• BIST
    98.193
  • Altın
    141,180
  • Dolar
    3,5006
  • Euro
    3,9168
  • Mobil Sayfamız
  • Facebook Sayfamız
  • Twitter Sayfamız
  • Google Plus Sayfamız
  • RSS Servisimiz
  • Android Uygulamamız
  • iOS Uygulamamız
Halime Kökçe
Halime KökçeTüm Yazlıları
01 Mart 2017 Çarşamba 10:11
28 Şubat ve unutamadıklarım

Üzerinden 20 yıl geçti. 28 Şubat darbesinden çok 28 Şubat süreci dedik, darbeyi ve darbenin uzun yıllara sâri etkisini tanımlayabilmek için.

Hürriyet'in "Karargah rahatsız" manşetinin yeniden hatırlattığı üzere 28 Şubat aynı zamanda bir medya darbesiydi. Darbenin "amiral gemisi" de Hürriyet'ti, her zamanki gibi.

Başörtülüler öcüleştirilecek, dindar kesim itibarsızlaştırılacak, askerin ve Fetullah Gülen'in ağzından atılan manşetlerle "darbenin şartları olgunlaştırılacaktı".

28 Şubat'ın darbeler tarihimizdeki farklı yeri çok yazılıp çizildi. Hiçbir şey yapmadıysak her yıldönümünde mağdurlarını hatırladık.

Ben de çok konuştum, çok yazdım 28 Şubat hakkında. Ama bende iz bırakan yönlerinden hiç söz etmedim.

Bugün 28 Şubat ve unutamadıklarımdan bahsetmek istiyorum. Benim kişisel 28 Şubatımdan...

***

Üniversiteden yeni mezun, kocaman hayalleri olan birisi olarak yüksek lisansa başvurmuştum. Dört yıl boyunca girip çıktığım okuluma giremeyeceğimi hiç düşünemezdim. Mimar Sinan Üniversitesi'nin Fındıklı'daki binasına gidip mezuniyet belgemi almam gerekiyordu. Kapıdaki polisler içeri giremeyeceğimi söyledi. O gün başı açık bir arkadaş yardımıyla dilekçemi öğrenci işlerine ulaştırdım, başı açık bir başka arkadaş yardımıyla çıkış belgemi alabildim. Aşağılandığımı hissetmiştim.

O anı unutmam mümkün değil! 

Yasak henüz kampüs girişlerinde uygulamaya başlanmamıştı. Bazı okullara başörtüsü ile girebilmek mümkündü. ODTÜ'de yasak bazı fakültelerde sıkı uygulanırken Beşeri Bilimler'de hoca inisiyatifiyle delinebiliyordu. Dersleri ona göre seçerek bir yıl kadar idare edebildim. Ancak unutamadığım şeyler yaşadım yine o yıl. Bir arkadaşımız vardı, dereceyle matematik öğretmenliği bölümüne girmişti. Yasak başladıktan süre sonra sebepsiz yere yürüme yeteneğini kaybetmeye başlamıştı. Ansızın yere yığılıyor, ambulansla hastaneye kaldırılıyor, haftalar geçince yeniden yürümeye başlıyor, bir süre sonra aynı hal tekrarlıyordu. Doktorlar teşhis koyamadı, psikolojik deyip işin içinden çıktı. Doğru teşhis 28 Şubat'tı!

Bunu da hiç unutamadım...

Yasak sıkılaşıyor, rektörler hocalardan jandarmalık yapmalarını istiyordu. Başörtülü öğrencileri derse almaya devam eden hocalar hakkında işlem yapılmaya başlanmıştı. El ele tutuşma eylemleri, Cuma namazı sonrası yapılan gösteriler, okul önlerindeki oturma eylemleri işe yaramıyordu. Belli ki bu saçmalık devam edecekti...

Kendimce bir eylem tertiplemeye karar verdim. Madem bizi başörtümüzle okula almıyorlar biz de dazlak olarak girelim diye düşündüm. Kütüphanenin bodrumundaki rutubet kokan mescidin en kalabalık olduğu vakit, kim varsa o an orada, konuyu açtım. Baktım ki, kızların önemli kısmı "Hocaefendilerinin" talimatıyla başlarını açmaya karar vermiş bile.

Çok öfkelendim, bu kararı kendilerinin değil bir başkasının vermiş olmasınaydı öfkem. Benim eylem de boşa çıktı. "İyi başörtülüler" ve "kötü başörtülüler" olarak ayrışmış olduk bi de. Başını açmayanlar hem okullarından oldu hem de 'kötü'.

Takiyye denen şeyle de o gün tanışmış oldum.

***

Kız kardeşim Ankara'da Kimya okuyordu. Yasağı burun farkıyla atlatmış, kampus yasağı başlamadan okulunu dereceyle bitirmişti. Hocasının teklifini kabul ederek başını açmış olsa bugün mezun olduğu okulda o da hoca olacaktı. En sevdiği şey hassas ölçüm cihazlarıyla deney tüpleriyle uğraşmaktı.

İkimiz aynı anda İstanbul'a döndük. Hayallerimizi geride bırakıp annemizin dizinin dibine oturduk.

Kardeşimin her daim umutla bakan gözlerindeki ışık sönmüştü. Nasıl unutabilir bunu?

Bir de gözlerindeki nur sönene kadar dokuduğu dantelaları bizleri okutmak için satan annemin çaresizce ve mahcup bir edayla, "Açsaydınız başınızı da siz de arkadaşlarınız gibi öğretmen olsaydınız kızım, devleti siz mi terbiye edeceksiniz" deyişini...

Unutmadım, unutmayacağım!

Başörtülü kızlara had bildirenleri, "kevaşe, aşağılık köpek sürüsü" diyenleri, Arabistan'ı adres gösterenleri...

16 Nisan'da bu zihniyetin ilelebet yok olması için de evet diyeceğiz.

STAR

Bu haber 831 kez okudu
YORUM YAZ
UYARI: Konu ile ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik eden yorumlar onaylanmamaktadır.
  • Güncel
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Eylem ve Etkinlikler
  • Dünya
Engelli memur sayısı 50 bine yaklaştı Şırnak'ta 6 PKK üyesi teslim oldu Yeni KHK yayımlandı Üniversite tercih kılavuzu yayımlandı Helikopterlere engel tanıma sistemi geliyor Dışişleri'nden 'güvenlik mesajı' açıklaması Şırnak'ta zırhlı polis aracı devrildi: 8 polis yaralı Erdoğan Katar için Trump'la görüşecek LYS-1'de 2 sorunun iptalinin istendiği iddiası Görevden alınan iki DBP’li belediye başkanına tahliye
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
YAZARLARIMIZTÜMÜ
ÇOK OKUNANLAR
    ALINTI YAZARLARTÜMÜ
    GAZETELER
    NAMAZ VAKİTLERİ
    İmsak
    Güneş
    Öğle
    İkindi
    Akşam
    Yatsı
    Haksöz Haber Radyo Selam | Tevhidin Adaletin ve Özgürlüğün Sesi
    © Copyrigth 2015 yonelishaber.com tüm hakları saklıdır.
    Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır ve linklerin sorumluluğu alınmaz. Yazılım ve Teknik Destek : AmdYazılım
    • Rss Servisi
    • Google+ Sayfası
    • Twitter Sayfası
    • Facebook Sayfası