicdanınızın ya da tanıklıklarınızın size kefil olmayı emrettiği başka tutuklular, onların adlarını da ekleyip öyle okuyun.
Kaldırın Kürtçeyi, Ankara’dan Bakan Yardımcısı geliyor!
"Öyle ya Ankara’dan gelenler görmeden Kürtçe tabela kaldırıldı diyelim, ya sokakta Kürtçe konuşan Yüksekovalılara rast gelirlerse ne yapacaklar? 9. Kolordu Komutanı Korgeneral Hayri Kıvrıkoğlu gibi azarlayacaklar mı?"
Adalete açılan bir kapı
Karar gazetesi yazarı Yıldıray Oğur, FETÖ soruşturmalarını geniş bir çerçevede ele alırken, yönetici kadrosundaki örgüt üyeleri ile legal bir cemaat yapılanmasına üye olduğunu düşünenlerin aynı maddeyle muamele görmesine Yargıtay'ın itiraz kararını işled
Boğazlar hakkında bir hatırlatma
"Türkiye’den bir düşünce kuruluşu ya da bir üniversite Moskova’da Montreux rejimi hakkında bir toplantı düzenleyebilir"
  • Güncel
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Eylem ve Etkinlikler
  • Dünya
ALES temel soru kitapçığı ve cevap anahtarı yayımlandı İkinci el araçta 'kilometre' oyununa son KYK burs ve kredi sonuçları açıklandı 'Türkiye'de ombudsmanlık kararları yüzde 53 uygulanıyor' Antalya'yı şiddetli yağış, fırtına ve hortum vurdu 'Terör örgütü üyelerinin en az 15 çocuğu var' Canikli: S-400 füzeleri satın alındı AK Partili Belediye Başkanı Tüm Camilerde 10 Kasım Mevlidi Okuttu YKS Temel Yeterlilik Sınavı tarihleri belli oldu Türkiye'de 27 bin 592 kişi organ nakli bekliyor
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
YAZARLARIMIZTÜMÜ
ÇOK OKUNANLAR
    GAZETELER
    NAMAZ VAKİTLERİ
    İmsak
    Güneş
    Öğle
    İkindi
    Akşam
    Yatsı
    Haksöz Haber Radyo Selam | Tevhidin Adaletin ve Özgürlüğün Sesi
    © Copyrigth 2015 yonelishaber.com tüm hakları saklıdır.
    Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır ve linklerin sorumluluğu alınmaz. Yazılım ve Teknik Destek : AmdYazılım
    • Rss Servisi
    • Google+ Sayfası
    • Twitter Sayfası
    • Facebook Sayfası