• BIST
    109.156
  • Altın
    153,298
  • Dolar
    3,8173
  • Euro
    4,5053
  • Mobil Sayfamız
  • Facebook Sayfamız
  • Twitter Sayfamız
  • Google Plus Sayfamız
  • RSS Servisimiz
  • Android Uygulamamız
  • iOS Uygulamamız
Almanya Türkiye ilişkileri kopuyor mu?
"Son gelişmelerden sonra Türkiye-Almanya ilişkileri, belki de târihinin en kötü evresine girdi. Bu kadar gerilimden sonra iki ihtimâlden birisi olur: Ya ilişkiler tâmir edilir veyâ daha büyük bir hesaplaşma için tırmanmaya devam eder ve tarafların inisiy
24 Temmuz 2017 / 07:47

Yeni Şafak yazarı Süleyman Seyfi Öğün, Almanya-Türkiye gerilimini kaleme aldığı yazısında, gerilimin gittikçe yükseleceği öngörüsünde bulunuyor.

Öğün'ün yazısı şöyle;

Son gelişmelerden sonra Türkiye-Almanya ilişkileri, belki de târihinin en kötü evresine girdi. Bu kadar gerilimden sonra iki ihtimâlden birisi olur: Ya ilişkiler tâmir edilir veyâ daha büyük bir hesaplaşma için tırmanmaya devam eder ve tarafların inisiyatif kullanabilecekleri son eşikleri de parçalayarak bir “kopuşa” gider.

Önce sık sık vurgulanan ve benim de bir miktâr desteklediğim bir tezi gözden geçirmekte fayda var. Doğrusu bu gerilimin, Almanya’da seçim sath-ı mâiline girilmiş olmasıyla âlâkadar olduğunu söylemek artık bir basitleme olacaktır. “Kontrollü bir gerginlik” düzeyinde kalsaydı, bu değerlendirmeyle yetinebilirdik. Ama husûsen Almanya tarafından gelen son değerlendirmeler bir “sürdürülebilirlik” krizine işâret ediyor. Bu bir bakıma şunun îtirafı sayılmalı: “Artık bu gerilimi yönetemiyoruz”. “Sürdürülebilir olmaktan çıktı” demek, “yönetilebilir olmaktan çıktı” manasına alınmalıdır.

Bir ilişkinin sürdürülebilir; yânî yönetilebilir olmaktan çıkması; onun sürdürülmesini mümkün kılan “araçların” işlevsizleşmesi manâsına da alınabilir. Almanya; “bu durumda ilişkilerimiz sürdürülebilir olmaktan çıktı” demek sûretiyle; artık araçların işlevsizleştiğini ifâde etmiş oluyor. Pekâlâ; bu iplerin yanlışlıkla, kazayla veyâ taraflardan birisinin -bu da muhtemelen Türkiye olacaktır- “fevrî” veyâ “aşırı” davranışlarıyla elden çıktığı manâsına da geliyor. Alman siyâsetçilerinin beyanlarında kullanılan dilin imlediği bir şeyler var: “Bu Türkler, nihâyetinde bir Şark toplumudur. Siyâsete akıllarıyla değil, önyargıları ve duygularıyla yaklaşırlar. Hele biraz bellerini doğrultmaya görsünler; hemen çılgınlaşırlar. İşte şimdi yaptıkları da budur. Almanya’ya sanki savaş açtılar. Ulusal gurûrumuzla oynuyorlar. Bizde bunun altında kalamayız. Avrupa değerlerinin bize yüklediği mes’uliyet üzerinden gerekli her türlü cevâbı verecek ve bu şımarık, haddini bilmeyen Şark milletine haddini  bildireceğiz”…Aklın duyguyla yer değiştirmesi.. Aklî değer ve araçların terk edilip duygusal bir zemine kaymak. …

Eğer, reelpolitik’in zirve yaptığı ve her türlü normu fütursuzca çiğnediği bir zeminde “değerler” vurgusu yapılıyorsa; benim tezim odur ki; kopuş ve husûmet kasdî olarak derinleştirilmek isteniyordur. Giderek daha fazla emin olduğum bir husus var: Almanya, Türkiye ile olan ilişkilerinin geleceğini karartabileceği kadar karartmak istiyor. Yâni Türkiye’ye, Katar tarzı bir ambargoyu dayatabilecekleri bir zemini oluşturmak istiyor. Sürecin ekonomik yaptırımlar içereceğine dâir vurgu buna işâret ediyor. “Güvensiz ülke” tanımlaması yaparak Türkiye’ye gelen Alman turistlerinin gözünü korkutmak; Devlet garantilerini çekerek Türkiye’deki Alman yatırımlarını durdurmak… Almanya’da anaakım siyâsetler Türkiye’yi dışlama arzusunda. Üstelik bu arzu, Almanya’daki seçimlerden bağımsız bir gerçek.

Artık anlaşılıyor ki, dünyâdaki güç dağılımı ve siyâsal -ekonomik aktörlerin bu dağılımdaki dizilişi çok sancılı süreçleri içeriyor. Bağımlılık Okulu’nun en kuvvetli teorik ismi olan -toprağı bol olsun- Andre Gunder Frank’ın Dünyâ Sistemi başlıklı derlemesine çeşitli vesilelerle tekrar tekrar bakıyorum. Çok kapsamlı, kuşatıcı bir bakış var burada. Dünyâ târihinin dâimî olarak belli bir güç merkezi etrafında çeşitli türdeki “bağımlılık” ilişkilerinden oluştuğunu ortaya koyan bir bakış bu. Bu merkezlerin hiçbiri ebedî değil. Bugün ağırlık merkezini oluşturan coğrafyalar ve bu coğrafyalarda suyun başını tutan güçler yarın perişan bir şekilde karşımıza çıkabilir. Binlerce sene dünyânın en büyük güçlerinden birisini oluşturan Çin ve Hint kıt’aları nasıl oldu da Atlantik merkezli Pan Avrupa’nın elinde yüzlerce sene sömürge oluverdi? Nasıl oldu da bugün Çin ve Hindistan belini doğrulttu ve yeniden bir ağırlık merkezi oluşturdu? Avrupa nasıl oldu da bütün târihsel üstünlüğünü bir çırpıda Atlantik'in ötesine kaptırıverdi? ABD II.Genel Savaş'tan sonra; nasıl oldu da sömürgesi olduğu Britanya’nın yerini alıverdi? Bugünlerde küllenmiş zannedilen Britanya yeniden nasıl da tazelenmiş iddialarıyla sahneye çıkıveriyor. Atlantik merkezli bir dünyâ artık çok demode kalıyor. Pasifik merkezli bir dünyâ ise, Asya, Avrupa ve Afrika’nın bütünleşmesine doğru gidiyor. Bu da; Atlantik ve Pan-Avrupa’nın çeperlere itilmesi manâsına geliyor. Brexit, Büyük Britanya’nın Çin ile birlikte, hem ABD hem de Almanya’yı dışlayarak Pasifik merkezli güç dağılımını yönetmesi ve patronajına almasının ilk adımıydı. Bu durumda Almanya her zaman olduğundan daha fazla ABD’ye gebe bir hâle geldi. Bu gerilimler içinde, üç kıt’anın düğüm noktasını tutan Türkiye’ye şu veyâ bu şekilde abanmak, Pasifik odaklı ve bu üç kıt’ayı merkezîleştiren bir oluşuma vurmak anlamına gelecektir.  Hâsılı mesele, Almanya -Türkiye meselesi olmaktan çoktan çıktı...

YENİ ŞAFAK

Bu haber 1095 kez okudu
YORUM YAZ
UYARI: Haberler ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik eden yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorum - Analiz Kategorideki Diğer Haberler
Kürt tedirginliği sürdükçe
Türkiye, giderek Kürt kimliğini ‘yadırgayan’ bir siyasi tahayyül geliştirdiği ve bunu milliyetçi bir çerçeve içine oturtarak çatışmayı hedeflediği ölçüde, hem genelde Ortadoğu’da hem de ABD, Rusya ve İran karşısında kırılgan hale geldi.
Kudüs üzerine
"Çünkü liderlerin diktatörlükleri önce halklarını, bu uğurda işledikleri günahlar ise sonraki süreçte kendilerini boğuyor. Bugün işlenen her suç, yarınlarını da ipotek altına alıyor.Ve bu hal devam ettikçe İsrail gibi rejimlerin adımları hızlanıyor, poli
Trump’ın Kudüs hamlesi uluslararası hukukun açık ihlalidir
ABD büyükelçiliğinin Kudüs'e taşınmasına ilişkin bu hamlenin “Filistin sorunu” açısından birçok anlamı ve sonucu olacaktır. İsrail-ABD penceresinden bakıldığında ise, bugün iki devletli çözüm olasılığı masadan kalkmış görünüyor.
Dünya tam olarak öyle bir yer değil
"Demek ki dünyada kimsenin elinde mutlak güç yok. Kimsenin elinde asla yanılmaz ve yenilmez planlar yok.... Bütün bunlar kıymetini bilenler için daha ümitvar bir dünya vaad ediyor."
Kudüs ve Derinleşen İşgale Karşı Safları Netleştirmek!
Eğer gerçekten de şu veya bu ülkenin, ordunun, süper devletin değil; Rabbul Alemin’in Kadir-i Mutlak olduğuna ve ondan başka da güç ve kudret sahibi bulunmadığına iman ediyorsak perspektifimiz, tutumumuz, kaygı ve özlemlerimiz bu inancımızı yansıtmalıdır.
Ali Abdullah Salih’in Öldürülmesi ve Husiler (1)
Site yazarlarımızdan Metin Aldemir, Yemen'deki gelişmeleri yazı dizisine konu aldı.
Yerlilerin Gözyaşları (Yerlilerin Yok Edilişinin Kısa Tarihi)
Site yazarlarımızdan Ömer Arslan, İspanya sömürge tarihindeki zulümleri konu alan "Yerlilerin Gözyaşları" kitabını değerlendirdi.
ABD budur
Bu, ABD’nin kararıdır. ABD budur. Ilımlısıyla ve ılımsızıyla…
Ambargoyu ‘delme’nin uzun hikayesi
Karar gazetesi yazarı Yıldıray Oğur, ABD'deki mahkemeye taşınan İran'a ambargoyu delme meselesini uzun bir yazı ile anlaşılır bir şekilde tüm boyutlarıyla ele almış.
Bir davada üç mesele: Bağımsızlık, rüşvet, devlet aklı
"Sarraf davasını bir de bu açılardan tartışalım dedim. Kötü mü ettim?"
15 gün süren sır sorgu
"Amerika ise Silo’ya en fazla ilgi gösteren ülke oldu. Doğrudan resmi kaynaklardan bir açıklama gelmedi. Ancak Amberin Zaman üzerinden ilginç veriler paylaşıldı."
Yunanistan'ın silahlanma hamleleri
Yunanistan'da savunma bütçesinden yapılan kesintiler yeni sistem alımını durdurmuş olsa bile, operasyonlarda, tatbikatlarda ve günlük faaliyetlerde belli bir seviyenin korunması için özen gösterildiği görülüyor.
  • Güncel
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Eylem ve Etkinlikler
  • Dünya
Bozkırda 'bal ormanları' kuruldu Bakanlıktan egzoz muayenesine sıkı takip Eğitime kar engeli 8 ilde naylon fatura operasyonu: 90 kişi hakkında gözaltı kararı Bolu Dağı'nda tırların geçişine izin verilmiyor Uygunsuz asansörlere ceza yağdı Aktif Bank'tan Rıza Sarraf Açıklaması 80 köy yolu ulaşıma kapandı Erdoğan ile Steinmeier telefonda görüştü Suriye sınırına askeri sevkiyat
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
YAZARLARIMIZTÜMÜ
ÇOK OKUNANLAR
    GAZETELER
    NAMAZ VAKİTLERİ
    İmsak
    Güneş
    Öğle
    İkindi
    Akşam
    Yatsı
    Haksöz Haber Radyo Selam | Tevhidin Adaletin ve Özgürlüğün Sesi
    © Copyrigth 2015 yonelishaber.com tüm hakları saklıdır.
    Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır ve linklerin sorumluluğu alınmaz. Yazılım ve Teknik Destek : AmdYazılım
    • Rss Servisi
    • Google+ Sayfası
    • Twitter Sayfası
    • Facebook Sayfası