• Mobil Sayfamız
  • Facebook Sayfamız
  • Twitter Sayfamız
  • Google Plus Sayfamız
  • RSS Servisimiz
  • Android Uygulamamız
  • iOS Uygulamamız
Almanya nükleer silahı konuşuyor! Böyle giderse Türkiye'de tartışabilir
"Almanya’nın nükleer silah edinmesi II. Dünya Savaşı’nın bitişinden bu yana bildiğimiz uluslararası dengelerin yıkılmasına da neden olur. Almanya istese de istemese de hırçınlaşmak zorunda kalır."
18 Haziran 2017 / 13:35

ABD Başkanı Donald Trump’ın NATO ve Rusya politikasının, Almanya'da nükleer caydırıcılığın tartışılmasına neden olduğunu belirten Karar gazetesi yazarı Mensur Akgün, tartışmaların siyasilerden çok akademik çevrelerde yürütüldüğünü işledi. Almanların çoğunluğunun nükleer enerjiye bile karşı olduğunu yazan Akgün, ancak "Güvenlik söz konusu olursa, Almanya kendini dışlanmış veya yalnızlaşmış hissederse, bugünkü toplumsal uzlaşmanın sürdürülmesi mümkün olmayabilir. Almanya dünya siyaset sahnesine dikkate alınması kaçınılmaz bir jeopolitik güç olarak yeniden çıkar." ifadelerini kullanarak şunları kaydetti "Almanya’nın nükleer silah edinmesi II. Dünya Savaşı’nın bitişinden bu yana bildiğimiz uluslararası dengelerin yıkılmasına da neden olur. Almanya istese de istemese de hırçınlaşmak zorunda kalır."

Akgün, Trump'ın bu politikalarına devam etmesi halinde Türkiye'nin de nükleer güç elde etmeyi tartışacağını ileri sürdü;

Akgün'ün yazısı şöyle;

Donald Trump’ın NATO’yu mali yükün “adil” paylaşımına indirgemesi, Rusya ile özel ilişkiler geliştireceğini hissettirmesi Almanya’da rahatsızlık doğurdu. Almanya Başbakanı Angela Merkel birkaç hafta önce Münih’te “Avrupa’nın kendi ayakları üstüne basması gerekir” mealinde bir açıklama yaptı, ama hepsinden önemlisi Almanya nükleer caydırıcılık için ABD şemsiyesi dışındaki seçenekleri tartışmaya başladı.

Şimdilik tartışma siyasi olmaktan çok “akademik” düzeyde.  Almanya’nın tek başına nükleer silah edinmesi gerektiğini söyleyenler de var, sorunun AB bünyesi içinde çözülmesi gerektiğini söyleyenler de. Carnegie’den Ulrich Kühn ve Tristan Volpe’nin Foreign Affairs’in Temmuz-Ağustos sayısında yazdıkları gibi Alman halkının çoğunluğu bırakın nükleer silahlanmayı, Almanya’da nükleer santral olmasına bile karşı.

***

Bu yüzden işbaşında hangi parti ya da koalisyon olursa olsun nükleerleşme karşıtı konsensüsü aşması zor. Zaten Başbakan Merkel de 2011 Fukuşima kazasından sonra Almanya’daki nükleer santrallerin 2022’ye kadar kapatılacağını söylemişti. Fakat imkansız değil. Güvenlik söz konusu olursa, Almanya kendini dışlanmış veya yalnızlaşmış hissederse, bugünkü toplumsal uzlaşmanın sürdürülmesi mümkün olmayabilir. Almanya dünya siyaset sahnesine dikkate alınması kaçınılmaz bir jeopolitik güç olarak yeniden çıkar.

Almanya’nın nükleer silah edinmesi ya da edinmeye kalkması zaten zar zor ayakta tutulmaya çalışılan kökeni 1960’lara dayanan NPT (Nükleer Silahların Yayılmasını Önlenmesi Antlaşması) rejiminin çökmesine, nükleer silahların yayılmasının önündeki hukuki/siyasi engelin kalkmasına sebep olur. Kimse İran, Kuzey Kore ya da başka bir ülkeye neden nükleer silah edinmemesi gerektiğini anlatamaz. Ayrıca Almanya’nın nükleer silah edinmesi II. Dünya Savaşı’nın bitişinden bu yana bildiğimiz uluslararası dengelerin yıkılmasına da neden olur. Almanya istese de istemese de hırçınlaşmak zorunda kalır.

Çünkü her şeyden önce Almanya’nın tercihini dünyaya anlatması kolay olmayacak, en yakın müttefikleri bile Berlin’i potansiyel tehdit olarak görmeye başlayacaktır. Almanya’nın nükleer silah edinmesi sadece tehdit algıladığı, risk olarak gördüğü Rusya’yı değil Polonya, Fransa ve hatta İngiltere’yi de rahatsız edecektir. Paradoksal bir şekilde Almanya’nın kendisi için çizeceği yeni yolun her aşaması tepki doğuracak, doğacak tepkiler de Almanya’nın bir yandan tercihlerinin meşruiyeti hakkındaki kuşkularının ortadan kalkmasına, diğer yandan gerilimi arttıracak yeni adımlar atmasına yol açacaktır.

***

Almanya’nın yakın çevresindeki kuşkuları gidermesinin tek yolu ortak bir tehdide karşı hareket etmesi, bu tehdidin ABD tarafından caydırılmayacağını, yıldırılmayacağını AB ortaklarına anlatabilmesidir. Bu da Kühn ve Volpe’nin belirttikleri gibi Almanya’nın konvansiyonel ve diğer yöntemlerle gerçekleştirilen Rusya yayılmacılığına karşı durmasını gerekli kılacaktır. Yeni bir Kırım benzeri müdahale olduğunda artık Almanya’nın arabulucu değil caydırıcı olması beklenecektir. Bu da Almanya’nın siyaset yapma biçiminin tamamen değişmesi anlamına gelecektir.

Neyse ki henüz Almanya’nın nükleer silah edinmesinin gerekli olup olmadığını sadece Foreign Affairs, Foreign Policy gibi dergilerle Frankfurter Algemeine Zeitung gibi gazetelerin sütunlarında rastlıyoruz. Thorsten Benner, Maximilian Terhale gibi akademik kimliği ön planda olan insanlar Almanya’nın nükleer silaha ihtiyacı var diyor. Ancak Trump yönetimi bu politikalarını sürdürürse, sadece Almanya’nın değil belki Türkiye’nin de bu tartışmayı ciddi bir şekilde başlattığını, caydırıcılığını güçlendirmek için nükleer silah edinmesinin şart olduğunu söylediğini göreceğiz…   

Kaynak: KARAR

Bu haber 1331 kez okudu
YORUM YAZ
UYARI: Haberler ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik eden yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorum - Analiz Kategorideki Diğer Haberler
Kudüs, İslam dünyası ve İstanbul zirvesi
İstanbul'da gerçekleştirilen İslam İşbirliği Teşkilatı Olağanüstü Liderler Zirvesi tarihi bir öneme sahipti. Teşkilatın kurulmasına zemin hazırlayan sebepler ve kendine biçtiği misyon, zirvede açık bir şekilde ortaya çıktı.
Çoklara galebe çalan yiğitler
Zafer Burakmak'ın yorumu;
AK Parti-MHP ittifakı, baraj ve sistemde son durum ne?
"Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde, Cumhurbaşkanı’nın partisinin Meclis’te mümkün olan en yüksek vekil sayısıyla çoğunluğu kazanması elzem görülüyor. Bu nedenle, barajın düşürülmesine sıcak bakılmıyor."
Kudüs üzerine
"Çünkü liderlerin diktatörlükleri önce halklarını, bu uğurda işledikleri günahlar ise sonraki süreçte kendilerini boğuyor. Bugün işlenen her suç, yarınlarını da ipotek altına alıyor.Ve bu hal devam ettikçe İsrail gibi rejimlerin adımları hızlanıyor, poli
Kürt tedirginliği sürdükçe
Türkiye, giderek Kürt kimliğini ‘yadırgayan’ bir siyasi tahayyül geliştirdiği ve bunu milliyetçi bir çerçeve içine oturtarak çatışmayı hedeflediği ölçüde, hem genelde Ortadoğu’da hem de ABD, Rusya ve İran karşısında kırılgan hale geldi.
Trump’ın Kudüs hamlesi uluslararası hukukun açık ihlalidir
ABD büyükelçiliğinin Kudüs'e taşınmasına ilişkin bu hamlenin “Filistin sorunu” açısından birçok anlamı ve sonucu olacaktır. İsrail-ABD penceresinden bakıldığında ise, bugün iki devletli çözüm olasılığı masadan kalkmış görünüyor.
Dünya tam olarak öyle bir yer değil
"Demek ki dünyada kimsenin elinde mutlak güç yok. Kimsenin elinde asla yanılmaz ve yenilmez planlar yok.... Bütün bunlar kıymetini bilenler için daha ümitvar bir dünya vaad ediyor."
Kudüs ve Derinleşen İşgale Karşı Safları Netleştirmek!
Eğer gerçekten de şu veya bu ülkenin, ordunun, süper devletin değil; Rabbul Alemin’in Kadir-i Mutlak olduğuna ve ondan başka da güç ve kudret sahibi bulunmadığına iman ediyorsak perspektifimiz, tutumumuz, kaygı ve özlemlerimiz bu inancımızı yansıtmalıdır.
Ali Abdullah Salih’in Öldürülmesi ve Husiler (1)
Site yazarlarımızdan Metin Aldemir, Yemen'deki gelişmeleri yazı dizisine konu aldı.
Yerlilerin Gözyaşları (Yerlilerin Yok Edilişinin Kısa Tarihi)
Site yazarlarımızdan Ömer Arslan, İspanya sömürge tarihindeki zulümleri konu alan "Yerlilerin Gözyaşları" kitabını değerlendirdi.
ABD budur
Bu, ABD’nin kararıdır. ABD budur. Ilımlısıyla ve ılımsızıyla…
Ambargoyu ‘delme’nin uzun hikayesi
Karar gazetesi yazarı Yıldıray Oğur, ABD'deki mahkemeye taşınan İran'a ambargoyu delme meselesini uzun bir yazı ile anlaşılır bir şekilde tüm boyutlarıyla ele almış.
  • Güncel
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Eylem ve Etkinlikler
  • Dünya
HDP eski Sakarya il başkanına 3 yıl 9 ay hapis cezası Çavuşoğlu: Afrin'e istediğimiz zaman gireriz Türkiye'de 1,5 milyon güvenlik görevlisi var Bozkırda 'bal ormanları' kuruldu Bakanlıktan egzoz muayenesine sıkı takip Eğitime kar engeli 8 ilde naylon fatura operasyonu: 90 kişi hakkında gözaltı kararı Bolu Dağı'nda tırların geçişine izin verilmiyor Uygunsuz asansörlere ceza yağdı Aktif Bank'tan Rıza Sarraf Açıklaması
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
YAZARLARIMIZTÜMÜ
ÇOK OKUNANLAR
    GAZETELER
    NAMAZ VAKİTLERİ
    İmsak
    Güneş
    Öğle
    İkindi
    Akşam
    Yatsı
    Haksöz Haber Radyo Selam | Tevhidin Adaletin ve Özgürlüğün Sesi
    © Copyrigth 2015 yonelishaber.com tüm hakları saklıdır.
    Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır ve linklerin sorumluluğu alınmaz. Yazılım ve Teknik Destek : AmdYazılım
    • Rss Servisi
    • Google+ Sayfası
    • Twitter Sayfası
    • Facebook Sayfası