• BIST
    106.926
  • Altın
    151,318
  • Dolar
    3,6718
  • Euro
    4,3287
  • Mobil Sayfamız
  • Facebook Sayfamız
  • Twitter Sayfamız
  • Google Plus Sayfamız
  • RSS Servisimiz
  • Android Uygulamamız
  • iOS Uygulamamız
Aile ölüyor mu?
"İki yüz yıldan bu yana önce erkekleri, sonra kadınları büyük ölçüde evden kopararak çalışma yaşamına katan, son yıllarda iyice ivmelenen ve hala tüm hızıyla süren devasa bir değişim sürecinin içindeyiz. "
08 Ekim 2017 / 12:07

Yeni Şafak yazarı Erol Göka, modern çağın hedefindeki 'aile'yi yazdı;

Modern hayatın içinde yaşayıp giderken bizi hakikatten uzaklaştıran, ilk anda fark etmediğimiz birçok çeldirici var. İdeolojiler, siyasi farklılıklar, reklamlar, zihin mühendisleri… Bu çeldiriciler nedeniyle, burnumuzun dibindeki hakikati göremiyoruz. Uzak bir gelecekte, diyelim ki elli yıl sonra bizi birbirimizden ne ayıracak, diye düşündüğümde, hayata ona göre baktığımda ilk bakışta göze çarpmayan bir kriterin belirleyici olacağını seziyorum.

Aslında benim sezgimi yıllar öncesinden “Eleştirel Aile Kuramı” yazarı Mark Poster, müşahede etmiş. Şöyle söylüyor: “Aile, bugün aynı ölçüde saldırıya uğruyor ve savunuluyor. Kadınları baskı altında tuttuğu, çocuklara kötü davrandığı, nevrozu yaydığı ve topluluk olmayı engellediği için suçlanıyor. Ahlakı yücelttiği, suçu önlediği, düzeni koruduğu ve uygarlığı sürekli kıldığı için ise övülüyor. Evlilikler, eskisinden çok daha fazla yıkılıyor ve çok daha fazla kuruluyor. Aile, bir kişinin çaresizce kaçmaya veya hasretle sığınmaya çalıştığı bir yer... Bazıları için sıkıcı, boğucu ve izinsiz zorla içeri girmiş bir şey aile; bazıları içinsen müşfik, şefkatli ve içten... Ve böylece ufukta anlaşma işareti olmadan aile ile ilgili tartışmalar, bir ileri bir geri sürüp gidiyor.” Poster’in sözleri, benim şimdi anlatmaya çalışacaklarıma çok benziyor, onların sanki başka şekilde ifade edilmesi…

Kanaatimce günümüzde, giderek dünyanın her yerinde insanları, giyim, kuşamları, ideolojileri, siyasi görüşlerinden ziyade aileye nasıl baktıkları daha iyi ayırt ettiriyor. İnsanlar kadına, erkeğe ve çocuklara biçtikleri rollere göre keskin biçimde ayrılıyorlar, ona göre bir plan dairesinde hayatlarını sürdürüyorlar.

Dilim döndüğünce anlatmaya çalışıyorum iki yüz yıl öncesine göre çok farklı, insanlık tarihinde eşi benzeri olmayan zamanları yaşıyoruz. İki yüz yıldan bu yana önce erkekleri, sonra kadınları büyük ölçüde evden kopararak çalışma yaşamına katan, son yıllarda iyice ivmelenen ve hala tüm hızıyla süren devasa bir değişim sürecinin içindeyiz. Kadınlarla erkeklerin ev dışında çalışmalarını şart olarak sunan, tüm aile üyelerini ev dışında bir hayata zorlayan, kişisel özgürlükleri alabildiğine teşvik eden, bireyin sağlıklı ve iyi hissetmesini her şeyin üstünde tutan, aile değerlerini ve akrabalığı önemsemeyen… Çocukluk, gençlik ve yaşlılık gibi yeni toplumsal kategorilerin ortaya çıktığı ama geleneksel çocuk oyunları, giyimi ve dilinin, yaşlı insanlara duyulan saygının ve atfedilen bilgeliğin kaybolmakta olduğu… Hayatımız üzerine özellikle evlerimizin yeni efendileri çocuklarımızın “özerk, girişimci ve benlik bilinci en yüksek düzeyde” olan birey olarak yetişmeleri adına giderek artan sayıda uzmanın (eğitim uzmanları, psikologlar, devlet görevlileri, sosyal çalışmacılar, rehber öğretmenler, psikiyatrist ve psikanalistler vd.) söz aldığı… Ev-içinde anne-baba-çocuk birlikte geçirdiğimiz zamanlar ve evlerdeki çocuk sayısı giderek azalırken, boşanmaların, tek ebeveynli çocukların, yalnız yaşayanların hızla arttığı… Eşcinsel evliliklerden, sperm ve embriyo bankalarından, genetik tercih hakkından her gün daha fazla söz edilen, çok hızla akan bir süreç…

Süreç, yalnızca öyle, kendi halinde akıp gitmiyor aynı zamanda yeni adetler, yeni yaşama biçimleri oluşturarak ve çim makinesi gibi ilerledikçe bizi sağa sola atarak, ikiye bölerek ilerliyor. Her başlık, bizi ayrıştırıyor. Çok zorlayıcı olanları şimdilik ihmal edin, en basit şu iki başlığı sorun bakalım çevrenizdekilere, bakalım ikiye bölünüvermeyecek misiniz? “Kadının çalışma hayatındaki ve kamusal alandaki rolü”, “aile büyüklerinin ve babanın otoritesi”… Bir tarafta kadının eğitimde, üretimde, siyasi hayatta rolünden; insan, kadın ve çocuk haklarından belirgin bir vurguyla bahsedenler, diğer tarafta kadın-erkek ilişkilerinde tipik örneği geleneksel toplumda olan rol kalıplarını savunan, modern yaşamla birlikte kadın özgürlüğü adı altında bunların değişmesinin her türlü olumsuz yönelime zemin hazırladığını ileri sürenler… Bir kısmımız, hatta çoğumuz ortada bir yerlerde dursak, ikisine birden hak versek de hemen kutuplaşma oluşuverir. Konu, döner dolaşır Mark Poster’in sözünü ettiği yere gelir. Aile hayatının geleceği konusunda endişeye kapılırız.

Yakın bir gelecekte ailenin öleceğinden, insan ilişkilerinin ve rollerinin şimdikinden radikal biçimde değişik olacağından bahsedenler var. Dünyanın gidişatına bakınca pek haksız da sayılmazlar. Evet, kendi adıma yakın gelecekteki asıl ayrışmanın aile konusuna bakışımızda, ona göre yaşantımızı organize edişimizde olacağına inanıyorum ama çok endişeli değilim. Nasıl kapitalizmin sürekli kışkırttığı bireysel hırs ve tamahkârlığa rağmen içimizdeki iyiliğin, cömertliğin, minnet ve şükranın sonuna bir türlü gelinmiyorsa eninde sonunda kazanan aile olacaktır diye düşünüyorum. Çünkü aile de insanın ahlaki koreografisi gibi fıtridir. Yeter ki biz aile ocağımızın tütmesi için çabalamayı sürdürelim.

YENİ ŞAFAK

Bu haber 606 kez okudu
Etiketler :
Aileölüyormu?
YORUM YAZ
UYARI: Haberler ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik eden yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorum - Analiz Kategorideki Diğer Haberler
Her yıl kural değiştiren ÖSYM'ye: Madem kaldıracaktınız neden getirdiniz?
Bir önceki sınavda birçok öğrencinin canını yakan uygulamaların bu sene bir açıklamayla kaldırılmasını sorgulayan Abbas Güçlü, "Madem kaldırılacaktı, neden getirdiniz?... Sınavı iptal edilenlerden özür dilenecek mi?" diye sordu.
"Şimdi Kerkük’ün Türklüğü ihya mı oldu?"
"Şimdi Irak Anayasası’na Kerkük’ün Türklüğünü vurgulayan bir madde mi eklenecek? Kerkük’te raconu bundan böyle Türkmenler mi kesecek? Yok öyle bir şey."
Barzani kaybetti de sen ne kazandın?
"Kerkük düştü diye zil takıp oynayan kardeşim!.. Düştüyse İran’ın eline düştü, senin payına ne düştü ki çığlık çığlığasın böyle?... Hani sen Barzani için İsrail’e çalışıyor, Almanların piyonudur, Amerika’nın ajanıdır diyordun ya, hiçbiri sahip çıkmadı."
Okul sayısı başarı tamam, ya nitelik? Bahçeli istemişse sınav kalkabilir öyle mi?
"Sorun AK Parti’nin yaptıkların rakamlarla anlatması değil. Sorun, AK Partinin yaptıklarını sadece rakamlara indirgemesindedir. Nitelikle değil, sadece rakamlarla konuşuyor olmasındadır."
"Lise öğrencisi eski erkek arkadaşı tarafından öldürüldü" Burada bir tuhaflık yok mu?
"Helin 16 yaşında. Eğer Helin'in, “eski erkek arkadaşı” ile ailesinin zoru ile evlendirilmesine kalkılsaydı, ona “çocuk gelin” denecekti. “Eski erkek arkadaşı” tarafından öldürüldü ve manşetler “kadın cinayeti” olarak atıldı. Burada bir tuhaflık yok mu?
Mardin’de gündelik hayat
Karar Gazetesi yazarı Yıldız Ramazanoğlu, Mardin'e yaptığı ziyareti köşesine taşıdı.
Korku, susturanda zulüm, susturulanda öfke biriktirir
Devlet ve örgüt gibi organizasyonların, değer vermek gibi ikna yöntemleri yerine korku duvarları üzerinden toplumları yönetmenin yollarını keşfetmenin üzerinden bin yıllar geçti.
Haşdi Şabi Kimdir ve Kime Hizmet Ediyor?
Haşdi Şabi, İran’ın Irak’da sevk ve idare ettiği, eğittiği, donattığı ve finansmanını sağladığı bir paramiliter terör örgütüdür. Haşdi Şabi’yi en doğru anlatan kanıt, ele geçirdiği şehirlerde yaptığı katliam ve zulümlerdir.
Yemen’de neler oluyor?
Türkiye’ye yakın coğrafyada yaşanan sıcak gelişmeler nedeniyle Yemen gibi nispeten uzak bölgelerde olup bitenler gündemde kendine yer bulamıyor.Oysa oralarda da bölgeyi sağlıklı bir şekilde okuyabilmek için dikkatlerden kaçırılmaması gereken olaylar oluyo
‘Mor Beyin’ ve Gültekin Sincar
Karar gazetesi yazarı Hakan Albayrak, Bylock üzerinden yapılan kimi uzman görüşlerini ve Gültekin Sincar'ın mağduriyetini işlemiş.
Kuş besleyicisi hastalığı
Hastalık, kuşlara ait döküntülerde veya kuşların tüylerinde bulunan proteinlere maruz kalmak suretiyle gelişir.
Türkiye, Irak’a müdahale edebilir mi?
"İran/Irak ilişkisi veri alındığında Türkiye’nin Kürtlerle karşı karşıya getirilmesinin arzu edildiğini tasavvur etmek zor değil. Ama Türkiye’nin Irak toprağında söz sahibi olmasını beklemek sadece bir hayal..."
  • Güncel
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Eylem ve Etkinlikler
  • Dünya
Sürücü Kursu sınavında değişiklik Müftülüğe Nikah Yetkisi Veren Madde Kabul Edildi HDP Bursa il başkanı tutuklandı Frankfurt Başkonsolosluğundan polise "PKK" tepkisi Rektör atamaları Resmi Gazete'de Yolcu otobüsü ile pancar yüklü tır çarpıştı: 1 ölü, 20 yaralı Deniz Baykal hastaneye kaldırıldı Ardahan'da kar yağışı ve sis yol kapattı EPDK Başkanı Yılmaz: Sistemde kaçak akaryakıt kalmadı 'Öcalan öldü' iddiasına savcılıktan yalanlama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
YAZARLARIMIZTÜMÜ
ÇOK OKUNANLAR
    GAZETELER
    NAMAZ VAKİTLERİ
    İmsak
    Güneş
    Öğle
    İkindi
    Akşam
    Yatsı
    Haksöz Haber Radyo Selam | Tevhidin Adaletin ve Özgürlüğün Sesi
    © Copyrigth 2015 yonelishaber.com tüm hakları saklıdır.
    Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır ve linklerin sorumluluğu alınmaz. Yazılım ve Teknik Destek : AmdYazılım
    • Rss Servisi
    • Google+ Sayfası
    • Twitter Sayfası
    • Facebook Sayfası