• BIST
    106.816
  • Altın
    145,637
  • Dolar
    3,5223
  • Euro
    4,1300
  • Mobil Sayfamız
  • Facebook Sayfamız
  • Twitter Sayfamız
  • Google Plus Sayfamız
  • RSS Servisimiz
  • Android Uygulamamız
  • iOS Uygulamamız
Almanya nükleer silahı konuşuyor! Böyle giderse Türkiye'de tartışabilir
"Almanya’nın nükleer silah edinmesi II. Dünya Savaşı’nın bitişinden bu yana bildiğimiz uluslararası dengelerin yıkılmasına da neden olur. Almanya istese de istemese de hırçınlaşmak zorunda kalır."
18 Haziran 2017 / 13:35

ABD Başkanı Donald Trump’ın NATO ve Rusya politikasının, Almanya'da nükleer caydırıcılığın tartışılmasına neden olduğunu belirten Karar gazetesi yazarı Mensur Akgün, tartışmaların siyasilerden çok akademik çevrelerde yürütüldüğünü işledi. Almanların çoğunluğunun nükleer enerjiye bile karşı olduğunu yazan Akgün, ancak "Güvenlik söz konusu olursa, Almanya kendini dışlanmış veya yalnızlaşmış hissederse, bugünkü toplumsal uzlaşmanın sürdürülmesi mümkün olmayabilir. Almanya dünya siyaset sahnesine dikkate alınması kaçınılmaz bir jeopolitik güç olarak yeniden çıkar." ifadelerini kullanarak şunları kaydetti "Almanya’nın nükleer silah edinmesi II. Dünya Savaşı’nın bitişinden bu yana bildiğimiz uluslararası dengelerin yıkılmasına da neden olur. Almanya istese de istemese de hırçınlaşmak zorunda kalır."

Akgün, Trump'ın bu politikalarına devam etmesi halinde Türkiye'nin de nükleer güç elde etmeyi tartışacağını ileri sürdü;

Akgün'ün yazısı şöyle;

Donald Trump’ın NATO’yu mali yükün “adil” paylaşımına indirgemesi, Rusya ile özel ilişkiler geliştireceğini hissettirmesi Almanya’da rahatsızlık doğurdu. Almanya Başbakanı Angela Merkel birkaç hafta önce Münih’te “Avrupa’nın kendi ayakları üstüne basması gerekir” mealinde bir açıklama yaptı, ama hepsinden önemlisi Almanya nükleer caydırıcılık için ABD şemsiyesi dışındaki seçenekleri tartışmaya başladı.

Şimdilik tartışma siyasi olmaktan çok “akademik” düzeyde.  Almanya’nın tek başına nükleer silah edinmesi gerektiğini söyleyenler de var, sorunun AB bünyesi içinde çözülmesi gerektiğini söyleyenler de. Carnegie’den Ulrich Kühn ve Tristan Volpe’nin Foreign Affairs’in Temmuz-Ağustos sayısında yazdıkları gibi Alman halkının çoğunluğu bırakın nükleer silahlanmayı, Almanya’da nükleer santral olmasına bile karşı.

***

Bu yüzden işbaşında hangi parti ya da koalisyon olursa olsun nükleerleşme karşıtı konsensüsü aşması zor. Zaten Başbakan Merkel de 2011 Fukuşima kazasından sonra Almanya’daki nükleer santrallerin 2022’ye kadar kapatılacağını söylemişti. Fakat imkansız değil. Güvenlik söz konusu olursa, Almanya kendini dışlanmış veya yalnızlaşmış hissederse, bugünkü toplumsal uzlaşmanın sürdürülmesi mümkün olmayabilir. Almanya dünya siyaset sahnesine dikkate alınması kaçınılmaz bir jeopolitik güç olarak yeniden çıkar.

Almanya’nın nükleer silah edinmesi ya da edinmeye kalkması zaten zar zor ayakta tutulmaya çalışılan kökeni 1960’lara dayanan NPT (Nükleer Silahların Yayılmasını Önlenmesi Antlaşması) rejiminin çökmesine, nükleer silahların yayılmasının önündeki hukuki/siyasi engelin kalkmasına sebep olur. Kimse İran, Kuzey Kore ya da başka bir ülkeye neden nükleer silah edinmemesi gerektiğini anlatamaz. Ayrıca Almanya’nın nükleer silah edinmesi II. Dünya Savaşı’nın bitişinden bu yana bildiğimiz uluslararası dengelerin yıkılmasına da neden olur. Almanya istese de istemese de hırçınlaşmak zorunda kalır.

Çünkü her şeyden önce Almanya’nın tercihini dünyaya anlatması kolay olmayacak, en yakın müttefikleri bile Berlin’i potansiyel tehdit olarak görmeye başlayacaktır. Almanya’nın nükleer silah edinmesi sadece tehdit algıladığı, risk olarak gördüğü Rusya’yı değil Polonya, Fransa ve hatta İngiltere’yi de rahatsız edecektir. Paradoksal bir şekilde Almanya’nın kendisi için çizeceği yeni yolun her aşaması tepki doğuracak, doğacak tepkiler de Almanya’nın bir yandan tercihlerinin meşruiyeti hakkındaki kuşkularının ortadan kalkmasına, diğer yandan gerilimi arttıracak yeni adımlar atmasına yol açacaktır.

***

Almanya’nın yakın çevresindeki kuşkuları gidermesinin tek yolu ortak bir tehdide karşı hareket etmesi, bu tehdidin ABD tarafından caydırılmayacağını, yıldırılmayacağını AB ortaklarına anlatabilmesidir. Bu da Kühn ve Volpe’nin belirttikleri gibi Almanya’nın konvansiyonel ve diğer yöntemlerle gerçekleştirilen Rusya yayılmacılığına karşı durmasını gerekli kılacaktır. Yeni bir Kırım benzeri müdahale olduğunda artık Almanya’nın arabulucu değil caydırıcı olması beklenecektir. Bu da Almanya’nın siyaset yapma biçiminin tamamen değişmesi anlamına gelecektir.

Neyse ki henüz Almanya’nın nükleer silah edinmesinin gerekli olup olmadığını sadece Foreign Affairs, Foreign Policy gibi dergilerle Frankfurter Algemeine Zeitung gibi gazetelerin sütunlarında rastlıyoruz. Thorsten Benner, Maximilian Terhale gibi akademik kimliği ön planda olan insanlar Almanya’nın nükleer silaha ihtiyacı var diyor. Ancak Trump yönetimi bu politikalarını sürdürürse, sadece Almanya’nın değil belki Türkiye’nin de bu tartışmayı ciddi bir şekilde başlattığını, caydırıcılığını güçlendirmek için nükleer silah edinmesinin şart olduğunu söylediğini göreceğiz…   

Kaynak: KARAR

Bu haber 1024 kez okudu
YORUM YAZ
UYARI: Haberler ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik eden yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorum - Analiz Kategorideki Diğer Haberler
Tehdit Afrin’den, Öyleyse Müdahale Neden İdlib’e?
Türkiye’nin tüm itirazlarına rağmen ABD uçaklarla, tırlarla PYD/YPG’ye silah yağdırmayı sürdürürken, Türkiye medyasında ‘İdlib’e operasyon’ saçmalığı tam gaz sürüyor!
Uğur Dursun Dosyası
Karar Gazetesi yazarı Hakan Albayrak, FETÖ operasyonları kapsamında yapılan operasyonlarda teknik hatalar nedeniyle hukuksuzca tutuklu bulunan Uğur Dursun hakkında İslami STKların yaptığı basın açıklamasını köşesine taşıdı.
Kayıp kaçak prensler
"Avrupa’da yaşayan bu prenslerden üçü, aniden ortadan yok oldular. Adını vermek istemeyen ve halen hayatta olduğu ileri sürülen muhalif prenslerden dördüncüsü ise, bu ortadan kaybolmaları teyit eden kişi durumunda."
Çalıştırılan mahkum 'modern köle' olmasın
"Sistem sağlam temeller üzerinden işletilmezse modern bir köleliğe dönmesi de kaçınılmaz hale gelecektir. Türkiye’de 50 binin üzerinde mahkumun çalıştığı sisteme geçmeden önce sistemin kopya edildiği ABD’yi incelemek gerekiyor."
İran ve Türkiye, bölgede ortak bir siyaset oluşturabilirler mi?
"İran Genelkurmay Başkanı Gen. Bagherî’nin 15 Ağustos günü Ankara’ya yaptığı proğramdışı ziyaretin tahminlerin ötesinde uzadığı anlaşılıyor. Bu da, görüşülecek çok önemli konular olduğundan.."
Irkçılığın ABD’deki yüzü
"Söz konusu cesaret ortamı, Virginia’da patladı ve burası Kuzey-Güney ayırımın yaşandığı yıllar açısından bir tür sınır bölgesi olarak düşünülebilir.Başkent’in çok yakınındaki bu bölge iç savaştaki büyük kayıpların da yaşandığı yer.Dolayısıyla tarihi ve
Teknoloji bağımlılığı alarm veriyor ama bu kimin umurunda!
Bugüne kadar uyuşturucu ve alkollü içeceklerle mücadele eden Yeşilay’ın da teknoloji bağımlılığını ilk sıraya alması durumun vahametini gösteriyor.
Bölgesel Kürtlerle İran ilişkilerinde yeni dönem...
"İran'la bölgesel Kürtler arasındaki ilişkilerin daha gerilimli olacağı bir döneme giriyoruz. İran'ın Irak Kürdistanı'ndaki bağımsızlık referandumuna bu şekilde katı bir muhalefette bulunması da bu yeni durumun ve dönemin dışa vurumlarından birini olu
ABD’yi darbeye İngiltere kışkırtmış
"CIA-MI6 kurgulu 1953 İran darbesine ilişkin yeni belgeler açıklandı. Darbe sorumluluğu ABD’de kalmıştı. ABD’yi meğerse İngiltere kışkırtmış. İran darbe belgesi 64 yıl sonra açıklanıyor ise 15 Temmuz gizli belgeleri için kaç zaman lazım?"
“Youtuberlar” ve tehdit altındaki çocuklarımız!..
"Makyaj yapan küçük kızlardan tutun da, ahlaka ve edebe mugayir sohbetlerin döndüğü, abuk-sabuk her türlü hareketlerin pervasızca yapıldığı, küçücük çocukların adeta birer yetişkinmiş gibi davrandığı videoların neden paylaşım rekorları kırdığı sorgulanıy
Ergenlerden mesaj var!
''Boyacı ağabey seni de yoruyorum, yengeye selamlar.'', ''Düşünün kafanız acımaz.''
‘Yeni Türkiye’ Şapatan’da tökezliyor
‘Yeni Türkiye’de bir işkence vakasının tartışılması ne kadar üzücüyse, bu iddiaya toplumun gösterdiği refleks ile bir polisi açığa aldırması da bir o kadar umut vericidir. Ancak topluma karşın,siyaset kurumunun aynı refleksi gösterdiği söylenemez.
  • Güncel
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Eylem ve Etkinlikler
  • Dünya
TEOG birinci nakil sonuçları açıklandı PTT'den Kurban Bayramı'na özel ücretsiz tebrik kartı Zerzevan Kalesi'nde yeni keşif MEB Teşkilat Yönetmeliğinde değişiklik Meslek öğrenmek isteyenler için yaş ve takvim şartı kaldırıldı İki üniversite 23 öğretim üyesi alacak Kahramanmaraş'ta 4.3 büyüklüğünde deprem Ege Denizi'nde deprem Harput Kapı gün yüzüne çıkarılacak KPSS branş sıralamaları sistemde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
YAZARLARIMIZTÜMÜ
ÇOK OKUNANLAR
    GAZETELER
    NAMAZ VAKİTLERİ
    İmsak
    Güneş
    Öğle
    İkindi
    Akşam
    Yatsı
    Haksöz Haber Radyo Selam | Tevhidin Adaletin ve Özgürlüğün Sesi
    © Copyrigth 2015 yonelishaber.com tüm hakları saklıdır.
    Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır ve linklerin sorumluluğu alınmaz. Yazılım ve Teknik Destek : AmdYazılım
    • Rss Servisi
    • Google+ Sayfası
    • Twitter Sayfası
    • Facebook Sayfası