• BIST
    116.531
  • Altın
    158,593
  • Dolar
    3,7404
  • Euro
    4,4932
  • Mobil Sayfamız
  • Facebook Sayfamız
  • Twitter Sayfamız
  • Google Plus Sayfamız
  • RSS Servisimiz
  • Android Uygulamamız
  • iOS Uygulamamız
15 Temmuz’da ve sonrasında ordu
"Biri FETÖ’cü, diğeri Kemalist-militarist iki zıt ideolojik bakış ve grubun zihniyet düzeyinde buluşmaları, silaha davranmanın meşru siyasi davranış biçimi olarak ortak bir kod oluşturması da, bir sual olarak, orta yerde duruyor. "
08 Ocak 2018 / 10:20

Yeni Şafak gazetesinden bir süre önce ayrılan Ali Bayramoğlu, Karar gazetesiyle anlaştı.

Zaman zaman Karar gazetesinde yazıları yayımlanan Ali Bayramoğlu’nun artık gazetede her pazartesi “siyaset-analiz” yazıları kaleme alacağı duyuruldu.

Ali Bayramoğlu, bugünkü yazısında “15 Temmuz’da ve sonrasında ordu” başlıklı yazısı şöyle;

Türkiye’de ordunun yıllar yılı devletin omurgasını oluşturan, siyasi kurumsal denklemlerde önemli bir yer tutan bir aktör olduğu şüphe götürmez. Zihniyet ve gelenek kökü derinlere giden bu denklemin, silahlı güç-siyaset ilişkisinin kısmi sivilleşme ve tasfiye süreçleri veya konjontürel sinmelerle tarihe karıştığını varsaymak pek gerçekçi değildir.

Bir çetenin orduyu ele geçirmeye ve kullanmaya çalışmasına işaret eden 15 Temmuz darbe girişimi, bunun açık kanıtıydı. Kumanda odasında kim olursa olsun, o kara Temmuz gecesi, askeri birlikler eliyle düzenlenen, Silahlı Kuvvetlerin generallerinin yarısının karıştığı, asker mermileriyle, tank paletleriyle 248 sivilin hayatını kaybettiği bir  kalkışmaydı. Adını nasıl koyarsanız koyun, isterseniz hakim askeri ideolojiyi yansıtmadığı düşünün, Türkiye, 21. Yüzyılın ilk çeyreğinde, 10 yıllık sivilleşme politikalarının zirve noktasında, kanlı bir askeri darbe girişimiyle karşı karşıya kaldı.

Kaldı ki, FETÖ’cü kumanda odasının hakim askeri ideolojiyle yolunun o gece ne denli kesiştiği hala bir muammadır. Biri FETÖ’cü, diğeri Kemalist-militarist iki zıt ideolojik bakış ve grubun zihniyet düzeyinde buluşmaları, silaha davranmanın meşru siyasi davranış biçimi olarak ortak bir kod oluşturması da, bir sual olarak, orta yerde duruyor.  Nitekim, çap, iddia, hedef belki farklıdır, ama 1971’de Avcıoğlu ekibinin 9 Mart darbe girişimi ile 15 Temmuz, orduyu ele geçirme, kullanma, iktidara silahla el koyma niyetleri açısından benzerlikler taşır.

Mesele sadece orduyu ele geçirmeden ve ele geçirenlerden ibaret değildir. Aynı zamanda silahlı yapı ve aktörlerin siyasi alana müdahale etme ve silah sokma geleneğinden henüz uzaklaşmamış olmasıdır. 

2007 yılında genelkurmay hala ideolojik hesap soruyor, muhtıra verebiliyordu. 2011 yılı geldiğinde vesayete yol veren yasalar değişmiş, ama ordunun özerk iç işleyiş düzenine, hakim subay profiline ilişilmemişti. 2015’te bu kez ordunun ideolojik bir çete üyesi bir subay grubunun darbe girişimiyle siyasi sahaya sürülmesini yaşadık. Bunların üçü de ayrı ama ordu açısından bakıldığında iç içe bir hikayenin, bir bütünün parçalarıydı.

Türkiye, tüm hukuk, hak, özgürlük ve rejim tartışmaları bir yana, siyasi bir boz-yap evresinden geçiyor. Kırılan devlet omurgası sökülüyor ve yeniden birleştiriliyor. Yapı bozuluyor ve yeniden kuruluyor. Bu evrede, özellikle yeniden kurma evresinde, geleceğe dönük olarak bakıldığında, çeteler ya da FETÖ meselesi  kadar, ordu ve asker meselesi özel bir önem taşımaktadır.

Darbe girişimi bu iki mesele üzerinden şu iki ihtiyacı ortaya koydu. 

*İdeolojik toplulukların cirit atmasını engelleyecek, her tür partizanlığa kapalı,  ideolojik sadakat ve aidiyet yerine liyakat ve demokratik denetime, kurumsal bağlılığa ve güvene dayalı bir devlet düzeni tesis etmek. 

*Legalist subay zihniyetine dayanan, evrensel demokratik denetim kurallarına uygun  bir ordu yapısı oluşturmak.

Bu ihtiyaçları gidermenin ise tek istikameti vardır: Hukuk devleti ilkeleri...

Bugün bunun her anlamda çok uzağındayız. 

Sistemin ve devletin yeniden kurulmasında, “liyakat, denetim, ilke, ilkeye sadakat” gibi temel, evrensel araçlar adeta bir risk faktörü olarak görülüyor, yaşanan sorunların kaynağı değillermişçesine, “siyasi sadakat, aidiyet, faydacılık ve öz savunma güdüleri”  inanılmaz etkili bir rol oynuyor. Liyakatin temsil ettiği kurumsallık yerini sadakat üzerine kurulu şahsiliğe, hukuki denetim yerini vicdani ve siyasi takdire bırakıyor.

Bu belki bir siyasi tercih, ne var ki, söz konusu olan geleceğimiz...

Devlette, özellikle orduda “boz” safhasını, hedefini ve bunun meşruiyetini biliyoruz:

“15 Temmuz 2016 sonrası Gülen bağlantıları ortaya çıktığı için, ordu general ve amirallerinin yüzde 50’si, subaylarının ise yüzde 10’dan fazlası ihraç edildi:  “150 general, 4 bin 630 subay, 2 bin 167 astsubay, 1210 uzman erbaş ve sözleşmeli er ile 411 sivil memur ve işçi olmak üzere toplam 8 bin 568 personel…”

Ama sıra “yap” safhası, yani “kurma” safhasına gelince iş değişiyor. 2 Ocak günü Anadolu Ajansı’nın bir haberi şöyleydi:

“Milli Savunma Bakanlığı, personel açığını kapatmak için bugüne kadar 1763 subay, 4 bin 135 astsubay, 3 bin 698 uzman erbaş, 6 bin 162 sözleşmeli erbaş ve er, 92 sivil memur olmak üzere toplam 15 bin 850 personel temini gerçekleştirdi. Bakanlık personel alımına yönelik çalışmalarına bu sene de devam edecek. Bu yıl içinde 3 bin 755’i subay, 5 bin 375’i astsubay, 13 bin 213’ü uzman erbaş ve 20 bin 595’i sözleşmeli erbaş ve er olmak üzere toplam 42 bin 938 personel alınması planlanıyor…”

Geçen yıl 15.000, bu yıl 43.000 olmak üzere toplam 58.000 asker, kendi başına bir ordu…

Nasıl alınıyorlar, hangi kriterlere göre seçiliyorlar, seçim denetimi nasıl yapılıyor? Güvenlik soruşturmasının ölçütleri ne? Bu soruşturmayı kim yapıyor? Güvensizlik krizinin siyasi hayatı yönettiği şu günlerde bu alımlarda sadakatin ölçüsü ve ölçümü nedir? Yeni kurulan Milli Savunma Üniversitesi kimleri öğrenci olarak alacak? Nasıl bir subay profili hedefleyecek? Ne tür mezunlar verecek? Asker kimliği bakımından demokratik ve hukuk merkezli bir değişim mi olacak yoksa sadece iktidar el mi değiştirecek? Eski yapı kötü kopyası yeniden mi üreyecek?

Bu soruların içerdiği endişeyi bertaraf edebilmek için şeffaflık, hukuk ve demokrasi pusulasına ihtiyaç var....

 

Bu haber 558 kez okudu
YORUM YAZ
UYARI: Haberler ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik eden yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorum - Analiz Kategorideki Diğer Haberler
Dayatma yemin metni ile Meclis'ten kovmak
"Zana’nın tahliye ve vekilliği, hatalarından dersler çıkarmış “Yeni Türkiye” olarak ifade edilen sürecin Kürtler tarafına yansımasıydı. Şimdi tersinden bir sürecin sembolüne döndü. Hem de “Türkiye milleti” gibi meşru ve haklı bir söylem üzerinden."
Afrin soruları
"Bu şartlar altında Suriye’de üretilecek çözümden Türkiye ne kadar pay istiyor? Daha da önemlisi, askeri seçeneğe başvurarak bunu alabileceğine inanıyor mu?"
Kuraklığın lafı yetti gıda fiyatları artıyor
Hükümet, gıda fiyatlarını düşürmek için kırmızı et, hububat, bakliyat gibi birçok üründe gümrük vergilerini düşürdü. 2018'de beklenen kuraklık, ramazan ayının hasat öncesine denk gelmesi özellikle yılın ilk yarısında gıda fiyatlarının artıracak gibi.
Adı Resmi Gazete’de yayınlanmış ama kimsenin tanımadığı bir adamın hikayesi...
"Başına gelenlerle kimsenin ilgilenmediği, bu kadar kritik günlerden geçerken de mağduriyeti kimsenin umurunda olmayan bu ülkenin sıradan bir genç vatandaşı o. Adı Resmi Gazete’de çıkmış olmasına rağmen..."
ABD’nin YPG yatırımı ve Afrin denklemi
ABD’nin yeni adımı YPG’nin bir örgüt formatından çıkarılarak bir orduya dönüştürülmesi anlamına geliyor. Bu hamle birkaç katmanda Suriye’nin ve bölgenin geleceğini etkileyecek bir mahiyete sahip.
Mısır'daki siyasi idamları durdurmak için somut adımlar atabilmek
İhvan'ın tutuklu liderleri ve onların aileleri kendi sınavlarını başarıyla vermekteler. Ancak, hür dünyanın(!) yöneticileri, önderleri, aydınları, gazetecileri ve aktivistlerinin Mısır’daki idamlarla ilgili sınavlarını başarıyla verebildiğini söylemek mü
Ortadoğu yazarı: Biz muhalefetteyiz ama fikrimiz iktidarda
MHP'nin yayın organı Ortadoğu yazarı Yıldıray Çiçek "MHP bugün fikrinin iktidarını yaşamaktadır. Düşman cephesinin çıldırması da bu yüzdendir" dedi.
Bu hukuki ihtilafa bakacak bir merci yok
"Yerel mahkeme Anayasa Mahkemesi’ne “Görev gaspı yapıyorsun” derse, bu ihtilafa bakacak daha üst bir mahkeme yok! Çünkü Anayasa Mahkemesi’nin kararları “kesin ve bağlayıcı”dır. Aksi düşünülmediği için bir merci tayin edilmemiştir"
Adaletten sinyal bekleyenler...
"Eğer, bu konuda yeni bir içtihad ve kriter geliştirilmezse, müphemlik ortadan kaldırılmazsa “güçlü olanlar ya da güçlü tanıdıkları olanlar kurtuluyor” gibi şikayetler de bitmez."
Avrupa - Türkiye - Ortadoğu: Kim dönüşüyor, kim dönüştürüyor?
Mültecilerden radikalizme, başarısız devlet deneyimlerinden ekonomik darboğaza kadar Avrupa'nın komşu bölgelerinde yaşanan meseleler Avrupa'daki siyasal manzarayı dönüştürüyor, toplumsal kaygıları çok ciddi manada kaşıyor.
Bilmediğiniz şeyler var!
"Herhalde hiç kimse bize MHP ve Devlet Bahçeli’nin niyet konusunda ‘’Bilmediğiniz şeyler var’’ diyemez. Biz hem MHP’yi hem de Devlet Bahçeli’yi gayet iyi biliyoruz. Burada bilmediğimiz aslında AK Parti’nin ne istediğidir?"
Selvi: AİHM, Türkiye'yi Avrupa Konseyi'ne taşıyabilir
Selvi, AYM'nin tutuklu gazeteciler Şahin Alpay ve Mehmet Altan hakkında verdiği 'hak ihlali' kararının Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nden (AİHM) de çıkabileceğini ve " AİHM’nin Türkiye’yi, Avrupa Konseyi’ne taşıması tehlikesinden söz ediliyor" dedi
  • Güncel
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Eylem ve Etkinlikler
  • Dünya
Ehliyet sınavlarında 'tablet' dönemi başladı HDP'li Altan Tan hakkında 15 yıla kadar hapis istemi Hakkari'de kayak keyfi Kısmen buz tutan Gölcük Gölü havadan görüntülendi Kanal İstanbul'un güzergahı resmen belli oldu Emniyet Özel Harekat Daire Başkanlığı kaldırıldı Bozdağ'dan 'Mor Beyin' açıklaması Van Gölü için 100 milyon liralık arıtma tesisi YÖK'ten görevlendirmelere ilişkin yönetmelik değişikliği Posof'ta eğitime kar engeli
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
YAZARLARIMIZTÜMÜ
ÇOK OKUNANLAR
    GAZETELER
    NAMAZ VAKİTLERİ
    İmsak
    Güneş
    Öğle
    İkindi
    Akşam
    Yatsı
    Haksöz Haber Radyo Selam | Tevhidin Adaletin ve Özgürlüğün Sesi
    © Copyrigth 2015 yonelishaber.com tüm hakları saklıdır.
    Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır ve linklerin sorumluluğu alınmaz. Yazılım ve Teknik Destek : AmdYazılım
    • Rss Servisi
    • Google+ Sayfası
    • Twitter Sayfası
    • Facebook Sayfası