• BIST
    109.156
  • Altın
    153,298
  • Dolar
    3,8173
  • Euro
    4,5053
  • Mobil Sayfamız
  • Facebook Sayfamız
  • Twitter Sayfamız
  • Google Plus Sayfamız
  • RSS Servisimiz
  • Android Uygulamamız
  • iOS Uygulamamız
 Yavuz Bahadıroğlu
Yavuz BahadıroğluTüm Yazlıları
25 Ocak 2017 Çarşamba 07:38
Avrupa’nın vicdanı

Fatih Sultan Mehmed, yönettiği Hıristiyan azınlıklara, “Her camiin yanına bir kilise yapabilirsiniz” derken, bir Romen general, Transilvanya’da bombardımanla 150 Romen kilisesini ve manastırını yıkıyordu…

Almanya’da, kaç Musevî’nin evlilik yapabileceği kanunla belirlenmişti. Bu kanun 1834 yılına kadar yürürlükte kaldıktan sonra, 1864’de yürürlükten kaldırıldı. Museviler Hıristiyanlarla eşitlendi. Ne var ki, Hitler iktidara gelince, sırf dinleri farklı olduğu için, Musevileri fırınlarda yaktı.

Onsekizinci yüzyıl sonlarına kadar Fransa’da Protestanların evlenme hakkı yoktu. Fransız Protestanlar hiçbir şekilde karı-koca olamadıklarından, tabii ana-baba da olamazlardı.

Amerika’da ise, daha düne kadar zencilere reva görülen muameleyi hepimiz biliyoruz: Sadece ayak işlerinde çalışabiliyorlar, beyazların otobüsüne binemiyor, okuluna gidemiyor, çok varlıklı bile olsalar beyazların yoğun olduğu semtlerde ev tutamıyorlardı. Beyaz önderler tarafından hepsi aynı isimle çağrılıyordu: “Pis zenci!..” Beyazlar “efendi”, zenciler “köle” idi.

Kızılderililer ise, “ölü” sayılıyor, tabelalara “En iyi Kızılderili ölü Kızılderili’dir” diye yazılıyordu. Amerikalı “Beyaz Adam”ın ihtirası, Kızılderililerin soyunu tüketti! 

İngiltere’ye gelince: Kendi kendilerini “Demokrasi’nin beşiği” sayadursunlar, kazın ayağı hiç öyle değil. İngiltere, Avrupalı (hatta İngiliz) kanı taşımayan herkese “köle” gözüyle bakar. Farklı inançta olanları da “insan” olarak görmez. Düşünün ki, İngiltere’de 1828’den itibaren başlayan süreç içinde “inançlara özgürlük” sağlandı. 

Bu da kısmi bir özgürlüktür. Halen, Anglikan Kilisesi’ne (Katolikliğin kısmen yumuşatılmasından oluşturulmuş bir yorum) bağlı olmayan bir hanedan mensubu kral ve kraliçe olamaz. Hâlbuki günümüz anlayışından beşyüz sene evvel, Osmanlılar Rum ve Ermenileri devletin en üst makamlarına tayin etmekte bir mahzur görmüyorlardı.

Ya İspanyolların Endülüs’te yaptıkları? Endülüs, Müslüman fatihlerin İspanya’ya verdikleri isimdir. İspanya, 711’den itibaren Müslümanların hâkimiyetine girmiş, zaman içinde coğrafi sınırları daralmakla birlikte, sekiz asır boyunca İslam ülkesi olarak kalmış, bu süreçte tüm Avrupa’ya ilmin ışığını saçmıştır. O kadar ki, Avrupalı kralların çocukları Endülüs üniversitelerinde eğitim görmüştür.

Avrupa’da papazlar dışında okuma yazma bilen insan bulmak neredeyse imkânsızken, Endülüs’te eğitim faaliyetleri en üst noktaya çıkıyor, halkın neredeyse tümü okuma-yazma biliyordu.

Ekonomisi mükemmeldi. Mimarisi örnek alınacak üstünlükteydi. Hoşgörü ortamı sayesinde cami, kilise ve havra kavgasız-gürültüsüz biçimde yan yana yaşıyordu.

Özet olarak Endülüs, Avrupa’nın en güçlü, en seçkin, en zengin devletiydi. Fakat zamanla zayıfladı. Dış saldırılara eklenen iç ihtilaflar yüzünden kendi içine büzüldü. Sonra da çözülüp dağılma sürecine girdi.

1490 senesinde Hıristiyan orduları tarafından kuşatılan son kale Gırnata, 1492’de yapılan bir andlaşma ile Müslümanların dini ve medeni hakları garanti altına alınması şartıyla teslim oldu. Böylece, İspanya’da sekiz asırdır devam eden İslam hâkimiyeti son buldu.

İspanya’nın Katolik Kralı Ferdinand’la Kraliçe İzabella’nın (nam-ı diğer “Kirli İzabel”) önderliğinde İspanya’da tarihte emsali görülmemiş bir “cinnet dönemi” açıldı. Müslümanları kapalı mekânlara doldurarak üzerlerine vaftiz suyu serpiyor, sonra da gönüllü Hıristiyan oldukları ilan ediliyordu. 

Kur’an-ı Kerim ve diğer Arapça eserler toplatıldı, kütüphaneler boşaltıldı yahut yakıldı, Müslümanların öteden beri giydiği geleneksel kıyafetler yasaklandı. Çocuklarına Arapça öğreten herkes cezalandırıldı. Camiler kiliseye çevrildi. Karşı gelenler Engizisyon Mahkemeleri’ne sevk edildi (Kimi İspanyol kaynaklarına göre, Engizisyon, en az üç bin Müslüman’ın kazığa oturtularak, ya da yakılarak öldürülmesine hükmetmiş) Kalanını da 1609 yılı itibariyle sınır dışı etti.

Yahudiler de aynı muameleye tabi tutuldu. İmdatlarına yine Osmanlı yetişti. Kurtarabildiği kadarını kurtardı. 

YENİ AKİT

Bu haber 1433 kez okudu
YORUM YAZ
UYARI: Konu ile ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik eden yorumlar onaylanmamaktadır.
  • Güncel
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Eylem ve Etkinlikler
  • Dünya
HDP eski Sakarya il başkanına 3 yıl 9 ay hapis cezası Çavuşoğlu: Afrin'e istediğimiz zaman gireriz Türkiye'de 1,5 milyon güvenlik görevlisi var Bozkırda 'bal ormanları' kuruldu Bakanlıktan egzoz muayenesine sıkı takip Eğitime kar engeli 8 ilde naylon fatura operasyonu: 90 kişi hakkında gözaltı kararı Bolu Dağı'nda tırların geçişine izin verilmiyor Uygunsuz asansörlere ceza yağdı Aktif Bank'tan Rıza Sarraf Açıklaması
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
YAZARLARIMIZTÜMÜ
ÇOK OKUNANLAR
    GAZETELER
    NAMAZ VAKİTLERİ
    İmsak
    Güneş
    Öğle
    İkindi
    Akşam
    Yatsı
    Haksöz Haber Radyo Selam | Tevhidin Adaletin ve Özgürlüğün Sesi
    © Copyrigth 2015 yonelishaber.com tüm hakları saklıdır.
    Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır ve linklerin sorumluluğu alınmaz. Yazılım ve Teknik Destek : AmdYazılım
    • Rss Servisi
    • Google+ Sayfası
    • Twitter Sayfası
    • Facebook Sayfası