• BIST
    109.156
  • Altın
    153,298
  • Dolar
    3,8173
  • Euro
    4,5053
  • Mobil Sayfamız
  • Facebook Sayfamız
  • Twitter Sayfamız
  • Google Plus Sayfamız
  • RSS Servisimiz
  • Android Uygulamamız
  • iOS Uygulamamız
Beş, on, on beş çocuk…
"Her ne kadar Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre nüfusu en hızlı artan bölge olsa da Kürt toplumundaki çocuk sayısında da ciddi düşüş yaşanıyor. Türk toplumunu daha erken bir dönemde etkisi altına alan az çocuk anlayışının, Kürtlere de...."
21 Kasım 2017 / 21:50

Zafer Burakmak'ın yorumu;

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, en az üç çocuk yapma ısrarını gittiği tüm nikahlarda ve konuyla en ufak ilişkisi olan yerlerde ısrarla vurgular. Geçtiğimiz hafta katıldığı İslam İşbirliği Teşkilatı’nın Kadın Danışma Konseyi tarafından gerçekleştirilen "Genç Kadınlar Liderlik ve Girişimcilik Programı Sertifika Töreni’nde de konuya ilişkin konuştu. Kadınlara çocuk dünyaya getirmenin önemi üzerinde bir konuşma yapan Erdoğan’ın kullandığı bir cümlesi dikkat çekti. Aslında tartışma yaratacak kadar krizvari olan bu cümle, gündemin yoğunluğuna kapılarak sürüklendi. Ancak merkez medyanın işlemediği bir konunun toplumda tartışılmadığını düşünmenin, internet haberciliği ve sosyal medyanın etkinliğini ıskalamak anlamına geldiğini belirtmek gerekiyor. Çünkü Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sözleri, Kürtler arasında, sosyal medyayı kullanan hemen herkes tarafından duyulmuş ve tartışılmıştır. Bu hususu belirttikten sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Müslümanın çoğalması şart, geri adım atmamak gerekir. Türkiye’deki terör örgütü bu konuda çok çok hassas. En az 5, 10, 15 çocukları var." ifadelerine geçelim. Muğlâk duran ifadelerde ya PKK üyelerinin onar, onbeşer çocukları olduğuna ya da örgüt elemanlarının hassas olduğu konuda Kürt toplumundaki çocuk sayısının fazlalığına işaret ediliyor. Kürtleri terör örgütü üyesi olarak zikretmesi olasılığını düşünmek dahi istemiyoruz. Konuşmayı dinleyenlerin anladığı husus şu; PKK, Kürt nüfusun çoğalması konusunda çok çok hassas ve zaten Kürtlerin de çocuk sayıları çok.

Öncelikle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, PKK yönetiminin, Kürt nüfus üzerinden bir gelecek tahayyül ettiğini kastettiği açık. Evet, PKK geçmişten bugüne artan Kürt nüfusa ilişkin bir planlama yapıyor. Kimi zamanlar bunu hesaplamaktan da çekinmemişlerdir. Öcalan, daha 1989’larda bu hesaplamalara girerek “2000’li yıllarda Kürt nüfusun, Türk nüfusu aşması işten bile değil.” derken, bu nüfus artışını Türklerin Anadolu’ya akışına benzeterek “biraz daha değişik de olsa Kürtlerin bir akışı var.” demişti. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da örgütün çok hassas olduğu bu nokta üzerinden böyle bir açıklama yaptığı görülüyor.  Ancak Türkiye’de Kürt nüfusuna yönelik politika ve söylemlerin, PKK yönetiminin, kelle başı yapılan ve çoklukla övünme ilkelliğindeki hesaplamalarından kaynaklanmadığını düşünmek için çokça tarihi nedenler de var.

Çünkü Cumhuriyetin kuruluşuyla birlikte tesis edilen Türkleştirme politikalarının bir ayağının da Kürt nüfusunu düşürme planlarına dayandığına yakın tarih şahittir. Daha İttihat ve Terakki hükümeti döneminde çıkartılan Tehcir Kanunu’nda işlenen bu konuya, Cumhuriyet döneminde de aynı mantıkla yaklaşılmıştır. Zaten İttihat ve Terakki’nin iskan politikasını yürütecek isim olan “İskan-ı Aşair ve Muhacirîn(Aşiretler ve Göçmenler) Genel Müdürü olan Şükrü Kaya, yeni Cumhuriyet’te de M. Kemal’in en yakın adamlarından biri olarak 11 yıl İçişleri Bakanlığı yapmıştır. Dönemin Meclis Başkanı Abdülhalik Renda tarafından hazırlanan Eylül 1925 tarihli ilk Doğu Raporu’nda, Kürt nüfus sayıldıktan sonra “Kürt nüfus sürekli biçimde çoğalmaktadır” denilmekteydi. Raporda “Bütün memlekette Türk nüfuz ve nüfusunu hakim kılmayı mecbur ve zaruri görüyorum.” deniyordu. Sonrasında hazırlanan Şark Islahat Planı ile bu tavsiyelere uygun bir ruhla sürgünler başlatılmış ve kimi politikalar hayata geçirilmişti. Yapılan sürgünlere ve iskan politikalarına rağmen 1935’de bölgedeki Umum Müfettişi (OHAL Bölge Valisi) Abidin Özmen, hazırladığı raporda Kürt nüfusun gittikçe arttığından yakınıyordu. Diyarbakır, Urfa, Elazığ, Hakkari, Bitlis, Siirt, Mardin ve Van’dan oluşan Birinci Umum Müfettişlik bölgesinde, 1927 Nüfus Sayımı’na göre Kürtlerin 543 bin olan nüfusu, 1935’te 765 bine yükselmişti. Buna karşın bölgedeki Türk nüfus artış oranı çok daha düşüktü. Yıllardır yürütülen iskan politikasına rağmen 1927’de bölgede 206 bin olan Türk nüfus, 1935’te 228 bine ancak yükselmiştir. Bu rakamların güvenirliğini bizzat Özmen’in nüfus sayım sonuçlarının ilan edilmesine yaptığı itirazlarından çıkarabiliriz. Öte yandan rakamların, sürgün ve Türkleştirme politikalarının aktif olarak uygulandığı dönemlerden alındığı da unutulmamalı. Tüm bunlara rağmen artan Kürt nüfusu ulusalcı düşünen yetkilileri rahatsız etmekteydi.

En son 1996 Milli Güvenlik Kurulu’nda gündeme gelen konuya ilişkin, Cumhuriyet’in başındakine benzer bir mantıkla açıklama yapılmıştı. MGK Genel Sekreterliği'nin 1996 sonunda hazırladığı ve Milliyet'te yayımlanan bir raporda "Kürtlerin oturduğu bölgelerde nüfus artışı diğer bölgelerden yüksek. Kürt nüfusu 2025'te toplam nüfusun yüzde 50'sinin üzerine çıkma eğiliminde. Bu, Kürt milliyetçiliğinin canlı tutulmasıyla birlikte düşünüldüğünde, uzun vadede Türkiye için vahim tehdit oluşturabilir. Bölgede nüfus planlaması seferberliği elzemdir. Az çocuğa prim ve çok çocuğa vergi gibi radikal önlemler gereklidir.” ifadeleri yer almıştı. Dönemin Devlet Bakanı Salim Ensarioğlu, raporda tavsiye edilen uygulamalarda üçten fazla çocuk yapanlara ceza, az getirenlere teşvikinin yer aldığını belirtiyordu. Neyse ki ceza ya da teşvik uygulaması dikkate alınmadı.

Ancak her ne kadar Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre nüfusu en hızlı artan bölge olsa da Kürt toplumundaki çocuk sayısında da ciddi düşüş yaşanıyor. Türk toplumunu daha erken bir dönemde etkisi altına alan az çocuk anlayışının, Kürtlerde de gittikçe yaygınlaştığı görülüyor. Özellikle şehirleşmiş nüfus, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dediği gibi “beş, on, on beş çocuk” dünyaya getirmemekte, birkaç çocukla sınırlamaktadır. Kürtlerin de ciddi anlamda şehirleştiği ve okullaşma seviyesinin gittikçe arttığı düşünüldüğünde Türk ulusalcılarının korktuğu sonuç anlamsızlaşmaktadır.  Yine Kürtler arasında az çocuk  anlayışının, daha çok PKK mantalitesine yakın kadınlar tarafından yayılması ve bu kesimlerin Kürt toplumunu ‘modernleştirmedeki’ etkinliklerinin dikkate alınması, Kürt nüfusun geleceğinden korkanlar için rahatlatıcı bir unsur olacaktır.

Türk toplumunun daha erken yaşadığı az çocuk mantığının Kürtlerde yaygınlaşmasında HDP’li yeni nesil kadınların yanında, devletin bir dahli var mı bilmiyoruz. Ancak daha çok okullaşma ve televizyonun en ücra köylere bile etkisi düşünüldüğünde, çocuk sayısına yönelik özel bir çabanın sergilenmesine gerek kalmadığı da düşünülebilir.

Tüm bunlar bir yana, doğum oranıyla yok olan kaç kavim vardır...

Yazının devamı için tıklayınız...

Bu haber 411 kez okudu
YORUM YAZ
UYARI: Haberler ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik eden yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorum - Analiz Kategorideki Diğer Haberler
Kudüs, İslam dünyası ve İstanbul zirvesi
İstanbul'da gerçekleştirilen İslam İşbirliği Teşkilatı Olağanüstü Liderler Zirvesi tarihi bir öneme sahipti. Teşkilatın kurulmasına zemin hazırlayan sebepler ve kendine biçtiği misyon, zirvede açık bir şekilde ortaya çıktı.
Çoklara galebe çalan yiğitler
Zafer Burakmak'ın yorumu;
AK Parti-MHP ittifakı, baraj ve sistemde son durum ne?
"Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde, Cumhurbaşkanı’nın partisinin Meclis’te mümkün olan en yüksek vekil sayısıyla çoğunluğu kazanması elzem görülüyor. Bu nedenle, barajın düşürülmesine sıcak bakılmıyor."
Kudüs üzerine
"Çünkü liderlerin diktatörlükleri önce halklarını, bu uğurda işledikleri günahlar ise sonraki süreçte kendilerini boğuyor. Bugün işlenen her suç, yarınlarını da ipotek altına alıyor.Ve bu hal devam ettikçe İsrail gibi rejimlerin adımları hızlanıyor, poli
Kürt tedirginliği sürdükçe
Türkiye, giderek Kürt kimliğini ‘yadırgayan’ bir siyasi tahayyül geliştirdiği ve bunu milliyetçi bir çerçeve içine oturtarak çatışmayı hedeflediği ölçüde, hem genelde Ortadoğu’da hem de ABD, Rusya ve İran karşısında kırılgan hale geldi.
Trump’ın Kudüs hamlesi uluslararası hukukun açık ihlalidir
ABD büyükelçiliğinin Kudüs'e taşınmasına ilişkin bu hamlenin “Filistin sorunu” açısından birçok anlamı ve sonucu olacaktır. İsrail-ABD penceresinden bakıldığında ise, bugün iki devletli çözüm olasılığı masadan kalkmış görünüyor.
Dünya tam olarak öyle bir yer değil
"Demek ki dünyada kimsenin elinde mutlak güç yok. Kimsenin elinde asla yanılmaz ve yenilmez planlar yok.... Bütün bunlar kıymetini bilenler için daha ümitvar bir dünya vaad ediyor."
Kudüs ve Derinleşen İşgale Karşı Safları Netleştirmek!
Eğer gerçekten de şu veya bu ülkenin, ordunun, süper devletin değil; Rabbul Alemin’in Kadir-i Mutlak olduğuna ve ondan başka da güç ve kudret sahibi bulunmadığına iman ediyorsak perspektifimiz, tutumumuz, kaygı ve özlemlerimiz bu inancımızı yansıtmalıdır.
Ali Abdullah Salih’in Öldürülmesi ve Husiler (1)
Site yazarlarımızdan Metin Aldemir, Yemen'deki gelişmeleri yazı dizisine konu aldı.
Yerlilerin Gözyaşları (Yerlilerin Yok Edilişinin Kısa Tarihi)
Site yazarlarımızdan Ömer Arslan, İspanya sömürge tarihindeki zulümleri konu alan "Yerlilerin Gözyaşları" kitabını değerlendirdi.
ABD budur
Bu, ABD’nin kararıdır. ABD budur. Ilımlısıyla ve ılımsızıyla…
Ambargoyu ‘delme’nin uzun hikayesi
Karar gazetesi yazarı Yıldıray Oğur, ABD'deki mahkemeye taşınan İran'a ambargoyu delme meselesini uzun bir yazı ile anlaşılır bir şekilde tüm boyutlarıyla ele almış.
  • Güncel
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Eylem ve Etkinlikler
  • Dünya
HDP eski Sakarya il başkanına 3 yıl 9 ay hapis cezası Çavuşoğlu: Afrin'e istediğimiz zaman gireriz Türkiye'de 1,5 milyon güvenlik görevlisi var Bozkırda 'bal ormanları' kuruldu Bakanlıktan egzoz muayenesine sıkı takip Eğitime kar engeli 8 ilde naylon fatura operasyonu: 90 kişi hakkında gözaltı kararı Bolu Dağı'nda tırların geçişine izin verilmiyor Uygunsuz asansörlere ceza yağdı Aktif Bank'tan Rıza Sarraf Açıklaması
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
YAZARLARIMIZTÜMÜ
ÇOK OKUNANLAR
    GAZETELER
    NAMAZ VAKİTLERİ
    İmsak
    Güneş
    Öğle
    İkindi
    Akşam
    Yatsı
    Haksöz Haber Radyo Selam | Tevhidin Adaletin ve Özgürlüğün Sesi
    © Copyrigth 2015 yonelishaber.com tüm hakları saklıdır.
    Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır ve linklerin sorumluluğu alınmaz. Yazılım ve Teknik Destek : AmdYazılım
    • Rss Servisi
    • Google+ Sayfası
    • Twitter Sayfası
    • Facebook Sayfası